aşk

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Aşk, en güzel kafa yapan uyuşturucudur… ‘’Ne için yaşadığımızı düşündünüz mü? Ne için var olduğumuzu? Peki din olmasaydı iyilikler olmaz mıydı? Ateistler kötü müdür? Dindar olmak ve dinci olmayı ayırabildiniz mi? Bakmak ile görmek arasında ki fark nedir? Sosyalist, Ülkücü olur mu? Aşk yalan mı gerçek mi? Aşk, aşk aşk…

Hayatınızda ki birçok sorunun cevabını tartışıp, sonuca ulaşmışsınızdır belki.  Peki ya Aşk? Aşk, kimine göre yaşanılması gereken en güzel duygulardır. Kimine göre ise aptallıktır. Peki kimlere göre güzel kimlere göre aptallıktır? Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur. Aşk, insanın en yumuşak noktasıdır. Aşk, taşı pamuk eden, ulu bir mükemmel enerjidir. Tabi karşılığı varsa. Aşk, aptallıktır! Çünkü aşk aptal eder. Otuzlu yaşınızda, karşınızda ki insana on yaşında bir çocuğun saf temiz düşüncelerini, şefkatini, aptallığını verdiğinizi düşünün. Oysaki karşınızdaki hala otuz yaşında. Belki de onunda on yaşında olduğunu düşündünüz. Evet siz aşıksınız ve otuz yaşında ki bedeninize saf, tertemiz bir ruh koymuşsunuz.

Penisli Yargı ve Hakim Olamayan Avukatlar

Aşk ve nefret

O otuz yaşındayken siz onun on yaşında olduğunu düşünüyorsunuz. Aptalsınız. Bu aptallığın dibinden çıkan azılı suçluyum. Nefret kusmuyorum. Üzüldüm, hem de çok. Şuan hissizim. Mükemmel yakışan iki çift, mükemmel anlaşan iki çift ilişkisiydi. Benden ayrıldıktan henüz bir ay sonra evlenme kararı almış biriyle. Şuan evleniyormuş, pek de umurumda değil. İlk duyduğumda ‘’Biz de evlenmeyecek miydik zaten? Neden başkası? Niye ben değil de o? Bu kadar çabuk nasıl olur?’’ gibi sorular sordum kendime. Soruların yersizliğini anladım. Onun için içtiğim kadehlerin anlamsızlığını, kendimi kepaze ettiğim zamanlara daha çok üzülür oldum.

aşk

aşk

Kadınlar… yeter ki anlayın onları be kardeşim…

Aşk ve pişmanlık

İyi dostlarım vardı. Yani ben öyle olduğunu düşünüyordum o zamanlar. Bu dönemde o dostların ‘’iyi’’ olmasını pekiştirdim. Çürük elmaları hayatımdan attım. Onun yüzünden uzaklaştığım kendime sarıldım. Ağladım. Ama ona değil pişmanlığıma. Aşktan nefret ettim. İkinci defa beni tam on iki den vurmuştu. ‘’Bir kez de ben Aşkın gözünden vursam da mutlu olsam diye ölene kadar’’ gibi sözlerden sıyrıldım. Ben aşkın gözünden vuramazdım. Aşk sahtekârdı. Bizi uyuşturup arkamızdan vurmayı çok güzel becerebiliyor. Her şeyimi kaybettim. Dükkânım, ailem, gelecekte kuracağım ailem, iyi niyetim ve aşka olan inancım.

Minnoş güçlüler

Eski beni buldum

Bu yazdıklarımı size, küçük bir kulübeden yazıyorum. Dışarıda yağmur ve fırtına var. Buraları pek sevmedim ama bir süre kendimi başka yerlerde unutturmam lazım. Bazı yerler beni unuturken, bazı yerlerde kalıcı izler bırakmaya geldim. Bütün öfkemi, aklımda kurduğum şeytani planlarla kusuyorum. Bütün şehirleri gezdim. Eski beni aradım. Buldum ve bir tekmede ben attım. Sonra ona en büyük tekme atan beni bir daha hiç görememek üzere kayboldum. Ben kazandım. Onlar kaybettiğini zannetti ama onlar da benden sonra kazanmaya başladı. Evet, tekme attıklarım beni göremedi daha sonra ama hepsi benim oldu. Zaten onlar bendi.

aşk

aşk

Şimdi dersiniz laf aşktan nerelere geldi. Muhabbet aşktan açılınca buralara kadar gelebiliyormuş. Neyse savcım. Yıllar sonra ben diye yakaladığın adamı salmanı rica ediyorum. O adamın iki çocuğu var ve onlara ‘’Benim olanlar’’ bakıyor. Bir fedai olarak düşün. Benim fedaim değil Savcım, ‘’Benim olanların’’ fedaisi. O adama ne yaparsanız yapın konuşmayacaktır. Konuşsa da muhtemelen ‘’Benim olanlardan’’ birinin ismini söyleyecektir. Benim Olanlara da beni çok iyi tanır ama bulsalar galiba beni öldürmek için herşeylerini verirlerdi. Sizden ikinci ricam onların salak olduğunu söylemeyin. Çok üzülürler. Size fotoğrafımı gönderdim. Belki gösterirseniz birilerine beni bulabilirsiniz, zor olsa da.

Kalp atışının ucundaki hayat

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucu

Bu arada Sayın Savcı, Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucu… Öğrendim…

Kolay gelsin Savcı!

Sahtekar….’’

Kadınlar… yeter ki anlayın onları be kardeşim…

Masanın üzerinden silahını aldı

Savcı ayağa kalkıp, yavaş adımlarla mektup zarfının içine baktı. Fotoğrafı bulamayınca zarfı buruşturup yere fırlattı. O sırada ışıklar gitti. Pencereden dışarı bakınca, bütün sokağın ışıklarının yandığını gördü. Pencereden uzaklaşıp koridora doğru yürüdü. Telefonunu cebinden çıkarıp, fenerini yaktı. Cam kırılma sesi geldi dışarıdan. Birkaç saniye sonra artarak park halinde ki araçların alarmlarının sesleri gelmeye başladı. Koşarak pencerenin yanına gitti. Sokaktaki bütün arabalar çığlık atıyordu. Tam o sırada kapısını biri tekmeliyordu. Masanın üzerinden silahını aldı, yavaş ve tedbirli adımlarla kapıya yöneldi.

aşk

aşk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Ne oluyor böyle

Koridordan kapıya ışık tuttu, kapı yerinden bile oynamıyordu. Tekmelemenin hızı artınca, adımlarını da hızlandırdı.Kapıya bir adım kala tekmeleme durdu. Kapıyı açtı, ışıklar biranda geldi. Yerde kalp şeklinde kutu vardı. Ayağıyla ittirince kapak açılı verdi. İçinden bir mektup zarfı çıktı. Yavaşça eğilerek zarfı eline aldı. Zarfın ağzı kapatılmamıştı. Silahını beline soktu, tam zarfı açacakken merdivenlerden hızla inen kapıcı Hüseyin belirdi. Hüseyin onu görünce yüksek sesle ‘’Savcım ne oluyor böyle’’ dedi. Sonra yan komşusu Beril’in kapısı açıldı. Geceliği ile dışarı yavaş adımlarla kapının eşiğine çıktı. Elinde ki boş şarap şişesini kapının önüne koyup, gülümseyerek tekrar içeri girdi. Hüseyin söylenerek, boş şişeyi alıp, birkaç saniye duraklamanın ardından merdivenlerden hızla inmeye devam etti.

Kutuyu yerden alıp içeri girdi. Zarfı açtı.

‘’Korktun mu Savcı? Ben çok eğlendim. Fotoğrafımı kutunun altına koydum. Bu arada yakışıklı olduğunu söylemişler miydi hiç?

Kutunun arkasında bir zarf daha vardı. Zarfı açtı fotoğrafa baktı ve şok oldu. Fotoğrafta ki yan komşusu Beril’di…

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Yarım kalan

Penisli Yargı ve Hakim Olamayan Avukatlar

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Fenerbahçe neden başarısız

Pablo Escobar ve Kolombiya