Yazılar

Alice Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll’ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi 2. bölüm

Müge Sözen, Lewis Carroll‘ın eseri olan Alice Harikalar Diyarında hakkında ayrıntılı araştırma çalışmalarına devam ediyor.Alice Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll‘ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi yazı dizisinin 2. bölümüdür. Konuya hakim olabilmek için öncelikle birinci yazıyı okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

Alice Liddell ve Lewis Carroll’ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi

4. bölüm olan “Tavşan Küçük Bill’i Gönderiyor”da;

Tam odadan çıkacağı sırada gözleri aynanın yanında duran küçük bir şişeye ilişti. Bu sefer şişenin üstünde, ‘İÇ BENİ’ yazılı değildi. Fakat yine de Alice şişeyi açıp dudaklarına götürdü. “Çekici bir şey olacağından eminim. Bir şey yediğim veya içtiğim zaman hep öyle oluyor. Bakalım bu şişe ne yapacak? Tekrar büyüyeceğimi umarım. Çünkü küçücük bir şey olmaktan bıktım artık.”

Alice daha şişedekinin yarısını içmeden umduğunun olduğunu gördü. Başı tavana çarptı. Kız boynunun kırılmasına engel olmak için başını eğdi. Şişeyi de telâşla bıraktı. “Bu kadarı yeterli. Daha fazla büyümeyeceğimi umarım. Bu durumda bile kapıdan çıkmama imkân yok. Keşke o kadar fazla içmeseydim.”

Ama bunu istemek için çok geçti artık! Alice büyüdükçe büyüyordu. Kısa süre sonra yere çömelmek zorunda kaldı. Bir dakika sonra çömelecek yer bile bulamadı. Ama hâlâ büyüyordu. Sonunda kız bir kolunu pencereden çıkardı. Kendi kendine, “Ne olursa olsun,” dedi. “Yapabileceğim başka bir şey yok. Şimdi ne olacağım ben?

Domestik baskı

Alice, boyutuyla ilgili sorunlara sahip olmaya devam eder ve bu da kendi kimliği ile ilgili kafa karışıklığını artırır ve bir kez daha çocukluktan yetişkinliğe acı dolu geçişi anıştırır. 1. Bölüm’de, değişen boyutu Alice için bir endişe kaynağı haline gelerek, bir çocuk olarak kalma ve yetişkinliğin baskılarından kaçma arzusunu açığa çıkarmıştır. Bu bölümde, kendisini kısıtlamak ve bastırmak isteyen kuvvetler tarafından kapatılmak için fazla büyüyen bir kız olarak kendini tanımlar.

4. Bölüm’de fiziksel alana odaklanma, bir çocuk büyür ve değişirken ortaya çıkan klostrofobi duygularını vurgular. Ev, Alice’in ona hizmetçi bir kız olarak girdiği gerçeği ile altı çizilen bir düşünce olan domestik baskıyı temsil eder. Alice kelimenin tam anlamıyla eve sığamadığında, gövdesi, sınırlanmış varlığının sınırlarını aşma arzusunu açıkça ortaya koyar.

Alice, düşünmeye devam etti. “Fakat bu hesaba göre şimdikinden daha büyük yaşta olmam imkânsız. Bir bakıma bu teselli edici bir şey bu. Asla yaşlı bir kadın olmayacağım. Ama daima ders çalışmam gerekecek. Hayır, bu hiç hoşuma gitmez!

Bazı çocuklar çok nahoş bir biçimde büyüyor

Alice Harikalar Diyarında’nın Pennyroyal baskısında (California Üniversitesi, 1985), James Kincaid, Alice’in sözlerini şu şekilde yorumlamaktadır:

Carroll‟ın, çocuk-arkadaşlarının büyümesi ile ilgili duyguları düşünülürse, bu, iki anlamlı ve belki de keskin bir satırdır. Mektupları, konuyla ilgili, kendine acıyan esprilerle doludur: “Bazı çocuklar çok nahoş bir biçimde büyüyor. Umarım bir daha buluşuncaya kadar, bu tür bir şey yapmazsın.”

12. bölüm olan “Alice’in Kanıtı”nda

Kral, ellerini ovuşturarak, “İşte şimdiye kadar duyduğumuz en önemli delil bu,” dedi. “Onun için bana kalırsa artık jüri…”

Fakat Alice onun sözünü kesti. “Jüriden biri bunu açıklayabilirse, sorun yok.” Kız son dakikalar içinde iyice büyümüştü. Onun için de Kralın sözünü kesmekten korktuğu da yoktu. “Jüriden biri bunun anlamını bilirse kendisine para bile verebilirim. Bence bunda anlam denilen şeyden eser bile yok.”

Alice’in kanıtı

Kraliçe, olanca sesiyle, “Onun kafasını kesin!” diye haykırmaya başladı. Fakat kimse kımıldamadı.

Alice, bu sırada iyice büyümüş ve eski halini almıştı. Onun için de, “Size kim aldırış ediyor?” dedi. “Sizler bir deste iskambilden başka bir şey değilsiniz.”

Bölüm başlığı olan “Alice’in Kanıtı,” hem Alice’in mahkeme sırasında sunduğu kanıta, hem de Harikalar Diyarı’nın uyanarak kontrol edebileceği bir rüya olduğunu keşfettiğine dair kanıta atıfta bulunur. Alice, mahkeme sırasında, jürinin neleri kayda geçirdiğinin veya jürinin baş aşağı mı, düzgün mü olduğunun “hiç de önemli olmadığı”nı fark eder. Harikalar Diyarı’ndaki ayrıntıların veya yönelimlerin hiçbiri mantıklı veya anlamlı bir sonuçla ilgili değildir. Alice’in mahkeme sırasında büyümesi, Harikalar Diyarı’nın bir ilüzyon olduğu gerçeğinin kendisi için artan farkındalığını yansıtır.

Alice, Çılgın Şapkacı çay fincanını dişlediğinde büyümeye başlar ve karşıtlarının “bir deste iskambilden başka bir şey” olmadıklarını işaret ettiği, Kraliçe ile hararetli konuşması sırasında tam boyutuna ulaşır. Alice, Harikalar Diyarı’nın bir ilüzyon olduğunu ortaya çıkarır ve büyüyerek tam boyutuna ulaşması, ilüzyon üzerinde bir ölçüde kontrole sahip olduğunu fark etmesiyle meydana gelir. Harikalar Diyarı’nın bir rüya olduğunu bir kez anladıktan sonra, uyanır ve ilüzyonu paramparça eder.

 

Aynanın İçinden’in 8. Bölüm’ü “Bu Benim Kendi Buluşum”da, Alice Beyaz Şövalye ile karşılaşır.

 

“Beyaz Şövalye’nin,” diye yazmıştı Carroll Tenniel’a, “bıyıkları olmamalı; yaşlı gibi görünmemeli.” Carroll metnin hiçbir yerinde bir bıyıktan söz etmez; şövalyenin yaşını da belirtmez. Tenniel’ın palabıyığı ve Newell’in fırça bıyığı, sanatçıların eklemeleridir. Muhtemelen Tenniel, Beyaz Şövalye’nin Carroll olduğunu hissederek, yaşı ile Alice’in yaşı arasında zıtlık yaratmak için, kendisine saçsız, yaşlı bir görünüm vermiştir.

 

Jeffrey Stern, makalesi “Carroll Sonunda Kendisini Tanımlar” (Jabberwocky, Yaz/Sonbahar 1990)’da, son zamanlarda keşfedilen, Carroll’ın elle çizdiği bir oyun tahtasını açıklamaktadır. Oyunun doğası bilinmemektedir, ancak karton levhanın altına, Carroll, “Olive Butler, Beyaz Şövalye’den, 21 Kasım 1892” yazmıştır. “Böylece, en sonunda,” diye yorum yapmaktadır Stern, “Carroll’ın kendisini ‘Beyaz Şövalye’ olarak tasvir ettiğinden kesinlikle eminiz.”

 

Ayrıca, Alice’in iki rüya macerasında rastladığı bütün karakterler arasında, yalnızca Beyaz Şövalye’nin kendisinden gerçekten hoşlanmış ve kendisine özel yardım teklif etmiş gibi göründüğü, dikkat çekicidir. Kendisiyle, saygı ve nezaketle konuşan, neredeyse tek kişidir ve Alice’in, kendisini, aynanın ardında rastladığı herkesten daha iyi hatırladığını öğreniyoruz. Melankolik elvedası, Carroll’ın, Alice büyüdüğünde (bir kraliçe olduğunda) ve kendisini terk ettiğinde, kendisine vedası olabilir.

Devam edecek…

Kaynaklar:
“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/alice/

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Bir Hatıra Defteri 1. Bölüm

Yedi Sekiz Hasan Paşa

Baykara Meclisi

Kirli Melek

 

Liddell

Alice Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll’ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi 1. bölüm

Alice Liddell, Lewis Carroll’ın çocuk-arkadaşıdır. Ancak, bir gün Alice de büyüyecek, çocukluktan çıkacak, bir yetişkin olacaktır. Birçok çocuk-arkadaşı olan, ancak yetişkinlerle aynı iyi iletişimi kurmakta güçlük çeken Lewis Carroll, bir gün Alice ile olan iyi arkadaşlığının da sona ereceğinden duyduğu endişeyi Alice kitaplarında yansıtmıştır.

Alice Harikalar Diyarında’nın 1. Bölüm’ü olan “Tavşan Deliğinde”de, şöyle denir;

Birdenbire karşısına üç ayaklı, camdan yapılmış, küçük bir masa çıktı. Masanın üstünde de küçücük bir altın anahtardan başka bir şey yoktu. Alice, önce bu anahtarın holdeki kapılardan birini açabileceğini düşündü. Ancak, ne yazık ki, öyle olmadı! Ya anahtar delikleri çok büyüktü ya da anahtar çok küçüktü. Sonunda küçük kız bu kapılardan hiçbirini açamadı. Ancak, ikinci kez holde dolaşırken Alice, daha önce fark etmemiş olduğu alçak bir perde gördü. Bunun arkasında da 15 inç yüksekliğinde bir kapı vardı. Alice, hemen küçük altın anahtarı kilide soktu. Anahtarın bu kapıya uyduğunu anlayınca da çok sevindi!

Alice, kapıyı açınca karşısına küçük bir geçit çıktı. Burası ancak bir fare deliği kadardı. Alice eğilip oradan bakınca karşı taraftaki son derece güzel bahçeyi gördü. Bu karanlık yerden çıkıp rengârenk çiçek tarhları ve serin fıskiyelerle dolu bahçede dolaşmayı ne kadar da çok istiyordu! Ancak, başını bile bu geçitten uzatması olanaksızdı. Zavallı Alice, “Başımı oradan geçirsem bile,” diye düşündü. «Omuzlarımı geçiremedikçe, bunun bir yararı olmaz. Ah, bir teleskop gibi kapanabilmeyi ne kadar da isterdim! Buna nasıl başlayacağımı bilsem başarırdım sanırım.” Anlayacağınız öyle tuhaf şeyler olmaya başlamıştı ki, Alice olanaksız olan pek bir şeyin kalmadığını düşünüyordu.

Liddell ve Alice

Küçük kapının yanında beklemenin hiç bir yararı yoktu bu nedenle Alice yine masaya döndü. Orada başka bir anahtar olabileceğini, ya da  hiç olmazsa insanların teleskop gibi kapanıp küçülmelerini öğreten bir kitap bulabileceğini ummaktaydı. Ancak, bu kez de masanın üstünde küçük bir şişe buldu (Alice, “Az önce bu şişenin burada olmadığından eminim,” dedi). Şişenin boynunda kâğıt bir etiket vardı. Üzerine de güzel, büyük harflerle “İÇ BENİ” yazılmıştı.

“İç beni” demesi kolaydı, ancak akıllı küçük Alice hemen bunu yapmaya niyetli değildi. “Hayır,” dedi, “ilk önce bunun üzerinde ‘Zehir’ yazılı olup olmadığına bakacağım.” … Ancak, bu şişenin üzerinde ‘Zehir’ yazmıyordu. Bunun üzerine Alice, şişedeki suyun tadına baktı ve lezzetini beğenerek, (bunun tadı vişneli pasta, krema, ananas, kızarmış hindi, karamelâ ve kızarmış tereyağlı ekmek karışımına benziyordu) hemen şişedeki suyu bitiriverdi.

Mum gibi eriyebilirim

Alice,

“Ne tuhaf bir duygu,” dedi, “bir teleskop gibi kapandığımdan eminim doğrusu.”

Dediği doğruydu. Kızın boyu şimdi yirmi beş santimdi. Alice, artık o geçitten çıkıp güzel bahçeye gidebileceğini düşünerek sevindi. Ama daha önce fazla küçülüp küçülmeyeceğini anlamak için bir, iki dakika bekledi. Biraz da endişelenmişti.

Bu gidişle mum gibi eriyebilirim,” diye düşünüyordu. “Acaba o zaman nasıl olurum?” Mum eridikten sonra bunun alevinin ne hale geldiğini hatırlamaya çalıştı. Fakat ömründe böyle bir şey görmemişti.

Biraz sonra daha fazla küçülmeyeceğini anlayan Alice hemen bahçeye çıkmaya karar verdi. Fakat zavallı kız, kapıya gelince anahtarı unutmuş olduğunu anladı. Masaya dönünce de bunu almak için boyunun yetişmeyeceğini fark etti.

Bu, Alice’in kitapta boyut değiştirdiği 12 durumun ilkidir. Richard Ellmann, Carroll’un, âşık olduğu ama evlenemediği küçük Alice ile yakında olacağı büyük Alice arasındaki büyük farkı bilinçsizce sembolize etmiş olabileceğini ileri sürmüştür.

Alice, geçitten geçmek için

Alice istediği halde bahçeye giremez ve onun bu bahçeye girme arzusu, büyümeye eşlik eden nostalji duygularını temsil eder. Carroll, büyümekle meydana çıkan hayal kırıklıklarını dramatize etmektedir, çünkü Alice kendini bahçeye çıkmak üzere geçitten geçmek için ya çok küçük, ya da çok büyük bulmaktadır. Şişedeki suyu içtikten sonra, Alice küçülür ve masanın üzerindeki anahtara ulaşamaz. Abartılı bir biçimde küçük boyutunun neden olduğu bu çaresizlik, çocukluğun önemsizlik duygularını temsil eder.

2. Bölüm’de keki yemenin neden olduğu ani büyüme, ergenlikle meydana gelen tuhaf bedensel dönüşümleri temsil eder. Alice’in büyümesi kaderini gerçekleştirmesine yardım edecek aracı kendisine sağlar, ancak gerçek anlamda, büyüyerek çocukluğun zevklerinden uzaklaşmakta olduğunu kendisine anımsatmaktadır. İdealize edilmiş olan bahçe, bir çocuğun ana rahminin güvenliğine geri dönebileceğinden daha fazla geçitten geçemeyen Alice için yasak bölgedir.

2. Bölüm olan Gözyaşından Göl

Alice, öyle ümitsiz durumdaydı ki her önüne gelenden yardım istemeye hazırdı. Onun için de Tavşan yaklaşınca kız çekine çekine hafif bir sesle söze başladı.

“Affedersiniz efendim…”

Beyaz Tavşan, korkuyla irkildi. Elindeki beyaz deri eldivenlerle büyük yelpazeyi düşürdü. Hızla karanlıklara dalıp kayboldu.

Alice, yelpazeyle eldivenleri aldı. Hol çok sıcak olduğu için de kendisini yelpazelemeye başladı. Bir taraftan da yine kendi kendine konuşuyordu.

“Hay Allah! Bugün her şey de ne garip! Halbuki dün her şey normaldi. Acaba gece mi değiştim? Bir düşüneyim; sabah katlığımda aynı mıydım? Neredeyse biraz farklı hissettiğimi hatırlıyorum. Ama aynı değilsem, soru şu: ‘Her kimim ben?’ Ah, işte büyük bilmece bu!”

Tavşan’ın beyaz eldivenleri

Kız, bunları söylerken ellerine baktı. Konuşurken Tavşan’ın beyaz deri eldivenlerinden birini giymişti. Buna şaştı.

“Bunu nasıl yapabildim?” diye düşündü. “Yine ufalıyorum muhakkak.” Ayağa kalkarak boyunu ölçebilmek için masaya yaklaştı. Ancak altmış santim boyunda olduğunu tahmin etti. Gittikçe de küçülüyordu. Bunun sebebinin elinde tuttuğu yelpaze olduğunu anlayınca hemen yelpazeyi yere attı. Böylece tamamıyla küçülmekten kurtulmuş oldu.

Alice, bu değişiklikten epey korkmuştu. Kendi kendine,

“Doğrusu güç kurtuldum,” dedi, ani değişiklikten çok korkmuş, ama hâlâ var olduğunu görmekten memnun olan Alice.

“Şimdi bahçeye çıkayım.” Bütün gücüyle küçük kapıya koştu. Fakat kapı yine kapalıydı. Altın anahtar da yine cam masanın üstündeydi.

Zavallı kız,

Durum eskisinden de kötü,” diye düşündü. “Çünkü şimdiki kadar hiç küçülmemiştim. Bu da çok fena.

Alice makalesi

“Sahne Üzerinde Alice” makalesinde, Carroll şöyle yazmıştır:

Ya Beyaz Tavşan, ona ne demeli? “Alice” satırları üzerine çerçevelenmiş miydi, yoksa zıt bir karakter olarak mı düşünülmüştü? Açıktır ki, zıt bir karakter olarak. Alice‟in “gençlik,” “cesaret,” “enerji” ve “doğrudan hızlıca amaca ulaşma” özelliklerine karşın, O‟nun, “yaşlı,” “ürkek,” “zayıf” ve “gergin bir biçimde kararsız” özelliklerini okuyarak, O‟nun nasıl biri olmasını istediğimi anlayacaksınız. Bence Beyaz Tavşan gözlük takmalıydı. Eminim sesi titrerdi ve dizleri titrerdi ve bir kaza “Kış” diyemeyecek kadar aciz dururdu!

Alice, çocukluktan yetişkinliğe geçiş sırasında meydana gelen kafa karışıklığını yansıtan şekilde, boyutu değiştikçe kimliği hakkında kafası karışır. Bahçeye girmek için fazla büyük olduğu gerçeği, kim olduğuna dair kendisinde bir kafa karışıklığı yaratır ve Alice de buna ağlama krizleri ve kendini suçlamayla yanıt verir. Yaşadığı değişiklikleri kabul edemeyerek, kendi kimliğini sorgular.

Devam edecek…

Kaynaklar:
“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/alice/

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Ben dağ değilim çocuk!

Kurtuluş Zorlu anısına! Sırasız ölüm!

Hanım efendiye Latte!

Humpty Dumpty, “Sözcüklerin Efendisi” 2. Bölüm

Yahudiler, Yunanlar, Romalılar, Hıristiyanlar ve Müslümanlar Tarihin Başlangıcına Hangi Olayı Alırlar?

Evimizdeki Konsomatris