Yazılar

kaos ve aşk

Kaos ve Aşk

Öykü ve deneme çalışmaları ile bilinen Suat İlhan, şiir çalışması ile dergimizde yazıyor. Dergimizde daha önce Ölüm öykü dizisi ile okuyucuları ile buluşmuştu. Kaos ve aşk şiiri, Suat İlhan’ın dergimizde yayınlanan ilk şiiri oldu.

Ölüm

Kaos ve aşk

Söyler misin, ne kadar yakın, gerçek dünya ya?

Ya da bildiğimiz gerçekler de yalan mıdır sence?

Ucu bucağı olmayan evrende, seni aramak kadar zor mudur huzura kavuşmak?

Peki ya söyler misin?

Neden insanlar düşman, neden silahlar çekilmiş çocuklar ölüyor.

Neydi bizi ayıran siyah mı, beyaz mı, din mi?

Söyler misin, bir çocuğun canı eder mi bir toprak?

Bir annenin feryadı?

Bir babanın çaresizliği eder mi?

Milyarlarca yıl masum bir insanın ölmediği gün olmayan bir dünyada,

Senin temiz olduğuna inanan Ben!

O gün anladım ne Sen!

Ne de Ben!

Gittikçe kirlenen dünyanın,

Temiz kalamamış iki aptalıymışız.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Herkes Dergisi okur buluşması! Yer: Ankara!

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Descartes’in yöntem üzerine konuşmalar eseri ve tarih uyarlaması

Alice kitaplarında Darwinci hiciv 5. Bölüm

Karanlıkta aynaya bakmak

Zihnimden sesleniyorum: üşüyorum

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük

Friedrich Nietzsche ve faşizm

Mezheplere yenilen aşk oyunu

Evimizdeki Konsomatris

Fenerbahçe neden başarısız

güven kırıntıları

Güven kırıntıları

Mehtap Bozkurt, dergimiz için güven kırıntıları isimli denemeyi yazdı.

Dipsiz bir kuyunun en dibindeyim. Gün ışığından mahrum, hayatın nimetlerinden yoksunum bu aralar. Ne yapsam ulaşamıyorum güneşin ısıttığı topraklara. Göremiyorum sevginin güzelleştirdiği kalpleri, ulaşamıyorum. Hayat bazen öyle ağır gelir ki kendi hayatında kendini yük olarak görmeye başlarsın. Oysa tüm yüklerimi bıraksam sana gelsem, yüklerimizden beraber kurtulsak. Yaşadığımız acıları beraber kaldırsak tozlu raflara bir daha açmamak üzere.

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Güven

Bir insanı sevmeye yaşadıklarından başlayacaksın beraber temize çekeceksin o hayatı. Beraber yaşayacaksın kalan günlerini. Yeni tertemiz bir sayfa açacaksın hayatına onun adını da kocaman yazacaksın sayfanın başlığına. Önceki sayfalara bir daha dönmeyeceksin, daha önce karaladığın sayfaları silmeye çalışmayı bırak, eğer olsaydı zaten o kadar karalanmazdı.. Olacak olsaydı zaten hayatına yeni bir insan girmezdi. Mutlu olmak istiyorsan eğer,  belki bu senin son şansındır kıymetini bil. Mesela o insan sana güveniyorsa kaybetme o güveni sonra toplamak o kadar zor ki… Bahsettiğim dipsiz kuyuların içi kaybedilmiş güven kırıntılarıyla dolu.

güven kırıntıları

güven kırıntıları

Düşmeye gör…

Güven, bu dünyanın merkezi bence. Ama kaybolmaya yüz tutmuş. Çoğu insan çevresinde dolanıp duruyor ama merkeze gidemiyor. Kafanı çevir bir bak etrafına güvendiğin kaç kişi var? Eminim bir elin parmak sayısını geçmez o kişilerin sayısı. Öyle bir devirdeyiz ki kimsenin kimseye güveni yok. Bırak kimseleri gün geliyor kendine bile güvenmiyorsun. Öyle bir zamandayız ki insanlık tarihinin en haysiyetsiz zamanı bence. Sen güzel okurum güvenmenin sevmenin sevilmenin kıymetini bil. Bırak senin güveninin kıymetini kimse bilmesin elbet bir gün çıkar karşına sen gibi birisi.. Güvenli yarınlara gülümsemek üzere, Hoşça kal!

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Zamana yolculuk 3. bölüm

Hindi Çini anlatan 1886 tarihli bir metin

Sevgi Kursaklarda Saklı

Kurtuluş 6. bölüm

Kirli Melek – 5

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 2. Bölüm

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Melike Öğretmen’e…

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

İttihat ve Terakki Partisi ve tarım

Kirli Melek – 4

Herkes Dergisi‘nde Cem İraz‘ın yazdığı yeni öykü dizisidir. Öykü dizisinin diğer bölümlerini de takip ediniz. Düzenli olarak öykünün yeni bölümleri dergimizde yayınlanacak. Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor. Öykü dizisinin ilk üç bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. Bölüm

2. Bölüm

3. Bölüm

Melek, hayatının baharında solup gitmişti.

Vücudunda morluklar ve kızarıklıklar bazen günlerce geçmiyordu. Hayvansal dürtülerle hareket eden erkekler Melek’i hırpalıyordu. O, her zaman susmayı, sessiz kalmayı tercih ediyordu. Bazen düşünürdü. “Ne kadar daha bu işi yapacağım.” diye. Vücudu her geçen gün bozuluyordu. Gözlerindeki o parlaklık artık yoktu. Mutsuzdu, mutsuzluk onu yıpratıyordu. Üzülüyordu, intihar etmek istiyordu. Buna cesaret edemiyordu. Kendisini kirli hissediyordu. Kirlenmiş bir vücudu olduğunu düşündükçe çıldırıyordu.

Aşk Nedir?

Melek

Melek hem bedensel hem ruhsal açıdan bir çöküş içerisindeydi.

Bedensel olarak çöküşünde uyuşturucu maddelerin de etkisi vardı. 5 yıl önce üniversitede arkadaşı olan Tarık aslında onu bu yola sürükleyen olmuştu. Artık madde bağımlısıydı. Maddeye alıştıktan sonra belirli aralıklarla uyuşturucu istiyordu. Maddeyi almak için elinde avucunda ne varsa verdi. Son olarak bedenini ortaya koydu.

Gökyüzü

Melek

Melek hayatının en güzel çağlarını elinden alan Tarık’ı bulsa en ağır şekilde cezalandıracaktı.

Uyuşturucu kullanmadığı zamanlar halsizleşir, suratı asık olurdu. Eli ayağı birbirine dolaşır, elleri titrer, vücuduna kasılmalar girerdi. İki kelimeyi bir araya getirip konuşamazdı. Gözleri puslanır, başına bir ağrı saplanırdı. O anlarda kendinden geçerdi. Sonuç olarak Melek bedensel ve ruhsal olarak her geçen gün eriyordu. Bu çöküş onu esir almıştı. Hiçbir şeyden keyif almıyordu. Tarık’ı bulsa öldürmeyi düşünüyordu. Başını belaya sokan o insanı bulmaya çalışıyordu…

5. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Altun yumurtlayan tavuk

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Recep ile Nadan – Bölüm 9

Köy okulları yardım projesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Araba Sevdası

Ölüm 4. bölüm

Suat İlhan’ın kaleme aldığı Ölüm öykü dizisinin ilk 3 bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz. Ölüm, 4. bölümü ile Herkes Dergisi okurlarına kavuştu.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

Ölüm

– Nasıl ayrıldınız?
– Aldattı!
– Sen de onu aldat.
– En yakın arkadaşımla aldattı.
– Adın ne senin?
– Selim.
– Selim hiç sevgilinle birlikteyken, başka kızlara baktın mı?
– Hayır!
– Yani hiç mi birini yatakta hayal etmedin. Şöyle kadınsal olarak bakmadın mı hiç?
– Hayır!
– Bana dürüst ol!
– Sadece aklımın ucundan geçmişti.
– Nasıl biriydi?
– Adı Buse. İyi de anlaşıyoruz. Hala beni arar. Esmer güzeli bir kız.
-Ara Buseyi.
– Telefonum yok.
– Evi nerede?
– Dikmen de öğrenci evi var.
– Git! Bir gece geçir onunla.
– Ne gerek var?
– Sana iyi gelecektir. Arabamın anahtarını al git. Torpito da cep telefonu var. Onu da kullan. Benim numaram kayıtlı. İşin bitince ararsın beni.
– Ciddimisin?

Kirli Melek 3

Boran, Reşat’a dönüp anahtarı vermesini istedi.

Reşat arabasının anahtarını uzatınca Boran gülmeye başladı. Reşat’ın anahtarını elinin tersiyle itti. O sıra da Halis Dayı masanın başında belirdi. Halis Dayı ellili yaşlarda uzun boylu heybetli bir yapıya sahipti. Kirli sakalı ve pos bıyığı beyazdı. Nadiren siyah var, bıyığının ortası da sigaradan sararmıştı. Eski kulağı kesiklerden Mezarcı Halis, yaşı ilerledikçe Halis Dayı olmuştu. Bazı yer altı dünyasının karanlık yüzleri Temizlikçi Halis derlerdi.

Cinayet işlenir Halis delil bırakmadan temizlerdi. Bir ara Diyarbakırdan yeni tayin olan pos bıyıklı genç komiser yakasından düşmemiş, delil olmadığından siyasi suçlu olarak bir kaç yıl yatıp çıkması dışında daha da hapise girmemişti. Halis dayının bu ününü sadece Reşat biliyordu masa da. Dayı güler yüzüyle masaya oturup garsonlara bağırdı ”Oğlum buraya gelin! Masayı donaltın ne içersiniz ne yersiniz demeyin! Ne varsa doldurun buraya.” Bir gencin sesi geldi salondan ”Tamam Halis bey hemen ilgileniyoruz.” Halis masadakilere dönüp ”Napıyorsunuz yeğenlerim” dedi babacan bir sesle, hemen Selim’e döndü. Biraz süzdü, elini uzatıp ”Ben Halis yeğenim. Sen kimlerdensin?” Selim konuşamadı bir kaç saniye, devreye Boran girdi.

– Dayı biz senin nasıl yeğeninizsek, o da bizim yeğenimiz, kardeşimiz bundan sonra.
– Öyle mi. Adı nedir yeğenimizin?
Selim donuk bir sesle adını söyleyip suskunluğuna devam etti. Boran Dayıya dönüp, elini omzuna koydu.
– Dayı.
– He yeğenim.
– Şu senin antikayla bir tur atabilirmiyiz?
– Düzgün kullanacaksanız köpeğin olsun.
– Merak buyurma Dayı.

Halis Dayı garsonlardan birini yanına çağırdı.

Bu mekan için fazlaca kabaydı Dayı. Müşteriler ağır ve nazik, yalnız Dayı içeriyi bir meyhane gibi sıradan bir lokanta gibi yönetiyordu. İşin garibi Daı ne yapsa müşteriler gülüyordu. Espirili tavrı yüzünden insanlar onun yaptıklarını kabalık değil, komiklik olsun diye yaptığını düşünüyordu. Halis Dayı, yanına gelen garson gencin kulağına bir şeyler fısıldadı. Garson genç hızlı adımlarla içeri kısma yürüdü. Boran ayağa kalktı, Selim’e eliyle dışarı doğru gitmesini istedi. Selim de hızla kalkıp, ağır adımlar dışarı doğru yöneldi. Boran ayağa kalkan dayıya ”Bagajdakini halledebilirmisin?” dedi sessizce. Dayı şok olmuştu biran. Kekelemeye başladı.
– Ne ne ne bagajı?
– Abim anlatır sana.
Reşat’ın umursamaz tavrı biranda gitmiş, hiddetle ayağa kalkıp şaşkınca Boran’a bakıyordu. O sıra da genç garson elinde anahtarla geldi. Boran hiç konuşmadan anahtarı alıp ”Eyvallah” deyip arkasını dönüp çıkışa doğru yürüdü. Arkasını döndüğün de garsonlar elindekileri Dayı ve abisinin masasına yerleştiriyorlardı. Ne Reşat ne de Dayı konuşmuyor, farklı yerlere bakıyorlardı. Kapıdan çıkınca Selim’i gördü. Ağızın da sigara kapıya doğru bakıyordu. Selim’in omuzuna elini koyup ”hadi gidelim” dedi. Selim sakin bir sesle.
– Nereye?
– Sen Buse’ye gideceksin.
– Ben seni bırakacağım.
– Evdemidir bilmem ki?
– Denersin şansını hadi.
64 model bordo çıtasız İmpala harika gözüküyordu. Selim yan koltuğa binecekken, Boran anahtarı ona fırlattı. Selim zar zor hava da tutabildi. Anahtara baktı sonra Boran’a baktı bir kaç saniye.
– Abi ben kullanamam.
– Kullanacaksın.
– Abi bir şey olur felan.
– Ben yaptım derim. Atla hadi.

Öteden

Dikmen’in sokaklarına girene kadar arabanın ne kadar zevki olduğunu konuştular.

Sinan Caddesine girince, evi aramaya koyuldular. Buse’nin evini bulunca Selim arabadan inip eve doğru hareket etti. Boran Selim’e seslenip cebinde ki telefonu uzattı ”işin uzarsa beni ara.” Selim gülümseyerek ”Tamam Abi” dedi.
Boran bol yokuşlu Dikmen sokaklarını klasik arabayla tırmanmaya başladı. Saat gecenin ikisin de bir umut tekel bayiilerine baktı. Belki on yasağını çiğneyecek bir gözü kara vardır diye düşündü. Biraz ilerledikten sonra ışığı kapalı ama sağa sola bakarak, elinde siyah poşetlerle çıkan insanları görünce ”Buldum sen!” dedi içinden.

Arabayı hemen marketin önüe çekip, marketin önüne ilerledi, cüzdenından yüz lirayı çıkarıp kepengi az birşey açık olan marketin içine gönderdi. İçeriden kısık bir ses geldi. ”Ne veriyoruz?”
Boran Dikmenin tepesin de Odtü Ormanının henüz yol yapılmamış kısmını ayakları altına almış, az biraz gözüken Mogan Gölüne bakarak birasını yudumluyordu. ”Bir insan nasıl olur da ağaçları yıkıp bununla övünebilir?” diye düşünüyordu.

”Övünecek birşeyi yoksa demek ki?”
”Mogan ne lan?”
”He la orası Gölbaşı değilmiydi?”
”Ne biliyim öyleydi. Hayır şimdi Ankara dışından bir arkadaş gelse bura ne gölü dese. Gölbaşı gölü mü diyeceğiz?”
”Saçma mı olurdu?”
”Bilmem.”
Boran’ın telefonu çaldı. Arayan Selim. Hemen telefonu açtı.
– Bu kadar kısamı?
– Yapamıyorum abi!
– Geliyorum bekle sen neredesin?
&&&&&&&&&&&&&&
Selim’in bacakları titriyor, yerine sığmıyordu. Bacaklarını sallıyordu sürekli belli ki sinir patlaması ya da hüzün patlaması mevcuttu. Boran eliyle bacağını tuttu Selim’in. ”Dur!” dedi.
– Abi ne yapacağı mı bilmiyorum.
– Şuan karşın da olsa ne yapardın?
– İkisini de öldürürdüm.
– Öldür o zaman.
– Ya abi.
– Neredeler biliyormusun?
– O piçin evine yerleşmiş.
– Hadi gidelim. Bir de ben konuşayım o piçle.
– Bırak abi. Boşver.
– Yolu tarif et.
– Abi iki sokak yukarıdaymış.
– Harika hadi in arabadan.
Selim arabadan indikten bir kaç saniye sonra Boran da indi. Hızlı adımlarla sokağın merdivenlerinden çıktılar. Selim parmağıyla göstererek
– Bu bina abi. Ama sen konuşsan ne olacak ki abi?
– Bazı şeylerin deyip deymeyeceğini göstereceğim.
– Sen git abi. Ben gelmeyeceğim.
– Kaçıncı kat.
– Üçüncü kat abi. Işıklar yanıyor.
– Numara kaç?
– Yedi.
– Arabaya dön.

Selim arabaya binip bir sigara yaktı.

Düşünceler beynini kemiriyordu. Ünlü bir sima ile böyle bir gece geçireceğini tahmin bile edemezdi. O kadar uyuşturucuya rağmen, kafası açılmıştı. Salakça ”Ben bu sigarayı ne zaman aldım?” diye düşünmeye başladı. Sonra tekrardan eski sevgilisinin en yakın arkadaşıyla şuan yatıp kalkıyor olması geldi aklına. Boran yukarıda ne yapıyordu? Yirmi dakikadır ses çıkmamıştı. Belli ki büyük nasihatı çekiyordur. Dayanamadı arabadan çıkıp eve doğru yöneldi hızla dış kapıdan zile basacakken telefon çaldı. Arayan Boran.
– Selim kapıyı açıyorum yukarı çık.
– Ne oldu abi.
– Yukarı çık.

Zamana Yolculuk

Selim yüzüne kapanan telefonun ardından, açılan kapıdan içeri girip merdivenlerden yukarı çıktı.

Dairenin kapısı açıktı. Salon’a doğru ilerledi. Boran kafasını ellerinin arasına almış koltukta oturuyordu. ”Nerdeler?” dedi Selım. Boran ayağa kalkıp, Selimin kollarından tututtu. Gözlerinin içine bakıp. ”Ölmüşler” dedi. Selim biran çırpınmaya başladı, Boran Selim’e sarılıp bırakmadı onu. Selim biraz daha çırpındıktan sonra Boran’ın ellerinden kurtulup koridordan odaya doğru koşmaya başladı. Boran da hızlı adımlarla Selim’in arkasından odaya girdi. İkisi de çırılçıplaktı, yatağa uzanmışlar. Elleriyle yorganı sıkmışlar. Hemen baş uçlarında iki tane şırınga vardı.

Boran, selimin kolundan çekip ”Polis’i aramalıyız” dedi. Selim hiç ses ini çıkarmadı. Kafasını tekrardan yatakta ölü bir şekilde yatan eski sevgilisine çevirdi. Her noktasını seviyordu. Bundan bir kaç hafta önce onunla ömür boyu sürecek bir hayatı planlıyordu. Şu an da ölü bedenine bakıyordu. Yanında da en yakın arkadaşı ve ikisi de çırılçıplak. Boran tekrardan kolundan tutup kendine çevirip bir tokat attı.
– Sen böyle olmasını istemedin mi?
– Hayır!
– İçin rahat mı Selim?
– Değil!
– Polisi ara. Çabuk polisi ara.

Devam Edecek…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Benim Hikayem Biterken Başladı – 1

Kurtuluş 5. bölüm

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi

sizler

Sizler bilirsiniz

Bahaddin Vurur, şiirleri ile Herkes Dergisi‘nde okurlarına ulaşıyor. Sanatçı, sizler bilirsiniz şiiri ile yeniden okuyucularıyla buluştu. Bahaddin Vurur’un tüm şiirleri için aşağıdaki linki tıklayınız.

Sizler bilirsiniz

İnsanlar
Kötüler ve iyiler
İki farklı sınıf iki ayrı düşünce
Ben hangisiyim bilmem dostlar
Belki sizler bilirsiniz
İyi mi kötü mü olduğumu
Bazılarınıza göre iyi
Bir çoğunuza göre de kötüyüm
Kötülüğüm kendilerine verdiğim zarardan değildir
Kefilim buna başım üstüne

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Kirli Melek – 3

Veronika

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Köy okulları yardım projesi

Hey taksi 6. bölüm

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Sürgün ve Türkiye

Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük

Avrupa Birliği’nin askeri yapılanmaya dönüşmesi

Öykü dizileri:

Benim öyküm

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Kurtuluş

Recep ile Nadan

Kirli Melek

Kirli Melek – 3

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor. Öykü dizisinin ilk iki bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

Melek, erkeklerin iç yüzünü bildiği için onların nasıl yaklaştıklarını artık tahmin edebiliyordu.

Melek için para, erkek için dolgun çekici bir vücut gerekliydi. Eğer karşılıklı olarak anlaşırlarsa Melek bedenini satacağı yere giderdi. Melek, İstanbul’un Aksaray semtini ve oranın piyasasını iyi bilirdi. Akşamları Aksaray ve onun civar semtleri hayat kadınlarının yoğunlukta olduğu yerlerdir. Melek gibi o civarlarda takılan hayat kadınlarının çok olması aralarında bir rekabete neden olmaktaydı.  Çünkü amaçları erkeklerin zevklerini yerine getirmekten çok paraydı.

Melek, Aksaray’ın o karanlık, dar sokakları arasında kırmızı, mavi, yeşil lambalı evlerden birinde yaşıyordu.

Her köşebaşında ağızlarında sigara, ellerinde tespih olan serserileri görmek Melek için bir tehlike teşkil ediyordu. Serserilerin ağızlarından akan salyaları gördükçe midesi iyice bulanıyordu. Camlardan sarkan hayat kadınları, travestiler… Hepsinin bir amacı vardı. Para, para, para… Melek, sokak boyu yürüyordu ama o yürüme esnası boyunca kaç kişinin ona dokunduğunu fark edemiyordu. Çünkü kendisini, kendi varlığını o sokakta hissedemiyordu.

Melek, havada uçuşan öpücükler kadar şu sözleri de çok duyardı:

“Heey yakışıklı, hayatımm gelsene, sevgilim çok ateşim var, aşkım ateşimi almaya gelsene, bu gece yalnızım gel içimde hisset beni…” Camlardan sarkan hayat kadınları işte bu sözlerle erkekleri etkileme peşindeydi. Peki erkekler? Kadınlarla beraber olan bekâr erkekler kadar evli olanları da vardı. Melek ve onun gibiler de bu ortama çanak tutmaktaydı. Seks düşkünü azgın erkekleri 50 liraya kabul eden de vardı. 300 liraya kabul eden de vardı. Bu tamamen erkeğin isteğine kalmış bir şeydi. Gecelik, saatlik ve postalık olarak satılan o bedenler her gün farklı farklı insanların kucağını görüyordu. Melek işte bu sokakta çürüyüp gidiyordu. Bazen odasında sevişir, bazen otel odalarında veya evlerde sevişirdi. Sonuç ne olursa olsun hayatı erkeklerin altında, erkeklerin kucağında erkeklerin üstünde çürüyüp gitmekteydi. Melek’in kadınsal duyguları hiç olmamıştı, hep kandırılan insan olmuştu… Hayatının son 5 yılı hep korku içinde geçmekteydi. Başta erkekler olmak üzere tüm canlılardan nefret ediyordu. Herkese düşman gözüyle bakıyordu. Hayatının baharında solup gitmişti.

4. Bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Altun yumurtlayan tavuk

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Recep ile Nadan – Bölüm 9

Köy okulları yardım projesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Kirli Melek

Kirli Melek – 2

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin öncelikle ilk bölümünü okumanızı tavsiye ederiz. Öykünün akışı için ilk bölümden okumanız gerekli.

1. bölüm

Arkadaş çevresi Melek’i yavaş yavaş farklı ortamlara çekmeye başlamıştı.

Üniversitenin birinci yılının sonlarına doğru Melek giyiniş bakımından değişmeye başlamıştı. Yanındaki kız arkadaşlarının yaşadığı aşk olaylarını hayretle dinler kendi de heveslenirdi. Kendisini sevebilecek bir erkeğe ihtiyaç duyardı. O zamanlar oldukça saf ve temiz olan Melek, tüm insanlığın saf olduğunu veya öyle olacağını düşünmekteydi. Melek, erkeklere her güvendiğinde kendini üzerdi.

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Erkekler onu kullanırdı.

Kötü emellerine ulaştıktan sonra yüzüne bile bakmazlardı. Melek, okul yıllarında keyif verici maddeleri de kullanmaya başlamıştı. Bu maddelere alıştığı için bir yerlerden bulması gerekiyordu. Elinde parası olmadığı için alamıyordu. Kendisine bu maddeleri alıştıran üniversiteden arkadaşı Tarık’a her ne kadar yalvarsa da Tarık maddeyi vermezdi. Tarık için önemli olan para değil Melek’in bedenine sahip olmaktı. Melek maddeyi kullanmak için Tarık’ın istediği her şeyi yapmak zorunda kalmıştı. Melek’in hayatı bundan sonra değişmeye başladı. Şuan 25 yaşında ve 5 yıldır bu bataklığın içinde çırpınıyor. Okulu bıraktı, kimsesi olmadığı için bir yere de gidemedi, vücudunu satarak para kazanmaya çalışmaktadır.

Kirli Melek

Kirli Melek

Evimizdeki Konsomatris

Melek, artık eskisi gibi masum değildi.

O saf, o temiz, o güzel kalp artık yoktu. Tüm insanlıktan nefret ediyordu. Özellikle erkeklerin o iğrenç davranışlarından. Melek, kendi cinsel doyumlarını gerçekleştirmek isteyen erkeklerin, hayat kadınlarını bir mal satın almış gibi kullanmalarını doğru bulmuyordu. Erkekler kendi zevkine göre Melek’i şekilden şekile sokardı. Melek erkeğin dediği şeyleri bazen yapmak istemeyince dayak yerdi. O an mecburiyetten yapmak zorunda kalabilirdi. Her kucakta farklı bir kimliğe bürünen Melek o sahte gülüşleriyle, o sahte öpücükleriyle erkeğin mutlu olmasını sağlardı. Her vücutta biraz daha eskirdi. Her vücutta biraz daha batardı…

Hey taksi 6. bölüm

Her vücutta aynı şeyi görürdü.

Melek için bedenlerden akan şeyler iğrençti. Eve gelir gelmez banyoya girer baştan aşağıya yıkanırdı. Bu kir bedenden çıksa bile ruhundan, aklından çıkmıyordu. Yaşamak için buna mecburdu, ayakta kalabilmek için bunu yapmak zorundaydı. Kendini şöyle savunurdu: “Çalmıyorum, sadece bedenimi satıyorum. Bedenim üzerinden para kazanıyorum.” Evet, Melek bedenini satarak parasını kazanıyordu. Bu kazanç onu mutlu ettirmiyordu. Çünkü kendini mutsuz hissediyordu. Bu hayattan bir beklentisi yoktu.

3. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Köy okulları yardım projesi

Zamana yolculuk

Biraz daha yaşıyorsun

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Kadıköy’de nargile kafeler neden popüler?

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Melek

Kirli Melek

Kirli Melek, Herkes Dergisi‘nde Cem İraz‘ın yazdığı yeni öykü dizisidir. Öykü dizisinin diğer bölümlerini de takip ediniz. Düzenli olarak öykünün yeni bölümleri dergimizde yayınlanacak.

Melek, bir horultu sesiyle yataktan fırladı.

Yanındaki adamın kim olduğunu bilmiyordu. Göbekli, pos bıyıklı, saçının üst kısımları dökülmüş, iri burunlu bu adamın yanından apar topar uzaklaşmaya çalıştı. Komodinin üzerine bırakılan parayı çantasına attı. İç çamaşırlarını, elbisesini kanepeden alıp aynanın karşısında giyinmeye çalıştı. Hava daha tam aydınlanmamıştı. Bir taksiye binip Aksaray’a, evine geçti. Ev oldukça eski, ufak bir sarsıntıda yıkılacak türdendi. Melek eve gelir gelmez kendini banyoya attı. Suyun altında dakikalarca durdu. Yanaklarını keseledi, eliyle dudaklarını silmeye çalıştı, omuzlarını, göğüslerini, kalçasını, bacaklarını, bacaklarının arasını köpükledi, köpükledi, köpükledi…

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi -3

25 yaşındaki o körpe vücut her geçen gün eskiyordu.

Aynanın karşısında vücudunu inceleyen Melek her bakışında kendini tutamayıp ağlardı. Bu duruma mecbur olduğunu bildiği için çaresizdi. Aynadaki yansımasına bakarken gözlerine bakmamaya çalışırdı. Gözlerindeki o mutsuzluğu görürse neler olacağını tahmin ediyordu. Melek, akşam vakitlerine kadar evde zaman geçirirdi. Akşam olunca hazırlanır, giyinir dışarıya çıkardı. Erkeklerle para karşılığında ilişki yaşayan Melek geceleri iki üç erkekle beraber olurdu. Bu işi yapmak istemiyordu ama başka bir yolu da yoktu. 5 yıldır hayat kadınlığı yapan Melek bu saatten sonra ne yapabilirdi?

Melek

Melek

Kimseye güveni yoktu. Parayı peşin alır sonra bedenini satardı. Bedeniyle beraber ruhunu da satardı. O anlar gözünü kapatır hiçbir şey düşünmemeye çalışırdı. İçinden ağlamak gelirdi ama ağlayamazdı. Çünkü müşteriyi memnun etmesi gerekmekteydi. Melek, vücudunu sattığı erkeklerin yanında başka bir kimliğe bürünürdü. Onları mutlu etmek için sahte gülüşler sergilerdi. Peki ya kendi mutluluğu? Kendi mutluluğunun asla olmayacağını biliyordu. Kendisi ölene kadar mutsuz olacaktı. Hayatı bir bataklıktaydı ve bunu kendisi de biliyordu.

Hey taksi 5. bölüm

Melek, 20 yaşında İstanbul’a okumak için gelmişti.

1.70 boylarında esmer tenli, koyu kahverengi gözleri, dolgun dudakları, tertemiz yüzü olan bu kız her erkeğin dikkatini çekecek derecede güzeldi. Psikoloji bölümünü okumak için İstanbul’a gelen Melek’in ailesi küçük yaşlardayken bir trafik kazası sonucunda vefat etmiştir. Kendisini dedesi ve ninesi büyütmüştür. İstanbul’a gelince dedesi ve ninesinden ayrılan Melek iki yıl önce dedesinin ve ninesinin de vefat haberini duyduktan sonra kimsesiz kalmıştır.

2. BÖLÜM

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Fenerbahçe yolsuzluk dosyası

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Recep ile Nadan – Bölüm 8

Kurtuluş

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Alevilik üzerine bilgiler

aşk sözleri

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Her hayat bir gün sevgi ile tanışır. Ancak her hayat aşkı tadamaz. Kimi insanlar aşık olmadan hayata veda eder. Duygusal sözler, aşkı bulamayan insanlar için anlamlı gelmeyebiliyor. Aşk şiirleri, aşkı tatmayanlar için laftan ibaret kalır. Can Yücel şiirleri, İsmet Özel şiirleri ve niceleri sevdayı yaşamayanlara laf kalabalığı olarak gelir. Aşk sözleri için bir de aşığın penceresini görmeli…

Aşkı tatmadan ölmek, insanoğluna bir cezadır. Bir kadına sımsıkı sarılamadan ölmek, bir erkeğe kolay ölümdür. Bir kadına sarılan erkek için dünyaya veda etmek zordur. Sevdiğini bırakıp da toprağa girmek zor gelir aşığa. Duygusal sözler, aşk şiirleri ve nicesi… Her biri anlamlıdır sevdalı bir kalbe. Can Yücel şiirleri ile sarhoş olmak, İsmet Özel şiirleri ile kaybolmak, sevdaya dahil midir? Evet, belki de sırf bunlar için sevda vardır. Bir liseli aşığın aşk sözleri aramak için kitapları kurcalamasıdır aşkın heyecanı…

Aşk Nedir?

Duygusal

Aşka düşmek yoktur kültürümüzde. Aşk düşülecek bir yerde değildir, aşk göklerde, aşk doruklardadır. Aşk, Kaf Dağı’nın en tepesindedir. Bir kedinin baktığı ciğerdedir. Belki de aşka bakmak, aşkı yaşamanın ta kendisidir. Duygusal sözler, sırf bu kavuşmaya çalışmayı düşünme aşamasında anlamlıdır. Anlamlı kadınlar yaratıp, aşk sözleri sarf etmek üzerine kuruludur bu duygusal dünya…

aşk sözleri

aşk sözleri

Tanju Okan şarkıları içerisindeki melankolik havada saklıdır. Belki de aşk, o şarkılara ihtiyaç duymaktır. Kimi insan aşık olmaz, Tanju Okan ise anlam taşımaz. Yolu aşka düşenin, kulağı Sezen’de olur. Aşkın şarabından bir yudum alan için o artık Sezen Aksu değil, Sezen’dir. Soyadı ile bahsedemeyecek kadar duygusal bir yakınlık kurulur.

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Aşk sözleri

Lisede aşkı tadan var mıdır? Kimisi lisede yaşar aşkı, yaşamaya çalışır. İşte o dönemin verdiği olmamışlıkla kitaplarda aşk sözleri arar gençlik! Ancak aşkı tadan aşk sözleri aramak için seferber etmez kendisini, aşkı bir dalın kıpırdamasında dahi duyabilir. Aşk, bir sarmaşıktır ve insanın ruhunu sarar. Aşka bürünür insan ve kendisi aşk olur. Bu nedenle derler; aşık

aşk sözleri

aşk sözleri

Aşk sözleri peşine düşmeden gözlerini kapattığında aşkın sesini duyar bir aşık… Aşığın sessizliğinde boğulur duygusal sözler, kimi zaman bir damla gözyaşı ile ıslanır tüm düşünceler. Ancak hiçbir kuvvet boğamaz aşkı. Unutmamalı, aşk madde değil manadır. Aşk, gözle görülmez ve elle tutulmaz. Bir ilişkiyi iki kişi bitirir ama bir aşkı hiç kimse bitiremez.

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

İsmet Özel şiirleri ve Can Yücel şiirleri

İsmet Özel şiirleri ile aşkın karmaşıklığına bürünür insanın ruhu. Aşık kişi okur, aşık kişi hisseder. Ancak ne aşık kişi anlar ne olduğunu, ne de maşuk. İsmet Özel şiirlerinde ruhun kapıldığı girdap, aşkın berraklığı ile durulur. Aşk bir eylem değil, bir durumdur. Bir aşk için bir şey yapılmaz, bir aşk için yaşanır ve yaşatılır. Bir insanın ömrü pamuk ipliğine bağlı ise aşk en güçlü pamuk ipliğidir.

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Can Yücel sözleri

Can Yücel şiirleri doğrudan yapar ne yapacaksa. Can Yücel lafı dolamaz! Can Yücel sözleri, çaresizliği ve son raddede oluşun netliğini hissettirir. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan aşığın son çaresidir. Açık ve merttir Can Yücel! Bir kadın seviliyor ise erkek için anlamlıdır. Duygusal sözler denir Can Yücel sözleri için. Ancak aşkı bilen için bir anlam ifade eder. Aşkı bilmeyen için ne Can Yücel anlamlıdır, ne de İsmet Özel…

Facebook sayfamızı takip ediniz!

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Babamın Hikayesi

Recep ile Nadan

Alevilik üzerine bilgiler

Herkes Dergisi yazar alımı hakkında

Ölüm

Leviathan devlet ve özellikleri

Fethullah Gülen ve Abdullah Öcalan projesi

Hatay’ın Türkiye’ye katılması

Büyümek, kırmızı şarap ve aşk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

Cem İraz‘ın yazdığı Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile öykü dizisinin tüm bölümlerini okuyunuz. Bu okuyacağınız final bölümüdür.

1. bölüm 

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

Hep dinlediğim bir şarkı sözü aklıma gelirdi. Bu şarkının sözleri şunlardı…

“Toprağından dönsün yüzüm
Ölünce sevemezsem seni
Kan ağlasın iki gözüm
Ölünce sevemezsem seni

Hak rahmetin görmeyim
Gonca gülün dermeyim
Muradıma ermeyim
Ölünce sevemezsem seni

Yaşamak yıldızlarda
Seninle olmak istiyorum
Sevişmek hüner değil
Yanında kalmak istiyorum
Yaşamak hüner değil
Seninle ölmek istiyorum”

Sevmek delilik olur mu hiç?

İnsan sevdiğini varlığında veya yokluğunda nasıl unutabilir? Unutmadığım için delirmiş gözüyle bakıyorlar bana. Düşünüyorum da ben Canan’ı çok çok öncelerden sevmişim. Bir anda nasıl söküp atılabilir insanın kalbinden sevdiği. Hem niye atayım, unutmak çözüm olsa bile?

Alevilik üzerine bilgiler

Sevmek, sevilmek dünyadaki en güzel duygular arasındadır.

Ben sevdim, ben sevildim. Ben sevdim… ama artık sevilmiyorum. Bir yanım hep eksik kalacak. Ben unutmadım, vazgeçmedim, onu hep kalbimde yaşattım. Onunla her gece sabaha kadar konuşuyorum. Gece geçirdiğim vakitler su gibi akıp geçiyor. Her konuşmamızda kızımıza, kızına iyi bak diye sitem ediyor. Küçük Canan bana ondan kalan tek kanlı, canlı şey…

 

iPhone 8 özellikleri

Sabah erken uyandım, Canan uyuyordu.

Uyandırmadım, sabah kahvaltısını hazırladım. Odaya gittim ve uyandırdım. Birlikte oturduk yemek yedik. O biraz ağır yediği için ben erken bitirmiş bulundum. Pencerenin kenarına gittim, Canan bir yandan yemeğini yerken bir yandan da beni izlemeyi severdi. Yine aynı şekilde hem yemeğini yiyor hem beni izliyordu… Havalarda artık iyiden iyiye soğumuştu. Yazın sıcaklığı yerini sonbahara bırakmış, yapraklar artık ağaçlarda değil yerlerde toprakla iç içe bütünleşmişlerdi. Pencereden dışarıya baktığımda çiçeğimin üstünü kuru yaprakların kapattığını gördüm. O  kuru yaprak taneleri bile çiçeğime erişmemeli ve onu rahatsız etmemeliydi, aşağıya indim ve tek tek etrafındaki kurumuş yaprakları, dalları topladım, yanımda getirdiğim su ile çiçeğimi güzel bir suladım. Ona doya doya baktım, konuştum. Neler yaptığımızı anlattım. Çiçeğim konuşamasa da beni gördüğünü tahmin edebiliyorum. Bu çiçekle konuşma olayı bana Canan’dan bulaştı sanırım… Çiçeğim, sanki bana “ben iyiyim, beni merak etme.” diyordu. Çiçeklerin her biri renkliydi. Sarısından mavisine, mavisinden beyazına, beyazından kırmızısına çeşit çeşit mis kokan çiçeklerdi bunlar. Belki de bana verilen en güzel mesajdı bu çiçekler… Çok özledim seni güzel Canan’ım, senden kalan tek hatıran ismini verdiğim kızımız “Canan” kaldı… Erken ayrıldın sevgili karıcığım aramızdan. Yokluğun canımı çok acıtsa da küçük Canan’a belli etmemeye çalışıyorum. Annesiz büyümenin yokluğunu hissetse bile sen yine çiçekler sayesinde kendini unutturmamaya çalışıyorsun bizlere, ben buradayım sizlerin yanındayım diyorsun belki de…

Bu sevgi “Anlatılmaz Yaşanır Yıllar Geçse Bile…”

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Aşk Nedir?

Kurtuluş

Leviathan devlet ve özellikleri

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Hatay’ın Türkiye’ye katılması

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Herkes Dergisi yayınevlerine ilk yazarını çıkarttı

Sosyal liberalizm ve Sosyal Darwinizm mücadelesi