Gün Karanlık

Gün Karanlık 2. bölüm

Suat İlhan‘ın Gün Karanlık öykü dizisinin 2. bölümüdür. Öyküyü anlayabilmek için öykünün 1. bölümünden itibaren okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

Gün Karanlık

Kişiler, olaylar, hayal ürünüdür diyelim. Siz, hayal bilin…

S.İ. – Türkücüye ne oldu?

İ.Ç. – Hayatta hala. Yalnız kaldığım zaman dinliyorum.

S.İ. – Seviyorsun yani.

İ.Ç. – Sesini seviyorum.

S.İ. – Gizlice dinlenen Ahmet Kaya gibi yani.

İ.Ç. – Ya he, tamam öyle.

S.İ. – Peki, şu kamplardan bahseder misin?

İ.Ç. – Anlatmaktan çekindiğim yerlerden biri. Zaten sana üstü kapalı anlatacağım. Kaçtım ben biliyor musun?

S.İ. – Nasıl yani?

İ.Ç. – Kağıda mı yazacaksın?

S.İ. – Sen anlat kaydediyorum ben.

İ.Ç. – Ses kayıt yapma aman.

S.İ. – Hepsini beynime kaydediyorum.

İkinci bir askerlik gibiydi adeta benim için. Eski emekli askerler, istihbaratta hala görev yapan bir çok kişi bizi bildiğin savaşa hazırlıyordu. Her şeyimiz vardı. Silahlar, yataklar hatta zaman geçireceğimiz, çay içeceğimiz ufak çaplı kantin tarzı yerler bile. Para vermiyorduk. En çok sigarayı arıyordum. Sigara kesinlikle yasaktı. Bir gün yatağımda uyumaya çalışıyordum ki biri yakamdan tutup yataktan aşağı attı. Ne olduğunu anlayamadan gözlerimi kapattılar. Karanlık olduğu için kim yaptı göremedim. Gözlerim kapalı direndim ama yalnız değildi. Bağırma sesleri saniyeler geçtikçe çoğaldı. Benim bağırmam aralarında kaynadı gitti. Ilk başta ellerimi, daha sonra ayaklarımı bağladılar.

Koltuk altımdan biri tuttu kafamla ona vurdum. Beni bırakınca, kafam yere çarptı, ayaklarım havada kaldı. Eğer hayatta kalabilirsem kimin yaptığını öğrenebilirdim böylelikle. Neyse! Kafama sert bir darbe yedim. Bayılmışım. Gözlerimi açtığımda, ormanlık alanda sandalyede buldum kendimi. Ellerim ve kollarım bağlıydı hareket edemiyordum. Ayağımın dibinden bir şeyler geçiyordu ama göremiyordum. Gerçekten göremiyordum. Gözlerimi kapattım tekrardan. Sanırım on beş dakika civarı baygın halde sızıp kalmışım diye düşünüyorum. Ellerimi kurtarmaya çalıştım olmadı, bacaklarımla ipi zorladım. Zorladıkça, bağ sıkılaştı sanki. Sabah iki adam geldi “daha çok çalışmalısın!” dedi sakin bir dille. Beni kampa götürdüler tekrar.

Tuvalette saklandım

Salon gibi bir yere sekiz, dokuz kişi dizdiler bizi. Kapıdan herkes tarafından tanınmış emekli bir albay girdi. “Hepiniz, ilk komando eğitimimden kaldınız. Sizi Kayseri’ye yollayacağız. Orada sil baştan başlayacaksınız.” dedi. Otogara gittik. Ben tuvalete gireceğim diyerek kaçtım. İki saat tuvalette bekledim. Bir kaç arkadaşım gelip seslendiler bana. Çok pis kokuyordu tuvalet ama oradan daha iyiydi. Kapıyı zorladılar bir ara ben sesimi kalınlaştırarak “Dolu” diye seslendikten sonra gittiler. Yaklaşık iki saat tuvalette bekledikten sonra, hızlı adımlarla ilk Ankara otobüsüne atlayıp, Ankara’ya gittim. Ankara’da ilk işim Emek’te oturan arkadaşımın evine koşar adım gitmek oldu. Evden dışarı hiç çıkmadım.

Bir gün eve birileri geldi. Ben odaya girdim kapıyı kapattım. Salondan hararetli konuşma sesleri geliyordu. Bende kulağımı kapıya dayayıp konuşmaları dinlemeye başladım. Tok sesli birinin sesi geldi “Tuvalet nerede?”. Arkadaşım “Koridorun sonunda reis” dedi. Kapıdan çekilip yatağa uzandım. Üstüme yorganı çektim, gözlerimi kapattım. O anın geçmesini, artık evden gitmelerini istiyordum. Odanın kapısı açıldı hızla. Reis, mırıldandı kapıyı kapatıyordu ki, odaya girdi, ışığı yaktı. “Sen bunu ne zamandan beri besliyorsun” dedi bağırarak. Tam arkasındaydım, hiç sesimi çıkarmadım. Arkadaşıma seslendi, bir kaç saniye sonra arkadaşım odaya girdi. Beni hala görmemişti reis.

DEVAM EDECEK

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Kirli Melek

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Benim Öyküm

Toprak ana

Rahip

İttihat ateşi

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Benim Hikayem Biterken Başladı