Yazılar

Anadolu göbeği

Yi Ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi! 4. bölüm

Yi Ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi!“, Orta Doğu ve Akdeniz kültürünün birleştiği Hatay’da yetişen ve yaşayan bir gencin üzerinden alışkanlıklar ve iradeyi anlatıyor. Öykü dizisinin yazarı Mehmet Başkan‘dır. Lütfen okumaya 1. bölümden başlayınız.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Doğu toplumlarındaki insanların büyük bölümünde olduğu gibi bende de sorun göbek sorunu değil. Benim sorunum çok basit ve kültürel bir sarmaşıktan ibaret. Ben insanlara hayır diyemiyorum, ısrarlara karşı koyamamak kültürümün bir parçası. Oldu bittiye getirilerek önüme koyulan bir tas çorbaya hayır demek, benim kültürümde büyük ayıp. Ancak insanın karnı tokken yemeğe hayır demesi bir saygısızlık değildir. Aksine doğaya ve yemeğe saygıdır. Dilim bunu söylese de, icraat ne yazıkki tam tersi oluyor. Anadolu göbeği, bir beslenme sorunu değildir. Beslenmenin de ötesinde bir kültürel sorundur. “Yi ha yi”, “bir tabak daha yi” diyerek iradeye bir müdahale yapılıyor. Toplumda kişi iradesi değil, topluluk kararı irade olarak kabul ediliyor. Aşiret mantığı da bu temeller üzerine yerleşiyor.

İttihat ve Terakki Partisi ve tarım

Teyzem beni bekliyor

Patatesli köfte yoğurup geldi teyzem. Annem ve benim aç olduğumuza karar vermiş. Karar verildi, Oytun’un ve annesinin nefes bile almadan yemesine ve iradelerinin yok sayılmasına toplum mahkemesi tarafından karar verildi. Birey olarak bir kez daha toplum ve aile geleneğine boyun eğdim. Bu yaşıma dek boyun eğmeye bir türlü doyamadım. Boyun eğmeye doysaydım, elbet karnımın doyduğunu da söyleyebilirdim.

Hayatımın en önemli anlarında toplum darbe yapıyor

Toplumun bana dayattığının sadece yeme alışkanlıkları olduğunu zannedecek kadar gerçeklerden kaçıyorum. Toplum yalnızca ne zaman ne yiyeceğime karar vermiyor. Toplum benim düğünümün nasıl olacağına, sünnet törenimin nasıl olacağına, cenazemin nasıl olacağına da karışıyor. Hayatımda önemli dediğim tüm aşamalarda toplum müdahale ederek benim dediğim olacak diyor.

Hayatımın en kıymetli, en üzücü, en sevindiren anları bir şekilde toplumun kontrolüne geçiyor. İkinci bir emre kadar hayatımda hiçbir karar bana verilmeyecek şekilde toplumun eline geçiyor. Canımın yarısı, babam vefat ediyor. Ne yapmam gerektiği konusunda toplum duruma el koyuyor. Gözyaşı dökecek oluyorsun, izin vermiyor. Tebessüm edecek oluyorsun, yakışmaz diyor. Toplum en kritik anların katili olarak bireyi bir böcek gibi ezip geçiyor.

Tüm müdahalelere ve bireyin yok edilişine rağmen, toplumun bana dayattığının sadece yağlı yemekler olduğunu zannedecek kadar korkağım. Örneğin, toplum bana devletim için ölmemi nasihat ediyor ama intihar edersem arkamdan korkak diyecekler. Devlet için kendimi öldürdüğümde cesur bir kahraman olacağım. Lakin kendimi sadece kendim için öldürürsem bir korkak olarak anılacağım. Ben baskılara direnemeyecek kadar zayıf bir insanım. Her alanda baskı altına alındım. Aslında bana özgü de değil, ne kadar da isterdim bana özel bir muamele yapılmasını. Ancak herkese yaptıkları baskının aynısını yaptılar bana. Sırf bu baskıdan dolayı kendimi zaman zaman özel bir insan dahi hissettim.

Köy okulları yardım projesi

Kendinden vazgeçen toplumdan da vazgeçebilir

Toplum, insanın birey olma özelliğinden vazgeçmesini istiyor. İnsanın özünden vazgeçmesini sağlayan toplum, insanın toplumdan da vazgeçebileceğini düşünmek dahi istemiyor. Kendinden vazgeçtiği gibi, hissizlik fırtınasında toplumdan da vazgeçerek intihar ettiğinde ise suçu bireye atarak bir anda toplum kendisini temize çıkaracak. Örneğin, birazdan eve gittiğimde Selim amcamın emaneti silah ile kendimi öldüreceğim. Ancak şuana dek birey yok, biz bir bütünüz diyen toplum bir anda beni yalnız bırakacak. Toplum olarak zayıfız demeyecek kimse, birey olma özelliğimi yok eden toplum bir anda başarısızlık nedeni ile beni birey olarak değerlendirecek.

Birlikte üstesinden gelemeyeceğimiz engel yok derken çok güzel bir toplumduk. Ne zaman biri kaybedecek olsa, kaybeden birey oldu. Misal, Sabahattin amca iflas ettiğinde toplum olduğumuzu hiç kimse hatırlamadı. Sabahattin amca parayı işletmeyi bilmedi, iş bilmez olduğu için kuru ekmeğe muhtaç oldu. Kendisinin parası varken sen veya ben yoktu sadece biz vardı. Para hepimizin, güç hepimizindi.

Herkes yazarlarından seçme şarkıları

Toplumdan istifa edeceğim

Birazdan toplumdan istifa edeceğim. Arkamdan üçlü gruplar halinde kısık sesle zayıf olduğumu konuşacak ve biraraya geldiklerinde ne kadar iyi bir insan olduğumu dile getirebilecek kadar ikili bir oyunun içine girebilecekler. İş yerinden amirim gelecek, belki cenazemde reklam olması için şirketin isminin yazdığı bir çelenk gönderecekler. Her neyse. Ayrıntılara çok da takılmamak gerekiyor. Nihayetinde şuan ayrıntılar ile uğraşmak bitmiş bir maç hakkında pozisyon tekrarlarını izlemek ve tartışmaktan öte bir anlam taşımayacak. Sonuç itibari ile karşılaşma sona erdi. Henüz karşılaşmanın başında hakemin baskısı ile 1-0 yenik başladım. Aslında maçtan daha erken çekilmem gerekiyordu, ikinci yarıya hiç çıkmamalıydım.

90 dakika sona erdi. Karşılaşmada yaşanan adaletsiz kararlardan dolayı birey sahadan çekilme kararı aldı. Birey sonsuzluğa veya hiçliğe yolcu edilirken taraftarlar ve hakem bireyim ne kadar zayıf olduğunu dile getirerek karşılaşmayı uzun yıllar yorumlamaya devam edecekler. Bunca zaman karşılaşmada hiçbir sorun yokmuş gibi bulunduğum için birçok psikolojik rahatsızlık üretecekler, konduracaklar. Bu zamana kadar neden yaşadığım sorgulanacak, neden vazgeçtiğim konuşulmayacak. Şimdiye dek sabrettiğim için öncesi hiç yokmuş gibi düşünülerek anlık bir yaklaşım olarak algılanacak. Kim ne şekilde algılarsa algılasın, karşılaşma bitti ve birazdan odamdan yükselen silah sesi ile tribündeki seyirciler sahaya inecek. Günler sonra ışıklar kapandığında ise yaşam aynı düzeninde devam edecek.

Bitti.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Ölüm

Kurtuluş

Kirli Melek

Benim öyküm

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

İlgi çeken yazılar:

Himaye-i Etfal Cemiyeti’nden günümüze devlet korumasında çocuk

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 1. Bölüm

Ruhumun keşfi

Asansör Müziği ve Gastronomi

Altun yumurtlayan tavuk

Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız

 

 

 

herkes

Herkes yazarlarından seçme şarkıları

Herkes Dergisi yazarları, değerli okuyucularımız için bir şarkı listesi oluşturdu. Yazarlarımızın oluşturduğu liste, hafta boyunca okuyucular tarafından dinlenebilecek. Gelecek haftalarda yeni bir listeyle, yazarlarımız okuyucuları ile buluşacak.

Herkes Dergisi yazarları

1- Mehmet BAŞKAN / Ahmet Kaya – Acılara Tutunmak

2- Dilan GÜNGÖR / Bülent Ortaçgil – Pencere Önü Çiçeği

3- Bahaddin VURUR / Zeki Müren – Gitme Sana Muhtacım

4- Çağlar YILDIRIM / Hasret Gültekin – Harcanıp Gidiyor Ömür Dediğin

5- Suat İLHAN / Redd – Aşktı Bu

6- Mediha ÜNLÜ / Zeki Müren – Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun

7- Mehtap BOZKURT / Ahmet Kaya – Arka Mahalle

8- Betül AKAY / Dario Moreno – Deniz ve Mehtap

9- Yasin ÇETİN / MFÖ – Ali Desidero

Herkes Dergisi okuyucuları, iletişim bölümünden yazarak kendi şarkılarının da listede yer alması için başvurabilirler.

Sosyal dergimizin yazar alımı devam etmektedir. Kalemine güvenen ve kendisine yeni medya düzeninde yer bulmamış insanlara kapımız açıktır. Dergimiz edebiyat, felsefe, sosyal bilimler ve teknoloji alanlarında kendisine güvenen insanların başvurularını değerlendirecek. Bu nedenle, yazar alımı yapan dergiler arasında sosyal dergimiz önemli bir yere sahiptir. Yazarlardan okunma sayısı değil, nitelikli eser talep ediyoruz.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Dergimizin Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Seni kaybetmeyi göze alamıyorum

Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız

Köy okulları yardım projesi

Aşk Nedir?

Melike Öğretmen’e…

sepya

Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız

Dilan Güngör, Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız yazısı ile okuyucularla buluştu.

Sepya rengi

Bakkala ekmek almaya gittiğimde bana şaşkın şaşkın bakan bir çift gözle karşı karşıya geldim.

‘’Di-di-di-lan, n-n-ne kadar b-b-büyümüşsün. Ge-ge-genç k-k-kız olmuşşşsun.’’

Köyün bakkalcısı Hüsnü Amca’nın bu tepkiyi vermesini bekleyerek girmiştim içeri, onunla birbirimizi uzun süredir görmemiştik. Eskiden olduğu gibi yine küçük bakkalındaki küçük, antenli televizyonda haberler açıktı. O hala kekeliyordu, içerisi hala rutubet kokuyordu, ve kolundaki kalp dövmesi hala yerindeydi. Bunun için bile onu çok seviyordum. Köydeki tek dövmeli insanın 65 yaşında olması bana değişik bir his veriyordu. Biraz sohbet ettik, ardından ekmeği aldığım gibi çıktım.

Bakkaldan çıkar çıkmaz köy kahvesi ile karşı karşıya gelmeyi bile çok özlemiş olduğumun farkına vardım. Kahvenin yanına doğru yürüdüm, içeride hiç kimse yoktu. Uzun süredir kapalıydı. Camlarına gazete çekmişlerdi, radyoda Erdal Erzincan çalmıyordu, dedem ağaçların dibinde çay içmiyordu, yaşlı amcaların siyaset kavgası yaptığı sesler yoktu. Ama yine de o kimsesiz dükkan hala bana çok samimi ve dolu geliyordu. Oraletin gücünü bir kez daha hatırladım, yürümeye devam ettim.

“Keşke Kemal Abi’yi görsem.” diye düşündüm içimden. Kemal Abi hiç evlenmemişti, ablasının evinde kalıyordu, bir işi yoktu, çok içiyordu. Herkes ona boş gözüyle bakıyordu fakat o tam tersine çok dolu bir insandı. Hayatı boyunca kitap okumuştu, yazmıştı, bambaşka düşüncelere sahipti ve ben ona çok inanıyordum. Ablası kanser olup öldükten sonra İstanbul’a taşındı.

Pablo Escobar ve Kolombiya

Eski kalabalık

Kerpiç evlerin arasından geçerken eski kalabalığı düşünüyordum. Funda Abla’nın fön fırçalarını, Cem Abi’nin sevgilisiyle basılmasını, Semra Abla’nın dibine kadar yaşadığı aşkını, Kemal Abi’nin Oğuz Atay kitaplarını, Mehmet Amcamın ağaçlarını, nenemin çiçekli şalvarını, özenle örülmüş saçlarımı…

sepya

sepya

Kanser mahallesi

Terk edilmiş bir mahalleydi artık burası. Anneannemin çeyizinden kalma sandıkdan farksızdı. İçi yüzlerce anıyla doluydu fakat açanı yoktu. Hiç çocuk yoktu, genç yoktu, hatta yaşlı bile yok denilecek kadar azdı. Kader midir, şans mıdır yoksa başka bir şeyden ötürü mü bilinmez, bütün yaşlılar tek tek kanser olup ölmeye başlamıştı bizim mahallede. Bu yüzden buraya “Kanser mahallesi’” adını vermiştim kendi kendime ama annem buna hep çok kızmış, “Uğursuzluğu çekme.” demişti. Ama artık çok geçti. Bu mahalle için olan olmuştu.

Melike Öğretmen’e…

Sepya

Küçükken hep büyümek isterdim. Bir telefonumun olmasını, kapının üst çizgisine boyumun yetişmesini, tek başıma gezmeye gidebilmeyi arzu ederdim. Çok pişmanım. Büyümek o değilmiş. Yitirdikçe büyürmüş insan. Capcanlı, rengarenk bir fotoğrafın zaman içinde sepya rengine dönüşerek bir sandığın içinde terk edilmesiymiş büyümek.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Zamana yolculuk

Hey taksi 5. bölüm

Kirli Melek

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

Aşk Nedir?

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Recep ile Nadan – Bölüm 8

anlatılmaz

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 9

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile öykü dizisi, Cem İraz‘ın Herkes Dergisi bünyesinde yayınlanan öykü dizilerinden birincisidir. Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile öykü dizisini tam anlayabilmek için tamamını okumanızı tavsiye ediyoruz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

Anlatılmaz yaşanır o günler, meyhanede içip içip, kaldırımlarda uyuduğum günleri hatırlıyorum…

Kulağıma gelen köpek havlamaları ile gözlerimi yarı açık bir şekilde açtığım o günler… Nerede olduğumu, neden orada yattığımı bilmiyordum, sersem bir şekilde sağa sola çarpa çarpa yürüyor ama nereye gidiyordum ben de bilmiyordum. Yağmur, sis, çamur… Hissettiğim tek şey bunlardı. Yağmurun altında sırılsıklam bir şekilde yönümü bilmeden ilerliyordum. Arada bir taşlara takılıp yere düşüyordum. Üstüm başım çamur içinde yine ayağa kalkıp yürüyordum.

Penisli Yargı ve Hakim Olamayan Avukatlar

Midem bulanıyordu, kusmak istiyordum ama bir türlü içimdekileri çıkartamıyordum.

Belki içimdekileri söküp atsam rahatlayacaktım. Karanlıkta bir ben vardım, bir de sokak köpekleri. Gecenin bir vakti hangi Allah’ın kulu dışarıda olur? Ben oluyordum ama. Ben de ölmek istiyordum, yaşamak bana göre değildi bu saatten sonra. Kendimi sarhoş edip Canan’ın hayali ile bir iki saat yaşamaktansa ölüp onun yanına gitmeyi tercih ediyordum.  Ancak Allah’ın verdiği canı ondan başkası alamaz diyerek bu kararımdan vazgeçiyordum. İstemsizce ağlıyordum. Kendimi tutamıyordum. İçimde yaşayamıyordum hislerimi. Kontrol artık benden çıkmıştı. Bazen kendi kendime konuşuyor, sanki bir soru geliyormuş gibi can kulağıyla dinliyor ve cevaplıyordum.

Herkes Dergisi yazar alımı hakkında

Varlık ile yokluk arasında gidip geliyordum.

Varlığımın veya yokluğumun bu dünyada ne işe yarayacağını istemsizce düşünüyordum, çünkü hayatım alt üst olmuştu. Kendimi tek bir insana odaklamıştım, o da artık yoktu… Eve gitmez olmuştum, hiç uğramıyordum. Bahçedeki çiçeğimi sulayıp, onunla konuşup gidiyordum. Gün aydınlanıncaya kadar çiçeğimle oturur sonra giderdim. Zihnimde, gün ışığına karşı bir kötülük hissi doğuyordu. Kuşların cıvıltısı, ağaç yapraklarının rüzgar dolayısıyla birbirine değip çıkarttığı hışırtılar, sokaktaki insanların sesi, aklınıza gelebilecek hemen her ses beynimde zonkluyor, beni bir yerden bir yere fırlatıyordu. İnsanların büyük bir çoğunluğunun sahte, yalancı, ve aldatıcı olduğunu düşünmeye başlamıştım. Evdekilere varlığımı belli ettirmemek için geceleri geç, sabahları erkenden gözden kaybolurdum. Bana deli gözüyle bakmaları canımı acıtıyordu.

Devam edecek…

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Yarım kalan

Evimizdeki Konsomatris

Pablo Escobar ve Kolombiya

Recep ile Nadan – 15 Temmuz Özel

20

herkes

Herkes Dergisi yazar alımı hakkında

Türkiye’de yüzlerce hatta binlerce dergi var. Kimisi para kazanmayı, kimisi ise sadece devam edebilmeyi amaçlıyor. Peki Herkes Dergisi neden var? Herkes ekibi hangi amaçla devam ediyor? Yazar alımı yapan dergiler arasında neden herkes ailesi tercih edilmeli? Bir okur için neden Herkes önemli bir seçenektir? Kısa yazılar, öykü dizileri, denemeler ve siyaset yazıları için neden önemli bir seçenek olmalıyız?

Türkiye’de yayın hayatına devam eden dergiler arasında kaliteli dergiler olmadığını söylemek haksızlık olur. Herkes Dergisi ailesi olarak kaliteli dergiler arasında yer almayı hedefliyoruz. Emin adımlarla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yazar alımı yapan dergiler arasında kaliteli yazarların neden bizi tercih etmesi gerektiği konusunda net bir yanıtımız var. Herkes Dergisi yönetim kurulunun Herkes Dergisi yazarlarından hiçbir zaman daha fazla okunmaları ve popülizm peşinde koşmaları gibi bir talebi olmadı. Hiçbir zaman da bu talep olmayacak. Kaliteli bir eser ortaya çıkartan yazarın yazısının yalnızca bir kişi tarafından okunması dahi dergimiz için büyük bir kıvançtır. Sebebi ise kaliteli bir eserin topluma kazandırılmasına vesile olabilmemizdir. Kısa yazılar, öykü dizileri, denemeler ve siyaset yazıları dergimiz açısından önem taşımaktadır.

Dergimiz yayınevlerine ilk yazarını çıkarttı

Herkes Dergisi

Türkçe yayın yapan dergiler arasında Herkes önemli bir konuma sahip olmayı amaçlıyor. Bu amaca ulaşabilmek için gecesini gündüzüne katarak çalışan fedakar bir ekibimiz var. Odablanc altyapı ve yazılım sorunları ile karşılaşmamamız için büyük bir çaba sarf ediyor. Yeri geliyor gecenin tam üçünde eksikleri kapatmak için seferber oluyor. Editörlerimiz yoğun çalışma temposuna yetişebilmek için elinden geleni yapıyor. Herkes Dergisi olarak zaman zaman editöryel zaafiyetler yaşayarak sorunlar yaşayabiliyoruz. Yazım hataları ile karşılaşmanız durumunda bize ulaşmanız bizler için büyük bir önem arz ediyor. İçi güzel olsun sloganı ile yola çıkan dergimiz içerik zenginliğine ve kalitesine önem veriyor ve vermeye devam edecek.

herkes

herkes

Okurlarımızın memnuniyeti ekonomik çıkarlardan daha önemli. Türkçe okuyan ve yazan milyonlarca insana ulaşabilmek hepimiz için büyük bir önem taşıyor. Türkçe okumak isteyen, tek kuruş parası olmayanın dahi okuyabilmesi için ücretsiz yayın yapmaya devam etmeyi hedefliyoruz. Birçok zaman görüştüğümüz yazarlar derginin basılmamasını olumsuz olarak algılıyor. Derginin basılması demek, derginin her ay binlerce TL sabit giderinin olması anlamına geliyor. Dergi satabilmeyi hedeflemek, derginin kalitesinin önüne geçiyor. Oysa biz yalnızca derginin kalitesine odaklanmak istiyoruz.

Türk Edebiyatı için hangi romanlar okunmalıdır?

Yazar alımı yapan dergiler

Türkçe yayın yapan dergiler sık sık yazar alımı yapıyor. Yazar alımı yapan dergiler arasında dergimizi öne çıkaran en önemli özellik, yazarların özgürlüğüdür. Dergimiz kesinlikle sansüre ve yazarın manipüle edilmesine karşı çıkıyor. Yazarlara sipariş yazı yazdırılması ve yazı konusunun dergi yönetimi tarafından belirlenmesine karşı çıkıyor. Herkes Dergisi üniversite öğrencilerinin yazma alışkanlığı kazanması ve kendisini geliştirebilmesi için de bir adım olmayı amaçlıyor.

herkes

herkes

 

Tarih, spor sosyolojisi, edebiyat ve siyaset bilimi gibi önemli konularda içerik üretimi hedefliyoruz. Gazetecilik, tarih, siyaset bilimi, edebiyat, sosyoloji, spor yönetimi ve psikoloji gibi bölümlerden mezun veya öğrenci olanlar için önemli bir basamak olmayı arzuluyoruz. Yazar alımı yapan dergiler birçok defa talep kaygısı içerisine girebiliyor. Ancak dergimizin yönetimi kesinlikle yazarlardan kalitesiz gözde yazılar beklemiyor. Yazarın içeriğe önem vermesi, dergimiz için en büyük önceliktir. Dergimiz hakkındaki en ufak bir eleştiriyi ve kaygıyı dahi iletişim formu ile bizlere iletiniz. Emin olun ki her bir cümleniz dikkatle okunuyor.

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip ediniz.

Dergimizin Resmi Facebook Sayfası

Dergimizin ana sayfası

Öykü Dizileri

Siyaset

Edebiyat

Bilim ve Teknoloji

Dergimizin künyesi

Herkes Dergisi yayınevi

Herkes Dergisi yayınevlerine ilk yazarını çıkarttı

Herkes Dergisi yayınevi

Herkes Dergisi yayınevi

Herkes, 2011 yılında bir hayal olarak ortaya çıktı. Bu hayal, o dönemde ihtiyaç duyduğumuz, bütünleştirici bir kavramdı. Bu bütünleştirici kavramın içerisinde yazmak isteyen herkese kapımız sonuna kadar açıktı.
İnsanı büyük yapan kendi azmi ve sabrıdır. Elbette bu süreçte aramıza katılan, aramızdan ayrılan arkadaşlarımız oldu. Herkes, medya sektöründe kendine yer bulamamış yazarlar ve genç yazarları sahiplenmeyi ve daha büyük kurumlara taşımayı misyon olarak belirledi. Böylelikle Herkes, genç yazarlar için yeni bir yer oldu. Hedeflerimizden birisi de genç yazarların sesini duyurmak ve onları daha güzel yerlere ulaştırmaktır.

Dilan Güngör’ü tebrik ediyoruz

Yazarlarımızdan Dilan Güngör, bir yayınevi tarafından fark edildi. Amacımıza ulaşmanın mutluluğu içerisindeyiz. Yazarımız Dilan Güngör‘ü tebrik eder, hayatı boyunca başarılarının devamını dileriz.
Bu çıktığımız yolda emek ve çile bizlerin, okumak ise değerli takipçilerimizin olsun. Olumlu veya olumsuz her geri dönüşü dikkatle dinleyeceğiz ve hiçbir zaman yazmak için bize başvuranlara kapıları kapatmayacağız.

Herkes yazarı olabilmek için iletişim formunu doldurunuz.

İletişim formu

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Resmi Facebook Sayfasımız

Anadolu göbeği

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi – 2

Hikayede kopukluk yaşamamak için Yi ha‘nın 1. bölümünü de okumanızı tavsiye ederiz. Anadolu göbeği hikayesi, Türkiye’nin bir gerçeğini mizahi bir dille ele alıyor.

Yi ha öykü dizisi 1. bölüm

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi 2. bölüm

Fethiye teyzem yemek konusunda ısrar eden tek tanıdığım değil. Fethiye teyzemin salvoları esnasında buna karar verdim. Babamın yengesi Fatma yengem de ısrar ediyordu. Hatta geçen hafta tok olmama rağmen zorla patlıcan borani yedirdi. O gün boraniyi fazla yediğim için gece uyuyamamıştım. Şirkete uykusuz gitmek zorunda kalmıştım. Performans konusunda uyarıda bulunan müdürümü kolundan tutsam ve Fatma yengeme götürsem acaba müdürüm ne yapabilirdi? Uykusuz kalan bir müdür çalışanlarını ne kadar azarlayabilir? Anadolu göbeği ile başlayan zihin serüvenim döndü ve dolaştı müdürüme kadar geldi.

Fethiye teyzemin ikram ettiği kahveyi içer içmez zengin kalkışı yaptım. Yolda giderken spor salonlarının fiyatlarını tahmin etmeye çalışıyorum. Spor salonlarında yaktığım kalori, Fatma yengem ve Fethiye teyzemin zorla yedirdiği yemeklerin etkisini ortadan kaldırabilir mi?

Hiç bilmediğim yerlerden geçiyorum 

Ayva göbeği

Ayva göbeği diyerek teselli buluyorum. Ancak olmuyor, göbeğim artık ayva göbeği dahi değil. Artık göbeğim önümden gidiyor. Anadolu kültürünün ayrılmaz parçası olan ısrarcılık, göbekli bir erkek olmama neden oldu. Evet, artık karar verdim. Tek suçlu ısrarcı tanıdıklarımdır. Ben masumum, ben kader mahkumuyum. Göbeğimin sorumlusunu düşünürken birden kolumdan biri tuttu. Humuscu Ahmet dayım dükkanın önüne çıkmış ve beni içeri aldı. Kendimi bir anda üzerinde zeytinyağı gezdirilmiş humus yerken buldum. Her zaman olduğu gibi bir bardak da ayran içtim. Sadece selamlaşma ve tavla oynama ile geçiştirebilirim diye düşündüm. Ancak olmadı, yine ve yeniden Anadolu ısrarcılığı ile yemek yedim.

Theodor Reik kitabı aşk ve şehvet üzerine

Humus

Ahmet dayıma göre humus yemek dahi sayılmaz. Humus sadece bir meze ve yemek yedirmediğini düşünüyor. Tabi canım, zaten metabolizma da meze olunca kalori olarak saymıyor. Metabolizmam ile tanıdıklarımın aynı masada oturarak müzakere etmesini talep ediyorum. Israrlar ile ben başa çıkamıyorum, belki metabolizma mücadele edebilir.

Anadolu göbeği

Anadolu göbeği

Her defasında olduğu gibi humus tarifi ile sohbete başladım. Humus yapmanın incelikleri ve nohut tozu kullanılmaması gerektiği konusunda ikazların ardından kalkmaya fırsat kollamaya başladım. Eğer kalkmazsam yeniden hükümetin küçük esnafı bitirdiği lakırdılarına gireceğiz. Annemin aramasıyla kalkmak için elime güzel bir bahane geçti. Hemen kalktım.

Kısa yazılar

Annemin eve çağırmasını fırsat bilmeliyim. Eve bir an evvel geçmeli ve hiç kimsenin birşey ikram etmesine fırsat vermemeliyim. Yolda mahalleli ile selamlaşarak eve doğru ilerledim. Eve girdiğimde annem hemen masayı hazırlamaya başladı.

-Yemek yedim anne.

-Nerede yedin Oytun?

-Fethiye teyzem yedirdi, yolda Ahmet dayım tuttu. Bir tabak da humus yedim.

-Naz etme, yi ha! Sen yemezsen çöpe dökülecek

Anadolu göbeği

Anadolu göbeği

İlk defa ısrarlara karşı koydum. Annem ile didiştim ve yemek yemedim. Bu reddediş, bir devrimdi. Artık yemeklere hayır diyebiliyorum! Annem yemeği bensiz yemenin verdiği huysuzlukla söylenmeye başladı. Ekmeğin arasına mücveri koydu ve yemeğe koyuldu. Hem mücveri yiyor hem bana söyleniyor.

Annemin ısrarına direnç gösterebilmek için odama kaçtım. Kafayı dağıtmak için birkaç yazı okuyayım dedim. Yok yok, okumak da yetmez. Bugün kısa yazılar yazacağım.

Ne okumak ne yazmak

Kısa yazılar yazarken ne okumanın ne yazmanın göbeğe çare olamayacağını düşünmeye başladım. Evdeyken yemekten kaçmanın yolu okumak olabilir. Peki, tanıdıklara gittiğimde nasıl bir bahanem olacaktı? Midem yanarken bile yemekten kaçamazken, nasıl olur da bir bahaneyle yemekten kaçabileceğim? Anadolu ısrarcılığına bir çare bulmam gerekiyor. Anadolu ısrarcılığına bir çare buldum diyelim.

Peki mumbar ikramına nasıl hayır diyebileceğim?

3. bölüm

Diğer öykü dizileri ve kısa yazılar:

Recep ile Nadan

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Benim Öyküm

Theodor Reik kitabı aşk ve şehvet üzerine

Facebook sayfamızı takip ediniz:

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası