Polat Karayel

Zordur Bu Ülkede Gazeteci Olmak

Zordur Bu Memlekette Gazeteci Olmak

Günler önce sanata, çevreye ve gündeme dair yazılar yazmaya başladığım bu dergide yalnızca gördüklerimi, yaşadıklarımı ve fikirlerimi aktarmaktan başka bir faaliyetim yok. Her ne kadar “Sen insanlara sadece enstrüman çalmayı öğret. Ama asla fikirlerini değil…” diyerek bir de üzerine farklı cümleler kurup edepsizlik eden, terbiyesizlik yapan olsa da…

Gazeteci olmaktan bahsetmişken;
Bazıları vardır ve sadece överler.
Yere göğe sığdıramazlar.
Yöneticilerin yaptıkları hataların, yanlışların, hukuksuzlukların, ayıpların farkında olsalar da vurdumduymaz rolünü başarılı bir şekilde üstlenirler. Yalakalıklarından en ufak bir taviz dahi vermezler. Ne gibi menfaatler beklediklerini pek kestiremesek de, sonunda hayatlarının en rahat noktalarında kendisi gibi düşünmeyenleri lanetlerler, hedef gösterirler. Hakaretler yağdırırlar. Ne hainliklerini bırakırlar ne de şerefsizliklerini. Bir de çıkarlar adil olmaktan söz ederler. Gazeteci olduklarını zannederler…

Bir de öyle ADAM’lar vardır ki,

Hukuku, adaleti ararlar. Günü geldiğinde vicdanlarıyla nasıl yüzleşebileceklerinin hesaplarını yaparak hareket ederler. Hayatlarının her döneminde zindanlara düşebileceklerinin, kim bilir belki de katledileceklerinin ihtimalini de düşünürler. Onurlarıyla yaşarlar. Çıkarılan fermandan zerre kadar korkuları yoktur. Başlarına gelen bu felaketler de korkmadıklarındandır. Geçtiğimiz günlerde önceden kararları belli olan ve gelen talimatlar üzerine gerçekleşen tutuklamalar bunun en güzel örneği olarak gösterilebilir. Bir de zalimleşenlerin unuttukları tarih vardır. Tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül için “Casus” diye bahsedilmeyecek. Fakat bu cesur insanları parmaklıklar ardına gönderenler için ne yazacağı aşikardır diyebilirim.

Nasıl kardeş olacağız ? Birbirimize Nasıl Sarılacağız ?

Sürekli olarak terörist ve hain olmakla itham ettikleri, hedef yaptıkları insanlar öldürülünce
“Bu saldırı hepimize yapılmıştır.” demeyi marifet sayan zavallılar bir yana hepinizin de bildiği gibi dün yine cinayetler işlendi. Bir polis memurumuzu ve bir baro başkanımızı yitirdik. Bu toprağın insanlarını…

Kim bilir belki de, günün birinde aynı ortamda husumete değil de, dostluğa içecekleri ortam olmasını ümit etmişken…

Ama zordur bu rüzgarın esmesi…

Senden olmayan biri ölünce, senin gibi düşünmeyen biri öldürülünce “Oh” dememesini başardığın gün her şey gelişmeye başlar. Nefret kayıplara karışır ve sevgi tohumlarını yeşermiş bulursun zaman geçtikçe…

Şimdilik bu kadar…

Nefreti yok edin, sevgiyle kalın…