asansör müziği

Asansör Müziği ve Gastronomi

Şule Demir, asansör müziği ve Gastronomi çalışması ile, okurlarına merhaba dedi. Şule Demir’in yeni çalışmaları için dergimizi takipte kalınız.

Asansör müziği ve Gastronomi

Müzik, insan hayatına kendi isteği dışında, 1920’li yıllarda General George Squires’in elektrik hatları üzerinde müziğin taşınması için aldığı patent ile girmiştir. Sonrasında “Muzak” adı altında, kişilere kendi kontrolleri dışında toplumsal mekanlarda müzik sunan bir firma haline gelmiştir. Squires’ın insanları sakinleştirdiği sebebi ile müzik dağıtımını ilk uyguladığı ortamın asansörler olması, bu terimin günümüz jargonunda “asansör müziği “olarak tanımlanmasına neden olmuştur, ancak temel anlamda Muzak’ın uyguladığı “arka plan” müziğidir.

Müzik ve ortam ilişkisi

Müzik ve ortam ilişkisine bakıldığında Muzak’ın amacı insanları eğlendirmek değil, bireyleri kontrol altına almak olmuştur. Muzak,  oluşturduğu fikirler ekseninde hedef kitle olarak ilk önce bankaları, restoranları, alışveriş merkezlerini seçer ve her ortama farklı müzik seçenekleri sunar. Örneğin fabrikalardaki işçilerin çalışma verimlerini arttırmayı amaçlayan müziğin diğerlerinden daha farklı olması beklenmektedir.

Alışveriş merkezleri ve restoranlar gibi ortamlarda kişilerin dinledikleri müzik parçaları ile aşinalık kurmaları açısından, tanınmış müzik parçaları daha yalın hale getirilerek (parçanın aslında yer alan birçok çalgı çıkarılarak) ve özellikle çalgısal forma getirilerek algılaması daha kolay hale getirilir. Bireyler, müziğin basite indirgenip daha tanıdık hale getirilmesi sonucunda, dinlenilen ortama karşı daha fazla yakınlık duyar. Kurulan bu ilişki sonucunda ortam bireyler için artık  herhangi bir tehdit içermemektedir. Müzik dinleme ve  atmosfer arasında kurulan ilişkide, bireylerin müzik eğitimi almış kişiler ve dinledikleri müzikler üzerinde bir dikkate sahip olmaları beklenmemektedir. Sonuçta bulunulan yerde, dinlenilen müziğin etkisi ile müzik, birey tarafından tanıdık hale gelmiştir.

Zevk alma süreci

Yiyecek içecek tüketiminde zevk alma süreci, içerisinde birçok duyusal niteliği barındırmaktadır. Beş duyunun kendine has rolleri mevcuttur. Örneğin bir tabağın görünümü; kokusu ve tadıyla ilgili beklentiler oluşturmakta ve yeme sırasında lezzet, koku, dokunma ve işitme uyarılarının kombinasyonu ile bütünleşmektedir. Duyular bir arada sinerji oluşturmaktadırlar. Koku-tat, görme-tat ve diğer farklı duyular arasındaki bu etkileşimler çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Tat algısı, işitsel veriler ve gıdaların lezzeti arasında bir ilişki mevcuttur. İnsanlar, tatlar ve sesler arasında çapraz-modal (iki ya da daha fazla farklı duyu modalitesi arasındaki etkileşimi içeren algıdır) ilişkiler kurarlar.

1960’lardan bu yana, işitme ve tat algılaması arasındaki etkileşimle ilgili çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Örneğin, Areni ve Kim (1993) ve North, Hargreaves ve McKendrick (1997), müziğin şarap alımına etkisini incelemişlerdir. Çalışmalarında, bir şarap mahzeni içinde pop müzik yerine klasik müziğin çalınmasının daha fazla ürün satın alınmasına sebep olduğunu ve Fin şarap pazarında Fransızca müzik dinletilen müşterilerin Fransız şaraplarını, aynı şekilde Alman çağrışımlı müzik dinletilen müşterilerin Alman şaraplarını tercih etmeye başladıklarını keşfetmişlerdir.

Bira tüketme miktarı

Bir diğer çalışmada Drews ve ark. (1992) barlarda dinletilen farklı müzik türlerinin, bira tüketme miktarını ve kalış süresini artırma eğiliminde olduğunu göstermişlerdir. Milliman’ın gerçekleştirdiği bir çalışmada ise, bir restoranda bir grup müşteriye hızlı müzik dinletilirken diğer gruba rahatlatıcı-enstrümantal müzik dinletilmiştir. Rahatlatıcı-enstrümantal müzik dinletilen grup 11 dakika daha fazla yemek yemiş (toplamda 56 dakika) ve hızlı müzik dinletilen gruba göre daha fazla para harcamış ancak masada hızlı müzik dinleyen gruba göre daha fazla yiyecek bırakmışlardır.

North vd. (2003), daha sonraki başka çalışmalarında bir restoranda müşterilerin farklı müzik tarzlarını (klasik, pop ve müziksiz) dinlediklerinde harcamaları üzerindeki etkisini araştırmışlar ve sonuçta diğer unsurlar sabitken, klasik müziğin müşterilerin harcamalarını (özellikle de başlangıç ve kahve) artırdığını bulmuşlardır.

Jacob (2006) ise Fransa’da bir barda 93 kişi ile gerçekleştirdiği araştırmasında üç farklı müzik stilini (bar müziği, çizgi film müziği ve popüler-top 40- müzik) müşterilere dinletmiş ve müziğin kalış süresi ve harcama üzerine etkisini gözlemlemiştir. Çalışmasının sonucunda diğer çalışmaları destekler nitelikte müzik stilinin müşteri davranışı üzerinde belirgin bir etkisi olduğu ve bar müziğinin hem müşterilerin kalış süresini hem de harcama miktarını artırdığını bulgulamıştır.
Tatlı, kuru, hafif, yumuşak ve keskin gibi sıfatlar insanlar tarafından hem gıda hem de müzik niteliklerini tanımlamak için kullanılmışlardır. Örneğin, Crisinel ve Spence (2010a) araştırmalarında, tatlı ve ekşi tat lezzetlerini yüksek perdeli seslerle ilişkilendirirken; acı tatları düşük perdeli seslerle, tuzlu tatları orta seviyeli seslerle ilişkilendirmişlerdir.

Major ve minor

Orta ses düzeyinde, hızlı tempoda çalınan major tarzda bestelenen parçalar “mutlu” şarkılar olarak ifade edilirken; düşük ses düzeyinde yavaş tempoda çalınan minor tarzda bestelenen parçaların “hüzünlü” olduğu düşünülmüştür. Çünkü müzik beyinde duyguların olduğu bölümü (limbik sistemi) etkilemektedir.

Dolayısıyla müzik ruh halini de etkileyebildiği gibi değişen ruh hali de hizmet değerlendirmelerini etkileyebilmektedir. Bundan dolayı arka plan müziği müşterilerin değerlendirmelerini, ruh halini, satın alma isteğini, davranışlarını etkileyebilen birkaç atmosferik değişkenden bir tanesi olarak kabul edilir. Arka plan müziğiyle kişilerin zihinlerinde multi-modal deneyimler ve hatta bilinç dışı beklentiler yaratabileceğine inanan Heston Blumenthal İngiltere’nin Bray şehrindeki Fat Duck restoranında “Denizlerin Sesi” adlı yemeği, özellikle multi-modal yemek deneyimini vurgulamak için tasarlanmış bir film müziği ile beraber vermiştir.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Hayat Sende’nin 15.200 belgeseli

Benim Hikayem Biterken Başladı – 1

Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Apple’dan iPhone 8 ve iPhone X bombası

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Hey taksi 6. bölüm