ölüm

Ölüm 3. bölüm

Suat İlhan’ın kaleme aldığı Ölüm öykü dizisinin ilk 2 bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz. Ölüm, 3. bölümü ile Herkes Dergisi okurlarına kavuştu.

1. bölüm

2. bölüm

Ölüm

Kazım, Reşat’ın yüzüne baktı ifadesiz bir şekilde. Reşat hala sırıtıyordu. Kazım bir şeyler mırıldanıyordu ama anlaşılmıyordu. Omuzun da bir el hissetti, kafasını yavaşça arkasına çevirdi. Boran gülümseyerek bakıyordu ona.

– Kazım iyi misin?

– Değilim!

– Tamam abim halleder bunu merak etme.

– Siktir git!

– Ya neyden korkuyorsun be?

– Girdiğim durumdan çıkamayacağımdan.

– Tamam sen git uyu dinlen konuşuruz.

– Siktirin gidin lan!

Kazım hızlı adımlarla arabanın yanından uzaklaştı. Reşat’la, Boran seslenseler de duymamazlıktan geldi Kazım. Kazım gözden kaybolunca, Reşat bagaja yöneldi. Bagajda kanlar için de yatan gence eliyle hafifçe dokundu.

– Hadi kalk! Genç bagajın içinde sağa sola hareket etmeye çalıştı. Bacağını bagajdan dışarı attı, elini Reşat’a doğru uzattı. Gülerek.

– Abi çok iyi oynadım ha.

– Afferin lan!- Sağol abi. Yalnız gerçekçi olsun diye kolumu kestim.- Manyakmısın lan sen?

– Sorun olmazsa bazen abi. Reşat elini tuttu gencin. Bagajdan bir çırpıda çıktı genç. Boran yüzünü ekşiterek abisine bakti.

– Sen napıyorsun abi!Reşat kahkaha atarak.

– Biraz Kazımla dalga geçtim ne olacak.

– Eşek şakası bu abi.

– Neyse. Bak bu Halil. Benim adamım artık.

– Siz ne ara kaynaştınız abi?

– Hemen kaynaştık. Bundan sonra Halil bizimle.

– Gidelim abi. Senin şu saçma sapan işlerinden sıkıldım artık.

– Ne yaptık lan!

– Kapıcıyı öldürttün, Kazım’a bu yaptığın salaklık. Amacın ne abi senin?

– Kapıcıyı öldürtmedim. Öldürdüm. İkincisi şaka iyiydi ve sen de sevdin.

– Abi bi siktir git ya! Halil biraz geri çekildi. Sesi titreyerek.

– Ne öldürmesi abi? Reşat kahkaha patlattı. Boran’a baktı kahkahasının bitiminde öksürdü.

– Boran yedi lan! Halil Reşat’ın kahkahasına katıldı. Birlikte bir süre daha kahkaha attılar. Boran ifadesizce bakıyordu onlara. Reşat belinden silahını çıkarıp arabaya doğru yöneldi. Kapıyı açık bırakıp, koltuğa oturdu. Saniyeler sonra Boran’la Halil’in yanına döndü. Halil sigarasını keyifle içerken Halile silahını uzattı.

– Sık lan bana!

– Sıkayım abi ayıp ediyorsun.

– Ben sana sıkayım?

– Olur abi canın sağolsun. Halil elinde ki silahı Reşat’a uzattı gülümseyerek. Reşat sol elinde ki susturucuyu silaha taktı. Halil gülümseyerek Reşat’ın yanına yaklaştı.

– Abi yalnız abartmışlar. Böyle kuru sıkı mı olur?

– Hep vardı lan bu. Kuru sıkı tüfek bile var. Tamam geç te karşıma öldüreyim seni.

Halil sigarasını ağzından attı. Kahkaha atmaya başladı. Kollarını tekrardan açtı. Bağırmaya başladı.

– Kurtar abi o zaman beni kurtaar!

Reşat tetiği çekti. Halil bir an da yere yığıldı. Boran yere yığılmış gencin yanına koştu. Alnında ki kanı görünce Reşat’ın yanına koşup boğazına sarıldı.

– Ne yapıyorsun lan sen? Oyun mu oynuyoruz?

– Bagaja koyalım hadi.Kazım halletsin. Kapcıyı ben öldürmedim Halil öldürdü. Kazım da Halil’i yakalasın işte halletsin. Hadi birini daha kurtardık yardım ette bagaja koyalım.

Evimizdeki Konsomatris

O polis oldu

Arabada kimseden ses çıkmıyordu. Reşat pür dikkat yola bakıyor. Boran camdan dışarı bakarken, elinde ki cep telefonunu döndürüyordu. İfadesiz di ikiside. Reşat, Boran’a bakıpgeçmişte yaşadıklarını aklına getirdi. Boran’a merhametli bir sesle.
– Hatırlar mısın? Bir gün seni aşağı mahallenin çocukları dövüyormuş. Kzım dört kişinin arasına girmiş. İkiniz de bir güzel dayak yiyip yanıma gelmiştiniz.
– Eeee?
– Ben ikiniz de kardeşim olarak görürdüm ama Kazım’ ı kıskanırdım.
– Neden?
– O sana, daha çok kardeşilik yapıyordu. Sen de ona. Ama bana hiç öyle bakmadın, davranmadın.
– Kendi ağızınla söylüyorsun. Kazmı bana daha çok kardeşilik yapıyordu.
İyi dostsunuz siz. O polis oldu, sen de şöhreti yakalıyor gibisin.
– Benim yakaladığım bir şey yok. Ben ne olacağımı bilemedim. Kazım hep polis olmak isterdi. Polis oldu. Merhametli gözü kara ve adil, tam polis olacak adamdı.
– Şuan da polisler öyle mi?
– Banane lan! Ben Kazımdan bahsediyorum.
– Bak ben de merhametli, gözü kara ve adil bir iş adamıyım.
– Sen merhametli görünen, adil olmayan ve merhametsiz bir katilsin.
– Benden Polis olmaz mı?
– Senden bir bok olmaz!
– Kazım Polis oldu da ne oldu sanki!
– Polis!
– Ben zaten Polisleri sevmem ondan diyorum. Kazın Polis olunca gözümden düştü.
– Polis abi Polis. Çevirme var!
Reşat biraz müziğin sesi yükseltti. Sol şeride sinyal vererek geçti. Boran panik halinde koltuğunda kıpırdamaya başladı.
– Napıyorsun?
– Kazım’ı ara!
– Ne yapabilir Kazım saçmalama! Abi yaklaşıyoruz.
Reşat sakin bir tavırla Polis aracının yanına yanaşıyordu ki, Polis eliyle ilerlemesini ima etti. Boran rahat bir nefes almaya başlayıp arabanın camına yumruk attı.
– Beni bitireceksin. Neden geldin Ankaraya defol git buradan.
Reşat biran da firene bastı. Boran’ın kafası ön cama çarptı. Kendini düzeltirken, Reşat geri geri gitmeye başladı. Boran direkiyona sarılmaya çalıştı ama Reşat dirseğiyle Boranı ittirince Boran tekrardan yeltendi.
– Napıyorsun lan sen?
– Çekil lan! Polislere gidiyoruz.
– Abi saçmalama.
– Yancaksak ikimiz yanarız. Hadi bakalım!
– Abi ne diyorsun sen?
– Kes lan sesini!

Hayat Sende’nin 15.200 belgeseli

Dört polis öldüremezdi

Reşat polis otosunun yanına geri geri yaklaşıp arabadan hızla indi. Boran kafasını elleri arasına alıp, plan yapmaya çalıştı. Arabayı alıp kaçsa elbet yakalanacaktı. Belki Reşat böyle bir şey yapmayacaktı. Ya yaparsa? En düz mantıklı olan, en mantıklı olan olmuştu. Arabanın şoför koltuğuna atıldı. Dikiz aynasıdan kaç polis olduğuna baktı. Dört Polisi öldüremezdi, birini indirse diğeri yakalayabilirdi. Peki hepsini indirebilme kabiliyeti olsa ne yapardı? ”Vururdum” dedi. O da saçma geldi. Bir kaç saniye de kafasından o kadar çok kaçma planı kurtulma planı geçti ki, hiçbirin de karar veremedi. Arabadan hızla indi, polislere doğru yürüdü. Bilmiyormuş gibi yapıp abisine suçu yükleyecekti. Yavaş adımlarla Polislerin yanına ilerliyordu. Reşat eliyle devamlı bagajı işaret ediyordu koca elerini havaya savuruyordu. Polis yanında çocuğu gibi kalmış olduğundan dolayı eğilerek konuşuyordu. Hararetli konuşuyor gibi gözükse de yaklaşınca Reşat’ın sakin bir dilde konuştuğunu gördü.

– Baksana abi plaka da otuzdört. Biz buraları sevmedik be abi.
– Sevilecek gibi değil. Ben İzmirliyim. İzmir gibi memleket yok.
– Haklısın abi İzmir çok farklı. Neyse abi ya seni fazla tutmayalım. Kızılaya nasıl gideceğiz?
– Kardeş sen sapma hiç. Yolun devamın da Kızılay’a deng gelirsin zaten.
– Eyvallah abi. Kolay gelsin.
– Eyvallah kardeş.
Boran arabaya tekrardan yürümeye koyuldu. Reşat arkasından bağırmaya başladı.
– Boraaaaan!
– Ne var lan ne vaaar!
– Kardeşim bak bu yoldan sapmazsak Kızılaydaymışız.
Boran arabaya bindi hiç tepki vermeden. Ardından Reşat’da bindi arabaya.
– Korktun mu?
– Dayının yanına sür.
– Ne yapacağız dayının orada?
-Yeni mekan açmış selam veririz.
– Lan bagajda ceset var ceset!
– Abi bagajda ceset varken Polisle muhabbet ediyorsun. Neyin korkusu var?
– Ben korkmam. Sadece aptal değilim.
– Dayının oraya sür. Şu cesetten kurtulalım. Kazıma bulaştırma işi.
– Peki.

Köy okulları yardım projesi

Orta sınıf semt

Boran, yavaş ilerleyen arabanın camından Bahçelievler sokaklarını izliyordu. Gençliğinin geçtiği o semtin sokaklarının her yerinde başka bir hatırası vardı. Sefaletlik yaşadığı orta sınıf semt. Gerçi o zamanlar zengin diyebiliyordu Bahçelievler’e. Az ağlamamıştı o sokaklarda tek başına az, aç kalmamıştı. Gençliğini hatırlarken, kaldırım da uzanan bir genç gördü. Reşat’a durmasını söyleyip arabayı durdurdu. Arabadan yavaşça inip gencin yanına yaklaştı. Sokak adamı değildi. Kıyafetleri düzgün sadece saç ve sakalı dağınıktı. Eliyle dürttü önce, düzelmeyince arabaya yöneldi. Arabanın ön cebinden pet suyu alıp gencin yanına tekrardan gitti. Suyu yüzüne döküp irkilmesine sebep oldu gencin. Genç boğulurcasına öksürmeye başladı. Boran da yere çömelip sırtına vurdu. Genç refleksle elini ittirdi Boran’ın. Sinirli ve uyuşuk bir sesle. ”Sen kimsin lan! Ne yapıyorsun?” dedi. Boran gülümseyerek.
– Kaldırım da uyuya kalmışsın, yatağına geç diye rahatsız ettim.
– Sanane lan istediğim yerde yatarım.
– Neyin var senin?
– Hiç bir şeyim yok.
– Belli belli. Haydi kalk ayağa da ne olduğunu anlat.
Boran elini uzattı. Gençte Boran’ın elini tuttu. Ayağa kalktı genç ama ayakta duramıyordu. Boran koluna girdi. Arabaya doğru yöneldiler. Genci arka koltuğa oturtup, kendi de ön koltuğa oturdu. Reşat’ın hiç sesi çıkmıyordu. Boran arka oltuğa doğru dönüp ”Evin nerede senin?” dedi. Genç kapalı gözlerini açıp, uyuşuk bir sesle ” Evim yok benim.”
– Nasıl yok!
– Basbayağa yok.
– Neyse gel bir çay kahve içelim konuşuruz.
On beş dakika sonra, araba durdu. Boran arabadakilere ”hadi inelim” dedi. Üçüde arabadan inip ahşap iki katlı bir restouranta girdiler. Kapıdan, oturdukları masaya kadar üç garson peşlerin de geldiler. Devamlı bir yer gösterdiler ”Şuraya oturabilirsiniz.” ” Bura da olabilir.” Durumdan rahatsız olan Boran, garsonun önünde dikilip sert bir ifadeyle ”Halis Dayıya geldiğimi söyle. İki çay bir de Türk kahvesi getir. Anlaşıldı mı?”
”Anaşıldı efendim hemen iletiyorum”
Türk sanat müziği çalıyordu mekan da. Dışarıdan biraz dağınık gözükse de içerisi harkaydı. Politikacılar, sanatçılar, futbolcular Ankaranın tanıdık bütün yüzler buradaydı. Bunlardan ikisi de abisi ve kendiydi. Masaya hoşgeldine gelen bir kaç kişiden sonra masa etrafı sakinleşti. Boran gence döndü. Sesini yumaşattı yine.
– Ne oldu kardeşim. Derdin nedir?
– Derdim çok abi.
– Kaç yaşındasın?
– Yirmibir.
– Aşk mevzusu mu?
– Hepsi.
– Aile?
– Hepsi abi.
– Beni tanıyormusun?
– Anımsıyorum.
– Nereden?
– Televizyondan.
– Benim ne olduğu mu boşver. Aşk mevzusunu anlat bakalım.
– Sevdim.
– Özet geç!
– Birbirimizi seviyorduk. En azından ben seviyordum. Sonra biran da hayatımdan çıktı. Ben öğrenciyim. Birlikte yaşamaya başladık, aynı evde. Ben onun arkadaşlarını tanıyordum o da benim arkadaşlarımı. Ortamımız aynıydı. Bunaltmıyordum da sıkılmasın bazı şeylerden diye.

4. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Benim Hikayem Biterken Başladı – 1

Kirli Melek – 3

Kurtuluş 5. bölüm

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi