Yazılar

“Alice” Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll’ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi – 3. BÖLÜM (Son)

Müge Sözen, Lewis Carroll‘ın eseri olan Alice Harikalar Diyarında hakkında ayrıntılı araştırma çalışmalarına devam ediyor.Alice Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll‘ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi yazı dizisinin 3. bölümüdür. Konuya hakim olabilmek için öncelikle birinci ve ikinci bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. Bölüm

2. Bölüm

Böylece el sıkıştılar. Şövalye atını ağır ağır ormana doğru sürdü. Alice, durmuş onu seyrederken, “Her halde onun düştüğünü görmek için fazla beklemeyeceğim,” diye düşündü, “işte düştü! Hem her zamanki gibi kafasının üstüne! Bununla beraber o çabucak ayağa kalkıp tekrar atına binebiliyor… Bu da atın üstüne türlü türlü şeyler asması yüzünden sanırım…”

Küçük kız, kendi kendine konuşarak atın yolda ağır ağır ilerlemesini seyretti. Şövalye önce atın bir yanından ve sonra da öbür yanından düştü.

Şövalye, dört veya beşinci düşüşünden sonra yolun dönemecine geldi. O zaman Alice adama mendilini salladı. O gözden kaybolana kadar da bekledi.

Bu bölüm en büyük, dokunaklı bölümlerinden biridir.

Carroll’ın, Alice büyüyüp, veda ettikten sonra, nasıl hissedeceğini umduğunu açıkça açıklamayı amaçladığı bu sahne, İngiliz edebiyatının, en büyük, dokunaklı bölümlerinden biridir. Makalesi “Carroll’ın Alicelerinde Aşk ve Ölüm”de (Dodo ile Uçmak: Lewis Carroll’ın Yaşamı ve Sanatı ile İlgili Makaleler, ed. Edward Guiliano ve James Kincaid), Donald Rackin’in yazdığından daha fazla hiç kimse, bu bölüm hakkında belâgatlı yazmamıştır. “Bu sahne boyunca fısıldayan kısacık aşk, bu nedenle, karmaşık ve çelişkilidir: Bu, tamamen potansiyel sahibi, özgür, değişken ve büyüyen bir çocuk ile tamamen aciz, hapsedilmiş, durağan ve yaşlanan bir adam arasındaki aşktır.”

 

Beyaz Şövalye

Lewis Carroll’ın kurgusal bir gösterimi olarak görünmektedir. Eleştirmenler, aralarındaki fiziksel benzerliğe dikkat çekerek, ikisi arasındaki benzerliklere işaret etmişlerdir. Hem Beyaz Şövalye hem de Carroll dağınık saçlara, açık mavi gözlere ve kibar gülümsemelere sahiptir. Carroll gibi, Beyaz Şövalye de herhangi bir beklenmedik duruma karşı yardımcı olması için garip aletler icat eder. Beyaz Şövalye bir köpekbalığı saldırısına karşı kendini hazırlarken, Carroll karanlıkta not almasını sağlayan bir nesne gibi cihazlar yaratmıştır. Daha önemlisi, Alice, Beyaz Şövalye’de, kendisine gerçekten saygı duyan ve önem veren bir birey bulur. Şövalye Alice’in yalnızlığını dindirir, ancak bu Alice’in onu terk ederek bir Kraliçe olmasını engellemez. Bu karar, Alice’in olgunlaşırken nasıl da büyüyüp, Carroll’dan uzaklaştığı gerçeğine benzer.

Beyaz Şövalye’nin Alice’e söylediği şarkı, Carroll’ın gerçek hayattaki Alice’e, yanlış yönlendirilmiş olsa da, içten övgüsü olarak hizmet eder. Carroll Alice’in üzüntü değil, kafa karışıklığı yaşadığını ima eder. Alice’in Beyaz Kral ile ilgili son sözünde ondan söz etmemesi, onun büyüdüğünü doğrular: “Küçük kız, dönüp tepeden inmek için koşmaya hazırlanırken de kendi kendine, ‘Mendil sallamamın ona cesaret verdiğini umarım,’ dedi.” Alice Beyaz Şövalye’den ayrılıp, bir Kraliçe olmaya giderken, onun aşk ve dostluk teklifini görmezden gelir – tıpkı Alice’in genç bir kadın olurken, Carroll’ı terk etmesi gibi.

 

Aynanın İçinden

Kış ve ölümden söz eden şiirlerle başlar ve biter. Rüyanın kendisi de, Alice yanan bir ateşin önünde otururken ve kar pencere camlarını “öperken,” muhtemelen Kasım ayında meydana gelmektedir. Carroll, Alice’e Harikalar Diyarı’na yolculuk hikâyesini ilk anlattığı zaman olan, Isis’deki o güneşli, 4 Temmuz tarihli kayık gezisini hatırlayarak, bunu bitiş şiirine, “Sonbahar ayazları, Temmuz’u öldürdü,” diyerek koymuştur.

 

Carroll ikinci Alice kitabını yazdığında henüz 40 yaşında olmamasına rağmen, bütün diğerlerinden daha fazla sevdiği çocuk-arkadaşı olan Alice Liddell’dan 20 yaş büyüktür. Kitabın giriş şiirinde, kendisinden ve Alice’den “birbirinden yarım bir hayat uzak” diye söz etmektedir. Alice’e, “acı akıntılar”ın, kendisini, “istenmeyen yatak”a çağırmasının çok sürmeyeceğini anımsatır ve kendisini, son yatma vaktinin yaklaşması yüzünden somurtan, daha büyük bir çocuğa benzetir.

Aynanın İçinden’in kayıp parçası “Peruklu Eşek Arısı”nda, Alice yaşlı bir eşek arısıyla karşılaşır. Uzmanlar, Carroll’ın bu parçayı Beyaz Şövalye bölümünden hemen sonra gelecek şekilde masala koyduğunu, ancak Tenniel’ın ısrarı üzerine kaldırdığını belirtmektedirler.

Carroll akademisyenleri, Carroll’ın, Beyaz Şövalye’sinin – aynanın arkasındaki biri için, Alice’e oldukça beklenmedik bir nezaketle davranan, açık mavi gözleri ve kibar bir gülümsemesi olan, o tuhaf, yaratıcı beyefendinin – kendisinin bir parodisi olmasını amaçladığına inanmaktadırlar. Carroll’ın Eşek Arısı’nı, kendisinin 40 yıl sonraki bir parodisi olarak görmüş olması mümkün müdür? Profesör Cohen, bunun mümkün olmadığını belirtmiştir. Carroll, kendisinin bir Victoria dönemi beyefendisi olmasıyla gurur duyuyordu. Hiçbir koşul altında, kendisini bir alt sınıf adamıyla ilişkilendirmezdi. Bununla birlikte, Alice ile Eşek Arısı arasındaki yaş uçurumunun, Alice Liddell’ı, hikâyenin orta yaşlı anlatıcısından ayıran uçuruma benzediği gerçeğinin kesinlikle farkında olmadan, Carroll bu parçayı yazmış olamaz gibi görünmektedir. Carroll’ın, Eşek Arısı’nı “Hay Allah! Hiç böyle bir çocuk yoktu!” diye – diyalogda, tuhaf bir şekilde, yersiz görünen bir biçimde – haykırtırken, bir vantriloğun bir kukla aracılığıyla konuştuğu gibi, belki de bilinçli olmayarak, Eşek Arısı aracılığıyla konuştuğu düşünülebilir.

– SON – 

Kaynaklar:
“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/alice/

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

 

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Kirli Melek

Yat Oğlum Rıza

Anlatılmaz Yaşanır Yıllar Geçse Bile

Baba ile Kızı

Fatma Aliye Topuz kimdir? 50 liranın arkasındaki kadın kimdir?

Liddell

Alice Kitaplarında Alice Liddell ve Lewis Carroll’ın Çocukluk-Yaşlılık İlişkisi 1. bölüm

Alice Liddell, Lewis Carroll’ın çocuk-arkadaşıdır. Ancak, bir gün Alice de büyüyecek, çocukluktan çıkacak, bir yetişkin olacaktır. Birçok çocuk-arkadaşı olan, ancak yetişkinlerle aynı iyi iletişimi kurmakta güçlük çeken Lewis Carroll, bir gün Alice ile olan iyi arkadaşlığının da sona ereceğinden duyduğu endişeyi Alice kitaplarında yansıtmıştır.

Alice Harikalar Diyarında’nın 1. Bölüm’ü olan “Tavşan Deliğinde”de, şöyle denir;

Birdenbire karşısına üç ayaklı, camdan yapılmış, küçük bir masa çıktı. Masanın üstünde de küçücük bir altın anahtardan başka bir şey yoktu. Alice, önce bu anahtarın holdeki kapılardan birini açabileceğini düşündü. Ancak, ne yazık ki, öyle olmadı! Ya anahtar delikleri çok büyüktü ya da anahtar çok küçüktü. Sonunda küçük kız bu kapılardan hiçbirini açamadı. Ancak, ikinci kez holde dolaşırken Alice, daha önce fark etmemiş olduğu alçak bir perde gördü. Bunun arkasında da 15 inç yüksekliğinde bir kapı vardı. Alice, hemen küçük altın anahtarı kilide soktu. Anahtarın bu kapıya uyduğunu anlayınca da çok sevindi!

Alice, kapıyı açınca karşısına küçük bir geçit çıktı. Burası ancak bir fare deliği kadardı. Alice eğilip oradan bakınca karşı taraftaki son derece güzel bahçeyi gördü. Bu karanlık yerden çıkıp rengârenk çiçek tarhları ve serin fıskiyelerle dolu bahçede dolaşmayı ne kadar da çok istiyordu! Ancak, başını bile bu geçitten uzatması olanaksızdı. Zavallı Alice, “Başımı oradan geçirsem bile,” diye düşündü. «Omuzlarımı geçiremedikçe, bunun bir yararı olmaz. Ah, bir teleskop gibi kapanabilmeyi ne kadar da isterdim! Buna nasıl başlayacağımı bilsem başarırdım sanırım.” Anlayacağınız öyle tuhaf şeyler olmaya başlamıştı ki, Alice olanaksız olan pek bir şeyin kalmadığını düşünüyordu.

Liddell ve Alice

Küçük kapının yanında beklemenin hiç bir yararı yoktu bu nedenle Alice yine masaya döndü. Orada başka bir anahtar olabileceğini, ya da  hiç olmazsa insanların teleskop gibi kapanıp küçülmelerini öğreten bir kitap bulabileceğini ummaktaydı. Ancak, bu kez de masanın üstünde küçük bir şişe buldu (Alice, “Az önce bu şişenin burada olmadığından eminim,” dedi). Şişenin boynunda kâğıt bir etiket vardı. Üzerine de güzel, büyük harflerle “İÇ BENİ” yazılmıştı.

“İç beni” demesi kolaydı, ancak akıllı küçük Alice hemen bunu yapmaya niyetli değildi. “Hayır,” dedi, “ilk önce bunun üzerinde ‘Zehir’ yazılı olup olmadığına bakacağım.” … Ancak, bu şişenin üzerinde ‘Zehir’ yazmıyordu. Bunun üzerine Alice, şişedeki suyun tadına baktı ve lezzetini beğenerek, (bunun tadı vişneli pasta, krema, ananas, kızarmış hindi, karamelâ ve kızarmış tereyağlı ekmek karışımına benziyordu) hemen şişedeki suyu bitiriverdi.

Mum gibi eriyebilirim

Alice,

“Ne tuhaf bir duygu,” dedi, “bir teleskop gibi kapandığımdan eminim doğrusu.”

Dediği doğruydu. Kızın boyu şimdi yirmi beş santimdi. Alice, artık o geçitten çıkıp güzel bahçeye gidebileceğini düşünerek sevindi. Ama daha önce fazla küçülüp küçülmeyeceğini anlamak için bir, iki dakika bekledi. Biraz da endişelenmişti.

Bu gidişle mum gibi eriyebilirim,” diye düşünüyordu. “Acaba o zaman nasıl olurum?” Mum eridikten sonra bunun alevinin ne hale geldiğini hatırlamaya çalıştı. Fakat ömründe böyle bir şey görmemişti.

Biraz sonra daha fazla küçülmeyeceğini anlayan Alice hemen bahçeye çıkmaya karar verdi. Fakat zavallı kız, kapıya gelince anahtarı unutmuş olduğunu anladı. Masaya dönünce de bunu almak için boyunun yetişmeyeceğini fark etti.

Bu, Alice’in kitapta boyut değiştirdiği 12 durumun ilkidir. Richard Ellmann, Carroll’un, âşık olduğu ama evlenemediği küçük Alice ile yakında olacağı büyük Alice arasındaki büyük farkı bilinçsizce sembolize etmiş olabileceğini ileri sürmüştür.

Alice, geçitten geçmek için

Alice istediği halde bahçeye giremez ve onun bu bahçeye girme arzusu, büyümeye eşlik eden nostalji duygularını temsil eder. Carroll, büyümekle meydana çıkan hayal kırıklıklarını dramatize etmektedir, çünkü Alice kendini bahçeye çıkmak üzere geçitten geçmek için ya çok küçük, ya da çok büyük bulmaktadır. Şişedeki suyu içtikten sonra, Alice küçülür ve masanın üzerindeki anahtara ulaşamaz. Abartılı bir biçimde küçük boyutunun neden olduğu bu çaresizlik, çocukluğun önemsizlik duygularını temsil eder.

2. Bölüm’de keki yemenin neden olduğu ani büyüme, ergenlikle meydana gelen tuhaf bedensel dönüşümleri temsil eder. Alice’in büyümesi kaderini gerçekleştirmesine yardım edecek aracı kendisine sağlar, ancak gerçek anlamda, büyüyerek çocukluğun zevklerinden uzaklaşmakta olduğunu kendisine anımsatmaktadır. İdealize edilmiş olan bahçe, bir çocuğun ana rahminin güvenliğine geri dönebileceğinden daha fazla geçitten geçemeyen Alice için yasak bölgedir.

2. Bölüm olan Gözyaşından Göl

Alice, öyle ümitsiz durumdaydı ki her önüne gelenden yardım istemeye hazırdı. Onun için de Tavşan yaklaşınca kız çekine çekine hafif bir sesle söze başladı.

“Affedersiniz efendim…”

Beyaz Tavşan, korkuyla irkildi. Elindeki beyaz deri eldivenlerle büyük yelpazeyi düşürdü. Hızla karanlıklara dalıp kayboldu.

Alice, yelpazeyle eldivenleri aldı. Hol çok sıcak olduğu için de kendisini yelpazelemeye başladı. Bir taraftan da yine kendi kendine konuşuyordu.

“Hay Allah! Bugün her şey de ne garip! Halbuki dün her şey normaldi. Acaba gece mi değiştim? Bir düşüneyim; sabah katlığımda aynı mıydım? Neredeyse biraz farklı hissettiğimi hatırlıyorum. Ama aynı değilsem, soru şu: ‘Her kimim ben?’ Ah, işte büyük bilmece bu!”

Tavşan’ın beyaz eldivenleri

Kız, bunları söylerken ellerine baktı. Konuşurken Tavşan’ın beyaz deri eldivenlerinden birini giymişti. Buna şaştı.

“Bunu nasıl yapabildim?” diye düşündü. “Yine ufalıyorum muhakkak.” Ayağa kalkarak boyunu ölçebilmek için masaya yaklaştı. Ancak altmış santim boyunda olduğunu tahmin etti. Gittikçe de küçülüyordu. Bunun sebebinin elinde tuttuğu yelpaze olduğunu anlayınca hemen yelpazeyi yere attı. Böylece tamamıyla küçülmekten kurtulmuş oldu.

Alice, bu değişiklikten epey korkmuştu. Kendi kendine,

“Doğrusu güç kurtuldum,” dedi, ani değişiklikten çok korkmuş, ama hâlâ var olduğunu görmekten memnun olan Alice.

“Şimdi bahçeye çıkayım.” Bütün gücüyle küçük kapıya koştu. Fakat kapı yine kapalıydı. Altın anahtar da yine cam masanın üstündeydi.

Zavallı kız,

Durum eskisinden de kötü,” diye düşündü. “Çünkü şimdiki kadar hiç küçülmemiştim. Bu da çok fena.

Alice makalesi

“Sahne Üzerinde Alice” makalesinde, Carroll şöyle yazmıştır:

Ya Beyaz Tavşan, ona ne demeli? “Alice” satırları üzerine çerçevelenmiş miydi, yoksa zıt bir karakter olarak mı düşünülmüştü? Açıktır ki, zıt bir karakter olarak. Alice‟in “gençlik,” “cesaret,” “enerji” ve “doğrudan hızlıca amaca ulaşma” özelliklerine karşın, O‟nun, “yaşlı,” “ürkek,” “zayıf” ve “gergin bir biçimde kararsız” özelliklerini okuyarak, O‟nun nasıl biri olmasını istediğimi anlayacaksınız. Bence Beyaz Tavşan gözlük takmalıydı. Eminim sesi titrerdi ve dizleri titrerdi ve bir kaza “Kış” diyemeyecek kadar aciz dururdu!

Alice, çocukluktan yetişkinliğe geçiş sırasında meydana gelen kafa karışıklığını yansıtan şekilde, boyutu değiştikçe kimliği hakkında kafası karışır. Bahçeye girmek için fazla büyük olduğu gerçeği, kim olduğuna dair kendisinde bir kafa karışıklığı yaratır ve Alice de buna ağlama krizleri ve kendini suçlamayla yanıt verir. Yaşadığı değişiklikleri kabul edemeyerek, kendi kimliğini sorgular.

Devam edecek…

Kaynaklar:
“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/alice/

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Ben dağ değilim çocuk!

Kurtuluş Zorlu anısına! Sırasız ölüm!

Hanım efendiye Latte!

Humpty Dumpty, “Sözcüklerin Efendisi” 2. Bölüm

Yahudiler, Yunanlar, Romalılar, Hıristiyanlar ve Müslümanlar Tarihin Başlangıcına Hangi Olayı Alırlar?

Evimizdeki Konsomatris

Alice

Lewis Carroll’ın “Alice” Kitaplarında Oyun Teması – 3. Bölüm

Müge Sözen, Alice kitaplarında oyun teması üzerine hazırladığı yazı dizisinin 3. bölümünü yazdı. Lewis Carroll tarafından yazılan eserlerdeki oyun teması üzerine yapılan araştırmaları birinci bölümünden itibaren okumanız tavsiye ediliyor.

1. bölüm

2. bölüm

Lewis Carroll kitaplarında Oyun teması

Alice kitapları tutarsız ve rüya gibi görünse de, ilk göründüklerinden çok daha fazla dikkatli bir biçimde yapılandırılmışlardır. Alice Ayna Dünyası’nın manzarasının “büyük bir satranç tahtası gibi planlanmış” olduğunu hemen fark eder. Alice kendisinin bir oyunun içine yerleştirilmiş olduğunu fark eder: “Bu – tüm dünyada – oynanan büyük bir satranç oyunu, Eğer dünya buysa, yani. Ah, ne eğlenceli!” Satranç hiç de bir şans oyunu değildir, ancak baş döndürücü bir dizi kural ve hamleye sahip karışık bir oyundur.

Karmaşıklığı bakımından, satranç, Victoria dönemi İngiltere’sinin topumsal davranışlarının ayrıntılı kurallarına benzer. Satranç gibi oyunlar ve Victoria döneminin görgü kuralları son derece ciddidir ve açık kazanan ve kaybedenlerle sonuçlanır. Toplumdaki yeri için sosyalleştirilmiş üst sınıftan düzgün bir Victoria dönemi kızı olarak, Alice toplumsal hiyerarşiler dünyasında zaten başarılı bir oyuncudur. Üstünlük sağlama oyunu Alice kitapları çapında sürekli oynanmaktadır – tıpkı farenin tarih dersi, Çılgın Şapkacı’nın bilmeceleri, Tırtıl’ın sorgulaması ve Düşes’in sürekli ahlak dersi vermesinde olduğu gibi.

Her yerde bir ahlak dersi bulan Düşes kadar aşırı olmasa da, Alice Harikalar Diyarı ve Aynanın İçinden’in ilginç dünyalarında gezinmesine olanak sağlayan bir dizi kuralı gerçekten de ortaya çıkarır. Harikalar Diyarı’nda kendi boyutunu değiştirmek için, Alice bir şey yemesi veya içmesi gerektiğini öğrenir – ancak yalnızca “üzerinde ‘zehir’ yazıp yazmadığını” görmek için dikkatle baktıktan sonra. Alice, Aynanın İçinden’de “Jabberwocky” şiirini okumak için onu bir aynaya tutması gerektiğini keşfeder, çünkü şiir bir ayna kitabında basılmıştır. Aynanın İçinden’de Canlı Çiçekler bahçesine ulaşmak için, Alice, ona doğru yürümek yerine, aksi yönde ilerlemesi gerektiğini öğrenir.

Alice kitaplarındaki en karışık oyun

Ancak, Carroll ve Alice’in Alice kitaplarında oynadığı en karışık oyun, dil oyununun kendisidir. En büyük sözcük ustası, Aynanın İçinden’de, dilin güç olduğunu ve onu kendi yararına kullanabilenlere ait olduğunu açık bir biçimde belirten Humpty Dumpty’dir. Humpty Dumpty Jabberwocky’nin anlamını açıklar ve Alice, çok şaşırarak, zafer sözcüğünün “güzel bir ciddi kavga” anlamına geldiğini öğrenir. Alice Humpty Dumpty’nin zafer tanımına itiraz ettiğinde, Humpty Dumpty bir sözcük “yalnızca o anlama gelmesini seçtiğim anlama gelir – ne daha az ne de daha çok” der.

Onun için tek ciddi kural “efendinin kim olduğu”dur – sözcükler veya onları kullanan kişi. Kuralları izlemenin iyi olmasına rağmen, onları belirlemek daha iyidir. Humpty Dumpty, burada, kroket oyunu ile bağlantılı olarak, görünüşe göre oynarken kuralları belirleyen Kupa Kraliçesi’ne benzemektedir. Carroll Humpty Dumpty’ye benzememektedir, ancak Alice kitaplarında sözcük oyunlarını ve parodileri sık kullanmasıyla, dili anlamı kendi yararı için düzeltmek ve tersine çevirmek için kullanır. Çılgın Şapkacı’nın Alice’i uyardığı gibi, dil çok kaypak olabilir ve çok dikkatli bir biçimde kullanılması gerekir. Demek istediğiniz şeyi söylemek, söylediğiniz şeyi demek istemenizle aynı değildir. Dil, satranç kadar karışık bir oyun olarak gösterilir. Siyah Kraliçe’nin ve Beyaz Kraliçe’nin Aynanın İçinden’de Alice’e yaptıkları sözlü sınavlar, dilin kişinin rakibini yenmesinde güçlü bir silah olabileceğini gösterir.

Tembellik ve yaramazlığa karşı

Alice kitaplarında, Carroll, Humpty Dumpty gibi, kendisinin şiirleri yeniden yorumlamakta yetenekli olduğunu gösterir. Dikkatli bir biçimde bal toplayan ve bunu gelecek için saklayan Isaac Watts’ın “Against Idleness and Mischief” [Tembellik ve Yaramazlığa Karşı] şiirinin küçük çalışkan arısının yerine, Alice kendisinin üzerinde “Beni İç” yazan şişeyi hemen içmesine çok benzer bir şekilde yemeğini neşeli bir biçimde yiyen küçük timsah örneğini verir.

Aynı türden edebi modifikasyonlar, Alice’in Robert Southey’in “The Old Man’s Comforts and How He Gained Them” [Yaşlı Adamın Konforları ve Bunları Nasıl Elde Ettiği] şiirini ezberden okuyuşunda yapılır. Orijinal şiir, Willian Baba dinç bir şekilde yaşamdan zevk alan neşeli ve sağlam bir kişiyken, sessiz ama uzun bir yaşam sürdürmek için kendini temkinli bir biçimde yaşamdan soyutlayan bir adamı anlatır.

Lewis Carroll

Harikalar Diyarı’nın sonunda, Carroll Alice’in rolünü kendi hikayesinin dinleyicisinden anlatıcısına kaydırır: “Herhalde Alice de o zaman etrafına başka küçük çocukları toplayacak ve onlara bir çok tuhaf hikâye, belki de yıllar ötesinde kalan Harikalar diyarını anlatacak, onların gözlerinin heyecanla parladığını görecekti.” Hikaye anlatıcısı hikayeyi kontrol eder. Dil oyununda, güç her zaman yetenekli hikaye anlatıcısın lehinedir. Tıpkı Kupa Kraliçesi’nin kroket oyununa hakim olduğu gibi, bir oyunun kurallarını belirleyen kişi oyunu kazanır.

Lewis Carroll, dayandığı Alice Lidell’dan daha unutulmaz olan edebi karakter Alice’i yaratır. Alice, kurallara uygun ama haksız kazanma ve güçle ilgili bu değerli dersi öğrenir ve işte bu nedenle de, Aynanın İçinden’in son bölümünün ismi “Rüyayı Kim Gördü?”dür. Alice burada rüyayı kimin kontrol ettiğini belirlemek için Kitty ile mücadele eder. Alice “Şimdi bu rüyayı kimin gördüğünü düşünelim, Kitty. Bu ciddi bir soru,” diye ısrar eder.

Ya Alice Siyah Kral’ın, ya da Siyah Kral Alice’in rüyasının bir parçasıdır. Ancak, rüyada, dil oyununda olduğu gibi, kuralları belirleyen ve sonunda oyunu kazanan hikaye anlatıcısıdır. Bu ne Alice’in ne de Siyah Kral’ın rüyası değil, Lewis Carroll’ın rüyasıdır. Harikalar Diyarı ve Aynanın İçinden’de kuralları belirleyen Carroll’dırAlice kitaplarında, Carroll, kendi oyununda gerçekten de usta olan, sıra dışı bir dil yeteneğine sahip, oyunbaz bir yazar olarak kendisini gösterir.

– SON –

Kaynak:

http://www.journalofplay.org/sites/www.journalofplay.org/files/pdf-articles/2-4-article-playing-around-lewis-carrolls-alice.pdf 

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Alice

Lewis Carroll’ın Alice Kitaplarında Oyun Teması – 1. Bölüm

Matematikçi Charles Dodgson’ın oyun sevgisi ve kurallara duyduğu ihtiyaç, Lewis Carroll takma ismiyle yazdığı iki ünlü çocuk kitabı olan Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden’ın yapısının bir parçası olarak popüler oyunları kullanımında bir araya gelmiştir. Bu makalenin yazarı, kroket ve iskambil gibi oyunların oynanması ve romanlardaki karakter ve olaylar arasındaki karşılıklı etkileşime bakmakta ve (akademik metinlerinde bile oyunbaz bir yaklaşımı benimseyen) Carroll’ı okurken oyunları anlamanın yararlı olduğunu savunmaktadır.

Daha yaygın olarak Lewis Carroll takma adıyla tanınan Charles Dodgson, muhtemelen çocuk edebiyatının daha oyunbaz yazarlarından biridir. Bir çocuk kitabı yazarı ve akademisyen bir mantıkçı ve matematikçi olarak kariyerinde ve kişisel yaşamında, Carroll oyunlara ve çeşitli oyun biçimlerine takıntılı olmuştur. Bazı okuyucuların ciddi matematikçi Charles Dodgson ve çocuk kitaplarının hayal gücü kuvvetli yazarı Lewis Carroll arasındaki, görünüşe göre, kişilik bölünmesine şaşırmalarına rağmen, Carroll’ın kişiliğinin bu görünüşe göre bambaşka iki yönünü birleştiren şey, oyun sevgisi ve oyunları etkin bir biçimde yöneten kurallar ve yönergeler belirleme ihtiyacıydı. Carroll’ın en iyi bilinen iki çocuk kitabıAlice Harikalar Diyarında (1865) ve Aynanın İçinden (1871) – yapılarının parçası olarak popüler oyunlar kullanır.

Alice kitapları ve Victoria

Aynanın İçinden Victoria isimli kitabında, Florence Becker Lennon, Carroll’ın “yaşamı, hatta mantığı, matematiği, evi tek başına yönetmesi ve diğer gönül ilişkileri bile bir oyundu. Mantığı bir oyundu ve oyunları mantıklıydı” diye iddia edecek kadar ileri gitmiştir. Kroket ve iskambil kağıtları ilk Alice kitabında önde gelen özelliklerdir; satranç Aynanın İçinden’de manzarayı ve karakterlerin hareketlerini oluşturur. Euclid and his Modern Rivals [Öklid ve Modern Rakipleri] (1879),Curiosa Mathematica: A New Theory of Parallels [Meraklı Matematik: Paralel Çizgilerin Yeni bir Kuramı]  (1888) ve Curiosa Mathematica: Pillow-Problems [Meraklı Matematik: Yastık Problemleri](1893) gibi akademik metinlerinde bile, Carroll konusuna oyunbaz bir yaklaşım benimsemiştir.

Bir matematikçi olarak, Carroll esas olarak geometri, özellikle de Öklid geometrisi üzerinde odaklanmıştır. Muhtemelen en çok eğlenceli matematik çalışmaları olan bulmacalar, paradokslar, mantık, hikaye problemler ve oyunlarıyla hatırlanır. Carroll Alice’in Bulmaca Kitabı olarak geliştirdiği bilmeceler, bulmacalar, oyunlarve akrostişlerden oluşan bir koleksiyonu yayımlamayı planlamış ve hatta kitabın başındaki resimli sayfayı yapması için Alice kitaplarının çizeri John Tenniel’ı bile ikna etmiştir, ancak bu Carroll’ın yaşamı boyunca tamamlamadığı birçok kitap projesinden biri olmuştur.

A Tangled Tale [Karışık bir Hikaye] (1885), The Game of Logic [Mantık Oyunu] (1887) (ki bunun içinde bir tahta ve renkli markalar vardı) ve Pillow-Problems [Yastık Problemleri] (1893) gibi kitaplarla, Carroll çocuk okuyucuları matematiğin düzenli yapısında bulduğu zevk ve eğlenceye daldırma girişiminde bulunmuştur. A Tangled Tale [Karışık bir Hikaye]’de bulunan on “düğüm” veya hikaye problem, 1880’de başlayarak, Carroll’ın katkıda bulunduğu Charlotte Yonge’un çocuk dergisi The Monthly Packet’da köşe yazıları olarak ilk kez yayımlanmıştır.

Yetişkinler için akademik matematiksel metinlerinde bile – en önenli eseri Euclid and his Modern Rivals [Öklid ve Modern Rakipleri] gibi – Carroll’ın oyunbaz doğası, tüm saldırılara karşı Öklid geometrisini savunan kurmaca bir profesör olan Herr Niemand’ı test eden Hades’teki üç yargıcın en önemli karakterler olduğu dört sahnelik bir oyun olarak kitabı sunuşunda görünür hale gelir. Profesör Niemand Öklid’in hayaletiyle bile karşılaşır.

İki oyuncu için bir sözcük

Carroll, ayrıca, Word Links: A Game for Two Players [Sözcük Bağlantıları: İki Oyuncu için bir Oyun](1878), Doublets: A Word Puzzle [Eşdeşler: Bir Sözcük Bulmacası] (1879), Mischmasch: A Word Game for Two Players [Mischmasch: İki Oyuncu için bir Sözcük Oyunu] (1882) ve Syzygies and Lanrick: A Word Puzzle and a Game [Syzygies ve Lanrick: Bir Sözcük Bulmacası ve bir Oyun] (1893)gibi bir dizi sözcük oyunu oluşturmuş ve yayımlamıştır. Sonuncusu, bir defada bir harfi değiştirerek, oyuncuların bir sözcüğü başka bir sözcüğe dönüştürebilmesini sağlar.

Carroll, çeşitli oyunların kurallarını ve süreçlerini özetleyen bir dizi kısa kitapçık üretmiştir. Court Circular [Dairesel Mahkeme] (1860), Croquet Castles: For Five Players [Kroket Kaleleri: Beş Oyuncu İçin] (1863), Lanrick: A Game for Two Players [Lanrick: İki Oyuncu için bir Oyun] (1879) ve Circular Billiards [Dairesel Bilardo] (1890) oyunlarını icat etmiştir. Oyunların kişisel ve mesleki yaşamındaki önemi göz önüne alındığında, oyunların Alice kitaplarında böylesine önemli bir özellik haline gelmesi şaşırtıcı değildir.

Carroll matematiğe oyunbaz bir biçimde yaklaşmış ve oyunbaz çocuk kitaplarını çok düzenli bir biçimde yazmıştır. Eleştirmenler, Alice kitaplarının kahramanı ve Carroll arasındaki benzerliği fark etmişlerdir. Carroll, Alice’i “iki kişiymiş gibi davranmayı çok seven” “meraklı bir çocuk” olarak tanımlar. Aynanın İçinden okurları, benzer şekilde, Alice’in en sevdiği sözün “Hadi, … gibiymişiz gibi yapalım” olduğunu keşfederler. Carroll, başarılı bir yazar olarak daha ünlü takma adını Oxford Üniversitesi’ndeki Christ Church’te hoca olarak günlük yaşamından ayrı tutmak için gerçekten de biraz çaba göstermiştir, ancak bu herkesçe bilinen bir sır olmuştur. Kartviziti olarak sıklıkla bir çocuk kitabı yazarı olarak edebi ününü kullanmıştır.

Kendisine hile yaptığı için

Carroll, Alice’in iki farklı kişiymiş gibi davranmaktan zevk alabilmesine rağmen, onun taklit dünyasının belirli kurallara sahip olduğuna işaret etmeye her zaman dikkat eder; bir keresinde “kendisine karşı oynadığı bir kroket oyununda kendisine hile yaptığı için” kendi kulaklarını yumruklamıştır. Kuralları göz ardı etme veya kroket oyununda hile yapma sorunu, Alice Kupa Kraliçesi ile kroket oynamaya davet edildiğinde yeniden ortaya çıkar. Oyunlar, yalnızca eğer tüm oyunculara eşit erişim sağlayan belirli kuralları izlerse eğlencelidir.

Kathleen Blake’in Play, Games, Sport: The Literary Works of Lewis Carroll [Eğlence, Oyunlar, Spor: Lewis Carroll’ın Edebi Eserleri]’da belirttiği gibi, Carroll’ın hayal gücü evreni çok büyük ölçüde kurallı oyunlardan oluşmuştur. Jean Piaget’nin Play, Dreams and Imitation [Eğlence, Düşler ve Taklit]’ını kullanarak, Blake Carroll’ın Alice kitaplarının, daha geniş eğlence kategorisi yerine, oyunları vurguladığını ileri sürer. Bunu yaparken, Piaget’nin çocuk gelişiminin üçüncü dönemini – yaklaşık 7-11 yaşları – bir çocuğun kurallara sahip oyunlara en fazla ilgi gösterdiği zaman olarak açıklanış olduğunu gözlemler. Alice Piaget’in modeline uyar; Harikalar Diyarı’nda 7 ve Aynanın İçinden’de 7,5 yaşındadır.

Blake’e göre, Carroll ve Alice’in zevk aldığı oyunların çoğunluğu yarışma özelliğine sahiptir. Alice’in, kendisinin ve diğer ıslak yaratıkların Gözyaşı Gölü’ne düştükten sonra katıldığı Caucus Yarışı’ndaki hayal kırıklığının bir parçası, bu oyunun kendisine amaçsız görünmesidir. Kendisi ve ıslak arkadaşları kurumayı umuyor olabilirler, ancak Alice’in gördüğüne göre, tek yaptıkları yarım saat boyunca dairesel olarak koşmaktır. Dodo “Yarış bitti!” diye ilan ettiğinde, grup “Ama kim kazandı?” diye sorar. Dodo, Alice’in kafasını karıştırarak, “Herkes kazandı ve herkes ödül almalı” diye beyan eder. Alice, kazan ve kaybedenlerin olduğu daha rekabetçi oyunlardan daha fazla mutluluk duymaktadır ve kazanan kendisi olduğunda en mutludur. Oyunlar – Alice’in düşük bir piyon olarak başladığı ancak sonunda güçlü bir Kraliçe haline geldiği Aynanın İçinden’deki satranç gibi – kendisine gerçekten de çok çekici gelmektedir.

Devam edecek…

Kaynak:

http://www.journalofplay.org/sites/www.journalofplay.org/files/pdf-articles/2-4-article-playing-around-lewis-carrolls-alice.pdf 

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Saklan, kaç!

1913 tarihli “Vakit, Zaman ve Tarih” başlıklı yazının “Hafta” bölümü

Zamana yolculuk 10. bölüm (Son bölüm)

Haziran 3. bölüm