Yazılar

Alice Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll’ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi 2. bölüm

Müge Sözen, Lewis Carroll‘ın eseri olan Alice Harikalar Diyarında hakkında ayrıntılı araştırma çalışmalarına devam ediyor.Alice Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll‘ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi yazı dizisinin 2. bölümüdür. Konuya hakim olabilmek için öncelikle birinci yazıyı okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

Alice Liddell ve Lewis Carroll’ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi

4. bölüm olan “Tavşan Küçük Bill’i Gönderiyor”da;

Tam odadan çıkacağı sırada gözleri aynanın yanında duran küçük bir şişeye ilişti. Bu sefer şişenin üstünde, ‘İÇ BENİ’ yazılı değildi. Fakat yine de Alice şişeyi açıp dudaklarına götürdü. “Çekici bir şey olacağından eminim. Bir şey yediğim veya içtiğim zaman hep öyle oluyor. Bakalım bu şişe ne yapacak? Tekrar büyüyeceğimi umarım. Çünkü küçücük bir şey olmaktan bıktım artık.”

Alice daha şişedekinin yarısını içmeden umduğunun olduğunu gördü. Başı tavana çarptı. Kız boynunun kırılmasına engel olmak için başını eğdi. Şişeyi de telâşla bıraktı. “Bu kadarı yeterli. Daha fazla büyümeyeceğimi umarım. Bu durumda bile kapıdan çıkmama imkân yok. Keşke o kadar fazla içmeseydim.”

Ama bunu istemek için çok geçti artık! Alice büyüdükçe büyüyordu. Kısa süre sonra yere çömelmek zorunda kaldı. Bir dakika sonra çömelecek yer bile bulamadı. Ama hâlâ büyüyordu. Sonunda kız bir kolunu pencereden çıkardı. Kendi kendine, “Ne olursa olsun,” dedi. “Yapabileceğim başka bir şey yok. Şimdi ne olacağım ben?

Domestik baskı

Alice, boyutuyla ilgili sorunlara sahip olmaya devam eder ve bu da kendi kimliği ile ilgili kafa karışıklığını artırır ve bir kez daha çocukluktan yetişkinliğe acı dolu geçişi anıştırır. 1. Bölüm’de, değişen boyutu Alice için bir endişe kaynağı haline gelerek, bir çocuk olarak kalma ve yetişkinliğin baskılarından kaçma arzusunu açığa çıkarmıştır. Bu bölümde, kendisini kısıtlamak ve bastırmak isteyen kuvvetler tarafından kapatılmak için fazla büyüyen bir kız olarak kendini tanımlar.

4. Bölüm’de fiziksel alana odaklanma, bir çocuk büyür ve değişirken ortaya çıkan klostrofobi duygularını vurgular. Ev, Alice’in ona hizmetçi bir kız olarak girdiği gerçeği ile altı çizilen bir düşünce olan domestik baskıyı temsil eder. Alice kelimenin tam anlamıyla eve sığamadığında, gövdesi, sınırlanmış varlığının sınırlarını aşma arzusunu açıkça ortaya koyar.

Alice, düşünmeye devam etti. “Fakat bu hesaba göre şimdikinden daha büyük yaşta olmam imkânsız. Bir bakıma bu teselli edici bir şey bu. Asla yaşlı bir kadın olmayacağım. Ama daima ders çalışmam gerekecek. Hayır, bu hiç hoşuma gitmez!

Bazı çocuklar çok nahoş bir biçimde büyüyor

Alice Harikalar Diyarında’nın Pennyroyal baskısında (California Üniversitesi, 1985), James Kincaid, Alice’in sözlerini şu şekilde yorumlamaktadır:

Carroll‟ın, çocuk-arkadaşlarının büyümesi ile ilgili duyguları düşünülürse, bu, iki anlamlı ve belki de keskin bir satırdır. Mektupları, konuyla ilgili, kendine acıyan esprilerle doludur: “Bazı çocuklar çok nahoş bir biçimde büyüyor. Umarım bir daha buluşuncaya kadar, bu tür bir şey yapmazsın.”

12. bölüm olan “Alice’in Kanıtı”nda

Kral, ellerini ovuşturarak, “İşte şimdiye kadar duyduğumuz en önemli delil bu,” dedi. “Onun için bana kalırsa artık jüri…”

Fakat Alice onun sözünü kesti. “Jüriden biri bunu açıklayabilirse, sorun yok.” Kız son dakikalar içinde iyice büyümüştü. Onun için de Kralın sözünü kesmekten korktuğu da yoktu. “Jüriden biri bunun anlamını bilirse kendisine para bile verebilirim. Bence bunda anlam denilen şeyden eser bile yok.”

Alice’in kanıtı

Kraliçe, olanca sesiyle, “Onun kafasını kesin!” diye haykırmaya başladı. Fakat kimse kımıldamadı.

Alice, bu sırada iyice büyümüş ve eski halini almıştı. Onun için de, “Size kim aldırış ediyor?” dedi. “Sizler bir deste iskambilden başka bir şey değilsiniz.”

Bölüm başlığı olan “Alice’in Kanıtı,” hem Alice’in mahkeme sırasında sunduğu kanıta, hem de Harikalar Diyarı’nın uyanarak kontrol edebileceği bir rüya olduğunu keşfettiğine dair kanıta atıfta bulunur. Alice, mahkeme sırasında, jürinin neleri kayda geçirdiğinin veya jürinin baş aşağı mı, düzgün mü olduğunun “hiç de önemli olmadığı”nı fark eder. Harikalar Diyarı’ndaki ayrıntıların veya yönelimlerin hiçbiri mantıklı veya anlamlı bir sonuçla ilgili değildir. Alice’in mahkeme sırasında büyümesi, Harikalar Diyarı’nın bir ilüzyon olduğu gerçeğinin kendisi için artan farkındalığını yansıtır.

Alice, Çılgın Şapkacı çay fincanını dişlediğinde büyümeye başlar ve karşıtlarının “bir deste iskambilden başka bir şey” olmadıklarını işaret ettiği, Kraliçe ile hararetli konuşması sırasında tam boyutuna ulaşır. Alice, Harikalar Diyarı’nın bir ilüzyon olduğunu ortaya çıkarır ve büyüyerek tam boyutuna ulaşması, ilüzyon üzerinde bir ölçüde kontrole sahip olduğunu fark etmesiyle meydana gelir. Harikalar Diyarı’nın bir rüya olduğunu bir kez anladıktan sonra, uyanır ve ilüzyonu paramparça eder.

 

Aynanın İçinden’in 8. Bölüm’ü “Bu Benim Kendi Buluşum”da, Alice Beyaz Şövalye ile karşılaşır.

 

“Beyaz Şövalye’nin,” diye yazmıştı Carroll Tenniel’a, “bıyıkları olmamalı; yaşlı gibi görünmemeli.” Carroll metnin hiçbir yerinde bir bıyıktan söz etmez; şövalyenin yaşını da belirtmez. Tenniel’ın palabıyığı ve Newell’in fırça bıyığı, sanatçıların eklemeleridir. Muhtemelen Tenniel, Beyaz Şövalye’nin Carroll olduğunu hissederek, yaşı ile Alice’in yaşı arasında zıtlık yaratmak için, kendisine saçsız, yaşlı bir görünüm vermiştir.

 

Jeffrey Stern, makalesi “Carroll Sonunda Kendisini Tanımlar” (Jabberwocky, Yaz/Sonbahar 1990)’da, son zamanlarda keşfedilen, Carroll’ın elle çizdiği bir oyun tahtasını açıklamaktadır. Oyunun doğası bilinmemektedir, ancak karton levhanın altına, Carroll, “Olive Butler, Beyaz Şövalye’den, 21 Kasım 1892” yazmıştır. “Böylece, en sonunda,” diye yorum yapmaktadır Stern, “Carroll’ın kendisini ‘Beyaz Şövalye’ olarak tasvir ettiğinden kesinlikle eminiz.”

 

Ayrıca, Alice’in iki rüya macerasında rastladığı bütün karakterler arasında, yalnızca Beyaz Şövalye’nin kendisinden gerçekten hoşlanmış ve kendisine özel yardım teklif etmiş gibi göründüğü, dikkat çekicidir. Kendisiyle, saygı ve nezaketle konuşan, neredeyse tek kişidir ve Alice’in, kendisini, aynanın ardında rastladığı herkesten daha iyi hatırladığını öğreniyoruz. Melankolik elvedası, Carroll’ın, Alice büyüdüğünde (bir kraliçe olduğunda) ve kendisini terk ettiğinde, kendisine vedası olabilir.

Devam edecek…

Kaynaklar:
“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/alice/

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Bir Hatıra Defteri 1. Bölüm

Yedi Sekiz Hasan Paşa

Baykara Meclisi

Kirli Melek

 

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden satranç Motifi 3. Bölüm

Müge Sözen‘in Lewis Carroll araştırmalarının bir parçasıdır. Aynanın İçinden eseri içerisindeki satranç motifi üzerine bir araştırmayı konu alıyor. Aynanın İçinden araştırmasının ilk 2 bölümünü okumanız tavsiye ediliyor.

1. bölüm

2. bölüm

Aynanın İçinden satranç motifi

4. Bölüm olan “Tweedledum ve Tweedledee”de;

Tweedledee, gülümsedi.

“Duyduğun ses Siyah Kral’ın horlamasıdır.” Sonra iki  kardeş birden bağırdılar.   “Haydi gel de ona bak!” Alice’in ellerini tutarak onu Kral’ın uyuduğu yere götürdüler.

Tweedledum, “Ne kadar güzel bir manzara, değil mi?” dedi.

Alice, onun hiç de güzel bir manzara meydana getirmediğini düşünüyordu. Kral başına püskülü olan kırmızı ve yüksek bir gecelik takkesi giymişti. Adam oraya serilmiş horul horul horluyordu. Üstelik sırtına giydiği şey de buruşuktu.

Tweedledum, “Neredeyse horultusuyla kendisini uyandıracak,” diye söylendi.

Fakat çok düşünceli ve merhametli bir kız olan Alice başka bir şey düşünmüştü. “Bu ıslak otların üstüne yatmış olması kötü. Korkarım kendisi burada soğuk alacak.”

Tweedledee

Ama Tweedledee oralı bile olmadı.

“Kral şimdi rüya görüyor. Rüyasında neler gördüğünü biliyor musun acaba?”

Alice, “Bunu kimse tahmin edemez,” diye cevap verdi.

Fakat Tweedledee bu sözlere hayret ederek bağırdı.

O şimdi rüyasında seni görüyor!” Sonra bir zafer kazanmışçasına ellerini çırptı. “O seni rüyasında görmekten vazgeçerse nerede olacağını sanıyorsun bakalım?”

Alice, bu sözleri saçma buldu. “Şu anda neredeysem yine de orada olacağım tabii.”

Tweedledee, onu aşağı gören bir tavırla konuşmaya başladı.

“Hayır!   Olamazdın!   Sen hiç  bir yerde  olamazdın.  Sen sadece  Kral’ın rüyasında görmekte  olduğu bir şeysin!”

Alice Kitaplarında Darwinci hiciv – 1. Bölüm

Siyah Kraliçe’yi ele geçirdiğinde

Siyah Kral, bütün anlatı boyunca, ta ki 9. Bölüm’ün kapanışında Kraliçe Alice, Siyah Kraliçe’yi ele geçirdiğinde, kendisini şah-mat edene kadar, uyumaktadır. Hiçbir satranç oyuncusuna, kralların, bazen roktan sonra hamle yapmayarak, çoğu satranç oyunu boyunca uyuma eğiliminde olduğunu hatırlatmaya gerek yoktur. Zaman zaman, bir kralın bütün oyun boyunca başlangıç karesinde kaldığı turnuva oyunları oynanmaktadır.

Siyah Kral’ın rüya bölümü, gerçeklik ve Tanrı’nın doğası hakkında Alice ve okuyucular için daha büyük saklı anlamlar geliştirir. Siyah Kral’ın varlığı, hiç kimsenin gerçekten var olmadığı, ancak yalnızca ilahi bir hayal gücünün bir parçası olarak yaşadığı kavramını ileri sürer. Satranç tahtası motifi hikayeyi düzenlemek için bir araç olarak mantıklıdır, çünkü genel olarak insan yaşamı için bir alegori işlevi görür. Hikayedeki karakterler, hiçbir özgür iradeye sahip olmadıkları ve yaratıcılarının iradesine göre hareket ettikleri deterministik bir mevcudiyette yaşarlar.

Zamana yolculuk

Özgür İrade 

Özgür irade bu dünyada bir ilüzyondur, çünkü Ayna Dünyası’nın sakinleri tüm eylemlerinde satranç oyununun kurallarını izlemelidir. Özgür iradenin bir ilüzyon olarak kabul edilmesi düşüncesi Alice’in maceralarını anlayışımızı zorlar, çünkü bunların Alice’in kendi hayal gücünün bir parçası olarak var olduğunu anlamışızdır. Alice’in daha büyük bir ilahi gücün manipülasyonu altında hareket etme olasılığını sunarak, Carroll, insan yaşamının daha büyük bir ilahi gücün hayal gücünün bir soyutlaması olarak var olduğu düşüncesini gündeme getirir.

5. Bölüm olan Yün ve Su

Alice, böyle konuşurken şalı yakaladı. Bunun sahibini bulmak için etrafına bakındı. Biraz sonra da Beyaz Kraliçe deli gibi koşarak ağaçların arasından çıktı. Kadın, uçarmış gibi kollarını da iki yanına açmıştı.

Alice, hemen elinde şalla onu karşılamak için çıktı.

QB4’e çılgınca koşarak, Beyaz Kraliçe Alice’in tam batısındaki kareye gelir. Kraliçelerin hikâye boyunca pek çok koşturdukları gerçeği, onların satranç tahtasında her yöne sınırsız mesafede hareket güçlerine bir göndermedir. Beyaz Kraliçe, karakteristik dikkatsizliği ile, K3’e hamle yaparak Siyah Kral’ı şah-mat etme fırsatını kaçırmıştır. Carroll, “Sahne Üzerinde Alice” makalesinde, Beyaz Kraliçe hakkında şöyle yazmaktadır:

Son olarak, Beyaz Kraliçe, benim rüya fantezimde, hassas, aptal, şişman ve soluk görünüyordu; bir bebek kadar çaresiz ve onun ahmak olduğunu düşündüren yavaş, zırvalayan ve şaşkın bir havası olan, ama asla fazla da böyle olmayan; çünkü bence bu, onun öbür türlü üreteceği mizahî etki için ölümcül olurdu. Wilkie Collins’in romanı İsimsiz’de, tuhaf bir biçimde ona benzeyen bir karakter vardır; iki farklı yakınsak yolla, bir şekilde aynı ideale ulaşmışızdır ve Bayan Wragg ile Beyaz Kraliçe, ikiz kız kardeşler olabilirdi.

Beyaz Kraliçe konuşurken yakasındaki iğne yine açılmıştı. Birdenbire esen rüzgâr kadının şalım uçuruverdi. Şal uçarak küçük bir akar suyun üstünden geçti. Kraliçe de kollarını açarak âdeta uçarcasına şalının peşinden koştu. Hem bu sefer kadın şalını kendi kendine yakalamayı da başardı.

Beyaz Kraliçe, bir kare ileriye, QB5’e hamle yapmaktadır.

Evimizdeki Konsomatris

Beyaz Kraliçe hamle yapar

Beyaz Kraliçe, zafer dolu bir sesle bağırdı. “Yakaladım! Şalımı yakaladım. Şimdi tek başıma şalımı üstüme takarak broşumla iğnelediğimi de göreceksin.” Alice, son derece terbiyeli bir tavırla, “Parmağınızın eskisinden daha iyi olduğunu ümit ederim,” diye mırıldandı. Sonra Beyaz Kraliçenin peşinden o da küçük dereyi geçti.

Alice de, aynı şekilde, bir kare ilerlemektedir. Bu hamle onu, yine (şimdi bir koyun olan) Kraliçe’nin yanına, Q5’e taşımaktadır.

Yaşlı Koyun, parayı aldı. Bunu bir kutuya koydu. Sonra kıza bakarak konuştu.

Ben hiç bir şeyi insanların eline vermem… Çünkü böyle bir şey uygun olamaz… Onun için yumurtanı kendin almalısın.”  Koyun dükkânın öbür ucuna  kadar gitti. Yumurtayı da alarak bir rafın üstüne dimdik duracak şekilde koydu.

Koyun’un dükkânın diğer ucuna hareketi, satranç tahtasında, Beyaz Kraliçe’nin KB8’e hamlesi ile gösterilmektedir.

 Noktalar, Alice’in Q6’ya ilerleyerek, dereyi geçtiğini göstermektedir. Şimdi, Beyaz Kral’ın sağındaki karededir, ancak bir sonraki Humpty Dumpty bölümünden sonrasına kadar, onunla karşılaşmaz.

Kirli Melek

7. Bölüm olan “Aslan ve Tek Boynuzlu At”ta;

Beyaz Kral, Alice’i görünce neşeli bir sesle bağırdı.

Hepsini gönderdim! Ormandan geçerken hiç asker gördün mü acaba yavrum?”

Alice, başını salladı.

Evet gördüm, sayın Majeste. Galiba bir kaç bin asker vardı.

Kral, bu sözleri duyar duymaz hatıra defterine baktı.

“Tam dört bin iki yüz yedi asker. Evet tam bu kadar işte. Yalnız bütün atları gönderemedim. Çünkü bunlardan ikisi oyunda bize lâzım.”

İki ata, satranç oyununda, iki beyaz şövalyeye savaş atı sağlamak için ihtiyaç vardır.

Alice, “Bu pek küçük bir deprem olmalı,” diye düşündü. Sonra da Kral’a bakarak sordu.

Kapışan kimler?” Kral, hemen cevap verdi.

Kim olacak, Aslanla Tek Boynuzlu At tabii.” Alice, iyice merak etmişti.

Onlar tacı ele geçirmek için mi savaşıyorlar?” Kral,

Evet,” diye cevap verdi. “Öyle yapıyorlar. Üstelik işin tuhaf tarafı uğrunda savaştıkları taç da bana ait! Haydi koşup onları seyredelim.

Bunun üzerine koşmaya başladılar.

Açık olmayan nedenler yüzünden, Beyaz Kral, Aslan ile Tek Boynuzlu At’ın kavgasını görmek için koşarak, bir satranç oyununda yavaş yavaş, kare kare ilerleme yöntemini ihlâl etmektedir.

Alice, bir iki dakika kadar durup Haberci’nin gidişini seyretti. Sonra birdenbire gözleri parladı. Parmağıyla ileriyi işaret ederek,

“Bakın! Bakın!” diye bağırdı. “Beyaz Kraliçe karşı kırlardan koşarak geliyor!”

Beyaz Kraliçe, Siyah Şövalye’nin batısındaki bir kareden, QB8’e hamle yapıyor. Gerçekten de kaçmasına gerek yok – Şövalye onu alamazdı, ancak o Şövalye’yi alabilirdi – ancak hamle, onun aptallığının karakteristik bir özelliğidir.

Kız, davul seslerinin nereden geldiğini anlayamadı. Sadece hava bile bu sesle dolu gibiydi. Kız, davulun durmadan kafasında çaldığını hissediyordu. Alice, nihayet sağır olduğuna karar verdi.

Alice, dayanamayarak ayağa kalktı. Korkuyla küçük dereyi atladı.

Alice Q7’ye ilerler.

Devam edecek…

Kaynaklar:

“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

http://www.smithsonianmag.com/arts-culture/the-64-square-grid-design-of-through-the-looking-glass-24546391/?no-ist

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

1913 tarihli “Vakit, Zaman ve Tarih” başlıklı yazının “Gün” bölümü

Abdülhamit’e kadar Osmanlı Sultanları

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Haziran

21. Yüzyıl’da aşkın hebası

Karanlıkta aynaya bakmak

Dünyanın en güzel camisi(1876 tarihli metin)

Güven kırıntıları

John Stuart Mill ve liberalizm

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden satranç motifi 2. Bölüm

Müge Sözen’in Lewis Carroll araştırmalarının Aynanın İçinden bölümü çalışmalarındandır. Aynanın İçinden eserinde satranç motifi üzerine ilk çalışmayı da okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

Aynanın İçinden ve satranç motifi

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

2. Bölüm olan “Canlı Çiçekler Bahçesi”nde;

Tam tepede durunca Alice, ağzını açmadan durdu ve o ülkenin dört yanına da baktı. Burası çok acayip bir ülkeydi doğrusu. Birbirine paralel olan dereler akıyordu. Yine yemyeşil çitler de bunları düzgün şekilde kesmekteydiler. Yani sularla çitler arasında kalan kısımlar birer yeşil kare gibi duruyordu.

En sonunda, Alice fikrini açıkladı.

Bana kalırsa burası tıpkı dev bir satranç tahtasına benziyor! Bu satranç tahtasında oyuncular da olması gerekli, değil mi?… A! İşte orada adamlar da var!”

Kız, konuşmaya devam ettiği zaman bir hayli heyecanlıydı. “Bu dev bir satranç oyunu… Bütün dünyada oynanmakta olan dev bir satranç partisi..

Alice Kitaplarında Darwinci hiciv – 1. Bölüm

George Eliot’un Felix Holt’u

Yaşamın kendisinin muazzam bir satranç oyununa benzetildiği o kadar çok unutulmaz parça yazılmıştır ki, bunlardan oldukça büyük bir antoloji oluşturulabilir. Bazen oyuncular, birinin satranç taşlarını idare ettiği gibi, diğerlerini idare etmek isteyen insanların kendileridir. Aşağıdaki parça, George Eliot’un Felix Holt’undandır:

Eğer bütün satranç taşlarının az çok küçük ve kurnazca tutkuları ve akılları olsaydı; eğer yalnızca rakibinizin taşlarından değil, kendinizinkilerden de pek emin olmasaydınız; eğer Şövalye’niz gizli gizli kendisini yeni bir kareye sürebilseydi; eğer Fil’iniz, Rok’unuzdan nefret ederek, Piyon’larınızı tatlı sözle yerinden edebilseydi ve eğer Piyon’larınız, Piyon oldukları için sizden nefret ederek, tayin edildikleri görevlerini yerine getirmeselerdi ve siz de aniden şah-mat olsaydınız, nasıl bir satranç oyunu olacağını hayâl edin. Tümdengelimli muhakeme konusunda en ileri görüşlü kişi olabilirdiniz, ancak yine de kendi Piyon’larınız tarafından yenilebilirdiniz. Eğer matematiksel hayâl gücünüze küstahça güvenseydiniz ve muhteris taşlarınızı küçük görseydiniz, özellikle büyük olasılıkla yenilirdiniz.

Ancak, bu hayâlî satranç, bir insanın arkadaşlarına karşı oynaması gereken ve başka arkadaşlarının kendisinin araçları olduğu bir oyuna çok benzemektedir.

Zamana yolculuk

Tanrı ve Şeytan

Bazen oyuncular Tanrı ve Şeytan’dır. William JamesDeterminizm İkilemi isimli makalesinde bu tema ile oynaşır ve H. G. Wells eğitimle ilgili güzel romanı Ölümsüz Ateş’in önsözünde bunu tekrarlar. Model aldığı İş Kitabı gibi, Wells’in hikâyesi Tanrı ile şeytan arasında bir konuşma ile açılır. Satranç oynamaktadırlar…

Ama oynadıkları satranç, Hindistan’da doğan, küçük, dahîce oyun değildir; tamamen farklı bir ölçektedir. Evrenin Hükümdarı tahtayı, taşları ve kuralları yaratır; tüm hamleleri yapar; istediği zaman, istediği kadar hamle yapabilir; rakibinin ise, ne var ki, her hamleye hafif bir açıklanamaz hata katmasına izin verilmiştir ve bu da daha fazla düzeltme hamlesi gerektirir. Yaratıcı, oyunun amacını belirler ve gizler ve rakibin amacının, onun akıl almaz projesinde, onu yenmek mi, yoksa ona yardım etmek mi olduğu hiçbir zaman açık değildir. Görünüşe göre, rakip oyunu sürdürebildiği sürece, kazanamamaktadır, ama kaybedememektedir de. Ama, oyunda herhangi bir düşünülmüş planın gelişmesini engelleme konusunda endişe duyar gibi görünmektedir.

Harikalar Diyarında Alice Teklif Ediyormuş!

Ve tepede şenlik vardır

Bazen, tanrıların kendileri, daha yüksek bir oyundaki taşlardır ve bu oyunun oyuncuları da, sonsuz bir daha büyük satranç tahtaları hiyerarşisindeki taşlardır. “Ve tepede şenlik vardır,” der Sereda Ana, James Branch Cabell’in Jurgen’inde, bu temayı açtıktan sonra, “ama çok uzaktadır.”

Alice, bir şey söylemeden ayağa kalkarak kadına saygıyla selâm verdi ve yerine oturdu.

Kraliçe ise çaktığı kazıklan izleyerek yürüyordu. Üçüncü kazığa gelince birdenbire küçük kıza döndü ve “Bir şeyin İngilizcesi aklına gelmediği zaman Fransızca konuş,” dedi. “Sonra yürürken ayaklarını dışarıya doğru bas.”

Kraliçe’nin tavsiyesi

Gerald M. Weinberg, bir mektubunda, Kraliçe’nin tavsiyesi ile ilgili iki ilginç gözlemde bulunmaktadır. Alice’e nasıl bir piyon gibi davranılacağını öğrettiği için, “Bir şeyin İngilizce’sini bilemediğinde, Fransızca konuş” sözü, piyonların capturing en passant (geçerken piyon yeme) hamlelerine bir atıf olabilir (bu numara için İngilizce bir terim yoktur) ve “ayak parmaklarını dışa döndür” sözü, piyonların sağ ya da sol öne çapraz hamlelerle taş yeme yöntemlerine işaret edebilir.

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

“Ayrıca kim olduğunu da sakın aklından çıkarma!”

Şaşkın şaşkın onu dinleyen Alice, kalkıp yine selâm verecekti ama Kraliçe onu beklemeyerek ilerledi. Kadın çabucak bir ilerideki kazığa geldi.

Bir an orada durarak, “Allaha ısmarladık,” diye seslendi. Sonra koşarcasına son kazığın yanma gitti.

Alice, ondan sonra her şeyin nasıl olup bittiğini bir türlü anlayamadı. Fakat Siyah Kraliçe son kazağın yanına gitmesiyle gözden kayboluverdi.

Minnoş güçlüler

Aynanın içinden

Carroll’ın önsözündeki çizimdeki satranç taşlarının konumuna bir bakış ile, Alice (beyaz piyon) ile Siyah Kraliçe’nin, bitişik karelerde yan yana oldukları görülür. Kraliçe, KR4’e (tahtanın siyah tarafından sayıldığında, Siyah Kral’ın kale sırasındaki dördüncü kare. Bu notlamada, kareler daima, hareket ettirilen taşın yanından başlayarak numaralandırılmaktadır.) hamle yaptığında, problemin ilk hamlesi gerçekleşmiş olur.

Alice satranç oyununda bir piyon haline gelir ve Ayna Dünyası’nın satranç oyununun katı kurallarını yakından takip ettiğini keşfeder. Alice, Ayna Dünyası üzerinde bir dereceye kadar hayali bir kontrole sahip gibi göründüğü gerçeğine rağmen, bir defada yalnızca bir “kare” ilerleyerek hamle yapabilmektedir. Öte yandan, tıpkı bir Kraliçe’nin satranç oyununda çok daha fazla hareketliliğe sahip olduğu gibi, Kraliçe tahta üzerinde hızla hareket edebildiği için “gözden kaybolur” gibi görünmektedir.Alice, bir piyon olarak, çok daha kısıtlı bir hareketliliğe ve görüş hattına sahiptir. Alice, yalnızca satranç oyununda değil, kitabın metninde de bir piyondur. Yazar, Alice’in hareketleri üzerinde mutlak kontrole sahiptir ve sanki o bir piyonmuş gibi öykünün bağlamında onu istediği gibi hareket ettirebilmektedir.

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

3. Bölüm olan Aynalar Ülkesi Böcekleri

At, başını pencereden çıkararak etrafına bakındı. Sonra kafasını içeriye çekerek yolculara durumu haber verdi. “Sadece bir derenin üstünden atlamamız gerekmiş. Bizim lokomotifin sıçramasıymış o.

Herkes bu haberi alınca rahat etti. Fakat Alice, bir trenin zıplayıp sıçradığını duyunca endişelenmişti. Ama kız kendi kendisini teselliye çalıştı. “Eninde sonunda bu tren bizi dördüncü Meydana götürecek ya? Önemli olanı da o. Gerisini düşünmemeliyim.

Ama bir an sonra kız trenin havalanarak uçtuğunu hissetti. Korkusundan eline ilk gelen şeye sarıldı. Bu da karşısında oturan keçinin sakalı oldu.

Trenin sıçraması, Alice’in P-Q4 hamlesini tamamlamaktadır. Carroll’ın orijinal el yazmasında, Alice vagondaki yaşlı bir hanımın saçını kapmıştır, ancak 1 Haziran 1870’te, Tenniel Carroll’a aşağıdaki mektubu yazmıştır:

Lewis Carroll’ın mektubu

Sevgili Dodgson:

Bence, tren sahnesindeki hoplama meydana geldiğinde, Alice’in – yaşlı hanımın saçı yerine – eline en yakın nesne olarak, keçinin sakalını ele geçirmesini pekâlâ sağlayabilirsin. Sarsıntı onları gerçekten de bir araya getirirdi.

Kaba olduğumu düşünme, ama ― eşek arısı bölümünün hiç ilgimi çekmediğini ve nasıl resimlendireceğimi bilmediğimi söylemek zorundayım. Eğer kitabı kısaltmak istiyorsan, bence bu senin için bir fırsattır.

Acele cevap beklentisi ile,

Saygılarımla,

J. TENNIEL

Carroll her iki öneriyi de kabul etmiştir. Yaşlı hanım ve eşek arısı ile ilgili bir on üçüncü bölüm çıkarılmıştır.

O sırada bir geyik yavrusu ağır ağır yaklaştı. Güzel gözlerini iri iri açarak Alice’e baktı. Fakat ondan hiç korkmadığı belliydi.

Fred Madden, bir piyon (‘pawn’) olan Alice’in, burada bir geyik yavrusu (‘fawn’) ile karşılaştığını ve Carroll’ın yinelenen sözcükler oyununda, tek bir harf değişikliğinin pawn’ı fawn yaptığını gözlemlemektedir. Kitabın başındaki, Carroll’ın Oyundaki Karakterler’ine göre, geyik yavrusu satranç oyununda aslında bir piyondur. Muhtemelen, her ikisi de beyaz olan iki piyon, şimdi birbirlerine bitişiktirler.

Alice, Ayna Dünyası’nda istediği yere gidebilmek için kendi üzerinde kontrole sahip olmadığını tamamen anlar. Filler onun çok ilgisini çekmesine rağmen, satranç tahtası üzerinde kalmak ve oyunun kurallarını izlemek için onlarla tanışmaktan vazgeçer. Satranç tahtası üzerinde, hamleleri ölçülü ve tahmin edilebilir hale gelir. Alice’in tren yolculuğu onun üçüncü “kare”yi atlamasını sağlayarak, piyonların ilk hamlelerinde iki kare ilerledikleri gerçeği gibi, onu iki kare ileri sürer. Bu noktadan itibaren, Alice’in hareketi ve coğrafi konumu, kitabın başında verilen satranç diyagramında çizilmiştir.

(Devam edecek…)

Kaynaklar:

“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

http://www.smithsonianmag.com/arts-culture/the-64-square-grid-design-of-through-the-looking-glass-24546391/?no-ist

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

1913 tarihli “Vakit, Zaman ve Tarih” başlıklı yazının “Gün” bölümü

Abdülhamit’e kadar Osmanlı Sultanları

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Haziran

Hayal, evim ve eşim

Kurtuluş

Avrupa Birliği üyesi ülkeler

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden ve satranç motifi – 1. Bölüm

Müge Sözen, Lewis Carroll kitapları ve Carroll’ın eserleri hakkındaki çalışmalarına Herkes Dergisi bünyesinde devam ediyor. Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden üzerine araştırma ve çeviri çalışmaları ile Carroll çalışmaları ile dikkatleri üzerine çekiyor. Aynanın İçinden isimli eserde satranç motifleri hakkında ayrıntılı bir çalışma sürdürüyor. Siyah ve beyaz satranç motifleri hakkında bilinmeyenleri öğreneceksiniz.

Ressamlar, heykeltıraşlar ve müzisyenler, uzun zamandır, bir satranç tahtası üzerinde 32 taşın karmaşık hareketinden ilham almışlardır. Ancak, yazarlar da 64 karelik savaş alanından ilham almışlardır. Muhtemelen, bunların arasında en fazla ilham alan, Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden eserlerinin yazarı Lewis Carroll (Charles Lutwidge Dodgson)’dır. Birinci kitapta, Alice tavşan deliğinden düştükten sonra bir iskambil kağıtları krallığı ile karşılaşırken, devamı olan kitapta, bir aynadan geçerek, antropomorfik siyah ve beyaz satranç taşlarının yaşadığı, tamamen yeni bir harikalar diyarı bulmuştur.

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

Kitabın iki ana sembolünün ayna ve satranç tahtası olması mantıklıdır – sonuçta, oyunun başında tahtadaki taşlar birbirinin yansımasıdır. Ancak, satranç Carroll’ın hikayesinde yalnızca yinelenen bir motif veya sembol değildi; bu, aslında, romanın yapısının temeliydi. Öykü, bir satranç oyunu çevresinde tasarlanmıştı. Bu durum, okuyucunun bir satranç problemi ve aşağıdaki notla karşılaştığı kitabın en başında açık hale getirilir: “Beyaz Piyon (Alice) on bir hamle oynar ve kazanır.” Alice Harikalar Diyarında’nın devamı olan kitap, oynanabilir, ancak tuhaf bir satranç problemi olarak tasarlanmıştır.

Carroll’ın Satranç problemini açıklayışı

Carroll’ın, Aynanın İçinden kitabındaki olaylar dizisinin temelinde yatan satranç problemini açıklayışı doğrudur. İnsan, Sidney Williams ve Falconer Madan’ın Rahip C. L. Dodgson Edebiyatı El Kitabı’nın 48. sayfasındaki, normal bir şah-mat yapmak için “hiçbir çaba” gösterilmediği cümlesini açıklayacak söz bulamamaktadır. Son mat tamamen doğrudur. Ancak, Carroll’ın kendisinin de işaret ettiği gibi, siyah ve beyazın hamleleri düzgün bir sırada yapmadıkları ve Carroll tarafından listelenen “hamleler”den bazılarının, satranç tahtasındaki taşların gerçek hamleleri ile temsil edilmedikleri doğrudur. (örneğin, Alice’in birinci, üçüncü, dokuzuncu ve onuncu “hamleler”i ve kraliçelerin “rok yapma”ları).

Satranç kurallarının en ciddi ihlâli, problemin sonuna yakın, Siyah Kraliçe Beyaz Kral’a şah çektiğinde, ama her iki taraf da bu gerçeği dikkate almadıklarında meydana gelmektedir. “Satranç bakımından, neredeyse hiçbir hamlenin makul bir amacı yoktur,” diye yazmaktadır Bay Madan. Her iki tarafın da son derece dikkatsiz bir oyun oynadığı doğrudur, ancak aynanın ardındaki çılgın yaratıklardan başka ne beklenebilir ki? İki yerde, Beyaz Kraliçe bir şah-mat yapma şansını kaçırmaktadır ve başka bir fırsatta da, Kara Şövalye’yi esir alabilecekken, ondan kaçmaktadır. Ancak, her iki dikkatsizlik de, onun dalgınlığının sonucudur.

Beyaz Şövalye eksantriklikleri

Bir satranç oyununu, eğlenceli bir saçma fantezi ile iç içe geçirmenin şaşırtıcı zorlukları göz önüne alındığında, Carroll kayda değer bir iş başarmaktadır. Örneğin, Aynanın İçinden kitabında Alice, o sırada kendininkinin yanındaki bir karede olmayan bir taş ile hiçbir zaman konuşmamaktadır. Tıpkı gerçek satranç oyunlarında olduğu gibi, kraliçeler bir şeyler yapmak için koşuştururken, kocaları göreceli olarak sabit ve etkisiz kalmaktadır.

Beyaz Şövalye’nin eksantriklikleri, Şövalyelerin hareketlerinin eksantrikliğine övgüye değer şekilde uymaktadır; hâttâ Şövalyelerin şu ya da bu yöne atlarından düşme eğilimleri, bir yönde iki kareden sonra, sağa ya da sola bir kare olan şövalye hamlesini akla getirmektedir. Okuyucuya, satranç hamlelerini hikâyeyle birleştirmesinde yardımcı olmak üzere, her hamle, metinde tam görüldüğü noktada belirtilecektir.

Dev satranç tahtasının sıraları, birbirinden derelerle ayrılmaktadır. Sütunlar çitlerle ayrılmıştır. Uyuklayan Siyah Kral’a şah-mat yapmak için Siyah Kraliçe’yi (kraliçe olarak) esir aldığı son hamlesi dışında, Alice, bütün problem boyunca, kraliçenin sırasında kalır. Alice’i sekizinci kareye kadar kendi sırasında boyunca ilerlemeye ikna edenin Siyah Kraliçe olduğuna dikkat çekmek eğlencelidir. Kraliçe bu tavsiye ile kendini korumaktadır, çünkü beyaz başlangıçta, şık olmasa da kolay bir biçimde, üç hamlede şah-mat yapabilir.

Beyaz Şövalye ilk önce KKt.3’te şah çeker. Siyah Kral Q6’ya da gitse, Q5’e de, beyaz, Kraliçe ile QB3’de mat edebilir. Tek alternatif, Siyah Kral’ın K4’e gitmesidir. Sonra, Beyaz Kraliçe QB5’te şah çeklerek, Siyah Kral’ı K3’e gitmeye zorlar. Sonra, Kraliçe Q6’da mat eder. Elbette bu, bir zihin uyanıklığı gerektirmektedir ki, bu ne Şövalye’de, ne de Kraliçe’de vardır.

Tarihte satranç oyunları

Orta Çağ’da ve Rönesans’da, satranç oyunları bazen çok geniş alanlarda, insan taşlar ile oynanırdı (bkz. Rabelais’nin Gargantua ve Pantagruel’i, 5. Kitap, 24 ve 25. Bölümler), ama Carroll’ınkinden daha önce, kurmaca bir öyküyü canlı satranç taşlarına dayandıran hiçbir girişim bilmiyorum. O zamandan bu yana pek çok kez, çoğunlukla bilim-kurgu yazarları tarafından yapılmıştır. Yakın tarihli bir örnek, Poul Anderson’ın güzel kısa hikâyesi, Ölümsüz Oyun (Fantezi ve Bilim-Kurgu, Şubat 1954)’dur.

Birçok nedenden dolayı, satranç taşları özellikle ikinci Alice kitabı için uygundur. Kralların ve kraliçelerin geri dönüşüne izin vererek, ilk kitaptaki iskambil kartlarını tamamlamaktadırlar; valelerin kaybı, şövalyelerin edinimi ile dengelenmiştir. Alice’in ilk kitaptaki şaşırtıcı boyut değişikliklerinin yerini, elbette satranç taşlarının tahtadaki hareketlerinin neden olduğu, eşit derecede şaşırtıcı yer değişiklikleri almıştır. Mutlu bir tesadüf eseri, satranç aynı zamanda ayna yansıması motifi ile de bağlantılıdır.

Yalnızca kaleler, filler ve şövalyeler çifter çifter değillerdir, aynı zamanda, oyunun başlangıcında, bir oyuncunun taşlarının asimetrik düzeni (kral ve kraliçenin pozisyonları yüzünden asimetriktir), rakibinin taşlarının tam bir ayna yansımasıdır. Son olarak, satranç oyununun çılgın niteliği, ayna dünyasının çılgın mantığına uymaktadır.

OYUNDAKİ KARAKTERLER

(Oyun başlamadan önce düzenlendiği gibi.)

BEYAZ SİYAH
TAŞLAR PİYONLAR PİYONLAR TAŞLAR
Tweedledee Papatya Papatya H. Dumpty
Tek Boynuz Haigha Haberci Marangoz
Koyun İstiridye İstiridye Mors
B. Kraliçe “Lily” Pars Zambağı S. Kraliçe
B. Kral Geyik Yavrusu Gül S. Kral
Yaşlı adam İstiridye İstiridye Karga
B. Şövalye Hatta Kurbağa S. Şövalye
Tweedledum Papatya Papatya Aslan

1896 önsüzü ile değiştirilmeden evvel

Yukarıdaki oyundaki karakterler listesi, Aynanın İçinden kitabının daha önceki baskılarında, Carroll bunu 1896 önsözü ile değiştirmeden önce yer almaktaydı. Bunu çıkarmak akıllıcaydı, çünkü yalnızca satranç oyununa karışıklık eklemektedir. Yalnızca bir örnekten söz edeceğim. Eğer Tweedle kardeşler iki beyaz kale iseler, o zaman Carroll’ın diyagramının ilk sırasındaki beyaz kale kimdir, diye sormuştur Denis Crutch, satranç oyunu ile ilgili bir konferansta (Jabberwocky, Yaz 1972’de yayımlanmıştır).

Bir satranç oyununun başlangıç pozisyonunda, sözcüklerin düzeni, her taş ve piyonu tanımlamayı kolaylaştırmaktadır. Hikâyede hiç sözü edilmeyen fillerin, belirli bir nedenle olmasa da, burada Koyun, Yaşlı Adam, Mors ve Karga’ya bağlandığına dikkat edin.

Kitabın 1. Bölüm’ü olan “Aynalar Evi”nin başlangıcında, Alice’in kedisi Dinah’ın iki yavrusu Kitty (siyah yavru) ve Kartopu (beyaz yavru)’ndan söz edilir. Kitty ve Kartopu, siyah ve beyaz kedi yavruları, satranç tahtasının siyah ve beyaz karelerini ve kitabın satranç oyununun siyah ve beyaz taşlarını yansıtmaktadır.

Bölümün ilerleyen parçasında, Beyaz Kral ve Beyaz Kraliçe arasında aşağıdaki diyalog geçer;

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

Beyaz Kral ve Beyaz Kraliçe diyalogları

“Aman yanardağa dikkat et!”

Kral, hemen endişeli endişeli şömineye baktı. Herhalde bir yanardağın ancak böyle bir yerde bulunabileceğini düşünüyordu.

Ancak ondan sonra sordu.

Hangi yanardağ?”

Hâlâ kendisini toplayamamış olan Beyaz Kraliçe, nefes nefese konuşmaya çalıştı.

“O yanardağ püskürüp beni buraya çıkarttı. Aman sen her zamanki yoldan gel. Sakın havalanayım deme!”

Alice, merakla durumu seyrediyordu. Beyaz Kral’ın, ağır ağır şöminenin parmaklığına tırmanmasına baktı.

Beyaz Kral’ın bir kol demirinden ötekine, şömine paravanasından yukarı çıkmak için yavaş mücadelesi, bir satranç kralı, bir kraliçe gibi her yöne hareket edebildiği hâlde, yalnızca bir kareden diğerine hareket etmesine izin verildiği gerçeğini yansıtmaktadır. Bir kraliçe tek bir hamlede yedi kareye kadar gidebilir ve bu da kraliçelerin daha sonra havada uçabilme yeteneklerini açıklamaktadır, ancak bir kralın satranç tahtasının bir tarafından diğer tarafına gitmesi yedi hamle almaktadır.

Alice, Kralın saçlarını da düzelttikten sonra onu Beyaz Kraliçe’nin yanına masaya bırakıverdi.

Fakat Kral ayakta duracak yerde hemen sırt üstü düştü ve öyle hareketsiz kaldı.

Alice de yaptığına pişman olmuştu. Telâşlanarak, odada dolaşmaya başladı. Beyaz Kral’ı ayıltmak için su arıyordu. Bunu adamın üstüne boşaltacaktı. Fakat odada su yoktu. Alice böyle aranırken eline bir şişe mürekkep geçti.

Fakat küçük kız, geri dönünce Beyaz Kral’ın ayılmış olduğunu gördü. Kral’la Kraliçe baş başa vermişler korkulu korkulu fısıldaşarak konuşuyorlardı. Bu yüzden, Alice de onların sözlerini epey güçlükle duyabildi.

Kral,

“Emin ol şekerim,” diyordu. “Öyle korktum, öyle korktum ki bıyıklarımın ucuna kadar buz gibi kesildim.”

Fakat Beyaz Kraliçe, eşine hiç de beklenmedik bir cevap verdi.

“Senin bıyığın yok ki.”

Ama Kral, yine de sözlerine devam etti.

“O anın verdiği dehşeti bilemezsim Bunu asla…. asla unutamayacağım!”

Beyaz Kraliçe, yine de umulmadık bir lâf ederek,

“Eğer bunu hatıra defterine yazmazsan,” diye mırıldandı. “Unutacağını sen de pekâlâ biliyorsun.”

Savaşta öldürülmüş Kral

Satranç oyununda, sıklıkla, kaybeden yenilgiyi kralını sırt üstü yatırarak gösterir. Az sonra öğrendiğimiz gibi, bu, savaşta öldürülmüş biri gibi doğal olarak soğuyan Kral için bir dehşet anıdır. Kraliçe’nin olayın bir andıçını yapma önerisi, bir oyuncunun oyunu unutmamak için satranç hamlelerini kaydetmesini akla getirmektedir.

Alice satranç taşları için görünmezdir ve bu da Aynalar Evi’nde meydana gelen tersine çevrilmenin bir özelliğidir. Alice’in dünyasında kendisi canlıyken, satranç taşları cansızdır, ancak Ayna Dünyası yaşamları için bir çalışma düzenine sahip olan satranç taşlarına aittir. Tıpkı satranç tahtası gibi, yaşamları son derece simetrik ve kontrol altındadır.

Aynanın İçinden

Alice’in görünmezliği, Ayna Dünyası’nın satranç taşları üzerinde tanrısal bir güce sahip olduğunu akla getirir ki bu da tüm evrenin onun hayal gücünün bir parçası olarak var olduğu gerçeğinden kaynaklanır. Alice, Beyaz Kral’ı, satranç taşlarının yaşamlarını manipüle eden ilahi bir güçmüş gibi tutup, kaldırır. Bu durum, satranç tahtasını, bireylerin satranç taşları gibi konumlandırıldığı ve önceden belirlenmiş kurallara göre hareket ettirildiği bir varlık düzlemi olarak kabul etme düşüncesini oluşturur.

Evin içinde, Alice’in görünmezliği onun görünmeyen bir el olmasına izin verir, ancak satranç tahtası görüntüsü, dışarıdaki satranç oyununa katıldığı bir sonraki bölümde tam önemine sahip olur. Orada, Alice’in kendisi, görünmeyen bir el, muhtemelen de Carroll’ın yazarlık eli tarafından manipüle edilen bir satranç taşı haline gelir. Bu elin dayatması, Alice’in bedeni üzerinde kontrolü kaybederek, merdivenlerden aşağı süzüldüğü ve yazarın görünmeyen eli tarafından kaderine doğru ileri sürüldüğünde belirgin hale gelmeye başlar.

Devam edecek…

Kaynaklar:

“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

http://www.smithsonianmag.com/arts-culture/the-64-square-grid-design-of-through-the-looking-glass-24546391/?no-ist

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Hayal, evim ve eşim

Beklemek

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Kirli Melek – 7

Zamana yolculuk 6. bölüm

Kaşif Kozinoğlu mektupları ve ölümü

Alice Kitaplarında Darwinci hiciv – 1. Bölüm

Toprak ana 2. bölüm

Alice harikalar diyarında

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv 3. Bölüm

Müge Sözen‘in Alice kitaplarında Darwinci hiciv çalışmasının 3. bölümüdür. Alice Harikalar Diyarı‘nda Darwinci hicvi kavrayabilmek için ilk 2 bölümü de okuyunuz. Lewis Carroll ve hayal dünyasını anlayabilmek için mutlak bir fırsat yaratan bölümlerimizi takip edebilirsiniz.

1. bölüm

2. bölüm

Melezlik

Dejenereleşme muhtemelen komikse, geçiş türleri veya melezler de öyledir. Melezlik, Alice kitaplarında, konuşan ve giyinen hayvanlarla olduğu gibi, Grifon, Taklit Kaplumbağa, korku veren Jabberwock ve Aynalar Ülkesi böcekleri gibi çeşitli yaratıklar vasıtasıyla da gösterilir (Tatarcık hariç – bir tavuk ebadında olabilir, fakat iç geçirerek kendisini yok edene kadar basit bir tatarcık olarak kalır). Hayvanların böylesine güldürücü davranışları, özellikle yaygın insanbiçimcilik, Lewis Carroll veya okurları için yeni değildi. Aslında, karışık veya antropromorfize edilmiş hayvanların eğlenceli kullanımı, insanoğlunun yaratılmış canlıların başında bulunduğu ve çeşitli flora ve faunanın cansız doğanın üstündeki büyük hiyerarşide yerini aldığı Varlığın Büyük Zinciri kavramının hakimiyetini bozan ortaya çıkan sorular hakkında genel kaygıdan neredeyse kuşkusuz bir biçimde ilerleyerek, Victoria döneminin erken dönem kültürünün karakteristik özelliğiydi.

Alice ve evrimsel spekülasyonlar

Melez karikatürleri, Darwinci teoriden önceleri doğa tarihi ve bilimsel buluşlar ile ilgili hicivlerde ortaya çıkıyordu. Örneğin, George Cruikshank’ın yıllık Comic Almanack [Karikatür Almanağı] (1835-1853) isimli kitabı, genelde insan ve hayvan özelliklerini ve durumlarını karikatürize bir biçimde tersine çevirerek, doğal tarihi parodi haline getirmişti. Edward Lear, dağınık ve yeniden birleştirilen insan ve hayvan bedenlerinin karikatürlerini çizmişti; “hepsi kesikli atomlar” olan kedi, kuş ve insan çizimleri, ya da insan vücutlarının papağan ve kedi başlarına sahip olduğu başka bir çizim gibi. Melezlikle Türlerin Kökeni öncesi oyunun bir başka örneği, Hyde Park’a şık hanımlar yerleştirerek, Robert Chambers’ın Vestiges of Creation [Yaratılışın Kalıntıları] (1844) kitabı ve “genel olarak jeolojik ve evrimsel spekülasyonlar” ile alay eden bir Punch karikatüründen gelmektedir; bu hanımlar, ördek başları hariç, zarif görünmektedirler.

Başlar, gövdeler ve ayaklar

Benzer bir şekilde, Victoria dönemi insanları, yeni oluşturulan yaratık adlandırılabilene kadar, bir oyuncunun bir baş çizdiği, kağıdı katladığı, bir diğerinin bir gövde ve bir başkasının da bacaklar eklediği, “Başlar, Gövdeler ve Ayaklar” adlı bir oyun oynuyorlardı. Carroll’ın Fransız karikatürist J. J. Grandville’in eserlerine aşina olduğuna dair bir kanıtımız olmamasına rağmen, onun (1827 ile 1847 yılları arasında yayınlanan) ayrıntılı ama karikatürize insan canavarları, bu tür kombinasyonların, insanlığın belki de o kadar benzersiz olmayan kimlik sorunu ile ilgili eğlenceli hicivleri olarak kullanılmak için uygun olduğunu göstermektedir. Reichertz’in önceki literatürde Carrollcu mecazların öncüllerini araştırdığı yararlı çalışmalar, Grandville’in köpek başı olan bir kaplumbağa, kurbağa başı olan kuşlar, yılan başı olan bir ayı vb. içeren imalı çizimleri üzerinde durur. Reichertz’in belirttiği gibi, “Hiçbir şey, Grandville’in daha önceki görsel kombinasyonlarına, Carroll’ın Taklit Kaplumbağa’sından daha yakın değildir.”

Melezler popülerdi, çünkü, ana akım Victoria dönemi toplumunun insanların hayvanlar üzerinde egemen olduğu fikrine şiddetle sarılmış olmasına rağmen, insan-hayvan kimliği hakkındaki kaygıları alaya alıyordu. Aslında, muhafazakâr bilimsel literatürde melezler, çoğu kez evrim tartışmalarının ön planına Darwinci teorilere karşı koyan bir karşı-argüman olarak getiriliyordu. Sonuçta, melezler yapay seleksiyondan (yani, insan kontrolünden) kaynaklanırlarsa çoğalamazlar; böylece, yapay seleksiyon, ünlü köpekler vakasında olduğu gibi türleşmenin sınırlarını gösteriyor gibi görünüyordu.

Yapay seleksiyon

Londralı bir danışman hekim olan J. M. Winn, The Collapse of Scientific Atheism [Bilimsel Ateizmin Çöküşü] (1880) isimli kitabında, “melezlerin kısırlığı evrensel olarak kabul edilmiştir ve evrim teorisi ile tamamen uzlaşmazdır” diye savunmuştu. Argüman, en azından 1860’dan beri vardı; Wilberforce yapay seleksiyona bakmaksızın sadece diğer köpeklerle çiftleşebilen evcil köpeklerin örneğini ileri sürdüğünde, türleşmenin değişmez olduğunu savunur:

Köpek türündeki en uç çeşitlerin kendi özgün ilişkilerini ne kadar kolay ve açık bir şekilde tanıdıklarını da unutmayın. Dev Newfoundland, cüce köpeğe, sıradan bir çarpışmada, ikisinden birinin bir çakal, bir kurt veya bir tilkiye davranış biçiminden ne kadar farklı davranıyor. Aptal hayvan, türün birliğinin, ‘varyasyon’un en garip maskesi altında keşfedilebilir olduğunu filozoflara öğretebilir.’ (“Darwin’s Origin” [Darwin’in Kökeni])

Aslında, Darwin karşıtları, türler arası tuhaf dönüşüm fikrini başlangıçtan itibaren kolay bir saldırı hattı olarak kullanmışlardır. Örneğin, Adam Sedgwick de 1860’da şöyle diyor: “Bazı nadir durumlarda [Darwin] muhteşem bir saflık gösterir. Darwin, beyaz bir ayının, Kutup havzasındaki çamurlu su birikintileri ile sınırlandırılarak, balina haline gelebileceğine; bir Lemur’un kolayca bir yarasaya dönüşebileceğine ve üç parmaklı bir Tapirin atın büyük dedesi olabileceğine inanmaktadır!” Dolayısıyla, dönemin edebi ve sanatsal melezleri, Darwin’le alay etmenin yanı sıra onun teorilerinin ortaya çıkardığı kaygıları göstermektedir.

(Devam edecek…)

Kaynak:

“The Alice Books and the Contested Ground of the Natural World” (Laura White/Routledge Press, Oxford: 2017)

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Lewis Carroll

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Lewis Carroll’ın hayatının birçok yönü, yazdıklarını etkilemiştir. Bu yönlerden bazıları; onun matematiksel geçmişi ve mantıksal eğilimi, küçük kızlara ilgisi ve onların fotoğraflarını çekmesi, anormal yeme alışkanlıkları, ikili kişilik, uyku güçlükleri, Victoria dönemine ait yaşam tarzı ve ihmal edilen çocukluğunu içermektedir. Hayatının bu özellikleri, onun en iyi bilinen romanı “Alice Harikalar Diyarında” da dahil olmak üzere, edebiyatına yansımıştır. Lewis Carroll pedofili ile ilişkilendirilmeye başladı ve bunda küçük kızlara ilgisi önemli bir rol oynadı.

Lewis Carroll daima son derece mantıklı bir adamdı, bir görevi tamamlamak için sürekli daha etkili yöntemler icat ediyordu. Hayatta olduğu gibi, Lewis Carroll edebiyatında da son derece mantıklıydı. Birçok matematiksel tez yazmıştı, ancak kurmaca romanları da, iskambil kağıtları, satranç ve aynada evrilmeler gibi mantık unsurlarıyla doluydu. Carroll’ın yazdıklarında satranç ve kroketin görülmesi, bu etkinliklere duyduğu kişisel ilgi ve katılımının sonucuydu. Lewis Carroll karakterleri, daha mantıklı bir sonuca varmak için yaygın olarak anlaşılanları sürekli olarak göz ardı ediyorlardı. Lewiss Carroll pedofili suçlaması ile karşı karşıya kaldı. Carroll’un bu suçlamalarda hikayelerindeki semboller önemli rol oynadı. Kral, Alice’e, kimin geldiğini görmek için yola bakmasını istediğinde, bu mantık türü Kral tarafından kullanılır:

“…Şu yola bir bak yavrum. Onlardan birini görüp göremediğini bana söyle.”

Alice, denileni yaptı ve sonra,

—  “Ben hiç kimseyi göremiyorum,” diye cevap verdi.

Kral, üzüntü dolu bir sesle konuşmaya başladı.

—  “Ah! Keşke benim gözlerim de seninkiler gibi olsa! Hiç kimseyi görmemek ne kadar   fevkalâde bir şey! Hem üstelik bu kadar mesafeden görememek!”

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi -3

 Lewis Carroll ve yemek takıntısı

Carroll’ın, nevrozu yüzünden olabilecek, yemekle takıntılı bir şekilde ilişkisi olduğu biliniyordu. Yeme ile ilgili bu takıntı, onun edebiyatına yansır. Yiyecek çoğu zaman Alice masallarında olduğu gibi olumsuz bir çağrışımla vurgulanır. Alice’in yemek yemesi ve içmesi, büyüklüğünde bir değişikliğe neden olur. Kupa Valesi, Kraliçe’nin reçelli turtalarını çaldığı iddia edilerek yargılanır ve idam cezasına çarptırılması önerilir. Ayrıca, Düşesin çok fazla biberle pişirmesinin sonucu olarak, herkes sürekli hapşırır. Çılgın çay partisinde Alice, Fındık Faresi’nin anlattığı bir hikayedeki gıdalar hakkında soru sorar:

Lewis Carroll

Lewis Carroll

Yiyecek ve içecekle fazla ilgilenen Alice hemen sordu. “Peki onlar ne yiyorlarmış?”

Fare, bir iki dakika düşündü. “Şeker pekmezi yiyerek yaşıyorlarmış.”

Alice, nazik nazik, “Bunu yapamazlardı,” diye itiraz etti. “Hasta olurlardı.”

Fare, “Evet,” dedi. “Onlar da çok hastalardı.”

Alevilik üzerine bilgiler

 Alice harikalar diyarında simgeleri

Alice ayrıca şöyle de der:

“…Belki de insanları öfkeli yapan daima karabiberdir.” Bu yeni buluşuna sevinerek devam etti. “Sirke de onları ekşitiyor. Papatya suyu da acılaşmalarına sebep oluyor.”

Yemek başka şekillerde de vurgulanır. Yeme, günah ile bir yılanın bulunduğu bir bahçenin Cennet Bahçesi’ni temsil etmesi vasıtasıyla ilişkilendirilir. Dolayısıyla, Alice, yanlış olduğunu bildiği halde, oradayken Kraliçe’nin reçelli turtalarını yemeyi istediğinde, Havva’yı temsil etmektedir. Ayrıca, yazdığı çoğu şiirler ve şarkıları, avcı hayvan ve av temaları etrafında döner. Dahası, Cheshire Kedisi’nin sırıtışı, görünen ilk bölümü ve kaybolan son bölümüdür, bu nedenle ağza odaklanır. Carroll’ın karikatürü “The Rectory Umbrella” (Rektörlük Şemsiyesi), son derece mantıksız oranlarda yemek yiyen bir aileyi sergiler. Resimlerinden bir diğerinde de, bütün bir erik pudingini yiyen bir adamı sergiler.

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük

Alice harikalar diyarında hayvanlar

Carroll’ın kendi yaşamında, Lewis Carroll takma adıyla yazmaya başladığında, ikili bir kişilik mevcuttu. Kendi ikiliğine benzer şekilde, Carroll’ın edebiyatında birçok karşıt kimlik vardır. Aynanın İçinden’de, Tweedledee ve Tweedledum birbirlerinin görüşleri ile sürekli olarak çelişen ikizlerdir. Alice Harikalar Diyarında’da hayvanların karşıt kimlikleri vardır. Alice’in kedisi Dinah yırtıcı hayvanken, Harikalar Diyarı hayvanları kurbandır. Alice tavşan deliğine düştüğünde, üst ve alt bir olur. Bir noktada Alice, iki farklı sesle konuşarak iki kişi gibi davranır.

Lewis Carroll

Lewis Carroll

Ayrıca, aşağıdakini söyleyerek, başkalarının kimliklerini de üstlenmeyi planlar:

“O zaman onlara bakarak, ‘O halde ben kimim?’ diye soracağım. “Önce onu söyleyin bana.” Eğer o kimse olmak istersem yukarıya çıkarım. Aksi halde başka biri olana kadar burada kalırım.”

Kurtuluş

 Alice harikalar diyarında ikili kimlik

Bir duruşmada, Alice, duruşmadaki jüri üyesi, jüri ve tanık pozisyonlarını üstlenir. Alice, bir kroket oyunu sırasında cezalandırıcı ve cezalandırılan kişi rollerini üstlenir. İlk olarak, Kraliçe’yi hile yapmakla suçlar ve sonra Alice kendisini aldatır ve kendi kulaklarını yumruklar.

Lewis Carroll

Lewis Carroll

Bu kadarız işte

Lewis Carroll uyku sorunu

Carroll uyku zorlukları ve muhtemelen uykusuzluk yaşıyordu ve bu durum yazdıklarına da yansımıştır. Nyctograph (Carroll’ın icadı olan, karanlıkta yazı yazmaya yarayan bir alet) da dahil olmak üzere, gece onu meşgul edecek buluşlar bu varsayımı desteklemektedir. Bu uyku sorunları onun edebiyatına da yansımaktadır. Alice öykülerinde uykuya vurgu yapılır, çılgın çay partisinde fındık faresi uyanık kalamaz ve her iki hikayesinde de Alice rüya görmektedir. Carroll’ın son matematiksel eseri, uyku sorunlarına işaret eden, Curiosa Mathematica Part III: Pillow Problems (İlginç Matematik III. Bölüm: Yastık Problemleri)’dır.

Minnoş güçlüler

Lewis Carroll Victoria dönemi

Carroll, Victoria döneminde yaşamıştır ve bu durum yazdıklarını etkilemiştir. Kraliçe Victoria, bu dönem boyunca egemen olmuştur. Dolayısıyla, Carroll’ın yazdıklarında kadın egemenliği sergilenmiştir. Alice öykülerinde, Kupa Kraliçesi hem boyutu hem de gücü ile Kral’ı aşar. Ayrıca, Düşes kocasına boyun eğdirir ve evin kontrolü kendisindedir. Carroll, dakiklik özelliği taşıyan bir çağda yaşamıştır. Bu, tekrar tekrar “Geç kaldım, geç kaldım, çok önemli bir randevuya geç kaldım” diyen Beyaz Tavşanın gecikmesine verdiği aşırı paranoyak tepkide yansıtılmaktadır. Victoria döneminin karakteristik özelliği de katı bir sınıf yapısıydı. Alice, Harikalar Diyarı yaratıklarına, özellikle daha küçük olanlarına, sürekli olarak hakaret ettiği şekilde, bu Carroll’ın yazılarında sergilenmektedir.

Kadıköy’de nargile kafeler neden popüler?

Lewis Caroll çocukluk

Carroll, yazdıklarını etkileyen biraz ihmal edilmiş bir çocukluğa sahipti. Bu ihmalin nedeni, dört diğer kardeşinin altı yaşından önce doğmasıydı ve bu nedenle kendisine pek önem verilmemişti. Ne Charles Dodgson ne de Lewis Carroll’ın bebekler hakkında söylenecek çok iyi şeyi vardı. “Onları atın.” “Onları birbirine bağlayın ve onları vahşi doğaya gönderin.” “Onları kızartın ve ana yemek için meze olarak servis edin.” Onun bebekler ile olan olumsuz deneyimleri, Düşes’in bebeği çok ağladığı için baş belası olduğu ve daha sonra bir domuza dönüşüp, ormanda bırakıldığı Alice Harikalar Diyarında’da yansıtılmaktadır.

Lewis Carroll

Lewis Carroll

Lewis Carroll’ın hem hayatında hem de eserlerinde çok egzantrik bir adam olduğu sonucuna varabiliriz ve edebiyatındaki birçok benzersiz bölümün hayatında karşılaştığı benzer deneyimlerle ilişkilendirilebileceği oldukça akla yatkındır.

Kaynak:

http://www.alice-in-wonderland.net/resources/analysis/interpretive-essays/the-influence-of-lewis-carrolls-life-on-his-work/

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Sürgün ve Türkiye

Aşk Nedir?

Recep ile Nadan – Bölüm 8

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Alice harikalar diyarında

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Alice adından bahsedecek olursak, genellikle Lewis Carroll‘ın çocuk hikâyelerini düşünme eğiliminde oluruz. Yani, Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden, çocuk edebiyatının yüzyılı aşkın bir süredir çocuklar ve yetişkinler tarafından okunan iki klasik eseridir. Bu iki hikâye, kendisini, pek çok farklı ve alışılmadık karakterle karşılaştığı tuhaf ortamlarda bulan, Alice adlı küçük bir kızın hikâyesini anlatır. Alice her iki hikâyenin merkezinde olmasına rağmen, her hikâyenin amacı, karakterleri ve stili benzersizdir.

Lewis Carroll ilk olarak, küçük kız Alice Liddell ve kız kardeşlerine, absürtlüklerle dolu bir hikâye taleplerini takiben hikâyesini ilk kez anlattıktan üç yıl sonra, 1865 yılında Alice Harikalar Diyarında masalını ilk kez yayınladı. Bu hikâyenin oluşturulması, Carroll Alice Harikalar Diyarında’yı kızları eğlendirmek için anlatmaya başladığında, bir nehir pikniğinde başladı. İlk öykünün yaratılışındaki kendiliğindenlikten farklı olarak Lewis Carroll’ın Aynanın İçinden kitabı, birincisinden altı yıl sonra, Alice bir genç kızken yayımlandı. Bu ikinci hikâye, birinciden daha mantıklıydı ve hem tarzı hem de yönü açısından ondan açıkça farklıydı.

Hey taksi! öykü dizisi

Alice ve beyaz tavşan

Alice’in girişi ve “başka” dünyada kendini nasıl bulduğu hikâyelerin her birinde çok farklıdır. Alice Harikalar Diyarında’da Alice’in merak ve can sıkıntısı, Beyaz Tavşan’ı takip etmesine neden olur. Sonuçta tavşan deliğine düşer ve böylece hem onu hem de okuyucuyu büyülü ve düzensiz bir dünyaya sürükler. Carroll’ın Harikalar Diyarı, Alice’in karakterlerin çoğunu zor ve tuhaf bulduğu bir yerdir. Yolculuk boyunca çeşitli karakterlerle karşılaşır; bunların büyük çoğunluğu büyük olasılıkla gerçek Alice Liddell tarafından bilinen gerçek insanları temsil eder. İlk öykü boyunca Alice, kendini çeşitli aşamalarda büyüyüp küçülürken bulur; ancak bu, Carroll’ın Aynanın İçinden’de tekrar etmediği bir şeydir.

Ölüme yergi, Tamer Başkan anısına…

Alice ve Carroll’ın ilk öyküsü

Alice‘in merakı, onu Aynanın İçinden’deki “diğer” dünyaya da götürür. Carroll’ın ilk öyküsünden farklı olarak, bu dünya mantıklı ve içinde büyüsünün bir kısmını kaybettiği bir dünyadır. Alice aynadan geçtiğinde, çevresi tersine çevrilir ve Carroll, Jabberwocky şiirinde, Tweedledee ve Tweedledum’ın ayna görüntülerinde ve Beyaz Kraliçe’nin önce çığlık atıp sonra kendisini toparlamasında, öykü boyunca tersine dönme görüntülerini tekrarlar. Carroll’ın Alice Harikalar Diyarında kitabında bu tersine dönme kullanımı bulunmaz.

Alice harikalar diyarında

Alice harikalar diyarında

Recep ile Nadan

Alice harikalar diyarında ve Lewis Carroll

Bu hikâyelerin her ikisi de Carroll’ın bunları yazma biçimlerine göre farklı yapılandırılmıştır. Alice Harikalar Diyarında’da, öykünün bir yönü bulunmamaktadır ve bölümler neredeyse herhangi bir sıralamada yer alsa da, hikâye hâlâ mantıklı olacaktır. Bununla birlikte, Carroll’ın girişte satranç oyunuyla açıkça belirttiği gibi, Aynanın İçinden’de bunun tam tersi geçerlidir. Bu satranç tahtası imgesi, Aynanın İçinden’deki hikâyeyi anlamak için esastır ve okuyucuya bir mantık ve düzen duygusu tasvir eder. Hikâye boyunca okuyucu, hikâyenin nereye ilerleyeceği konusunda net bir yön duygusu taşır ve her bölüm sırayla izler. Alice’in ikinci hikâyedeki yolculuğu, bir piyondan bir Kraliçe olmaya doğru gidişidir.

Minnoş güçlüler

Krallar ve kraliçeler

Carroll’ın satranç tahtasını kullanımı Alice’in yetişkinliğe geçişinde de önemlidir. Satranç tahtasında bir piyon olmaktan Kraliçe statüsüne ulaşma yolculuğu, bir yetişkin olma yolundaki bir çocuğun gelişimini temsil eder. Bu vurgu esas olarak Aynanın İçinden’de aktarılır ve Carroll Alice’in çeşitli karakterlerle, özellikle Krallar ve Kraliçeler ile yaptığı karşılaşmalar yoluyla bunu aktarır. Kraliçe, bir “yetişkin” dünyasında bir çocuğun hissettiğine benzer şekilde, Alice’in her zaman bir adım önünde gibi görünür. Carroll, Alice’in karşılaşmaları ve yolculuğu boyunca, yetişkinliğin zorbalığını ifade etmeye devam eder. Alice, kısa süre içinde, bir Kraliçe olmanın aslında onun beklediği gibi olmadığını öğrenir.

Alice harikalar diyarında

Alice harikalar diyarında

Evimizdeki Konsomatris

Alice ile etkileşim kurma biçimi

Yetişkinliğe kadar olan bu büyüme, Alice Harikalar Diyarında’da bu kadar belirgin değildir; Carroll, daha ziyade, Harikalar Diyarında yetişkinliği bir çocuğun bakış açısıyla ifade etmektedir. Bu, karakterlerin Alice ile etkileşim kurma biçiminde belirgindir, çünkü her zaman ona ne yapması gerektiğini söylerler. Bu kitap sayesinde Carroll, çocukların nasıl düşündüğü konusunda gerçekçi, anlayışlı ve sezgisel bir görüş anlatır. Çok mantıksız bir dünyada, Alice mantıklı düşünmeye devam etmektedir.

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Aynanın içinden ve Lewis Carroll

Aynanın İçinden’de öncelikli olarak bulunan bir başka özellik de, dille oynama ve Carroll’ın kullandığı sözcük oyunlarıdır. Her iki hikayede de bu belirgin olmasına rağmen, Carroll ikinci masalda mizah yaratmak için kelime oyunları kullanır gibi görünmektedir. Alice canlı çiçekler bahçesine girdiğinde, çiçeklerin onunla konuşabileceğini öğrenir. Burada, Carroll çiçeklerin konuşmalarıyla dil ile oynamadaki kendi kabiliyetini göstermektedir. Bahçenin ortasındaki ağaçtan bahsederken, çiçekler Alice’e yanıt verirler. “’Havlayabilir,’ dedi Gül. ‘Bough-Wough diyor!’ diye bağırdı Papatya: ‘Bu nedenle dalları “bough” (İngilizce “dal”) olarak adlandırılıyor!'” Sözcük oyunlarının bu kullanımı, Alice’in meşhur bir okul öncesi karakteri olan Humpty Dumpty ile karşılaşmasında da görülebilir.

Alice harikalar diyarında

Alice harikalar diyarında

Benim Öyküm

Aynanın içinden ve Carroll’un ilham kaynağı

Aynanın İçinden’i yazarken, Carroll’ın ilham aradığı anlaşılmaktadır. İlk öykünün aksine, öyle büyülü bir biçimde oluşmamıştır ve bu nedenle, ilk hikâyeden daha ciddi okunabilir. İkinci öykü, ayrıca, olumsuzluk ve kötümserlik gibi eklenmiş imajları tasvir etmektedir. Alice yolda kimseyi görmediklerini tartıştıkları zaman Kralla konuşur. “’Keşke böyle gözlerim olsaydı,’ dedi Kral aksi bir ses tonuyla. ‘Kimseyi görememek!'”

Hayat içi dopdolu bir kitaptır

Lewis Carroll değil, Charles Dodgson tarafından yazılmıştır

Her iki hikâye de farklı şekillerde, ancak benzer duygularla biter. Alice Harikalar Diyarında’da, Alice, kendisini Kraliçe ile tartışmaya başladığı mahkemede bulur. İskambil destesi kendisine saldırır ve bir rüyadan uyanarak kız kardeşini bulur. Bu hikâyenin son sayfası, gerçeğe dönüştürme girişimiyle, Lewis Carroll değil, Charles Dodgson tarafından yazılmıştır ve Alice’in kız kardeşi ile olan sahneyi kullanarak fantezi için özür diler ve itibarı için endişe ediyor olabilir. Bu, özellikle dilin ağırlığı ve duygusal sonda belirgindir. Aynanın İçinden’de, Alice, Kraliçe olmasının kutlandığı iddia edilen ziyafet sonrasında bulunduktan sonra kızar ve masayı devirir. Kraliçeyi kapar ve daha sonra uyanarak kedisini salladığını fark eder. Carroll hikâyeyi okuyucuya yöneltilen bir soru ile sona erdirir – gerçekten rüyayı kim görmüştür, Alice mi yoksa Siyah Kral mı? Bu son, okuyucunun tamamlamasına açıktır.

Alice harikalar diyarında

Alice harikalar diyarında

Pes et

Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden

Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden arasında birçok farklılık bulunmaktadır. Bu farklılıklar, her iki hikâyenin yazılması arasındaki zaman farkı, Carroll’ın yazısını çevreleyen koşullar ve aynı zamanda Caroll’ın hikayeyi anlatmaya başladığında sahip olduğu niyetten kaynaklanıyor olabilir. Bununla birlikte, bu farklılıklar her hikâyenin belirgin doğası için gereklidir ve Carroll’ın çocuk ve yetişkin arasındaki ilişkiye dair sahip olduğu görüşün farklı bir biçimde tasvirini okuyucuya iletir. İster hikâyelerdeki karakterler arasındaki farklılıklar veya hikâyenin yazıldığı tarz olsun, bu farklılıklar Alice’in gelişiminde ve Carroll’ın tasarladığı tasvirde önemli rol oynamaktadır.

Kaynak:

http://www.essay.uk.com/coursework/differences-between-alices-adventures-in-wonderland-and-through-the-looking-glass.php

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek kısa yazılar:

Hitler Almanyası ile Türkiye’yi karşılaştırmak cahilliktir

Penisli Yargı ve Hakim Olamayan Avukatlar

Kürdistan mı tehlike yoksa Kürdistan hayali mi

Harikalar Diyarında Alice Teklif Ediyormuş!

Çeşme ve Alaçatı neden pahalı?