üşüyorum

Zihnimden sesleniyorum: üşüyorum

Duygular aleminde yaşıyorum. Alemlerden alem beğeniyorum. Hastayım, üşüyorum. Hava soğuk, battaniyeye sarılıyorum. Düşünüyorum, düşündükçe üzülüyorum. Yapmadıklarıma üzülüyorum, yaptıklarıma üzülüyorum, yapamayacaklarıma üzülüyorum. Battaniyeyi kafama çekiyorum, nefes alamıyorum, kafamı battaniyeden çıkarıyorum, nefes alıyorum. Yapmam gerekenleri, yapmadığıma hayıflanıyorum. Halsizliklerime, isteksizliklerime, hastalanışlarıma, yarım kalmışlara hayıflanıyorum.

Az dinleneyim diyorum, sonra tüm gün yatağımdayım. Çıkmam lazım yataktan, yapmam gerekenler var. Okumam gereken kitaplar var, yazmam gereken yazılar var. Kalemi elime almam gerek, kağıdı doldurmam gerek. Hapşırıyorum, zihnim dağılıyor. Zihnimin derinlikleri, nöronlarım bana karşı. Biraz önce düşündüğümü unutuyorum. Bir zihin nasıl ilk sevgilisinin simasını hatırlamaz? Bu zihnin savunma şekli midir? Nasıl hiç fotoğrafımız olmaz? Eskiden iyi sevmiş zihnim, kadınlar için güzel sözler üretmiş. Şimdi, bir kadının ideasından başka ne sunabilir? Hapşırıyorum, her şey karman çorman.

Zamana yolculuk

Hiçbir kadına gönül veremeyişim

Yataktan zorla kalkıyorum, zihnimi buna ikna etmek zor oluyor, biraz cebelleşiyoruz, sonunda galip çıkıyorum. Ayakta sendeliyorum, duvara tutunuyorum, duvar soğuk ya da ben yanıyorum. Bakkala olan borcum aklıma geliyor, yine vermeyi unuttuk, ayıp oldu, diyorum kendi kendime. Çalışma masama oturuyorum, kıytırık kilitli çekmecemi açmak için anahtarı çeviriyorum. Zihnim anahtar ile bağlantı kurup, kalbimin anahtarını hiçbir kadına vermeyişime hayıflanıyor.

Arada oturur, iki çay koyarım, biri zihnime biri de bana, ben aslında kahveciyimdir ama zihnim çayı sever. Oysa uzun gecelerin asıl dostu kahvedir. Neyse, zihnim bana, artık yeniden bir kadına aşık olma zamanı, der. Nereden bulacağım senin istediğin gibi bir kadını, derim. Zihnim, çok şey mi istiyorum, en azından Shakespeare okumuş olsun, der. Shakespeare okuyan kız bizi beğenir mi?, diye sorarım. O da, doğru yaaaaaa, der.

Dertli dertli çaylarımızı yudumlarız. Çekmeceden günlüğüm ya da ayda birkaç kez bazı olayları yazdığım defteri çıkarıyorum. Bu sefer 2 ay olmuş hiçbir şey yazmayalı. Hastayım, halsizim, üzgünüm, diye yazıp, defteri kapatıyorum. Hapşırıyorum, defteri çekmeceye koyup, bir bitki çayı yapmalıyım diye düşünürken çekmeceyi kilitliyorum. Yavaş adımlarla yatağa geçiyorum. Yarın dinç kalkmayı umuyorum. Yarın okuyacağım kitapları okuyacağım, yazacağım yazıları yazacağım, kalem ile kağıtların üzerinden uçacağım, bakkala borcumu ödeyeceğim. Zihnim ile çay içecek, bize bakacak, Shakespeare okuyan bir kadın hayali kuracağız, belki de Shakespeare okuyan kadını bulacağız.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 4. Bölüm

Toprak ana 2. bölüm

Güven kırıntıları

Dünyanın en güzel camisi(1876 tarihli metin)

Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı?

Yi Ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi! 4. bölüm

Kirli Melek