Yazılar

Kirli Melek

Kirli Melek – 10 (Final)

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öyküsünün son bölümüdür. Öyküyü tam olarak kavrayabilmek için ilk 9 bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

Kirli Melek

Ferruh kahveyi içtikten sonra odasına uyumaya geçti. Tarık’ın hiçbir yere gitmemesi için Melek’i tembihledi. Ferruh salondan ayrıldıktan sonra Tarık ve Melek baş başa kaldılar. Tarık, Melek’e şöyle dedi: “Yengem nasıl bu kadar rahat davranıyor? Çok kıskanç biridir o. Senin burada kalmana nasıl, ne şekilde izin verdi şaşırıyorum doğrusu.” Melek ise şaşırmış bir şekilde yengesinin kim olduğunu düşündü. Ferruh’un eşinin öldüğünü bilmekteydi. Tarık’ın saçmalıklarına dayanamayarak: “Tarık ne yengesinden bahsediyorsun sen?” dedi.

Tarık ise şaşırmış bir şekilde: “Ne yengesi olacak Ünzile yengemden bahsediyorum. Dayımın karısı olan Ünzile, burada değil mi?” Melek, Tarık’ın yengesinin öldüğünden haberi olmadığını düşünerek onu üzmek istemedi kafasını sallayarak yok anlamında cevap verdi. Tarık saçlarını karıştırarak: “Geçen gün haberleştik internetten, dayımı sorduğumda iyi olduğunu söyledi. Hatta yakında ziyaretinize geleceğim dediğim zaman çok sevineceklerini söyledi. Şimdi buraya geliyorum, Ünzile yok, onun yerine sen varsın… Dayım, sanki hiçbir şey olmamış gibi yaşantısına devam ediyor. Melek, neler oluyor bu evde?”

Tarık’ın bu sözlerinden sonra Melek neye uğradığına şaşırdı. Ferruh’un karısının öldüğünü düşünmüştü. Çünkü ilk başlarda Ferruh’un sözlerinden bunu çıkarmıştı. Şimdi Tarık’ın dedikleri mi doğruydu, Ferruh’un dedikleri mi doğruydu bilememekteydi. Tarık’a şöyle dedi: “Tarık, dayının sözlerinden ben yengenin öldüğü düşüncesine vardım. Hatta üzülmemesi için soru bile sormadım bu konu hakkında. Ortada büyük bir durum var. Ferruh, karısının öldüğünü mü düşünüyor yoksa?”


Tarık, suratını kaşıyarak düşünmeye başladı. Cebinden bir sigara çıkardı. Yanındaki küllük ve çakmağı da yanına aldı. Sigarayı yaktı, derin bir nefes çekti içine. Sonra böyle bir şeyin nasıl olabileceğini düşünmeye başladı. Ünzile’nin kendisine hiçbir şey demediğini adı gibi bilmekteydi. Dayısının rahat tavırları, Ünzile’nin evde olmayışı Tarık’ın içine kurt düşürmüştü.

Karısı gerçekten yaşıyor muydu?

Melek ise ne yapacağını düşünmeye başlamıştı. Eline geçen bu imkanı bir daha bulamayabilirdi. Tarık’ı orada öldürerek uzaklaşmak en güzel çözüm olabilirdi fakat aklındaki diğer bir soru şuydu: Ferruh’un karısı gerçekten yaşıyor muydu? Yaşıyorsa neden Ferruh öyle demişti? Yaşamıyorsa Tarık ile nasıl konuşabilirdi? Bu çelişki içinde ne yapacağına tam karar veremedi. Tarık’a dışarı çıkacağını söyledi. Melek dışarı çıktı. Uzun zaman sonra kendisini bir boşlukta hissetti. Ferruh ve Tarık’ın dediklerini aklına getirdi. Hangisinin doğru söylediğini tahmin edemedi. Ferruh’a inanmak istemekteydi. Fakat Tarık’ın da kendinden emin konuşması, olaydan haberinin olmaması onun da doğru söylediğine işaretti.

Melek biraz nefes aldıktan sonra tekrar eve geldi. Yüzündeki o karamsarlık gitmiş gibiydi. Tarık koltukta sızmış kalmıştı. Kendisi de gidip odasına yattı. Sabah uyandığında Ferruh ve Tarık’ın salonda oturmuş keyifli keyifli konuştuklarını gördü. Onların bu keyifli halini görünce iyice sinirlenmeye başladı. İkisinin de bir oyunun parçası olduğunu düşünmeye başladı. Tarık’ın rahat tavırları, Ferruh’un kahkahaları Melek’i darmadağın etmekteydi.

Kendisi de gidip yanlarına oturdu. Onları izledi, zaman zaman onlar gibi kahkaha atmaya başladı. Ferruh şöyle bir cümle kullandı: “Melek, bak bu Tarık var ya bu Tarık bir süre mitomani ile boğuştu ancak şuan çok iyi görünüyor.” dedi. Ferruh’un bu sözü Melek’i adeta rahatlatmıştı. Melek kendince şu kanıya varmıştı. Tarık’ın yalan söylediği, Ferruh’un karısının yaşamadığıydı. İçi rahatlamıştı.

Melek derin bir nefes alarak mutfağa doğru gitti. O sırada içeriden derin bir gürültü koptu. Tarık cebindeki bıçağı Ferruh’un kalbine saplamış, Ferruh kanlar içinde yere yığılmıştı. Can çekişmekteydi, son sözlerini söylemek üzereyken Melek’in içeri girdiğini gördü Melek’e diyebildiği tek şey şu oldu: “Adın gibi ol Melek…” bu sözden sonra gözlerini yumdu. Tarık ve Melek salonda baş başa kaldılar. Elindeki bıçağı yere atan Tarık evden uzaklaşmak istedi.

Melek olayın şokuyla neye uğradığını şaşırdı. Tarık’ın evden kaçtığını görünce yanında duran vazoyu Tarık’ın kafasında kırdı. Tarık yere düştü. Kafasından kanlar gelmeye başladı. Bir tarafta Ferruh’un cansız bedeni diğer tarafta kafasından kanlar akan Tarık… Eli ayağı titremeye başladı. İki cansız bedenle bir odada durmaktaydı. Ferruh’un cansız bedenini sürükleyerek bir odaya taşıdı. Tarık’ın ise yaşayıp yaşamadığını tam olarak öğrenmek için nabzına baktı. Tarık’ın yaşadığını öğrenince biraz sevinir gibi oldu. Ellerini, ayaklarını bağladı.

Aynanın İçinden satranç Motifi

İntikam arzusu

Beklediği o an gelmişti. İntikam arzusunu gerçekleştirmek. Çekiç, çivi, tornavida, testere… Eline ne geçtiyse aldı ve odaya getirdi. Bir kova suyu doldurup Tarık’ın kafasından aşağıya döktü. Yarı bir baygın şekilde kendine gelmeye çalışan Tarık, karşısında Melek’i ve elindeki aletleri görünce içine bir ürperti geldi. Melek’i yumuşatmaya çalıştı ancak başarılı olamadı.

Hayatının en güzel yıllarını elinden alan adamı bulan Melek ona en ağır işkenceleri yapmaya hazırdı. Sandalyeye oturtu. Önce parmaklarını kırdı, sonra tırnaklarını söktü. Acı içinde kıvranan Tarık’ın sözü şu oldu: “Melek, Ünzile birazdan gelecek kocasını ve yeğenini öldürdüğünü görecek, bırak beni gideyim hatta sen de git. Kimsenin haberi olmadan gidelim buradan.” dedi. Melek, Tarık’ın bu sözleri üzerine hiçbir yere gidemezsin bakışı atarak diz kapaklarına çekiçle sert bir şekilde vurdu.

Tarık acı içinde kıvranarak sandalyeden zıpladı. Melek Tarık’a alıcı gözüyle tekrar baktı. Kolları dikkatini çekmişti. Yanında getirdiği aletlerin içinden iğneyi hızlıca aldı. Tarık’ın evde bulunduğu gece dışarı çıkan Melek eski tanıdıklarından uyuşturucu aldı. Tarık’ın da bu anı yaşaması gerektiğini düşünerek hızlıca iğneyi Tarık’ın koluna batırdı. Tarık vücuduna giren maddenin etkisiyle kendinden geçmeye başladı. Melek eline aldığı delici bir aleti Tarık’ın gözüne soktu. Kulağının tekini kesti. Acılar içinde kıvranan Tarık halen: “Ünzile gelecek seni görecek, bırak beni gideyim kaçalım buradan” diyerek yalanını devam ettirmekteydi. Melek’in ise artık hiçbir şey umurunda değildi. O, alacağı intikam arzusunu aylarca, yıllarca beklemişti. Artık kim gelirse gelsin umurunda değildi.

Bugün ölecek

Tarık aşırı kan kaybından ölmüştü. Melek kendini artık temizlenmiş hissetmekteydi. Ferruh’un odasına girdi. Ferruh’un cansız bedenine baktı. Telefonunun çaldığını duydu. Korkuyla karışık telefona uzandı. Bilinmeyen bir numara telefonu çaldırmaktaydı. Telefonu açtı. Telefondaki kadın şöyle dedi: “Ferruh, evindeki kız verdiğin tarihe göre bugün ölecek. Onun içtiği şaraplara kattığın zehirli ilaçların etkisi bugün kendini gösterecek. Eee Doktor Ferruh olmak kolay değil, Ünzile’nin kocası olmak kolay değil. Ünzile’n seni sonra yeniden arar, iyi bak kendine…” Melek için artık her şey çok geçti. Yaşamak için belki de son saatleriydi. Üstündeki her şeyi çıkardı. Odasına geçti ve yatağa uzanarak ölüm saatini bekledi…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Haziran

Kurtuluş

Toprak ana

Benim Öyküm

Kirli Melek

Kirli Melek – 9

Kirli Melek, Cem İraz‘ın Herkes Dergisi için yazdığı bir öyküdür. Kirli Melek öyküsünün önceki bölümlerini okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

Kirli Melek

Melek, elindeki tabaklarla salona doğru yürüdü. Küçük kırmızı koltukta oturan misafirine hoş geldin demek için ona doğru yönelirken Ferruh ayağa kalkıp şöyle dedi: “Melek, seni yeğenim ile tanıştıracağım. Daha önce kendisinden hiç bahsetmemiştim. Ablamın oğlu Tarık, bu hafta İstanbul’a geldi.” Küçük kırmızı koltukta oturan Tarık oturduğu yerden ayağa kalktı. Yüzünü Melek’e çevirdiği an ikisi de olduğu yerde donakaldı. Melek’in elindeki tabaklar bir anda elinden kayarak yere düştü. Elindeki tabakların düştüğünün bile farkında olmayan Melek sadece karşısında duran adama bakmaktaydı.

Tarık’ın rengi bir anda sapsarı oldu. O da olayın şokundaydı. Ferruh olanlara bir anlam veremedi. İkisinin de yüzüne baktı. Sanki daha önceden aralarında bir şey olduğunu sezdi. Yere düşen tabak kırıklarını topladı. Melek o esnada kendine gelerek: “Ahh! Affedersiniz, elimden kaydı bir anda, tutamadım.” Ferruh, şaşkınlıkla Melek’e bakarak: “Olsun, önemli bir şey değil.” dedi.

Ayakta duran Tarık sessizce olup biten manzarayı seyretti. Ferruh kırık tabakları mutfağa götürdü. Bu esnada salında kalan Tarık ve Melek birbirilerine baktılar. Melek: “Seni bir gün göreceğim aklıma hep geliyordu ancak böylesi bir karşılaşmayı hiç düşünmemiştim.” dedi. Tarık: “Melek, dayım biliyor mu neler yaşadığını? Benim sana neler yaptığımı?” dedi. Melek sinirli bakışlarla: “Hayır bilmiyor, bilmesine de gerek yok. Bir pisliğin hayatımı ne derece bok ettiğini anlatsam ne olurdu anlatmasam ne olacaktı?” Bu esnada Ferruh odaya elindeki yeni tabaklarla geri geldi. “Otursanıza masaya daha neyi bekliyoruz? Kurt gibi acıktım. Melek’in o güzel yemeklerini yemek için hazırım…

Evimizdeki Konsomatris

Tarık’ın içine bir ürperme gelmekteydi

Masaya oturdular. Yemek esnasında konuşan, konuşturmaya çalışan tek kişi Ferruh’tu. Melek ve Tarık sadece dinledi, sorulan sorulara cevap verdiler. Melek eline bıçağı her aldığı vakit, Tarık’ın içine bir ürperme gelmekteydi. Gözleri Melek’in elindeki bıçaktaydı. Bir eli hazır olda beklemekteydi. Belki de hayatında hiç terlemeyen Tarık bu odada, bu atmosferde terlemekteydi. Ferruh hep kendisinin konuştuğunu fark edince sözü Melek’e ve Tarık’a bırakmak istedi. Tarık’a şöyle dedi: “Eee, yeğenim anlat bakalım neler yaptın bunca yıl?” Tarık bu sorunun kendisine sorulduğunu duyunca ağzındaki yemeği yutup yutmama konusunda kararsız bir şekilde midesine gönderdi. Sonra söze başladı: “5 yıl önce İstanbul’dan ayrıldım dayı. Yurtdışına çıktım. Burada yapacak bir işim yoktu…

Tam bu esnada Melek Tarık’ı yerden yere vurur bir şekilde: “Anlaşılan İstanbul size dar gelmiş. Yeni yerler yeni insanlar görmek, onların hayatlarında olmak mı istediniz yoksa?” Tarık’ın yüzü kıpkırmızı bir şekilde “Ne münasebet, ben sadece bu şehirden ayrılmak istedim. Kafamı dinlemek, huzurlu olmak için ayrıldım.” dedi.

Melek bu sözleri duyunca daha da sinirlenerek ve ses tonunu yükselterek: “Yaa, demek öyle? Sizin gibi imkanları olmayanlar ne yapacaklar, huzursuz olan herkes bu şehirden gidebilecek mi? Çaresiz olanlar, hayatı mahvolanlar, dünyası kararanlar, bir çıkış arayanlar? Bunlar ne yapacaklar? Siz bir şey diyeyim mi, bence gitmekle çok iyi bir tercih yapmışsınız. Bu dünyada bazı şeyleri fazla umursamamak gerekiyor. İnsanlar çok acımasızlar, değer bilmezler, her şeyi bir bedel karşılığında yaparlar veya yaptırırlar. İnsanların saflığını kullanırlar. Sen böyle biri olmak ister misin?” dedi. Tarık önce önüne baktı sonra gözlerini Melek’in gözlerine dikerek sadece: “İstemem” diyebildi. Ferruh, ortamın gerileceğini hissederek: “Melek, bir kahve yapsan da içsek nasıl olur?” dedi.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Benim Öyküm

Kurtuluş

Haziran

Hey taksi!

Rahip

Kirli Melek

Kirli Melek – 8

Cem İraz‘ın yazdığı Kirli Melek öykü dizisini tam olarak anlayabilmek adına önceki bölümleri okumanızı tavsiye ederiz. Lütfen öncelikle ilk bölümleri okuyunuz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

Kirli Melek

Melek, Ferruh’un eve gelmesine yakın saatlerde dışarıya çıkıp yiyecek, içecek bir şeyler aldı. Güzel bir yemek yaptı. O dakikalarda Ferruh işten eve gelmiş, gelirken Melek’e güzel de bir elbise almıştı. Oturup yemeklerini yediler. Ferruh, Melek için aldığı elbiseyi odasından getirip verdi. Melek şaşkın bir biçimde “Bu nedir?” demek istedi. Ferruh bu bakışları anlayarak şöyle dedi: “Sana hediye aldım, üzerine çok yakışacağını düşündüm.” Melek küçük bir tebessümle: “Teşekkür ederim ama ne gerek vardı böyle şeye” diyerek Ferruh’a sarıldı. Ferruh’a uzun bir süredir karısından başka sarılan olmamıştı. Melek’in o sarılışı Ferruh’a karısını hatırlattı. Melek’i bir an olsun bırakmak istemedi.

Kirli Melek

Kirli Melek

Melek’in bakışlarında, gülüşünde, ses tonundaki benzerlikler Ferruh’a hep karısını hatırlatmaktaydı. Ferruh karısını çok sevmekteydi. Onsuz geçirdiği günlerin acısını hatırladıkça üzülmekteydi. Melek’i kendi evinde, kendi yanında gördükçe o özlemi, o acısı olmamaktaydı. Belki de Melek’i karısının yerine koyarak o acıyı bastırmaktaydı.

Zamana yolculuk

İki ayrı oda

İkisi de yemeğini yedi. Melek kahve yapıp karşılıklı içtiler. Oturup günlerinin nasıl geçtiğini birbirlerine sordular. Melek artık eskisi gibi değildi. Kendisini daha mutlu ve güvende hissetmekteydi. Hayat kadınlığını bırakmış, madde bağımlılığından kurtulmuştu. Hayatının belki de ilk kez düzene girdiğini hissetmekteydi. Ferruh’a güvenmeye başlamıştı. Hayatında belki de ilk kez bir erkek ona düzgün davranmaktaydı. Ferruh sabah erken kalkacağı için uyumak istedi. Odasına geçip uyudu. Melek bir iki saat daha oturup yatağına uyumaya gitti. İki ayrı oda ve iki ayrı beden birbirlerine bu kadar yakınken uzak durmayı tercih etmişlerdi. Sabah oldu. Melek yatağından kalkıp salona doğru yürüdü. Salonda kendisi için hazırlanmış kahvaltıyı görünce bir an Ferruh’u düşündü.

Recep ile Nadan – 15 Temmuz Özel

İstanbul’a gelmiş

Kendisi için bu kadar uğraşan adama güzel bir şeyler yapmak istedi. Onu mutlu etmek, onun yüzünü güldürmek istedi. Oturup ne yapabileceğini düşünmeye başladı. Bu sırada evdeki telefonunun çaldığını duydu. Hemen gidip telefonu açtı. Ferruh, Melek’i aramıştı. Ferruh, Melek’e telefonda: “Melek, akşama misafirimiz var. İstanbul’a gelmiş. Akşam yemeğini evde hep beraber yiyeceğiz.” dedi. Melek akşam yemeğini yapmak için mutfağa girdi. Üç dört çeşit yemek, güzel bir salata, güzel mezeler ve kırmızı bir şarap yemek masasındaki yerini aldı.

Saate baktı, Ferruh’un gelmesine iki üç saat olduğunu görünce kuaföre gitti. Saçlarını yaptırdı. Eve geldi. Ferruh’un aldığı elbiseyi giyindi. Aynanın karşısına geçti. Aynadaki kişinin kendisi olduğuna ilk bakışta inanmadı. Bir kıyafet, bir saç değişimi Melek’i oldukça değiştirmişti. Kendince şöyle dedi: “Ferruh’u 1 aydan fazla süredir tanıyorum, ilk kez eve misafir geleceğini söyledi. Bir de Ferruh’u gelen misafirden dinlemek istiyorum.”

Kirli Melek

Kirli Melek

Melek, Ferruh’un evinde bir aydan fazla bir süredir kalmaktaydı. Bu süreçte Melek, Ferruh’un çevresi hakkında bir bilgi sahibi değildi. Bu akşam, Melek ilk kez Ferruh’u tanıyan biriyle tanışacaktı. Çok mutluydu. Akşam oldu. Kapı açıldı. Önde Ferruh, arkasında ise misafiri vardı. İçeri girdiler. Salona geçip oturdular. Melek ise mutfağa tabakları almaya gitmişti. Ferruh ve misafirinin geldiğini duyunca hemen tabakları alıp salona gitmek istedi.

9. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Zihnimden sesleniyorum: üşüyorum

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 4. Bölüm

Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı?

Sevgi kursaklarda saklı

Osmanlı Devleti

Benim Hikayem Biterken Başladı – 1

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Kurtuluş

Tek parti döneminde süreklilik

Hiç bilmediğim yerlerden geçiyorum

Kirli Melek

Kirli Melek – 7

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin 7. bölümüdür. Öykünün ilk 6 bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

Kirli Melek

Melek, salondaki tozlu ufak kırmızı koltuğa oturdu. Birkaç dakika etrafa baktı. Odada büyük bir yemek masası, masanın etrafında işlemeli sandalyeler, duvardaki o kadının fotoğrafları, yerdeki halıların desenleri, çok eski zamanlardan kalma bir gramafon ve radyo, oturduğu tozlu ufak kırmızı koltuğun tam karşısındaki özenle dizilmiş büyük bir kitaplık gözüne çarpan detaylar arasındaydı.

Ayakta duran Ferruh, odadaki büyük yemek masasını etrafındaki işlemeli sandalyelerden birini alarak Melek’in karşısına geçti ve oturdu. Melek’e şöyle dedi: “Biliyorum bunu ama unutmak, unuttuğunu düşünmek bile insana acı veriyor.” Bu sözleri söyledikten sonra başını öne eğdi ve ağlamaya başladı. Melek o an evden gidip gitmemek konusunda kararsız kalmıştı. Biraz oturup teselli edip gitmeyi düşündü. Ferruh’a baktıkça kendi kaybettiklerini de düşünmüştü. Ailesini, okulunu, hayatını… her şeyini kaybetmişti ama ayakta kalmaya çalışmak zorundaydı. Ferruh’a bakarak: “Bakınız, belli ki eşinizi çok seviyordunuz ama bu durumu kabullenin artık.” Ferruh boğuk sesiyle başını kaldırıp sadece şunu diyebildi: “Deniyorum.” Sonra tekrar başını öne eğdi ve sustu. Melek, Ferruh’un yüzüne baktıkça içindeki o acı his gittikçe artmaktaydı.

Güven kırıntıları

Sana dokunmadan

Melek bir yandan gitmek bir yandan da kalmak istedi. Hiç tanımadığı bu adamı yanında kendini huzursuz hissetmemekteydi ama içindeki o korku hissi bir yandan da gitmesi gerektiğini söylemekteydi. Melek bu durumu düşünürken Ferruh başı öne eğil bir şekilde konuşmaya başladı: “Aslında sen karıma çok benziyorsun biliyor musun?” dedi.

Kirli Melek

Kirli Melek

Melek, uyuduğu odada, aynanın karşısında kendisini ve elindeki fotoğrafı karşılaştırıp kadının kendisine benzediğine o da şahit olmuştu. Bu durumu Ferruh’a aksettirmemek için şaşırmış gibi davranarak: “Aaa, öyle mi? İnsanlar çift yaratılırmış derler, demek doğruymuş.” diyerek bu durumu sanki ilk kez fark etmiş gibi davrandı. Ferruh sonra söze şöyle devam etti: “Seni o kaldırım taşında baygın halde görünce karıma ne kadar çok benzettim ki anlatamam. Yanına kadar geldim inceledim seni, karıma çok benziyorsun, belki de bu kadar benzediğin için seni evime kadar getirdim. Sana dokunmadan, sana zarar vermeden uyuduğun yatakta seni saatlerce izledim. Benim için çok duygusal bir gün oldu. Sakın beni yanlış anlama kötü bir niyetim yoktu.” dedi.

Zamana yolculuk

Sadece bildiği bir şey vardı

Melek sadece gözlerini kırpıp küçük bir tebessümle biliyorum der gibiydi. Daha sonra Ferruh’u teselli etmek için şu sözleri söyledi: “Bakınız, hayatınız devam etmekte önemli olan artık sizsiniz. Şunu unutmayın iyiler her zaman kazanır. Size yardımcı olmak isterdim ama elimden bir şey gelmiyor maalesef.” dedi. Ferruh gözlerinin içini Melek’e yönelterek: “İyiler hep kaybeder, iyiler hep yok olur.” dedi. Melek, Ferruh’un geçmişte nasıl bir hayatı olduğunu bilmemekteydi. Aynı şekilde Ferruh, Melek’in nasıl bir hayatı olduğunu bilmemekteydi.

Sadece bildiği bir şey vardı, o da Melek’in madde bağımlısı olduğuydu. Ferruh, Melek’i bu maddeden uzaklaştırmak istemekteydi. Konuyu oraya getirmeye çalıştı. “Melek Hanım kaç yıldır uyuşturucu kullanıyorsunuz.” dedi. Melek’in bir anda rengi attı. Esmer teni bir anda bembeyaz oluverdi. Bir müddet odada sessizlik hakim oldu. Sonra boğazına sanki bir şey düğümlenmiş gibi alçak sesle: “Uzun yıllardan beri.” diyebildi.

Ferruh bunun üzerine anladım der gibi başını salladı. Melek’in konuşmaya devam etmesini istedi. Melek derin bir nefes alıp tekrar devam etti. “Ben bu bataklıktan kurtulmak istiyorum.” dedi. Gözleri dolmaya başladı. Ferruh, Melek’i böyle görünce dayanamayıp kendisi de ağlamaya başladı. “Melek Hanım, size bu konuda yardımcı olmak isterim. Ben doktorum, bu konuda kendinizi asla yalnız hissetmeyiniz.” diyerek Melek’i rahatlatmaya çalıştı. Melek, yanındaki adamın mesleğini öğrenmişti. Ferruh bir doktordu. Uzun yıllar bu mesleği yapmış, birkaç yıl önce bırakmıştı. Kendisini tamamen eve kapamış, yalnızlığıyla baş başa kalmıştı. Melek, belki de ilk kez hayatında tekrar güvenebileceği birinin olduğunu hissetmişti.

8. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Osmanlı Devleti

Rahip

Kalbimin senfonisi

Dünyanın en güzel camisi(1876 tarihli metin)

Öteden

Çin’in Orta Doğu’da enerji politikaları

Recep ile Nadan

Asansör Müziği ve Gastronomi

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Kirli Melek

Kirli Melek – 6

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin 6. bölümüdür. Kirli Melek‘i daha iyi kavrayabilmek için öncelikle ilk 5 bölümü okumanızı tavsiye ederiz. Öykü, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

Kirli Melek

Melek, kendine geldiğinde yanındaki adamın kim olduğunu çözmeye çalışmaktaydı. Ferruh ise yarı uyanık yarı uyur bir şekilde koltuğa kıvrılmış uzanmaktaydı. Melek belki de uzun yıllardır bu kadar rahat bir yatakta yatmamıştı. Bembeyaz çarşafta, bembeyaz yorganda, bembeyaz yastıkta uzun yıllardır yatıp dinlemiyordu. Yataktan çıkıp çıkmamak konusunda kararsız kalmıştı. Etrafındaki nesnelere baktı. Yattığı yatak cam kenarında, denize bakar konumdaydı.

Camdan dışarıya baktığında o eşsiz manzarayı gördü. İçindeki o korku hissi biraz da olsa gitmişti. Gözünü camdan çevirip odanın içine baktı. Duvardaki resimler dikkatini çekti. Resimlerde kullanılan ayrıntılara takılı kaldı. Ayağa kalktı masanın üzerindeki fotoğraflara baktı. Bunlar duvardaki resimlerin gerçekleriydi. Hepsinde hayatında hiç görmediği bir kadının fotoğrafları vardı. Yanında duran aynaya gözü çarptı. Eline aldığı fotoğraflara baktı. Sonra tekrar dönüp aynada yüzüne baktı.

Kendisine tıpatıp benzeyen birinin olduğunu fark etti. Birkaç dakika hareketsiz bir şekilde olduğu yerde kaldı. Elindeki fotoğrafı tekrar masaya koyup gardırobun olduğu yere doğru yürüdü. Dolabı açtığında içinin boş olduğunu gördü. Gardırobun yanındaki komodinin yanına geldi. Çekmeceleri açtı, çekmecelerin içinde odada uyuyan Ferruh’un fotoğraflarını gördü. Hızlı hızlı fotoğraflara bakıp yine yerine aldığı şekliyle koydu. Bu sırada Ferruh gözlerini açtı. Melek’i ayakta görünce bir anda uzandığı koltuktan fırladı.

Kirli Melek

Kirli Melek

“Hanımefendi, daha iyi oldunuz umarım?” diyerek yanına yaklaştı. Melek şaşırmış bir şekilde sadece “İyiyim”, demekle yetindi. Bu odaya nasıl geldiğini, nerede olduğunu, bu adamın kim olduğu hakkında bir fikri yoktu. Ferruh, Melek’in gözlerinin içine bakarak: “Hanımefendi, adınız nedir?” dedi. Melek adını unutmuş gibi beş on saniye düşündükten sonra “Melek” dedi. Sonra şu sözlerle konuşmasını sürdürdü. “Sen kimsin? Burası neresi? Benim burada ne işim var?” dedi. Ferruh küçük bir tebessümle “Adım Ferruh, burası benim evim, seni baygın halde bir kaldırım taşında yatarken gördüm, kendinden geçmiş bir haldeydin. Durumunu iyi görmediğim için hemen yanına geldim. Dinlenmeye ihtiyacın olduğunu, o anda kimseye ulaşamayacağını düşündüğüm için evime getirdim.

Recep ile Nadan

Korkuyu gördü

Melek o gün ne yaşadığını tam olarak hatırlamamaktaydı. O kaldırım taşına nasıl geldiğini, orada ne işi olduğunu bir türlü çözememekteydi. Tek hatırladığı şey o gece yüksek dozda kullandığı uyuşturucunun etkisiydi. Damarlarından vücuduna yavaş yavaş süzülen o maddenin vücudunun her yerini uyuşturduğu, başının döndüğü, gözlerinin karardığıydı.

Melek bunları düşünürken Ferruh odadan çıktı. Beş on dakika sonra içeriye girdi. “Sana yemek getirdim Melek Hanım.” dedi. Melek, hanım sözcüğünü duyunca bir an kendini tuhaf hissetti. Kendisini hanımlığa layık olarak gören hayatında daha önce hiç kimse olmamıştı. Melek: “Teşekkür ederim ama gitsem iyi olacak.” diyerek bulunduğu yerden ayrılmak istedi. Ferruh’un ısrarına dayanamayıp yemek yemeyi kabul etti. Melek yemeğini yerken Ferruh odadaki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attı. Bir sigara tellendirdi. Sigara içerken Melek’in hal ve hareketlerini inceledi. Gözlerindeki o korkuyu gördü. Yemek yerken ellerinin titrediğini, bacaklarını hızlı hızlı hareket ettirdiğini gördü.

Onu biraz rahatlatmak adına “Melek Hanım çayınızı tazeleyebilirim isterseniz?” diyerek konuşturmaya çalıştı. Melek kafasını sağa sola sallayarak hayır demeye çalıştı. Ferruh bu kadının gerçek kimliğini, ne iş yaptığını da merak etmekteydi. Bunları sormak için konuya nereden gireceğini bilemiyordu. Bu sırada melek yemeğini yemiş önündeki ekmek kırıntılarını masasındaki peçeteyle temizlemişti. Ayağa kalkıp kapıya doğru yönelmeye başladı. Bunu gören Ferruh, Melek’i engellemeye çalıştı. “Melek Hanım kahve içer misiniz?” dedi. Melek: “Hayır, içmek istemiyordum.” dedi. Odadan çıktı. Merdivenlerden evin alt katına indi.

Kocaman geniş bir salonun ortasından geçerken gözüne yine yattığı odada gördüğü o kadının fotoğrafları çarptı. Arkasından gelen Ferruh şu sözü söyledi: “O benim karımdı.” dedi. Melek arkasını dönmeden gözlerini fotoğrafa odaklamış bir şekilde sadece “üzüldüm” demekle konuşmasını bitirdi. Melek odadan çıkmak üzereyken Ferruh tekrardan: “O benim karımdı.” dedi. Melek bu sefer yüzünü Ferruh’a dönerek “Anlıyorum seni, en azından anlamaya çalışıyorum.” dedi. Ferruh’un gözlerinin dolduğunu, sesinin buğulandığını hisseden Melek’in içi bir anda cız etti.

7. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 4. Bölüm

Kalbimin senfonisi

Karanlıkta aynaya bakmak

Hey taksi 8. bölüm

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Kurtuluş 7. bölüm

Zamana yolculuk 3. bölüm

Toprak ana

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Hitler Almanyası ile Türkiye’yi karşılaştırmak cahilliktir

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Sosyal liberalizm ve Sosyal Darwinizm mücadelesi

Kirli Melek – 5

Cem İraz’ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin ilerleyişini anlayabilmek adına ilk 4 bölümünü okuyunuz. Herkes Dergisi’nde yayınlanan Cem İraz öykülerini takip edebilirsiniz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

Kirli Melek

Zor günler geçiren Melek, bir sabah vakti kaldırım taşında kendisini uyandıran bir adamın sarsmasıyla uyandı. Apar topar olduğu yerden kalkan Melek aceleyle bulunduğu yerden gitmek istedi. Kendisini uyandıran adam ise Melek’in kolundan tutmuş bilincinin yerinde olup olmadığını kontrol etmekteydi.

Melek kolundan tutan adamın görünce korkunun da verdiği etkiyle titremeye başlar. “Bayan, iyi misiniz? Bir şeye ihtiyacınız var mı? Ben doktorum. Bakın iyi görünmüyorsunuz size yardım edebilirim. Oturun şu kaldırıma sakinleşin.” Bu sözleri söyleyen kendini doktor diye tanıtan Ferruh Bey’dir. Ferruh, Melek’i bir kaldırım taşında kendinden geçmiş bir şekilde yatarken görünce alelacele yanına gelmiştir. Melek erkeklere karşı o korkulu bakışlarını Doktor Ferruh’a da yansıtmıştı. Ferruh bu durumu ilk başlarda anlamamıştı.

Melek’in sert bakışları

Melek’in neden böyle baktığını, neden bu kadar sert bakışlar savurduğuna anlam veremiyordu. Melek bu esnada oturduğu kaldırım taşından kalktı. Ayağındaki topuklu ayakkabıyı çıkardı. Yalın ayak taşların üzerinde yürümeye başladı. Başı döndüğü için bedeni bir sağa bir sola gidiyordu. Etrafındaki şeylere tutunarak üç beş metre ilerledi sonra tekrar yere düştü. Bu durumu gören Ferruh koşar adım Melek’in yanına gitti ve onu ayıltmaya çalıştı.

Melek’in nabzını yoklamak için kollarını açan Ferruh o korkutucu görüntüyle karşılaştı. Kullandığı uyuşturucu maddeleri damar yoluyla alan Melek’in kollarındaki morluklar gözle görülür derece fazlaydı. Ferruh bu durumu görünce bir iki dakika kendisine gelemedi. Kısa bir süre sonra kendini toparlayan Ferruh, Melek’i kucağına alarak evine götürdü.

Melek’i bembeyaz yatağın içine yatırdı. Evine aldığı bu kadının kimin nesi olduğunu sorgulamaya başladı. Bir insanın dışarıda gördüğü ve hiç tanımadığı kendinden geçmiş bir insanı neden evine aldığını sorgulamaya başladı. Hatta bu durumu bayağı ciddiye aldı. Kendisine kızmaya başladı. Bir yandan da gözü Melek’in üzerindeydi. Kollarına baktıkça o morlukları gördükçe üzülüyordu. Melek’in bir madde bağımlısı olduğunu anlamıştı. Kol bölgelerindeki dövmeye benzeyen mor ve siyah iğne yerleri, gözlerinin altındaki aşırı morlukları, vücudundaki kasılmaları ve titremeleri görmüştü. Bir an onu bu bataklıktan kurtarmak istedi. Gözlerini bir an olsun ondan ayırmıyor, dikkatle onu izliyordu…

6. bölüm

Görsel: http://www.bughouse.com/

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Zamana yolculuk 3. bölüm

Kurtuluş 7. bölüm

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 2. Bölüm

Yi Ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi! 4. bölüm

Recep ile Nadan – 15 Temmuz Özel

Hey taksi 7. bölüm

Kirli Melek

Kirli Melek – 3

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor. Öykü dizisinin ilk iki bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

Melek, erkeklerin iç yüzünü bildiği için onların nasıl yaklaştıklarını artık tahmin edebiliyordu.

Melek için para, erkek için dolgun çekici bir vücut gerekliydi. Eğer karşılıklı olarak anlaşırlarsa Melek bedenini satacağı yere giderdi. Melek, İstanbul’un Aksaray semtini ve oranın piyasasını iyi bilirdi. Akşamları Aksaray ve onun civar semtleri hayat kadınlarının yoğunlukta olduğu yerlerdir. Melek gibi o civarlarda takılan hayat kadınlarının çok olması aralarında bir rekabete neden olmaktaydı.  Çünkü amaçları erkeklerin zevklerini yerine getirmekten çok paraydı.

Melek, Aksaray’ın o karanlık, dar sokakları arasında kırmızı, mavi, yeşil lambalı evlerden birinde yaşıyordu.

Her köşebaşında ağızlarında sigara, ellerinde tespih olan serserileri görmek Melek için bir tehlike teşkil ediyordu. Serserilerin ağızlarından akan salyaları gördükçe midesi iyice bulanıyordu. Camlardan sarkan hayat kadınları, travestiler… Hepsinin bir amacı vardı. Para, para, para… Melek, sokak boyu yürüyordu ama o yürüme esnası boyunca kaç kişinin ona dokunduğunu fark edemiyordu. Çünkü kendisini, kendi varlığını o sokakta hissedemiyordu.

Melek, havada uçuşan öpücükler kadar şu sözleri de çok duyardı:

“Heey yakışıklı, hayatımm gelsene, sevgilim çok ateşim var, aşkım ateşimi almaya gelsene, bu gece yalnızım gel içimde hisset beni…” Camlardan sarkan hayat kadınları işte bu sözlerle erkekleri etkileme peşindeydi. Peki erkekler? Kadınlarla beraber olan bekâr erkekler kadar evli olanları da vardı. Melek ve onun gibiler de bu ortama çanak tutmaktaydı. Seks düşkünü azgın erkekleri 50 liraya kabul eden de vardı. 300 liraya kabul eden de vardı. Bu tamamen erkeğin isteğine kalmış bir şeydi. Gecelik, saatlik ve postalık olarak satılan o bedenler her gün farklı farklı insanların kucağını görüyordu. Melek işte bu sokakta çürüyüp gidiyordu. Bazen odasında sevişir, bazen otel odalarında veya evlerde sevişirdi. Sonuç ne olursa olsun hayatı erkeklerin altında, erkeklerin kucağında erkeklerin üstünde çürüyüp gitmekteydi. Melek’in kadınsal duyguları hiç olmamıştı, hep kandırılan insan olmuştu… Hayatının son 5 yılı hep korku içinde geçmekteydi. Başta erkekler olmak üzere tüm canlılardan nefret ediyordu. Herkese düşman gözüyle bakıyordu. Hayatının baharında solup gitmişti.

4. Bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Altun yumurtlayan tavuk

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Recep ile Nadan – Bölüm 9

Köy okulları yardım projesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Kirli Melek

Kirli Melek – 2

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin öncelikle ilk bölümünü okumanızı tavsiye ederiz. Öykünün akışı için ilk bölümden okumanız gerekli.

1. bölüm

Arkadaş çevresi Melek’i yavaş yavaş farklı ortamlara çekmeye başlamıştı.

Üniversitenin birinci yılının sonlarına doğru Melek giyiniş bakımından değişmeye başlamıştı. Yanındaki kız arkadaşlarının yaşadığı aşk olaylarını hayretle dinler kendi de heveslenirdi. Kendisini sevebilecek bir erkeğe ihtiyaç duyardı. O zamanlar oldukça saf ve temiz olan Melek, tüm insanlığın saf olduğunu veya öyle olacağını düşünmekteydi. Melek, erkeklere her güvendiğinde kendini üzerdi.

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Erkekler onu kullanırdı.

Kötü emellerine ulaştıktan sonra yüzüne bile bakmazlardı. Melek, okul yıllarında keyif verici maddeleri de kullanmaya başlamıştı. Bu maddelere alıştığı için bir yerlerden bulması gerekiyordu. Elinde parası olmadığı için alamıyordu. Kendisine bu maddeleri alıştıran üniversiteden arkadaşı Tarık’a her ne kadar yalvarsa da Tarık maddeyi vermezdi. Tarık için önemli olan para değil Melek’in bedenine sahip olmaktı. Melek maddeyi kullanmak için Tarık’ın istediği her şeyi yapmak zorunda kalmıştı. Melek’in hayatı bundan sonra değişmeye başladı. Şuan 25 yaşında ve 5 yıldır bu bataklığın içinde çırpınıyor. Okulu bıraktı, kimsesi olmadığı için bir yere de gidemedi, vücudunu satarak para kazanmaya çalışmaktadır.

Kirli Melek

Kirli Melek

Evimizdeki Konsomatris

Melek, artık eskisi gibi masum değildi.

O saf, o temiz, o güzel kalp artık yoktu. Tüm insanlıktan nefret ediyordu. Özellikle erkeklerin o iğrenç davranışlarından. Melek, kendi cinsel doyumlarını gerçekleştirmek isteyen erkeklerin, hayat kadınlarını bir mal satın almış gibi kullanmalarını doğru bulmuyordu. Erkekler kendi zevkine göre Melek’i şekilden şekile sokardı. Melek erkeğin dediği şeyleri bazen yapmak istemeyince dayak yerdi. O an mecburiyetten yapmak zorunda kalabilirdi. Her kucakta farklı bir kimliğe bürünen Melek o sahte gülüşleriyle, o sahte öpücükleriyle erkeğin mutlu olmasını sağlardı. Her vücutta biraz daha eskirdi. Her vücutta biraz daha batardı…

Hey taksi 6. bölüm

Her vücutta aynı şeyi görürdü.

Melek için bedenlerden akan şeyler iğrençti. Eve gelir gelmez banyoya girer baştan aşağıya yıkanırdı. Bu kir bedenden çıksa bile ruhundan, aklından çıkmıyordu. Yaşamak için buna mecburdu, ayakta kalabilmek için bunu yapmak zorundaydı. Kendini şöyle savunurdu: “Çalmıyorum, sadece bedenimi satıyorum. Bedenim üzerinden para kazanıyorum.” Evet, Melek bedenini satarak parasını kazanıyordu. Bu kazanç onu mutlu ettirmiyordu. Çünkü kendini mutsuz hissediyordu. Bu hayattan bir beklentisi yoktu.

3. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Köy okulları yardım projesi

Zamana yolculuk

Biraz daha yaşıyorsun

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Kadıköy’de nargile kafeler neden popüler?

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Melek

Kirli Melek

Kirli Melek, Herkes Dergisi‘nde Cem İraz‘ın yazdığı yeni öykü dizisidir. Öykü dizisinin diğer bölümlerini de takip ediniz. Düzenli olarak öykünün yeni bölümleri dergimizde yayınlanacak.

Melek, bir horultu sesiyle yataktan fırladı.

Yanındaki adamın kim olduğunu bilmiyordu. Göbekli, pos bıyıklı, saçının üst kısımları dökülmüş, iri burunlu bu adamın yanından apar topar uzaklaşmaya çalıştı. Komodinin üzerine bırakılan parayı çantasına attı. İç çamaşırlarını, elbisesini kanepeden alıp aynanın karşısında giyinmeye çalıştı. Hava daha tam aydınlanmamıştı. Bir taksiye binip Aksaray’a, evine geçti. Ev oldukça eski, ufak bir sarsıntıda yıkılacak türdendi. Melek eve gelir gelmez kendini banyoya attı. Suyun altında dakikalarca durdu. Yanaklarını keseledi, eliyle dudaklarını silmeye çalıştı, omuzlarını, göğüslerini, kalçasını, bacaklarını, bacaklarının arasını köpükledi, köpükledi, köpükledi…

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi -3

25 yaşındaki o körpe vücut her geçen gün eskiyordu.

Aynanın karşısında vücudunu inceleyen Melek her bakışında kendini tutamayıp ağlardı. Bu duruma mecbur olduğunu bildiği için çaresizdi. Aynadaki yansımasına bakarken gözlerine bakmamaya çalışırdı. Gözlerindeki o mutsuzluğu görürse neler olacağını tahmin ediyordu. Melek, akşam vakitlerine kadar evde zaman geçirirdi. Akşam olunca hazırlanır, giyinir dışarıya çıkardı. Erkeklerle para karşılığında ilişki yaşayan Melek geceleri iki üç erkekle beraber olurdu. Bu işi yapmak istemiyordu ama başka bir yolu da yoktu. 5 yıldır hayat kadınlığı yapan Melek bu saatten sonra ne yapabilirdi?

Melek

Melek

Kimseye güveni yoktu. Parayı peşin alır sonra bedenini satardı. Bedeniyle beraber ruhunu da satardı. O anlar gözünü kapatır hiçbir şey düşünmemeye çalışırdı. İçinden ağlamak gelirdi ama ağlayamazdı. Çünkü müşteriyi memnun etmesi gerekmekteydi. Melek, vücudunu sattığı erkeklerin yanında başka bir kimliğe bürünürdü. Onları mutlu etmek için sahte gülüşler sergilerdi. Peki ya kendi mutluluğu? Kendi mutluluğunun asla olmayacağını biliyordu. Kendisi ölene kadar mutsuz olacaktı. Hayatı bir bataklıktaydı ve bunu kendisi de biliyordu.

Hey taksi 5. bölüm

Melek, 20 yaşında İstanbul’a okumak için gelmişti.

1.70 boylarında esmer tenli, koyu kahverengi gözleri, dolgun dudakları, tertemiz yüzü olan bu kız her erkeğin dikkatini çekecek derecede güzeldi. Psikoloji bölümünü okumak için İstanbul’a gelen Melek’in ailesi küçük yaşlardayken bir trafik kazası sonucunda vefat etmiştir. Kendisini dedesi ve ninesi büyütmüştür. İstanbul’a gelince dedesi ve ninesinden ayrılan Melek iki yıl önce dedesinin ve ninesinin de vefat haberini duyduktan sonra kimsesiz kalmıştır.

2. BÖLÜM

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Fenerbahçe yolsuzluk dosyası

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Recep ile Nadan – Bölüm 8

Kurtuluş

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Alevilik üzerine bilgiler