8 Mart kadın

8 Mart

Cinsiyetçi algının toplumsal yaşamda gittikçe egemen olmaya başladığı bir dönemde “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ‘ nü kutlamak her geçen yıl daha da önemli bir hale geliyor. Ne yazık ki ülkemizde son yıllarda cinsiyet ayrımcılığı konusunda oldukça geriledik.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün 5 Aralık 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdiği andan öncesi ve sonrası
Kültür, Sanat, Eğitim, Siyaset ve birçok alanda kadınlarımızın ilerlemesinde, ulus olarak etkin bir rol oynadığımız aşikardır. O yıllarda birçok Avrupa ülkesini arkamızda bıraktığımızı gururla söyleyebiliriz. Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren kadınlarımızın elde ettikleri kazanımlar, ne yazık ki son yıllarda kesintiye uğramaktadır. Özellikle de günümüzde kadınlara karşı gerçekleşen şiddet, tecavüz ve cinayet olaylarında dramatik bir artışın olduğu görülmektedir. Hangi birini sayalım ?

Sadece geçtiğimiz yıl, ülkemizde yüzlerce kadın erkekler tarafından öldürüldü. Yüzlerce kadına tecavüz edildi. Kadınlarımız töre cinayeti kurbanı oldular. Cinsiyetçi şiddete karşı bir sürü dava açıldı. Bu davaların bazı sonuçları, toplumdaki cinsiyetçi algının körüklenmesine sebep oldu. Bazı yargıçların katillere “iyi hal indirimleri” ve ‘beraat’ kararı vermesi buna en büyük örnektir.

Bunca hadise yaşandıktan sonra geçtiğimiz yıllarda “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair” bir yasa çıkarıldı.
Bu yasa hazırlandıktan sonra, özellikle de siyasi iktidara yakın birçok kadın dernekleri de bu durumdan oldukça memnun durumda.
Gerçekten bu yasanın kadına yönelik şiddeti engelleyeceğine veya azaltacağına inanıyorlar mı ?

Bu yasa kadın ve erkek arasındaki tüm eşitsizlikleri giderecek mi ?
Bu yasa kadının hayatın her alanına özgürce katılabilmesini sağlayacak mı ?
Bu yasa kadınların sosyoekonomik anlamda güçlenmesinde etkili olacak mı ?
Bu yasa kadınların ekonomik anlamda bağımsızlıklarını elde etmelerini sağlayacak mı ?
Bu yasa kadının sosyal ve ekonomik tüm haklarını güvence altına alıyor mu ?

Ve son olarak,
Bu yasa kadınlarla erkekler arasındaki ayrımcılığı yok ediyor mu ?

Yasayı tüm yönleriyle sorgulamamız gerekmektedir. Ancak bütün bu sıraladıklarım gerçekleşirse insani kalkınma ve refah düzeyi konusunda ilerleyebiliriz. Kadına yönelik şiddet ve cinayet oranlarında azalmalara ve yok oluşlara da tanık oluruz. Ve bütün bunların temelinde “Eğitim” yer almaktadır. Eğitimsizlik insanın her türlü yanlışları yapmasına neden olur. Bilinçli bir toplumu inşa etmek de, bilinçli insanların ellerindedir. Dikta rejimlerine doğru yol almaya başlamış siyasi iktidarlar, bilinçli toplumların var olmasından büyük rahatsızlık duyarlar. Bu nedenle bilinçli insanların karanlığa sövmek yerine ortalığı mumlarla yakıp aydınlatması gerekmektedir. Bu şartlarda, kadınların özgürce yaşayabileceği bir ulus olabilmek için çaba harcamak, artık her zamankinden daha önemli bir hale gelmiştir.

Kadın veya erkek, dil, din, ırk ve düşüncelerimiz ne olursa olsun, dostluk ve barış içinde, özgür, mutlu ve huzurlu bir ülkede yaşamamız dileğiyle,
“Tüm emekçi kadınlarımızın ve dünya emekçi kadınlarının gününü en içten dileklerimle kutluyorum.