Yazılar

Kirli Melek

Kirli Melek – 3

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor. Öykü dizisinin ilk iki bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

Melek, erkeklerin iç yüzünü bildiği için onların nasıl yaklaştıklarını artık tahmin edebiliyordu.

Melek için para, erkek için dolgun çekici bir vücut gerekliydi. Eğer karşılıklı olarak anlaşırlarsa Melek bedenini satacağı yere giderdi. Melek, İstanbul’un Aksaray semtini ve oranın piyasasını iyi bilirdi. Akşamları Aksaray ve onun civar semtleri hayat kadınlarının yoğunlukta olduğu yerlerdir. Melek gibi o civarlarda takılan hayat kadınlarının çok olması aralarında bir rekabete neden olmaktaydı.  Çünkü amaçları erkeklerin zevklerini yerine getirmekten çok paraydı.

Melek, Aksaray’ın o karanlık, dar sokakları arasında kırmızı, mavi, yeşil lambalı evlerden birinde yaşıyordu.

Her köşebaşında ağızlarında sigara, ellerinde tespih olan serserileri görmek Melek için bir tehlike teşkil ediyordu. Serserilerin ağızlarından akan salyaları gördükçe midesi iyice bulanıyordu. Camlardan sarkan hayat kadınları, travestiler… Hepsinin bir amacı vardı. Para, para, para… Melek, sokak boyu yürüyordu ama o yürüme esnası boyunca kaç kişinin ona dokunduğunu fark edemiyordu. Çünkü kendisini, kendi varlığını o sokakta hissedemiyordu.

Melek, havada uçuşan öpücükler kadar şu sözleri de çok duyardı:

“Heey yakışıklı, hayatımm gelsene, sevgilim çok ateşim var, aşkım ateşimi almaya gelsene, bu gece yalnızım gel içimde hisset beni…” Camlardan sarkan hayat kadınları işte bu sözlerle erkekleri etkileme peşindeydi. Peki erkekler? Kadınlarla beraber olan bekâr erkekler kadar evli olanları da vardı. Melek ve onun gibiler de bu ortama çanak tutmaktaydı. Seks düşkünü azgın erkekleri 50 liraya kabul eden de vardı. 300 liraya kabul eden de vardı. Bu tamamen erkeğin isteğine kalmış bir şeydi. Gecelik, saatlik ve postalık olarak satılan o bedenler her gün farklı farklı insanların kucağını görüyordu. Melek işte bu sokakta çürüyüp gidiyordu. Bazen odasında sevişir, bazen otel odalarında veya evlerde sevişirdi. Sonuç ne olursa olsun hayatı erkeklerin altında, erkeklerin kucağında erkeklerin üstünde çürüyüp gitmekteydi. Melek’in kadınsal duyguları hiç olmamıştı, hep kandırılan insan olmuştu… Hayatının son 5 yılı hep korku içinde geçmekteydi. Başta erkekler olmak üzere tüm canlılardan nefret ediyordu. Herkese düşman gözüyle bakıyordu. Hayatının baharında solup gitmişti.

4. Bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Altun yumurtlayan tavuk

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Recep ile Nadan – Bölüm 9

Köy okulları yardım projesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Kirli Melek

Kirli Melek – 2

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin öncelikle ilk bölümünü okumanızı tavsiye ederiz. Öykünün akışı için ilk bölümden okumanız gerekli.

1. bölüm

Arkadaş çevresi Melek’i yavaş yavaş farklı ortamlara çekmeye başlamıştı.

Üniversitenin birinci yılının sonlarına doğru Melek giyiniş bakımından değişmeye başlamıştı. Yanındaki kız arkadaşlarının yaşadığı aşk olaylarını hayretle dinler kendi de heveslenirdi. Kendisini sevebilecek bir erkeğe ihtiyaç duyardı. O zamanlar oldukça saf ve temiz olan Melek, tüm insanlığın saf olduğunu veya öyle olacağını düşünmekteydi. Melek, erkeklere her güvendiğinde kendini üzerdi.

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Erkekler onu kullanırdı.

Kötü emellerine ulaştıktan sonra yüzüne bile bakmazlardı. Melek, okul yıllarında keyif verici maddeleri de kullanmaya başlamıştı. Bu maddelere alıştığı için bir yerlerden bulması gerekiyordu. Elinde parası olmadığı için alamıyordu. Kendisine bu maddeleri alıştıran üniversiteden arkadaşı Tarık’a her ne kadar yalvarsa da Tarık maddeyi vermezdi. Tarık için önemli olan para değil Melek’in bedenine sahip olmaktı. Melek maddeyi kullanmak için Tarık’ın istediği her şeyi yapmak zorunda kalmıştı. Melek’in hayatı bundan sonra değişmeye başladı. Şuan 25 yaşında ve 5 yıldır bu bataklığın içinde çırpınıyor. Okulu bıraktı, kimsesi olmadığı için bir yere de gidemedi, vücudunu satarak para kazanmaya çalışmaktadır.

Kirli Melek

Kirli Melek

Evimizdeki Konsomatris

Melek, artık eskisi gibi masum değildi.

O saf, o temiz, o güzel kalp artık yoktu. Tüm insanlıktan nefret ediyordu. Özellikle erkeklerin o iğrenç davranışlarından. Melek, kendi cinsel doyumlarını gerçekleştirmek isteyen erkeklerin, hayat kadınlarını bir mal satın almış gibi kullanmalarını doğru bulmuyordu. Erkekler kendi zevkine göre Melek’i şekilden şekile sokardı. Melek erkeğin dediği şeyleri bazen yapmak istemeyince dayak yerdi. O an mecburiyetten yapmak zorunda kalabilirdi. Her kucakta farklı bir kimliğe bürünen Melek o sahte gülüşleriyle, o sahte öpücükleriyle erkeğin mutlu olmasını sağlardı. Her vücutta biraz daha eskirdi. Her vücutta biraz daha batardı…

Hey taksi 6. bölüm

Her vücutta aynı şeyi görürdü.

Melek için bedenlerden akan şeyler iğrençti. Eve gelir gelmez banyoya girer baştan aşağıya yıkanırdı. Bu kir bedenden çıksa bile ruhundan, aklından çıkmıyordu. Yaşamak için buna mecburdu, ayakta kalabilmek için bunu yapmak zorundaydı. Kendini şöyle savunurdu: “Çalmıyorum, sadece bedenimi satıyorum. Bedenim üzerinden para kazanıyorum.” Evet, Melek bedenini satarak parasını kazanıyordu. Bu kazanç onu mutlu ettirmiyordu. Çünkü kendini mutsuz hissediyordu. Bu hayattan bir beklentisi yoktu.

3. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Köy okulları yardım projesi

Zamana yolculuk

Biraz daha yaşıyorsun

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Kadıköy’de nargile kafeler neden popüler?

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Melek

Kirli Melek

Kirli Melek, Herkes Dergisi‘nde Cem İraz‘ın yazdığı yeni öykü dizisidir. Öykü dizisinin diğer bölümlerini de takip ediniz. Düzenli olarak öykünün yeni bölümleri dergimizde yayınlanacak.

Melek, bir horultu sesiyle yataktan fırladı.

Yanındaki adamın kim olduğunu bilmiyordu. Göbekli, pos bıyıklı, saçının üst kısımları dökülmüş, iri burunlu bu adamın yanından apar topar uzaklaşmaya çalıştı. Komodinin üzerine bırakılan parayı çantasına attı. İç çamaşırlarını, elbisesini kanepeden alıp aynanın karşısında giyinmeye çalıştı. Hava daha tam aydınlanmamıştı. Bir taksiye binip Aksaray’a, evine geçti. Ev oldukça eski, ufak bir sarsıntıda yıkılacak türdendi. Melek eve gelir gelmez kendini banyoya attı. Suyun altında dakikalarca durdu. Yanaklarını keseledi, eliyle dudaklarını silmeye çalıştı, omuzlarını, göğüslerini, kalçasını, bacaklarını, bacaklarının arasını köpükledi, köpükledi, köpükledi…

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi -3

25 yaşındaki o körpe vücut her geçen gün eskiyordu.

Aynanın karşısında vücudunu inceleyen Melek her bakışında kendini tutamayıp ağlardı. Bu duruma mecbur olduğunu bildiği için çaresizdi. Aynadaki yansımasına bakarken gözlerine bakmamaya çalışırdı. Gözlerindeki o mutsuzluğu görürse neler olacağını tahmin ediyordu. Melek, akşam vakitlerine kadar evde zaman geçirirdi. Akşam olunca hazırlanır, giyinir dışarıya çıkardı. Erkeklerle para karşılığında ilişki yaşayan Melek geceleri iki üç erkekle beraber olurdu. Bu işi yapmak istemiyordu ama başka bir yolu da yoktu. 5 yıldır hayat kadınlığı yapan Melek bu saatten sonra ne yapabilirdi?

Melek

Melek

Kimseye güveni yoktu. Parayı peşin alır sonra bedenini satardı. Bedeniyle beraber ruhunu da satardı. O anlar gözünü kapatır hiçbir şey düşünmemeye çalışırdı. İçinden ağlamak gelirdi ama ağlayamazdı. Çünkü müşteriyi memnun etmesi gerekmekteydi. Melek, vücudunu sattığı erkeklerin yanında başka bir kimliğe bürünürdü. Onları mutlu etmek için sahte gülüşler sergilerdi. Peki ya kendi mutluluğu? Kendi mutluluğunun asla olmayacağını biliyordu. Kendisi ölene kadar mutsuz olacaktı. Hayatı bir bataklıktaydı ve bunu kendisi de biliyordu.

Hey taksi 5. bölüm

Melek, 20 yaşında İstanbul’a okumak için gelmişti.

1.70 boylarında esmer tenli, koyu kahverengi gözleri, dolgun dudakları, tertemiz yüzü olan bu kız her erkeğin dikkatini çekecek derecede güzeldi. Psikoloji bölümünü okumak için İstanbul’a gelen Melek’in ailesi küçük yaşlardayken bir trafik kazası sonucunda vefat etmiştir. Kendisini dedesi ve ninesi büyütmüştür. İstanbul’a gelince dedesi ve ninesinden ayrılan Melek iki yıl önce dedesinin ve ninesinin de vefat haberini duyduktan sonra kimsesiz kalmıştır.

2. BÖLÜM

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Fenerbahçe yolsuzluk dosyası

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Recep ile Nadan – Bölüm 8

Kurtuluş

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Alevilik üzerine bilgiler

Kurtuluş

Kurtuluş, Herkes Dergisi‘nin yeni yazarı Çağlar Yıldırım‘ın dergimizdeki ilk öyküsüdür. Kısa yazılar, denemeler ve öykü dizileri ile Çağlar Yıldırım aramızda olacak.

Kurtuluş

Kendini yaşamak kavgasına adayan bütün insanlar gibi mutsuzum. 15’inde aldığım maaşı bir sonraki aya kadar idareli kullanmaktan ziyade, parasız kalmadan nasıl her akşam içebilirim diye küçük hesaplar yapıyorum. Yaklaşık dört yüz yetmiş sekiz gündür iki vesait değiştirerek işe gelip gidiyorum. Evden çıktığım anda iş yerime ulaşmam bir saat on dakika sürüyor ve ben bu boşluğu düşünmek için kullanıyorum. Önceliklerimi, duyarsızlığımı, alkole ve sekse olan düşkünlüğümü en kötüsü de kendimi değiştirmek için bir bok yapmayışımı. Mesleğimi sevmesem de, seviyormuş hatta tutkuyla bağlıymış gibi yapıyorum, içinde bulunduğum rezaleti daha katlanılabilir bir boyuta taşıyor bu teknik.

Kurtuluş

Kurtuluş

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Alkol ve ter karışımı koku

Tanyeri ağarmaya başladığı sıra uyandım, dün geceye dair görüntüler çok net değil. Salyasını omzuma akıtana kadar kolumun üstünde ki ağırlığın farkında bile değildim. Son bir senedir baş ağrılarım iyice arsızlaşarak nöbetler halinde gelmeye başladı. Telefona ulaşmam lazım, göz ucuyla komodine olan tahmini uzaklığı hesapladım, bir buçuk metre. Gövdemi yatağın kenarına kadar yavaş hareketlerle sürükledim, üçüncü denemede telefon avucumun içindeydi. Saat sekize geliyor ve Paza’dan üç cevapsız çağrı. Telefonun kilidini kapatarak nerede olduğumu anlamak için odayı incelemeye başladım. Yabancı bir evde en önemlisi ait olmadığım bir yatakta çırılçıplak yatıyordum. Sağ kolumu yavaşça kadının başının altından çekince avuçlarıma hücum eden kan parmaklarımı gıdıklayarak tırnak uçlarıma kadar yürüdü.

Kurtuluş

Kurtuluş

Odaya karabasan gibi çöken alkol ve ter karışımı koku yüzünden kusmam an meselesi idi. Çok geçmeden koku meselesini unutarak yanımda yatan kadını incelemeye başladım. Kaşlarından başlayarak burnunun ucuna kadar hayali bir çizgi indirdim. Elmacık kemiklerinin üzerine serpiştirilmiş çiller Tanrının ne kadar beceriksiz olduğunun kanıtıydı.

Herkes Dergisi yayınevlerine ilk yazarını çıkarttı

İnsanoğlunun fondöten keşfi, Tanrının bu ayıbını örtebilecek yeterlilikte

Neyse ki insanoğlunun fondöten keşfi, Tanrının bu ayıbını örtebilecek yeterlilikte. Yüzünün yarısını kapatan kızıl saçları ve çatlamış dudaklarıyla başucumda bir başyapıt uyumakta. Uyunacağından korkmasam saatlerce öpebilirdim, son dört ay içinde seviştiğim kadınlar arasında en kusursuzu. İncelemeyi yarıda keserek yataktan doğruldum, başımı yere eğince bulantı şiddetlenerek şakağıma bir zıpkın gibi saplandı. Kırmızı, siyah ve kiremit renklerinin zevksizce bir araya getirildiği geometrik şekillerden oluşan alaturka bir halı. Tanıyorum bu piçi. Gazi Mahallesi’ndeki evimizin yüzeyini kaplayan halı, en büyük parçası salonda seriliydi. Annemden azar işitirken başımı defalarca utançla üzerine eğdiğim günleri düşündüm. Çoğu zaman dinlemezdim işte o zaman ezberledim tüm kıvrımlarını. Çocukluğumun bir bölümü o mahallede geçti o yıllara dair en net görüntülerden biride kan kardeşim Aytek. Şimdi kim bilir ne yapıyordur fırlama.

Kurtuluş

Kurtuluş

Göğüsüm daralıyor, hani bir parçalasam bütün pislikler dökülecek ayak uçlarıma, çok detay var odada. Mesela karşımda ki duvarda asılı olan şair ve yazar yüzleri benim hayatımda başlı başına bir yük. Hayatımın orta yerine sıçan bencil götler. Gitme vaktim geldi, boş içki şişelerine çarpmadan seri hareketlerle odadan çıktım. Hole geldiğimde gömleğim, yeşil keten pantolonum, siyah iç çamaşırım ve emekli ayakkabım sırıtarak karşıladı leş bedenimi. Kaç dakikada giyindim biliyorum fakat dünya rekoruna imza atmış olabilirim bir de şu çelik kapı zımbırtısı iğrenç homurtusuyla arkamdan sövmeseydi güne daha mutlu devam edebilirdim. Aceleyle sigara paketine davrandım. Ankara’nın sıra ağaçlardan oluşan, zengin piçlerin köpeklerini gezdirirken sabah sporunu yaptığı saçma sapan sokaklarından birindeyim.

Hey taksi!

İlk sigara

Hayır! Derdim zengin piçlerle değil, köpeklerinin bokunu bile temizlemeye tenezzül etmeyecek kadar medeni olmaları tüm mesele bu. İlkinin çabuk bitmesi sebebiyle ikinci sigarayı yakarak sokağın sonuna doğru yürümeye başladım. Tahmin ettiğimden daha kısa bir sürede taksinin içinde buldum kendimi.

“Kolay gelsin Bestekâr’a gideceğim.”

Şoför, babacan bir baş hareketiyle “hemen efendim” diyerek onayladı.

Olası bir “memleket nere?” muhabbetine mahal vermemek için suskunluğumda ısrarcıydım. Yolculuk boyunca konuşmak bir yana dursun, gözümü ön camın sağ alt köşesinde duran lekeden ayırmadım bile. İlgilenmiyordum zaten çevreyle, insanlar, ağaçlar ve tabelalar geçip gidiyordu yanımdan. Görünmez olmanın bir yolu olsa keşke, çocukken de hep bunu hayal ederdim. Dalıp gitmişken taksicinin buyurgan sesiyle irkildim.

“Geldik yeğenim.”

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Üstünü almak gibi bir niyetim yoktu

Cebimden çıkan ilk banknotu şoföre uzattım, taksimetrede yazan paranın neredeyse üç katıydı. Kısa mesafe geldiği için üstünü almak gibi bir niyetim yoktu, kendimi gereksiz bir tartışmanın içinde bulmak istemiyordum.

Hayırlı işler.”

Camı açıp itiraz edecekti ki elimi havaya kaldırıp “iyi günler” diledim. Sokağın başına doğru üçüncü adımı atarken beş saniye süren patinaj ve arkasından onu takip eden korna sesiyle yakamdan bir el daha eksildi. İşte Bestekârdayım. Geceden kalmış, harman bir sokağın kıymetini en iyi evsiz takımı bilir. Bu sokakta düşüp kalkmış her birey bira, tekila ve esrar’ın kokusunu rahatlıkla alabilir. Dükkânların çoğu henüz açılmamış, yerde midye kabukları ve şişeler. Sokağı başından sonuna kadar iyice süzdüm, gözünün çapağını silerken ayakta durma mücadelesi veren birkaç müptezelden başka kimse yoktu.

Recep ile Nadan

Onlardan farksızdım

Bir saat boyunca izledim, kaç sigara yaktım bu sürede bilmiyorum. Gölgeler silinmeye başladı, alnımı kavuran güneşe rağmen olduğum yerde durmakta ısrarcıyım. Çünkü sokağı başından sonuna kadar görebildiğim tek nokta burası. Üç, beş, elli, yüz derken artık kalabalık takip edemeyeceğim bir çılgınlığa ulaştı. Omzuma çarpan bir sünepe yüzünden kalabalığın arasına döndüm. Onlardan farksızdım şimdi. Kendime acımaya başlayacağım sıra telefonum çaldı, arayan Paza.

Kurtuluş

Kurtuluş

Küfrederek açmak istiyorum üstelik geçerli sebeplerim var öyle boşuna değil yani. Neyse ki içimde kalan son medeniyet kırıntıları buna engel oldu. Açtığımda sesi telaşlıydı.

“Alo Deniz bak oğlum telefonlarıma bakmıyorsun kaç gündür, acil buluşmamız lazım.”

“Söyleyeceğin başka bir şey yoksa kapatıyorum.”

“Kapatma ulan! Bak yalvarıyorum ciddiye al şu işi yakma beni.”

“Ne içtin yine Paza?”

“Görüşmemiz lazım akşam Nil’e uğra mutlaka.”

“Bakarız hadi çav.”

2. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi gören kısa yazılar:

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörülük

Evimizdeki Konsomatris

Alevilik üzerine bilgiler

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Pablo Escobar ve Kolombiya

Pes et