Yazılar

Türkiye inşaat sektörü

Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı?

Türk ekonomisi, AK Parti iktidarı boyunca inşaat sektörüne dayalı bir yapıya sahip. Üretim ve devamlılığa sahip olmayan bu ekonomik model, Türkiye’nin ekonomik dalgalanmalarını arttırabilecek tehlikeliyi barındırıyor. Recep Tayyip Erdoğan inşaat sektörünün ayakta kalabilmesi ve devam edebilmesini özellikle hedefliyor. Peki inşaat sektörü yerine sanayi veya yazılım sektörü ekonominin odağı haline getirilmiyor? Konut ve devletin taşınmaz ihaleleri neden ekonominin merkezi olarak korunuyor? Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı davranıyor?

AK Parti iktidarı boyunca inşaat sektörü Türk ekonomisinin göz bebeği haline geldi. Türkiye’de sıcak para akışı ve piyasanın devamlılığı için inşaat önemli bir araç olarak kullanıldı. Ancak Türkiye’nin inşaat sektörüne yalnızca bir sektör olarak yaklaşmıyor. Türkiye’nin dış politikası da, iç politikası da inşaat sektörü ile iç içe girmiş durumda. Türkiye ekonomik anlamda birçok plan yapmasına rağmen Türk Dış Politikası’nın Ahmet Davutoğlu politikalarının egemen olduğu dönemdeki hataları nedeni ile inşaat sektörüne bir alternatif yaratılamadı. Peki Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı davranıyor? Politika ve inşaat sektörü arasındaki bağ nedir?

Osmanlı Devleti’nde İttihat ve Terakki

Türk dış politikası

Türk ekonomisinde inşaat sektörüne alternatifler çok büyük zorluk yaşamadan üretilebilirdi. Ancak siyasi atmosfer ekonomide alternatifler için uygun zeminin oluşmasına engel oldu. Ahmet Davutoğlu döneminde Türkiye’nin dış politikası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük hasarlarını ve telafi edilemez kayıplarını yaşattı. Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana komşularının toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyan ve güven veren bir ülke imajı çizdi. Türkiye’nin bu yaklaşımı komşulara da bu konuda güven verdi.

Türkiye, 20. yüzyılda zaman zaman komşuları ile sıkıntılar yaşasa da hiçbir zaman sıkıntının odağında egemenlik ve toprak bütünlüğü konusunda tehdit unsuru oluşturmamız gibi bir konu yer almadı. Türkiye’nin Yunanistan, Suriye, Bulgaristan ve Irak ile zaman zaman sorunları oldu. Ancak hiçbir sorun Türkiye’nin güvenilmez bir ülke konumuna gelmesine neden olmadı. Türk politikasının güvenilir bir çizgisi vardı. Ancak Davutoğlu dönemi, Türkiye’nin dış politikada tehlike unsuru olmasına zemin hazırladı.

Türkiye’nin Irak konusunda Kuzey Irak’ta Kürdistan yerel yönetimini muhatap olarak kabul etmesi, Bağdat yönetimine hayal kırıklığı yaşattı. Ahmet Davutoğlu döneminde Türkiye’nin Barzani aşiretine siyasal, ekonomik ve askeri destek sağladı. Hatta Barzani’nin Suriye’nin kuzeyindeki yerleşim alanlarındaki Kürt silahlı örgütlerine askeri destek için birlik göndermesi için Türkiye sınırlarını Barzani’ye açtı. Suriye’de Kürt saflarında savaşmak için Barzani’nin peşmergeleri Güney Doğu üzerinden Suriye’ye girdi.

CHP ve HDP ittifak yapamaz

Mesud Barzani ve Salih Müslim

Mesud Barzani ve Salih Müslim, Türkiye’nin siyasi, askeri ve ekonomik kalkanına sığındı. Türkiye, her iki Kürt lideri de önemli bir siyasi figür olarak kabul etti. Elbette Türkiye’nin kuzeyinde oluşturulacak bu Kürt tamponu, İran’da büyük bir rahatsızlığa neden oldu. İsrail’in İran’a karşı yaptırımları için Kürdistan projesi önemli bir hamle olarak görüldü. İran hükümeti, Irak hükümeti ve Suriye Devleti’ne ilgi ve desteği artarak devam etti.

Hindi Çini anlatan 1886 tarihli bir metin

İnşaat sektörü konum değiştirecekti

AK Parti hükümeti ve Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 senede hızlı bir şekilde yarattığı, katlanarak büyüyen inşaat sektörü durdurulamaz bir hal aldı. Türkiye inşaat sektörü ile büyümeyi hedeflerken Türkiye’nin büyümesinin önündeki en önemli engel, inşaat sektörü oldu. Arap Baharı sonrasında altyapı sorunu yaşayan ve yeniden yapılanması gereken Suriye kentlerinde Türk müteahhitlerin sermaye ve deneyim birikimi ekonomik büyümeye ön ayak olacaktı. Ancak Ahmet Davutoğlu’nun ABD odaklı dış politika anlayışı ve öngörüsüzlüğü, Türk ekonomisini ve dış politikasını da bataklığa sürükledi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahmet Davutoğlu’na dış politikada güvenmesi ve vaat ettiklerine inanmak istemesi, inşaat sektörünün bir başka yere yönlendirilmesini imkansız hale getirdi. 2011’de bitmesi gereken Suriye sorunu, Türkiye’nin bölgede yanlış yerde durmasından dolayı büyük bir aksaklık yaşadı. 2011’den bu yana Türk müteahhitler iflas etmesin diye Türkiye’de ekonomi alt üst oldu. Suriye’de siyasi düzenin kurulması ve kentlerin yeniden inşasının başlayacağı tarihe dek Türk müteahhitleri ayakta tutabilme çabası, Türkiye’de yatırımların inşaat odaklı devam etmesine neden oldu.

Ahmet Davutoğlu’nun danışmanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık serüveni, Türkiye’nin dış politikasıyla birlikte ekonomisini de yerle bir etti. Türkiye’nin yeniden kırılgan bir ekonomi haline gelmesi, yanlış dış politika ürünüdür. Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki yanlış politikaları nedeni ile Türk ekonomisini sağlam temeller üzerine oturtmak bir yana, günü kurtarmak için inşaat projeleri hayata geçirildi.

Dünyanın en güzel camisi(1876 tarihli metin) 

Türkiye inşaat sektörü egemenliğine girdi

Türkiye’nin ekonomisini inşaat sektörüne odaklaması, Türk ekonomisini müteahhitlere bağımlı bir hale getirdi. Kamu ihaleleri ve özel teşebbüsler olarak ikiye ayrılan inşaat sektörü, özellikle kamu ihaleleri ile ayakta kalmaya çalışıyor. Devlet teşviki ve yatırımları, Türk müteahhitlerin ayakta kalabilmesi için tek çare haline geldi.

Ali Ağaoğlu ve Adnan Polat gibi müteahhitlerin inşaat sektöründe büyük iflasları dillendiriyor olması, devlet açısından önemli bir tehdittir.

Türkiye inşaat sektörü

Türkiye inşaat sektörü

İnşaat sektörünün en önemli aktörlerinin büyük iflasları dillendiriyor olması, Türk ekonomisi için tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor. Tehlikenin bertaraf edilmesi için müteahhitlere yeniden büyük devlet ihalelerinin verilmesi ve kamunun bütçesinin müteahhitlere aktarılması gerekiyor. Türk ekonomisinin yeniden devletçi bir yapıya bürünmesi ve devlet yatırımlarına yönelik bir gelişim sağlaması, 2000’li yılların kazanımlarını alt üst etti.

Türkiye’nin muhafaza etmeyi planladığı müteahhitleri, 21. yüzyılın yeniçerileri gibi ayak bağı haline gelmeye başladı. Devletten taleplerinin gerçekleşmemesi halinde iflasların geleceği uyarısı ile sık sık devlet kurumları zor durumda bırakılıyor.

Yanlış bir dış politika macerası ile büyüyen sorun, ekonomide başa çıkılması zor bir sorunun temel taşı oldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün barış ve iyi ilişkilere dayalı politikalarının hayati önemi bir kez daha ortaya çıktı.

Davutoğlu kadrosu tarafından akmaz kokmaz Kemalist dış politika diye küçümsenen politikalarının yokluğu, Türkiye’yi siyasi ve ekonomik bir uçurumun kenarına sürükledi.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv 3. Bölüm

Türkiye NATO’ya ne zaman girdi?

Kurtuluş 7. bölüm

Tolstoy’un Cevabı

Hegemonya ve sömürgecilik üzerine

İttihat ve Terakki Partisi ve tarım

Modern liberalizm ve modern liberalizmin özellikleri