Herkesin Dergisi

İtirafname

Geçtiğimiz akşam Fransa’nın Paris kentinin farklı bölgelerinde gerçekleşen katliamların ardından bu ülkenin vicdanlı insanlarıyla birlikte tüm dünya ülkelerinin halkları yasa bürünmüştür. Hemen ardından sosyal medyada gerçekleştirilen profil resimlerinin Kırmızı-Beyaz-Mavi renklerinden oluşturulması kimi çevrelerce rahatsızlık yaratmıştır. Bu rahatsızlık zaman zaman yerini ucuz milliyetçilik şovuna bırakmıştır. Masum insanların acısını paylaşmaktan başka hiçbir art niyet taşımayan bu uygulamayı sayfalarında gerçekleştiren insanlara, her zaman yaptıkları gibi “vatan haini” damgası yapıştırdılar. Bu damgayı yiyenler arasında ben ve birkaç dostum da bulunmakta…

Dünya genelinde yaşanmakta olan açlığın, sömürünün, katliamların, gözyaşının karşısında her zaman durduğumuz gibi bundan sonra da duracağımızı bir kez daha belirtmek isterim. Buna karşı olmanın hainlik olarak görüldüğü ortamda hainliğimize devam edeceğimizi bir kez daha bildiriyorum.

Hazır burada bunları yazmışken geçmişte de yaptığım hainliklerden biraz bahsedeyim; Amerika’nın bazı eyaletlerinde güvenlik güçlerinin alçakça davrandığı ortamlarda Siyahi olmanın, sömürgeci devletlerin hep başlarına bela olduğu Afrika ülkelerinde çocuk olmanın, Avrupa ülkelerinin en ırkçı mahallelerinde Türk olmanın, bu coğrafyada halen kendilerinden nefret edilircesine utanmadan kara kampanyaların hazırlandığı ve yapıldığı ortamlarda Ermeni olmanın, Kürt olmanın, Zaza olmanın, duvarları işaretlenen evlerde Alevi olmanın, kısacası çoğunluğun olduğu yerde haksızlığa uğramış azınlığın yanında olmanın gururunu yaşadım. Sakıncalı, tehlikeli, alçak, kanı bozuk, hain, adına ne derseniz deyin benzer damgalarla nefes alıp verdik şu aydınlık gibi görünen karanlık çağda…

Gericiliğin, faşizmin karşısında durdum. Gücümün yettiği yere kadar ışık tuttum ve ışık saçan çocuklar yetiştirdim. Yetiştirmeye devam ediyor ve bununla da gurur duyuyorum. Hepsini yan yana koyduğunuz zaman sizden daha belası yoktur bu ülkede…

Peki sonum ne olmalı ?

Asit kuyularına atılmalı benim gibiler… Kent meydanında linç edilmeli ya da sallandırılmalı…
Kurşuna dizilmeliyiz ya da… Ya da bir yerde ömür boyu tutulmalıyız vereceğimiz zararlar düşünülerek… Ya da vatansever bir genç oğlan eline silah alıp beni vurmalı oturduğum Malatya sokakta… Ya da evim yakılmalı tekbir getirilerek ve sloganlar atılarak… Ölünce ülke kurtulacak, vatan sağ olacak…

Şimdilik bu kadar…