altun yumurtlayan tavuk

Altun yumurtlayan tavuk

Altun Yumurtlayan Tavuk” hikayesi 1 Temmuz 1876 tarihinde, Yunan harfli Türkçe “Aggeliaforos Çocuklar İçin” süreli yayınında yayınlanmıştır. Metinde iki hikaye iç içe anlatılmıştır. Birinci hikayede Pavlus’un dümbeleğin sesinin nereden çıktığını merak etmesiyle başlayan hikaye anlatılmaktadır. İkinci kısım da ise Pavlus’un annesi, Pavlus’a bir nasihat olsun diye anlattığı “Altun Yumurtlayan Tavuk” hikayesi yer almaktadır. Bazı kelimelerin açıklması [] parantezi ile verilmiştir. Bazı kelimelerin yazılış şekli korunarak, dönemin yazım şekli hakkında fikir vermesi istenmiştir.

Altun yumurtlayan tavuk

Pavlos’un bir dümbeleği var idi. Pavlus her sabah mektep vaktine dek ve her ahşam yatacak vakte dek dümbeleğini çalarak eylenir idi. Bir gün dümbeleğin sesi nereden geldiğini anlamak için Pavlus validesine bir şey demeksizin mutfağa giderek bir büyücek bıçak alıp dümbeleğin beyaz derisini kesti, fakat içinde hiç bir şey bulamadı. Pavlus dümbeleğin içinde hiçbir şey göremediği için taaccüp eyledi[şaşırdı]. Sesin nereden geldiğini anlamak için, dümbeleği eline alıp, yırtılmamış yerinden vurmaya başladı ise de, ses çıkmadı. Dümbeleğin sesin çıkarmaya çok çalıştı, amma çıkaramadı. Ses kaçmış ve artık dümbelek işe yaramaz idi.

Küçük çocukların adeti üzre, Pavlus oturup ağlamaya başladı. Biraz sonra validesi oğlunun ziyadesi ile ağlamakta olduğunu işiterek, sebebini anlamak için Pavlus’un yanına geldi ve dümbeleğin yırtıldığını görerek ve hali keyfiyeti işiterek şöyle söyledi: “Pavlus, bir adem anlamadığı işe karışmamalı olduğunu şimdi artık öğrenmelisin ve bu yırtık dümbelek sana bu dersi öğretecek.” Sonra anası oğlunun kalbinin teskin etmek[sakinleştirme] için büyük bir kitap açarak ona tasvirler göstermeye başladı. O(l) kitaptaki tasvirlerden birisi bu nüshanın birinci sahifesinde gösterilmiştir ve Pavlus’un validesi o tasvir üzerine atideki[ilerideki] hikayeyi nakl eyledi.

Vah, Tavuğun karnında altun yok idi.

Vaktiyle bir ademin acayip bir tavuğu var idi. Bu tavuk her cihetle[şekliyle] başka tavuklara benzer idi ise de, her sabah safi altun bir yumurta yumurtladığı için acayip bir tavuk idi. Merkum zat[adı geçen kişi] tavuğu yumurtladığı altun ile rahat geçinebilir idi. Fakat uğursuz bir günde tavuğun karnında altun yığını olmalı, yohsa her sabah altundan bir yumurta nasıl hazırlanabilir deyü düşünmeye başladı ve tavuğun karnında altun var mı yok mu anlamaya niyet etti. Böylece tavuğun karnında altun yığını olduğu halde, her sabah bir yumurtayı bekleyecek yerde, hepisini birden almak daha iyi olup deyü düşündü. Bunun üzerine tavuğun karnını bıçak ile açtı, fakat anlamadığı bir işe karışmak divanelik olduğunu çabuk öğrendi. Tavuğun karnında altun yok idi, tavuk dahi ölmüş olduğundan artık yumurtalayamaz idi.

Altun yumurtlayan tavuk

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Kirli Melek – 2

Zamana yolculuk

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)