prens

Üvey annesine aşık olan prens

Bu hikaye Yunan harfli Türkçe Anatol Ahteri yayınında yayınlanmıştır. Anatol Ahteri, “Fenni ve Ahlaki Müsavver(tasvirli) Anatol Ahteri” başlığı ve “Haftada bir defa neşr olunur/ Risale-i Mevkute(süreli yayın)” bölümü yazılıdır. 1 Eylül 1886 tarihli yayınında bu hikaye yayınlanmıştır. Aşağıda yazının aktarımı ve kısmen sadeleştirilmesini bulacaksınız. () parantez içindeki bölümler bana aittir.

TARİH-İ KADİMDEN İBRETAMIZ BİR SAHİFE (KADİM TARİHTEN İBRETLİ BİR SAYFA)

Seleukos Nikator nam kralın oğlu Antiohos Soter birden bire bir keder illetine müptela olmuştu ki günden güne sararıp solmak ve yeyip içmeden kesilmek ve eriyip vücuden düşmek birbirinin gerekli hükmünü bulmuştu. Atibba bu illete deva bulmaktan aciz kaldı. Kendisinin biricik varisi ve veliahdı olan ciğerparesinin bilhassa gençliğin münasip vaktine henüz vasıl olduğu bir zamanda böyle ilacı bulunmaz bir illeti hayatı mahveden müptela olmasından dolayı pederi nefsine(canına) kast etmeye kalkmıştı. Çünkü oğlunun ömrü ile beraber hükümdarlık soyu son bulacaktı. Her nefes aldıkça ölüm hayale bir derece daha yakınlaştığını gören çaresiz peder canından aziz olan oğlunu göz göre ölümün pençesine teslim etmekten ise canına kıymayı güya nefsi için kurtuluş bilmişti.

Prensin tedavisine memur olan atibba arasında daha mahir ve daha çetin bulunan Erasistratos prensteki hastalığın zihin açıklığının bütün belirtilerini tedkik ve takip ettikten sonra nihayet hastalığın aslını keşf etmiş yani hastalığın bir sevda-i muhabbetten ibaret olduğuna hükm eylemiş ve hükmünde yanılmamıştı. Fakat prens dildade(aşık) olduğuna dair kimseye sır açmamış olduğu için, tabip prensin sevdasını keşf eylediği gibi sevdiğini keşf eylemişti. Binaenaleyh(bunun üzerine) ona da çare buldu her gün sabahtan akşama kadar hastanın odasında oturmayı adet ile sarayın kadınları odaya girip çıktıkça prensin simasını muayene ve edeceği işaretlere dikkat etmeye başladı.

Prens için birçok kadın girip çıkıyor

Birçok kadın girip çıktığı halde prensin simasında hiçbir iyi belirti müşahede edemedi. Nihayet o dakikaya kadar odaya girmemiş olan genç bir kadın gelir gelmez prensin yüzünde aşk ve sevdaya delalet eden bazı değişimlerin zuhur ettiğini görünce tabip bakışını daha ziyade derinleştirmeye başladı.

-O gün bu genç kadın her nasıl ise ziyareti birkaç nöbet tekrar eylemekle hastadaki heyacanı muhabbetin işaretleri hep mumaileyhinin(adı geçenin) ziyareti ile ortaya çıkıyordu ve arada giren (ve)sair kadınların müşahedesinden prenste bir değişim görünmüyordu. Tabip bu tecrübesinin üç gün devamlı icra eyledi. Dördüncü günü prense sorup cevap istedi . Nihayet Prens hüngür hüngür ağlayarak tabibe itiraf-ı aşk ile dedi ki: “Beş ay vardı ki Stratoniki’nin letafet ve çekiciliğine dellenerek gece gündüz rahat fikir ve akıldan uzak düşmüşüm… çok düşündüm… Tehlikeli olan sevdanın ne derecelerde ayıplandığını bildiğim için kalbimden onu def etmeye günlerce çalıştım. Yazık ki ben aşktan tebait eyledikçe o dayanmamı mahveden kuvveti ile benim mağlubiyetimi artırmaktaydı. Bu sırrım meydana çıktığı halde dahi âlemin kötülemesine uğramaklığım kesin olmasından ilac-ı müşkül feramuşu(ilacı unutmak olan dert) zor olan dertten, yeyip içmeyi terk ile canı telef etmekten başka kurtuluş çaresi bulamadım.” Bazı hastalıklar vardı ki mahiyeti keşf olunduğu halde devasını bulmak zordur. Hâlbuki tabip hem hastalığı keşf etmiş hem ilacını bulmuş iken yalnız bir araya getirilmesinin imkânsızlığa tesadüf eylemişti. Ertesi günü Kral oğlunun hal sıhhatini sual için tabibe adet üzerine nezdine getirterek sual eyledi, tabip ümitsiz bir tavr ile der ki:

-Efendim! Prensin hastalığına tedbir etmek müşküldür, çünkü kendisi hiçbir vakit malik olamayacağı bir kadına dildade[aşık] olmuştur.
Kral – Ne demek? Hükümetimde benim nüfus ve iktidarım ne kadar ise halefim olan oğlumun dahi nüfus ve iktidarı o mertebededir. Binaenaleyh[bundan dolayı] oğlum istediği kadın ile izdivaç edebilir. Eğer komşu devletlerden birinin kızını sevmiş ve izdivaçlarına zorluk çıkarılmış ise kılıç kuvveti ile onun meramına çalışırım.

Tabip – Efendimiz! Bu kadın eğer bir bakire olmuş olsa idi zaten imkânsız ad olunmazdı. Kadın evlidir.

Kıral – Kimin karısıdır?

Tabip –Bendenizin zevcem.

Kıral – Vay! Hükümdarınızın oğlunu böyle bir dertten kurtarmak için zevceniz kendisine terk edemeyecek kadar insafsız mısınız? Ben tebaamın tamamından ve özellikle kendileri ile münasebet edindiğim ahbabımdan böyle bir dostluk umudunda bulunamaz mıyım? Sizin daima teminine çalıştığınız bağlılık ve sadakatiniz böyle bir zor işte açığa çıkacak kadar yalnız lafzı bir yolda mıydı?

Tabip – Efendimiz! Kulunuzu bu kadar insaniyetsiz suçlamayı buyurmayın! Bir kerede kendinizi benim yerime koyunda oğlunuzu üvey validesine aşık olmuş farz eyleyin! Dert aşktan korkusu ve bunun ile beraber hayatı onun ile izdivacına bağlı bulunduğunu bilmiş olun. Acaba rızanız ile hareminizin kendi ‘faydalı meyvelerinden’ olduğu halde oğlunuza terk edebilir misiniz?

Kıral – Ah! Keşke oğlumun hayatı böyle bir fedakârlığa bağlı olsaydı, ona kemal sevk ile hem zevcem Stratoniki’yi ve hem de bütün saltanat ve hükümetimi terk ederdim.

Tabip – Pekiyi efendimiz! Oğlunuza lazım olan ilacı buldunuz çünkü prens zevceniz Stratoniki’nin güzelliğinin divanesi olmuştur.

Kral bu sözü işitir işitmez hemen Stratoniki’yi nezdine çağırıp, meseleyi izah ve Stratoniki’nin fikrini ve ricasını aldıktan sonra boşanır ve oğluna bahs ve nikah eylemiştir.

Bu bir misali tarihidir ki genç evlada malik olan ihtiyar pederlerin yaşlarına münasip olmayan zevce seçmelerinin sakıncası görünür.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

İzmir’den Manisa’ya bisiklet yolculuğu

Zamana Yolculuk 9. bölüm

Aynanın İçinden ve satranç motifi – 1. Bölüm

Abdülhamit’e kadar Osmanlı Sultanları

Kirli Melek – 9

Kurtuluş 8. bölüm