Ölüm 4. bölüm

Suat İlhan’ın kaleme aldığı Ölüm öykü dizisinin ilk 3 bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz. Ölüm, 4. bölümü ile Herkes Dergisi okurlarına kavuştu.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

Ölüm

– Nasıl ayrıldınız?
– Aldattı!
– Sen de onu aldat.
– En yakın arkadaşımla aldattı.
– Adın ne senin?
– Selim.
– Selim hiç sevgilinle birlikteyken, başka kızlara baktın mı?
– Hayır!
– Yani hiç mi birini yatakta hayal etmedin. Şöyle kadınsal olarak bakmadın mı hiç?
– Hayır!
– Bana dürüst ol!
– Sadece aklımın ucundan geçmişti.
– Nasıl biriydi?
– Adı Buse. İyi de anlaşıyoruz. Hala beni arar. Esmer güzeli bir kız.
-Ara Buseyi.
– Telefonum yok.
– Evi nerede?
– Dikmen de öğrenci evi var.
– Git! Bir gece geçir onunla.
– Ne gerek var?
– Sana iyi gelecektir. Arabamın anahtarını al git. Torpito da cep telefonu var. Onu da kullan. Benim numaram kayıtlı. İşin bitince ararsın beni.
– Ciddimisin?

Kirli Melek 3

Boran, Reşat’a dönüp anahtarı vermesini istedi.

Reşat arabasının anahtarını uzatınca Boran gülmeye başladı. Reşat’ın anahtarını elinin tersiyle itti. O sıra da Halis Dayı masanın başında belirdi. Halis Dayı ellili yaşlarda uzun boylu heybetli bir yapıya sahipti. Kirli sakalı ve pos bıyığı beyazdı. Nadiren siyah var, bıyığının ortası da sigaradan sararmıştı. Eski kulağı kesiklerden Mezarcı Halis, yaşı ilerledikçe Halis Dayı olmuştu. Bazı yer altı dünyasının karanlık yüzleri Temizlikçi Halis derlerdi.

Cinayet işlenir Halis delil bırakmadan temizlerdi. Bir ara Diyarbakırdan yeni tayin olan pos bıyıklı genç komiser yakasından düşmemiş, delil olmadığından siyasi suçlu olarak bir kaç yıl yatıp çıkması dışında daha da hapise girmemişti. Halis dayının bu ününü sadece Reşat biliyordu masa da. Dayı güler yüzüyle masaya oturup garsonlara bağırdı ”Oğlum buraya gelin! Masayı donaltın ne içersiniz ne yersiniz demeyin! Ne varsa doldurun buraya.” Bir gencin sesi geldi salondan ”Tamam Halis bey hemen ilgileniyoruz.” Halis masadakilere dönüp ”Napıyorsunuz yeğenlerim” dedi babacan bir sesle, hemen Selim’e döndü. Biraz süzdü, elini uzatıp ”Ben Halis yeğenim. Sen kimlerdensin?” Selim konuşamadı bir kaç saniye, devreye Boran girdi.

– Dayı biz senin nasıl yeğeninizsek, o da bizim yeğenimiz, kardeşimiz bundan sonra.
– Öyle mi. Adı nedir yeğenimizin?
Selim donuk bir sesle adını söyleyip suskunluğuna devam etti. Boran Dayıya dönüp, elini omzuna koydu.
– Dayı.
– He yeğenim.
– Şu senin antikayla bir tur atabilirmiyiz?
– Düzgün kullanacaksanız köpeğin olsun.
– Merak buyurma Dayı.

Halis Dayı garsonlardan birini yanına çağırdı.

Bu mekan için fazlaca kabaydı Dayı. Müşteriler ağır ve nazik, yalnız Dayı içeriyi bir meyhane gibi sıradan bir lokanta gibi yönetiyordu. İşin garibi Daı ne yapsa müşteriler gülüyordu. Espirili tavrı yüzünden insanlar onun yaptıklarını kabalık değil, komiklik olsun diye yaptığını düşünüyordu. Halis Dayı, yanına gelen garson gencin kulağına bir şeyler fısıldadı. Garson genç hızlı adımlarla içeri kısma yürüdü. Boran ayağa kalktı, Selim’e eliyle dışarı doğru gitmesini istedi. Selim de hızla kalkıp, ağır adımlar dışarı doğru yöneldi. Boran ayağa kalkan dayıya ”Bagajdakini halledebilirmisin?” dedi sessizce. Dayı şok olmuştu biran. Kekelemeye başladı.
– Ne ne ne bagajı?
– Abim anlatır sana.
Reşat’ın umursamaz tavrı biranda gitmiş, hiddetle ayağa kalkıp şaşkınca Boran’a bakıyordu. O sıra da genç garson elinde anahtarla geldi. Boran hiç konuşmadan anahtarı alıp ”Eyvallah” deyip arkasını dönüp çıkışa doğru yürüdü. Arkasını döndüğün de garsonlar elindekileri Dayı ve abisinin masasına yerleştiriyorlardı. Ne Reşat ne de Dayı konuşmuyor, farklı yerlere bakıyorlardı. Kapıdan çıkınca Selim’i gördü. Ağızın da sigara kapıya doğru bakıyordu. Selim’in omuzuna elini koyup ”hadi gidelim” dedi. Selim sakin bir sesle.
– Nereye?
– Sen Buse’ye gideceksin.
– Ben seni bırakacağım.
– Evdemidir bilmem ki?
– Denersin şansını hadi.
64 model bordo çıtasız İmpala harika gözüküyordu. Selim yan koltuğa binecekken, Boran anahtarı ona fırlattı. Selim zar zor hava da tutabildi. Anahtara baktı sonra Boran’a baktı bir kaç saniye.
– Abi ben kullanamam.
– Kullanacaksın.
– Abi bir şey olur felan.
– Ben yaptım derim. Atla hadi.

Öteden

Dikmen’in sokaklarına girene kadar arabanın ne kadar zevki olduğunu konuştular.

Sinan Caddesine girince, evi aramaya koyuldular. Buse’nin evini bulunca Selim arabadan inip eve doğru hareket etti. Boran Selim’e seslenip cebinde ki telefonu uzattı ”işin uzarsa beni ara.” Selim gülümseyerek ”Tamam Abi” dedi.
Boran bol yokuşlu Dikmen sokaklarını klasik arabayla tırmanmaya başladı. Saat gecenin ikisin de bir umut tekel bayiilerine baktı. Belki on yasağını çiğneyecek bir gözü kara vardır diye düşündü. Biraz ilerledikten sonra ışığı kapalı ama sağa sola bakarak, elinde siyah poşetlerle çıkan insanları görünce ”Buldum sen!” dedi içinden.

Arabayı hemen marketin önüe çekip, marketin önüne ilerledi, cüzdenından yüz lirayı çıkarıp kepengi az birşey açık olan marketin içine gönderdi. İçeriden kısık bir ses geldi. ”Ne veriyoruz?”
Boran Dikmenin tepesin de Odtü Ormanının henüz yol yapılmamış kısmını ayakları altına almış, az biraz gözüken Mogan Gölüne bakarak birasını yudumluyordu. ”Bir insan nasıl olur da ağaçları yıkıp bununla övünebilir?” diye düşünüyordu.

”Övünecek birşeyi yoksa demek ki?”
”Mogan ne lan?”
”He la orası Gölbaşı değilmiydi?”
”Ne biliyim öyleydi. Hayır şimdi Ankara dışından bir arkadaş gelse bura ne gölü dese. Gölbaşı gölü mü diyeceğiz?”
”Saçma mı olurdu?”
”Bilmem.”
Boran’ın telefonu çaldı. Arayan Selim. Hemen telefonu açtı.
– Bu kadar kısamı?
– Yapamıyorum abi!
– Geliyorum bekle sen neredesin?
&&&&&&&&&&&&&&
Selim’in bacakları titriyor, yerine sığmıyordu. Bacaklarını sallıyordu sürekli belli ki sinir patlaması ya da hüzün patlaması mevcuttu. Boran eliyle bacağını tuttu Selim’in. ”Dur!” dedi.
– Abi ne yapacağı mı bilmiyorum.
– Şuan karşın da olsa ne yapardın?
– İkisini de öldürürdüm.
– Öldür o zaman.
– Ya abi.
– Neredeler biliyormusun?
– O piçin evine yerleşmiş.
– Hadi gidelim. Bir de ben konuşayım o piçle.
– Bırak abi. Boşver.
– Yolu tarif et.
– Abi iki sokak yukarıdaymış.
– Harika hadi in arabadan.
Selim arabadan indikten bir kaç saniye sonra Boran da indi. Hızlı adımlarla sokağın merdivenlerinden çıktılar. Selim parmağıyla göstererek
– Bu bina abi. Ama sen konuşsan ne olacak ki abi?
– Bazı şeylerin deyip deymeyeceğini göstereceğim.
– Sen git abi. Ben gelmeyeceğim.
– Kaçıncı kat.
– Üçüncü kat abi. Işıklar yanıyor.
– Numara kaç?
– Yedi.
– Arabaya dön.

Selim arabaya binip bir sigara yaktı.

Düşünceler beynini kemiriyordu. Ünlü bir sima ile böyle bir gece geçireceğini tahmin bile edemezdi. O kadar uyuşturucuya rağmen, kafası açılmıştı. Salakça ”Ben bu sigarayı ne zaman aldım?” diye düşünmeye başladı. Sonra tekrardan eski sevgilisinin en yakın arkadaşıyla şuan yatıp kalkıyor olması geldi aklına. Boran yukarıda ne yapıyordu? Yirmi dakikadır ses çıkmamıştı. Belli ki büyük nasihatı çekiyordur. Dayanamadı arabadan çıkıp eve doğru yöneldi hızla dış kapıdan zile basacakken telefon çaldı. Arayan Boran.
– Selim kapıyı açıyorum yukarı çık.
– Ne oldu abi.
– Yukarı çık.

Zamana Yolculuk

Selim yüzüne kapanan telefonun ardından, açılan kapıdan içeri girip merdivenlerden yukarı çıktı.

Dairenin kapısı açıktı. Salon’a doğru ilerledi. Boran kafasını ellerinin arasına almış koltukta oturuyordu. ”Nerdeler?” dedi Selım. Boran ayağa kalkıp, Selimin kollarından tututtu. Gözlerinin içine bakıp. ”Ölmüşler” dedi. Selim biran çırpınmaya başladı, Boran Selim’e sarılıp bırakmadı onu. Selim biraz daha çırpındıktan sonra Boran’ın ellerinden kurtulup koridordan odaya doğru koşmaya başladı. Boran da hızlı adımlarla Selim’in arkasından odaya girdi. İkisi de çırılçıplaktı, yatağa uzanmışlar. Elleriyle yorganı sıkmışlar. Hemen baş uçlarında iki tane şırınga vardı.

Boran, selimin kolundan çekip ”Polis’i aramalıyız” dedi. Selim hiç ses ini çıkarmadı. Kafasını tekrardan yatakta ölü bir şekilde yatan eski sevgilisine çevirdi. Her noktasını seviyordu. Bundan bir kaç hafta önce onunla ömür boyu sürecek bir hayatı planlıyordu. Şu an da ölü bedenine bakıyordu. Yanında da en yakın arkadaşı ve ikisi de çırılçıplak. Boran tekrardan kolundan tutup kendine çevirip bir tokat attı.
– Sen böyle olmasını istemedin mi?
– Hayır!
– İçin rahat mı Selim?
– Değil!
– Polisi ara. Çabuk polisi ara.

Devam Edecek…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Benim Hikayem Biterken Başladı – 1

Kurtuluş 5. bölüm

Ruhumun keşfi

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi