Yazılar

Kirli Melek

Kirli Melek – 10 (Final)

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öyküsünün son bölümüdür. Öyküyü tam olarak kavrayabilmek için ilk 9 bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

Kirli Melek

Ferruh kahveyi içtikten sonra odasına uyumaya geçti. Tarık’ın hiçbir yere gitmemesi için Melek’i tembihledi. Ferruh salondan ayrıldıktan sonra Tarık ve Melek baş başa kaldılar. Tarık, Melek’e şöyle dedi: “Yengem nasıl bu kadar rahat davranıyor? Çok kıskanç biridir o. Senin burada kalmana nasıl, ne şekilde izin verdi şaşırıyorum doğrusu.” Melek ise şaşırmış bir şekilde yengesinin kim olduğunu düşündü. Ferruh’un eşinin öldüğünü bilmekteydi. Tarık’ın saçmalıklarına dayanamayarak: “Tarık ne yengesinden bahsediyorsun sen?” dedi.

Tarık ise şaşırmış bir şekilde: “Ne yengesi olacak Ünzile yengemden bahsediyorum. Dayımın karısı olan Ünzile, burada değil mi?” Melek, Tarık’ın yengesinin öldüğünden haberi olmadığını düşünerek onu üzmek istemedi kafasını sallayarak yok anlamında cevap verdi. Tarık saçlarını karıştırarak: “Geçen gün haberleştik internetten, dayımı sorduğumda iyi olduğunu söyledi. Hatta yakında ziyaretinize geleceğim dediğim zaman çok sevineceklerini söyledi. Şimdi buraya geliyorum, Ünzile yok, onun yerine sen varsın… Dayım, sanki hiçbir şey olmamış gibi yaşantısına devam ediyor. Melek, neler oluyor bu evde?”

Tarık’ın bu sözlerinden sonra Melek neye uğradığına şaşırdı. Ferruh’un karısının öldüğünü düşünmüştü. Çünkü ilk başlarda Ferruh’un sözlerinden bunu çıkarmıştı. Şimdi Tarık’ın dedikleri mi doğruydu, Ferruh’un dedikleri mi doğruydu bilememekteydi. Tarık’a şöyle dedi: “Tarık, dayının sözlerinden ben yengenin öldüğü düşüncesine vardım. Hatta üzülmemesi için soru bile sormadım bu konu hakkında. Ortada büyük bir durum var. Ferruh, karısının öldüğünü mü düşünüyor yoksa?”


Tarık, suratını kaşıyarak düşünmeye başladı. Cebinden bir sigara çıkardı. Yanındaki küllük ve çakmağı da yanına aldı. Sigarayı yaktı, derin bir nefes çekti içine. Sonra böyle bir şeyin nasıl olabileceğini düşünmeye başladı. Ünzile’nin kendisine hiçbir şey demediğini adı gibi bilmekteydi. Dayısının rahat tavırları, Ünzile’nin evde olmayışı Tarık’ın içine kurt düşürmüştü.

Karısı gerçekten yaşıyor muydu?

Melek ise ne yapacağını düşünmeye başlamıştı. Eline geçen bu imkanı bir daha bulamayabilirdi. Tarık’ı orada öldürerek uzaklaşmak en güzel çözüm olabilirdi fakat aklındaki diğer bir soru şuydu: Ferruh’un karısı gerçekten yaşıyor muydu? Yaşıyorsa neden Ferruh öyle demişti? Yaşamıyorsa Tarık ile nasıl konuşabilirdi? Bu çelişki içinde ne yapacağına tam karar veremedi. Tarık’a dışarı çıkacağını söyledi. Melek dışarı çıktı. Uzun zaman sonra kendisini bir boşlukta hissetti. Ferruh ve Tarık’ın dediklerini aklına getirdi. Hangisinin doğru söylediğini tahmin edemedi. Ferruh’a inanmak istemekteydi. Fakat Tarık’ın da kendinden emin konuşması, olaydan haberinin olmaması onun da doğru söylediğine işaretti.

Melek biraz nefes aldıktan sonra tekrar eve geldi. Yüzündeki o karamsarlık gitmiş gibiydi. Tarık koltukta sızmış kalmıştı. Kendisi de gidip odasına yattı. Sabah uyandığında Ferruh ve Tarık’ın salonda oturmuş keyifli keyifli konuştuklarını gördü. Onların bu keyifli halini görünce iyice sinirlenmeye başladı. İkisinin de bir oyunun parçası olduğunu düşünmeye başladı. Tarık’ın rahat tavırları, Ferruh’un kahkahaları Melek’i darmadağın etmekteydi.

Kendisi de gidip yanlarına oturdu. Onları izledi, zaman zaman onlar gibi kahkaha atmaya başladı. Ferruh şöyle bir cümle kullandı: “Melek, bak bu Tarık var ya bu Tarık bir süre mitomani ile boğuştu ancak şuan çok iyi görünüyor.” dedi. Ferruh’un bu sözü Melek’i adeta rahatlatmıştı. Melek kendince şu kanıya varmıştı. Tarık’ın yalan söylediği, Ferruh’un karısının yaşamadığıydı. İçi rahatlamıştı.

Melek derin bir nefes alarak mutfağa doğru gitti. O sırada içeriden derin bir gürültü koptu. Tarık cebindeki bıçağı Ferruh’un kalbine saplamış, Ferruh kanlar içinde yere yığılmıştı. Can çekişmekteydi, son sözlerini söylemek üzereyken Melek’in içeri girdiğini gördü Melek’e diyebildiği tek şey şu oldu: “Adın gibi ol Melek…” bu sözden sonra gözlerini yumdu. Tarık ve Melek salonda baş başa kaldılar. Elindeki bıçağı yere atan Tarık evden uzaklaşmak istedi.

Melek olayın şokuyla neye uğradığını şaşırdı. Tarık’ın evden kaçtığını görünce yanında duran vazoyu Tarık’ın kafasında kırdı. Tarık yere düştü. Kafasından kanlar gelmeye başladı. Bir tarafta Ferruh’un cansız bedeni diğer tarafta kafasından kanlar akan Tarık… Eli ayağı titremeye başladı. İki cansız bedenle bir odada durmaktaydı. Ferruh’un cansız bedenini sürükleyerek bir odaya taşıdı. Tarık’ın ise yaşayıp yaşamadığını tam olarak öğrenmek için nabzına baktı. Tarık’ın yaşadığını öğrenince biraz sevinir gibi oldu. Ellerini, ayaklarını bağladı.

Aynanın İçinden satranç Motifi

İntikam arzusu

Beklediği o an gelmişti. İntikam arzusunu gerçekleştirmek. Çekiç, çivi, tornavida, testere… Eline ne geçtiyse aldı ve odaya getirdi. Bir kova suyu doldurup Tarık’ın kafasından aşağıya döktü. Yarı bir baygın şekilde kendine gelmeye çalışan Tarık, karşısında Melek’i ve elindeki aletleri görünce içine bir ürperti geldi. Melek’i yumuşatmaya çalıştı ancak başarılı olamadı.

Hayatının en güzel yıllarını elinden alan adamı bulan Melek ona en ağır işkenceleri yapmaya hazırdı. Sandalyeye oturtu. Önce parmaklarını kırdı, sonra tırnaklarını söktü. Acı içinde kıvranan Tarık’ın sözü şu oldu: “Melek, Ünzile birazdan gelecek kocasını ve yeğenini öldürdüğünü görecek, bırak beni gideyim hatta sen de git. Kimsenin haberi olmadan gidelim buradan.” dedi. Melek, Tarık’ın bu sözleri üzerine hiçbir yere gidemezsin bakışı atarak diz kapaklarına çekiçle sert bir şekilde vurdu.

Tarık acı içinde kıvranarak sandalyeden zıpladı. Melek Tarık’a alıcı gözüyle tekrar baktı. Kolları dikkatini çekmişti. Yanında getirdiği aletlerin içinden iğneyi hızlıca aldı. Tarık’ın evde bulunduğu gece dışarı çıkan Melek eski tanıdıklarından uyuşturucu aldı. Tarık’ın da bu anı yaşaması gerektiğini düşünerek hızlıca iğneyi Tarık’ın koluna batırdı. Tarık vücuduna giren maddenin etkisiyle kendinden geçmeye başladı. Melek eline aldığı delici bir aleti Tarık’ın gözüne soktu. Kulağının tekini kesti. Acılar içinde kıvranan Tarık halen: “Ünzile gelecek seni görecek, bırak beni gideyim kaçalım buradan” diyerek yalanını devam ettirmekteydi. Melek’in ise artık hiçbir şey umurunda değildi. O, alacağı intikam arzusunu aylarca, yıllarca beklemişti. Artık kim gelirse gelsin umurunda değildi.

Bugün ölecek

Tarık aşırı kan kaybından ölmüştü. Melek kendini artık temizlenmiş hissetmekteydi. Ferruh’un odasına girdi. Ferruh’un cansız bedenine baktı. Telefonunun çaldığını duydu. Korkuyla karışık telefona uzandı. Bilinmeyen bir numara telefonu çaldırmaktaydı. Telefonu açtı. Telefondaki kadın şöyle dedi: “Ferruh, evindeki kız verdiğin tarihe göre bugün ölecek. Onun içtiği şaraplara kattığın zehirli ilaçların etkisi bugün kendini gösterecek. Eee Doktor Ferruh olmak kolay değil, Ünzile’nin kocası olmak kolay değil. Ünzile’n seni sonra yeniden arar, iyi bak kendine…” Melek için artık her şey çok geçti. Yaşamak için belki de son saatleriydi. Üstündeki her şeyi çıkardı. Odasına geçti ve yatağa uzanarak ölüm saatini bekledi…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Haziran

Kurtuluş

Toprak ana

Benim Öyküm

Kirli Melek

Kirli Melek – 6

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin 6. bölümüdür. Kirli Melek‘i daha iyi kavrayabilmek için öncelikle ilk 5 bölümü okumanızı tavsiye ederiz. Öykü, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

Kirli Melek

Melek, kendine geldiğinde yanındaki adamın kim olduğunu çözmeye çalışmaktaydı. Ferruh ise yarı uyanık yarı uyur bir şekilde koltuğa kıvrılmış uzanmaktaydı. Melek belki de uzun yıllardır bu kadar rahat bir yatakta yatmamıştı. Bembeyaz çarşafta, bembeyaz yorganda, bembeyaz yastıkta uzun yıllardır yatıp dinlemiyordu. Yataktan çıkıp çıkmamak konusunda kararsız kalmıştı. Etrafındaki nesnelere baktı. Yattığı yatak cam kenarında, denize bakar konumdaydı.

Camdan dışarıya baktığında o eşsiz manzarayı gördü. İçindeki o korku hissi biraz da olsa gitmişti. Gözünü camdan çevirip odanın içine baktı. Duvardaki resimler dikkatini çekti. Resimlerde kullanılan ayrıntılara takılı kaldı. Ayağa kalktı masanın üzerindeki fotoğraflara baktı. Bunlar duvardaki resimlerin gerçekleriydi. Hepsinde hayatında hiç görmediği bir kadının fotoğrafları vardı. Yanında duran aynaya gözü çarptı. Eline aldığı fotoğraflara baktı. Sonra tekrar dönüp aynada yüzüne baktı.

Kendisine tıpatıp benzeyen birinin olduğunu fark etti. Birkaç dakika hareketsiz bir şekilde olduğu yerde kaldı. Elindeki fotoğrafı tekrar masaya koyup gardırobun olduğu yere doğru yürüdü. Dolabı açtığında içinin boş olduğunu gördü. Gardırobun yanındaki komodinin yanına geldi. Çekmeceleri açtı, çekmecelerin içinde odada uyuyan Ferruh’un fotoğraflarını gördü. Hızlı hızlı fotoğraflara bakıp yine yerine aldığı şekliyle koydu. Bu sırada Ferruh gözlerini açtı. Melek’i ayakta görünce bir anda uzandığı koltuktan fırladı.

Kirli Melek

Kirli Melek

“Hanımefendi, daha iyi oldunuz umarım?” diyerek yanına yaklaştı. Melek şaşırmış bir şekilde sadece “İyiyim”, demekle yetindi. Bu odaya nasıl geldiğini, nerede olduğunu, bu adamın kim olduğu hakkında bir fikri yoktu. Ferruh, Melek’in gözlerinin içine bakarak: “Hanımefendi, adınız nedir?” dedi. Melek adını unutmuş gibi beş on saniye düşündükten sonra “Melek” dedi. Sonra şu sözlerle konuşmasını sürdürdü. “Sen kimsin? Burası neresi? Benim burada ne işim var?” dedi. Ferruh küçük bir tebessümle “Adım Ferruh, burası benim evim, seni baygın halde bir kaldırım taşında yatarken gördüm, kendinden geçmiş bir haldeydin. Durumunu iyi görmediğim için hemen yanına geldim. Dinlenmeye ihtiyacın olduğunu, o anda kimseye ulaşamayacağını düşündüğüm için evime getirdim.

Recep ile Nadan

Korkuyu gördü

Melek o gün ne yaşadığını tam olarak hatırlamamaktaydı. O kaldırım taşına nasıl geldiğini, orada ne işi olduğunu bir türlü çözememekteydi. Tek hatırladığı şey o gece yüksek dozda kullandığı uyuşturucunun etkisiydi. Damarlarından vücuduna yavaş yavaş süzülen o maddenin vücudunun her yerini uyuşturduğu, başının döndüğü, gözlerinin karardığıydı.

Melek bunları düşünürken Ferruh odadan çıktı. Beş on dakika sonra içeriye girdi. “Sana yemek getirdim Melek Hanım.” dedi. Melek, hanım sözcüğünü duyunca bir an kendini tuhaf hissetti. Kendisini hanımlığa layık olarak gören hayatında daha önce hiç kimse olmamıştı. Melek: “Teşekkür ederim ama gitsem iyi olacak.” diyerek bulunduğu yerden ayrılmak istedi. Ferruh’un ısrarına dayanamayıp yemek yemeyi kabul etti. Melek yemeğini yerken Ferruh odadaki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attı. Bir sigara tellendirdi. Sigara içerken Melek’in hal ve hareketlerini inceledi. Gözlerindeki o korkuyu gördü. Yemek yerken ellerinin titrediğini, bacaklarını hızlı hızlı hareket ettirdiğini gördü.

Onu biraz rahatlatmak adına “Melek Hanım çayınızı tazeleyebilirim isterseniz?” diyerek konuşturmaya çalıştı. Melek kafasını sağa sola sallayarak hayır demeye çalıştı. Ferruh bu kadının gerçek kimliğini, ne iş yaptığını da merak etmekteydi. Bunları sormak için konuya nereden gireceğini bilemiyordu. Bu sırada melek yemeğini yemiş önündeki ekmek kırıntılarını masasındaki peçeteyle temizlemişti. Ayağa kalkıp kapıya doğru yönelmeye başladı. Bunu gören Ferruh, Melek’i engellemeye çalıştı. “Melek Hanım kahve içer misiniz?” dedi. Melek: “Hayır, içmek istemiyordum.” dedi. Odadan çıktı. Merdivenlerden evin alt katına indi.

Kocaman geniş bir salonun ortasından geçerken gözüne yine yattığı odada gördüğü o kadının fotoğrafları çarptı. Arkasından gelen Ferruh şu sözü söyledi: “O benim karımdı.” dedi. Melek arkasını dönmeden gözlerini fotoğrafa odaklamış bir şekilde sadece “üzüldüm” demekle konuşmasını bitirdi. Melek odadan çıkmak üzereyken Ferruh tekrardan: “O benim karımdı.” dedi. Melek bu sefer yüzünü Ferruh’a dönerek “Anlıyorum seni, en azından anlamaya çalışıyorum.” dedi. Ferruh’un gözlerinin dolduğunu, sesinin buğulandığını hisseden Melek’in içi bir anda cız etti.

7. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 4. Bölüm

Kalbimin senfonisi

Karanlıkta aynaya bakmak

Hey taksi 8. bölüm

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Kurtuluş 7. bölüm

Zamana yolculuk 3. bölüm

Toprak ana

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Hitler Almanyası ile Türkiye’yi karşılaştırmak cahilliktir

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Sosyal liberalizm ve Sosyal Darwinizm mücadelesi

Kirli Melek

Kirli Melek – 3

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor. Öykü dizisinin ilk iki bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

Melek, erkeklerin iç yüzünü bildiği için onların nasıl yaklaştıklarını artık tahmin edebiliyordu.

Melek için para, erkek için dolgun çekici bir vücut gerekliydi. Eğer karşılıklı olarak anlaşırlarsa Melek bedenini satacağı yere giderdi. Melek, İstanbul’un Aksaray semtini ve oranın piyasasını iyi bilirdi. Akşamları Aksaray ve onun civar semtleri hayat kadınlarının yoğunlukta olduğu yerlerdir. Melek gibi o civarlarda takılan hayat kadınlarının çok olması aralarında bir rekabete neden olmaktaydı.  Çünkü amaçları erkeklerin zevklerini yerine getirmekten çok paraydı.

Melek, Aksaray’ın o karanlık, dar sokakları arasında kırmızı, mavi, yeşil lambalı evlerden birinde yaşıyordu.

Her köşebaşında ağızlarında sigara, ellerinde tespih olan serserileri görmek Melek için bir tehlike teşkil ediyordu. Serserilerin ağızlarından akan salyaları gördükçe midesi iyice bulanıyordu. Camlardan sarkan hayat kadınları, travestiler… Hepsinin bir amacı vardı. Para, para, para… Melek, sokak boyu yürüyordu ama o yürüme esnası boyunca kaç kişinin ona dokunduğunu fark edemiyordu. Çünkü kendisini, kendi varlığını o sokakta hissedemiyordu.

Melek, havada uçuşan öpücükler kadar şu sözleri de çok duyardı:

“Heey yakışıklı, hayatımm gelsene, sevgilim çok ateşim var, aşkım ateşimi almaya gelsene, bu gece yalnızım gel içimde hisset beni…” Camlardan sarkan hayat kadınları işte bu sözlerle erkekleri etkileme peşindeydi. Peki erkekler? Kadınlarla beraber olan bekâr erkekler kadar evli olanları da vardı. Melek ve onun gibiler de bu ortama çanak tutmaktaydı. Seks düşkünü azgın erkekleri 50 liraya kabul eden de vardı. 300 liraya kabul eden de vardı. Bu tamamen erkeğin isteğine kalmış bir şeydi. Gecelik, saatlik ve postalık olarak satılan o bedenler her gün farklı farklı insanların kucağını görüyordu. Melek işte bu sokakta çürüyüp gidiyordu. Bazen odasında sevişir, bazen otel odalarında veya evlerde sevişirdi. Sonuç ne olursa olsun hayatı erkeklerin altında, erkeklerin kucağında erkeklerin üstünde çürüyüp gitmekteydi. Melek’in kadınsal duyguları hiç olmamıştı, hep kandırılan insan olmuştu… Hayatının son 5 yılı hep korku içinde geçmekteydi. Başta erkekler olmak üzere tüm canlılardan nefret ediyordu. Herkese düşman gözüyle bakıyordu. Hayatının baharında solup gitmişti.

4. Bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Altun yumurtlayan tavuk

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Recep ile Nadan – Bölüm 9

Köy okulları yardım projesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Kirli Melek

Kirli Melek – 2

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin öncelikle ilk bölümünü okumanızı tavsiye ederiz. Öykünün akışı için ilk bölümden okumanız gerekli.

1. bölüm

Arkadaş çevresi Melek’i yavaş yavaş farklı ortamlara çekmeye başlamıştı.

Üniversitenin birinci yılının sonlarına doğru Melek giyiniş bakımından değişmeye başlamıştı. Yanındaki kız arkadaşlarının yaşadığı aşk olaylarını hayretle dinler kendi de heveslenirdi. Kendisini sevebilecek bir erkeğe ihtiyaç duyardı. O zamanlar oldukça saf ve temiz olan Melek, tüm insanlığın saf olduğunu veya öyle olacağını düşünmekteydi. Melek, erkeklere her güvendiğinde kendini üzerdi.

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Erkekler onu kullanırdı.

Kötü emellerine ulaştıktan sonra yüzüne bile bakmazlardı. Melek, okul yıllarında keyif verici maddeleri de kullanmaya başlamıştı. Bu maddelere alıştığı için bir yerlerden bulması gerekiyordu. Elinde parası olmadığı için alamıyordu. Kendisine bu maddeleri alıştıran üniversiteden arkadaşı Tarık’a her ne kadar yalvarsa da Tarık maddeyi vermezdi. Tarık için önemli olan para değil Melek’in bedenine sahip olmaktı. Melek maddeyi kullanmak için Tarık’ın istediği her şeyi yapmak zorunda kalmıştı. Melek’in hayatı bundan sonra değişmeye başladı. Şuan 25 yaşında ve 5 yıldır bu bataklığın içinde çırpınıyor. Okulu bıraktı, kimsesi olmadığı için bir yere de gidemedi, vücudunu satarak para kazanmaya çalışmaktadır.

Kirli Melek

Kirli Melek

Evimizdeki Konsomatris

Melek, artık eskisi gibi masum değildi.

O saf, o temiz, o güzel kalp artık yoktu. Tüm insanlıktan nefret ediyordu. Özellikle erkeklerin o iğrenç davranışlarından. Melek, kendi cinsel doyumlarını gerçekleştirmek isteyen erkeklerin, hayat kadınlarını bir mal satın almış gibi kullanmalarını doğru bulmuyordu. Erkekler kendi zevkine göre Melek’i şekilden şekile sokardı. Melek erkeğin dediği şeyleri bazen yapmak istemeyince dayak yerdi. O an mecburiyetten yapmak zorunda kalabilirdi. Her kucakta farklı bir kimliğe bürünen Melek o sahte gülüşleriyle, o sahte öpücükleriyle erkeğin mutlu olmasını sağlardı. Her vücutta biraz daha eskirdi. Her vücutta biraz daha batardı…

Hey taksi 6. bölüm

Her vücutta aynı şeyi görürdü.

Melek için bedenlerden akan şeyler iğrençti. Eve gelir gelmez banyoya girer baştan aşağıya yıkanırdı. Bu kir bedenden çıksa bile ruhundan, aklından çıkmıyordu. Yaşamak için buna mecburdu, ayakta kalabilmek için bunu yapmak zorundaydı. Kendini şöyle savunurdu: “Çalmıyorum, sadece bedenimi satıyorum. Bedenim üzerinden para kazanıyorum.” Evet, Melek bedenini satarak parasını kazanıyordu. Bu kazanç onu mutlu ettirmiyordu. Çünkü kendini mutsuz hissediyordu. Bu hayattan bir beklentisi yoktu.

3. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Köy okulları yardım projesi

Zamana yolculuk

Biraz daha yaşıyorsun

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Kadıköy’de nargile kafeler neden popüler?

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Melek

Kirli Melek

Kirli Melek, Herkes Dergisi‘nde Cem İraz‘ın yazdığı yeni öykü dizisidir. Öykü dizisinin diğer bölümlerini de takip ediniz. Düzenli olarak öykünün yeni bölümleri dergimizde yayınlanacak.

Melek, bir horultu sesiyle yataktan fırladı.

Yanındaki adamın kim olduğunu bilmiyordu. Göbekli, pos bıyıklı, saçının üst kısımları dökülmüş, iri burunlu bu adamın yanından apar topar uzaklaşmaya çalıştı. Komodinin üzerine bırakılan parayı çantasına attı. İç çamaşırlarını, elbisesini kanepeden alıp aynanın karşısında giyinmeye çalıştı. Hava daha tam aydınlanmamıştı. Bir taksiye binip Aksaray’a, evine geçti. Ev oldukça eski, ufak bir sarsıntıda yıkılacak türdendi. Melek eve gelir gelmez kendini banyoya attı. Suyun altında dakikalarca durdu. Yanaklarını keseledi, eliyle dudaklarını silmeye çalıştı, omuzlarını, göğüslerini, kalçasını, bacaklarını, bacaklarının arasını köpükledi, köpükledi, köpükledi…

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi -3

25 yaşındaki o körpe vücut her geçen gün eskiyordu.

Aynanın karşısında vücudunu inceleyen Melek her bakışında kendini tutamayıp ağlardı. Bu duruma mecbur olduğunu bildiği için çaresizdi. Aynadaki yansımasına bakarken gözlerine bakmamaya çalışırdı. Gözlerindeki o mutsuzluğu görürse neler olacağını tahmin ediyordu. Melek, akşam vakitlerine kadar evde zaman geçirirdi. Akşam olunca hazırlanır, giyinir dışarıya çıkardı. Erkeklerle para karşılığında ilişki yaşayan Melek geceleri iki üç erkekle beraber olurdu. Bu işi yapmak istemiyordu ama başka bir yolu da yoktu. 5 yıldır hayat kadınlığı yapan Melek bu saatten sonra ne yapabilirdi?

Melek

Melek

Kimseye güveni yoktu. Parayı peşin alır sonra bedenini satardı. Bedeniyle beraber ruhunu da satardı. O anlar gözünü kapatır hiçbir şey düşünmemeye çalışırdı. İçinden ağlamak gelirdi ama ağlayamazdı. Çünkü müşteriyi memnun etmesi gerekmekteydi. Melek, vücudunu sattığı erkeklerin yanında başka bir kimliğe bürünürdü. Onları mutlu etmek için sahte gülüşler sergilerdi. Peki ya kendi mutluluğu? Kendi mutluluğunun asla olmayacağını biliyordu. Kendisi ölene kadar mutsuz olacaktı. Hayatı bir bataklıktaydı ve bunu kendisi de biliyordu.

Hey taksi 5. bölüm

Melek, 20 yaşında İstanbul’a okumak için gelmişti.

1.70 boylarında esmer tenli, koyu kahverengi gözleri, dolgun dudakları, tertemiz yüzü olan bu kız her erkeğin dikkatini çekecek derecede güzeldi. Psikoloji bölümünü okumak için İstanbul’a gelen Melek’in ailesi küçük yaşlardayken bir trafik kazası sonucunda vefat etmiştir. Kendisini dedesi ve ninesi büyütmüştür. İstanbul’a gelince dedesi ve ninesinden ayrılan Melek iki yıl önce dedesinin ve ninesinin de vefat haberini duyduktan sonra kimsesiz kalmıştır.

2. BÖLÜM

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Fenerbahçe yolsuzluk dosyası

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Recep ile Nadan – Bölüm 8

Kurtuluş

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Alevilik üzerine bilgiler