kadınlar

Kadınlar ve kadınların maruz kaldığı şiddet

Kadınları anlamak ve anlatmak için yüzyıllardır filmler çekilmiş, kitaplar yazılmıştır. Edebiyatta genel olarak güzelliğin bir tanımı olarak kullanılmıştır. Yaşadığımız 21. yüzyılda ise kadınlara olan baskı hızla tırmanmış, kadınlara zarar veren erkeklerin yanında, ataerkil ve gelişmemiş toplumlardaki kadınlar da etkili olmaya başlamıştır. Kadınlar bu dünyada her şeyden öte insandır ve erkek ile eşdeğerdir.

Kadınlara ve kadınların maruz kaldığı şiddet ve haksızlıklara sessiz kalanlara:

Biraz haddinden fazla çocuk kalarak yaşadım. Büyümeye eksik kaldığım yerden başladım sanırım. Kendimce özümsediğim hayatımda büyümek, büyük kalmak için öyle çok zamanım vardı ki, düşünmenin o benzersiz boşluğuna düşmekten mahrum bırakmadım kendimi. Artık bunu dahi düşünürken ürkmüyorum. Sahi nasıl olur bunlar diye iç geçirirken, uzadım uzadıya boşverilmiş bir saplantının etrafında; bazen istemsiz, bazen acıma, bazense sadece üzüldüğüm için dönüp dururum ve iyi kadınların yanındaki kötü adam demek yetiyor benim için hayatın anlamını tıkamaya. Bunları söylerken de korumacı bir içgüdü ile farkındalık yaratmak değil gayem, ırklar ve cinsler arasındaki eğilimlerimi parlatmak değil veya kendimi fırtınalı bir okyanusta, durgun suda süzülür gibi yol alan ötekileşmiş bir kayık olarak lanse etmek de değil. Aslında daha çok gayemin adını koyamadığımın farkındayım.

Bu adını koyamadığım gayemin sebebini daha basit bir şekilde ifade etmem gerekirse;

haksızlığa uğrayan kadınların, ataerkil toplum bilinci sebebiyle seslerini çıkarmayacak konumda olmaları ve kabullenilmiş çaresizlik mantığı ile pasif hissetmeleridir ve bir diğer perspektiften ise bazı kadınların; pragmatist ilişkiler ile kendilerine zarar veren kararlar alması sebebiyle bunu kullanmalarıdır. Hal böyle iken ve bunun önüne geçecek kadar eğitimli ve medeni bir topluma sahip olmasak bile bu konuda bir şeyler söyleme hakkımı kullanmak istedim. Çünkü en kutsal yönü ile erkeklere yaşam veren, onları dünyanın farklı gerçek ve zevklerine hazırlayan, onları kendi bedeninden bir parça gibi sahiplenen kadınlara olan saygımı sadece içimde yaşamaya artık gönlüm el vermiyor.

Kadına saygısızlık yapan bir erkek, her kötülüğe bulaşır.

Bu üzünç ve acımasız olmakla beraber kabullenilmek istenmese dahi su götürmez bir gerçektir. Kadına kötü eylemler ile yaklaşan bir erkek; aldatmak, yalan, tecavüz, cinayet vesaire aklıma gelmesini istemediğim daha bir çok kötülük ile kadınlara, çocuklara, hatta kendilerine dahi zarar vermeye her zaman meyillidir. İnandırılabilitesi ne olursa olsun kanılan her söz, her jest, her yalan; bir gerçekle başlar. İşte bu, erkeğin kadına davranması kadar, kadının da kendi gerçeğine bir bahane bulmasıdır.

Güzel bir yüzü ve çekici bir bedeni olan erkekleri hayatlarına alırken sadece anın verdiği hazzı ve mutluluğu genele yayıp, vakti geldiğinde zararsızca o anın içinden çıkabileceğini sanan kadınlar da vardır. Bu ne kadar doğal ve göreceli bir hak olsa da kadınların bu tavrını anlamlandıramıyorum. Karşısındaki kişiyi yeterince tanımadan veya nasıl olduğunu bildiği halde kabullenmek istediği şekilde kabullenen kadınlar çağımızın çirkin acılarından dem vuruyorlar ve akabinde bilinmeyen bir hayatı benimseyerek yaşamaya başlamanın sorgusuz sualsiz serbest düşüşünün ortasında buluyorlar kendilerini. Öznel bir fikir, görebildiğinizce mahsur görün.

Denize kıyısı olan insanlar

Artık kötü erkeklerin kadınları üzmesine, onlara zarar vermesine dayanamıyorum.

Bitmek bilmeyen arzuların bahanesiyle dokunduğu hayatlarda, silinmeyecek izler bırakmasına sessiz kalamıyorum ve toplumdan kendimi soyutladıkça buna ses dahi çıkarmamın hiçbir farkındalığı olamayacağına inandırmış gibiyim kendimi ama bu kez değil. Bu kez sesimi çıkaracağım. Her gün gazetelerde, televizyonlarda, internette, hatta ve hatta yaşadığımız hayat sahalarının çıplaklığında kadınlara zarar veren ve bunu meşrulaştıran bir fikir ile yaşamak zorunda kalışımıza her defasında kerelerce üzülüyorum.

Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası – 2

Heteroseksüel bir erkek olmam bunları eleştiremeyeceğim anlamına gelmiyor ve küçük bir parantez ile kadınların hakkını savunurken dahi cinsel eğilimimi belirtmek zorunda gibi hissetmem, kadınlara olan baskının aynı kaynağından doğuyor  yine de üzgünüm ki toplumun geneli insanların zihnine bunu dayattı, toplumun geneli erkeklerin eline kadınlara zarar verme hakkını bahşetti ama öznel fikrimi ifade etmem gerekirse kadınlar bu dayatılan zihniyetten aciz değil. Bir kadın veya bir erkek olmanın, insan olmak konusunda üstün tek bir parçası yoktur. Tüm bu çirkinliklere, acımasızlıklara, sınıflandırmaya, bölmeye, taraf olmaya, sevgiyi ve aşkı ayağa düşürmeye neden olan sapıkça ve aşağılık fikirlerin savunucularına, sessiz kalanlarına, hepsine ama hepsine hiddetleniyorum. Hiçbir beden, hiçbir güzellik ve hiçbir duygu satılık değildir.

İlgi çekebilecek yazılar:

Edebiyat dergisi ve ticari kaygı

İran şahı Nasreddin

2017 Kurban Bayramı ne zaman?

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası