Suçsuzum

Suçsuzum

Nazım Şahin‘in kaleme aldığı Suçsuzum öykü dizisinin 1. bölümüdür.

Suçsuzum

Sabahın çok erken vaktiydi. Hava oldukça soğuk ve kasvetliydi. Yatak odası oda sıcaklığının altına inmiş adeta buz kesmişti. Dışarıda sonbaharın kışa yönelmesinden kaynaklanan sert bir rüzgar vardı. Hüseyin yatağında kıvrılmış, yorganına sıkıca sarılmış, ayaklarını da yorgana gömmüştü. Kronik astım hastasıydı. Sürekli nefes darlığı çektiği için mevsim geçişleri onu çok rahatsız ediyordu. Yine nefesi daralmıştı. Boğulma hissiyle başı zonklayarak yataktan fırladı. Çok yoğun ve derinden öksürüyordu. Yatağının yanı başında duran sudan bir yudum aldı. Ama nafile… Evet yine astım krizi tutmuştu. Koşar adım salona geçti. Salondaki ventolin kutusunu açtı. İçerisinden bir tüp aldı. Nebulatörün fişini alelacele prize taktı.

Maskeyi yüzüne geçirmeden önce haznenin içerisine, tüpün içerisindeki ilacı döktü. Makinenin açma tuşuna basınca derin bir nefes çekti ciğerlerine. İlâç etkisini göstermişti. Rahatlama başladı. Yavaş yavaş gevşiyordu. Gözlerini kapattı tam uyukluyorken kapının kanarya sesi zili acı acı çalmaya başladı. Hüseyin saatine baktı. Saat sabahın 05:00 idi. Bu saatte kim olabilirdi ki? Anlam veremedi. Aceleyle kapıya koştu. Kızı Dilara ve eşi Safiye uyuyorlardı. Onların uyanmasına engel olmak için hızlı davranıp kapıya yöneldi.

– “Kim o?”

– “Açın beyefendi polis.”

Hüseyin şok yaşıyordu. Kapının önünde sivil giyimli üç kişi vardı. Kapıyı açtı.

“Buyrun kimi aramıştınız?

– “Hüseyin Ay siz misiniz?

– “Evet benim.”

İzmir’den Manisa’ya bisiklet yolculuğu

Hakkında gözaltı kararı var

İçlerinden kıdemli olduğu diğer iki polise olan tavrılarından anlaşılan , uzun boylu, sarışın, göbekli polis usulca cüzdanını çıkardı. Diğer iki polis ise etrafı kolaçan ediyordu. Sarışın uzun boylu polis kimliğini gösterdi.

–  “Hakkında gözaltı ve arama kararı var. Evini ve arabanı arayacağız.” dedi.

Hüseyin anlamsızca polislere bakıyordu. Olup bitene bir anlam verememişti. Eşi Safiye geceliği üzerinde koşarak geldi.

– “Ne oluyor burada Hüseyin?” dedi korkulu ve şaşkın gözlerle.

– “Korkma hayatım. Polis arkadaşlar evi arayacakmış. Yardımcı olalım.” 

– “İyi de neden evi arayacaklar? Ne olmuş ki? Suçun neymiş? Hem arama kararını görmeden asla olmaz.” dedi sinirli bir şekilde. Elleri titriyordu.

Uzun boylu sarışın polis :

“Hanımefendi sakin olun. Eşiniz hakkında uyuşturucu satıcılığından ihbar var. Bu nedenle evinizde arama yapacağız ve eşinizi merkeze götürüp ifadesini alacağız. Görmek istiyorsanız mahkemenin arama ve el koyma kararına bakın. Ayrıca savcılık gözaltı kararı da burada buyrun bakın.” dedi.

Safiye dikkatlice evrakları inceliyor olup bitene bir anlam veremiyordu. Hüseyin kesinlikle uyuşturucu kullanmış veya satmış olamazdı. İnsan bunca yıllık kocasını tanımazmıydı. Muhakkak bir yanlışlık vardı.

Diğer iki polis harekete geçtiler. Kapıcı İrfan efendiyi çağırmışlardı. Hazurun olarak yönetici İsmail Bey de sabah namazından çıkıp geldiler. Uykulu gözlerle olup biteni anlamaya çalışıyorlardı. Polisler evi aramaya başladılar. Önce evin krokisini çizdiler. Uzun boylu sarışın olan polis elindeki telsizle merkeze anons geçiyordu. Uyuşturucu arama uzmanı köpekleri Max i getirmelerini istedi. Hüseyin, Safiye, İrfan ve İsmail Bey sadece bakınmayla yetindiler. Hüseyin eşi Safiye’ye :

Sen de üzerini değiştir. Yatak odası da aranacakmış” diyebildi.

İsmail Bey’in aklına Dilara geldi.

“Çocuk uyanıp korkmasın memur bey. İzin verin benim eve çıkarayım.” dedi.

Papin Deneyi ve İfade Ettiği Sosyal Olgu

Evdeki tüm eşyaları salona topladılar

Polisler olumlu karşıladılar bu isteği. Hüseyin kızı Dilara’yı kucakladı. Usulca birkaç kez öptü. Başına gelecekleri biliyormuşcasına kızına doya doya sarıldı. Dilara çok tatlı uyuyordu. Uyanmadı yavrucak. İsmail Bey kucakladığı gibi Dilara’yı babasının kucağından alıp asansöre kendi katının olduğu daireye çıkardı. Polisler bu arada evdeki tüm eşyaları salona toplamışlardı. Evin hali içler acısıydı. Her yeri dağıtmış, döküp saçmışlardı. Safiye ağlamaya başladı.

“Onlar benim çeyizimden eşyalarım. Lütfen zarar vermeyin.” dedi göz yaşlarını silerek.

Sarışın polis:

“Ağlama kardeşim zarar vermeyiz korkma. Biz de işimizi yaşıyoruz. Bunlar tutanak altına alınıyor. Eğer başlarına bir şey gelirse devlet bunu karşılar. Sakin ol lütfen.” dedi ciddi ve kararlı bir ses tonuyla.

Gün Karanlık

Max getirildi

Çok soğuk kanlı ve donuk ifadelerle kaşları çatık işlerini yapıyorlardı. Her şeye bakıyorlardı. Hiçbir ayrıntıyı atlamamak için özenle her şeyi döküp saçıyorlardı. İçlerinden bir poliste tutanak tutuyordu. Diğeri ise uzun boylu sarışın ekip şeflerine yardım ediyordu. Güneş doğmaya başlamıştı. Artık yavaş yavaş hayat akışına başlamış, arabaların gürültüsü artmaya başlamıştı. Kanarya sesi kapı tekrar çaldı. Gelen kısa boylu top sakallı esmer bir polis ve bir köpekti. Max denilen köpek bu olmalıydı. Siyah renkli, gözleri cam göbeği mavi renkli çevik bir köpekti. Max havlamaya başladı. Sarışın ekip şefi salonu işaret etti.

Max salonun ortasındaki eşyaları koklamaya başladı. Eğitmeni olan polis tasmasını çözdü. Max çıldırmış gibi her yanı kokluyor yerinde duramıyordu. Fakat o da ne? Max salonun ortasındaki kar beyaz halının üzerine kakasını bırakmıştı. Eğitmeni polis memuru bir poşet çıkardı cebinden. Hiçbir şey olmamış gibi dışkıyı poşete koyup burayı silersiniz demekle yetindi. Arama 1 saat kadar sürdü. Ev araması bitmişti. Polisler İsmail ve İrfan Bey’e hazurun olarak tutanaklara imza attırdılar. Hüseyin ve Safiye de evrakları imzaladı.

Polisler arabaya inelim dediler. Max ve eğitmeni yanlarında ekip şefleri ile birlikte Hüseyin’i de alıp arabaya indiler. Bu arada apartmandaki insanlar işe gitmek için otoparaka gelmeye başlamışlardı.  Hüseyin’in yanındakilerin ne yaptığını anlamaya çalışıyorlardı. Behzat Bey ve Zekiye Hanım araçlarına ilerledi. Fakat 15 dakika geçmesine rağmen araçlarını çalıştırıp hala siteden çıkmamışlardı. Belli ki Hüseyin’i ve yanındakilerin ne yaptığını anlamaya çalışıyorlardı. Halime teyze pencereye yapışmış Hüseyin’i göstererek evdekilere bir şeyler anlatıyordu. Hüseyin o an kendini sirk maymunu gibi hissetmişti. İnsanlar işlerini bırakmış sanki futbol maçı izler gibi Hüseyin’i izliyordu. Safiye de 4. Kattaki evlerinin penceresinden olup biteni izliyordu. Bir ara alt kat komşuları Nihal Hanım’ın sesini duyar gibi oldu.

Nihal hanım eşi Fatih’e :

Hüseyin de garip bir hava vardı zaten. Çok sessiz, sakin, efendi bir adamdı. Bu kadar düzgün olamaz bir insan diyordum hep. Demek yaptığı kirli işleri gizlemek için bu tavırları takınıyormuş. Eeee insanoğlu her gördüğüne inanmayacaksın. Her sakallıyı deden sanmayacaksın. Yazık Safiye’ye kız kocasının ne biçim bir adam olduğunu bilememiş garibim.” dedi.

Safiye hıçkırıklarını tutamadı. Bunca yıllık komşuları neden bu şekilde düşünmüştü? Acaba dedikleri doğru olabilir miydi? Hüseyin’in son zamanlarda işleri kötüydü. Hüseyin’in avize dükkanı vardı. Aslında evlendiklerinin ilk yıllarında Hüseyin iyi de kazanırdı. Fakat ne olduysa son senelerde işleri bozulmuştu. Yanında çalışan işçilerin parasını veremez hale gelmişti. Borçlarını ödemek için arabasını satmıştı. Eski ucuz bir araba almıştı. Biraz düzelmişti işleri ama yine de borçları vardı. Üstelik yanında çalışan işçileri de homurdanıyordu. Arada tartıştıkları da oluyordu. Safiye kendi kendine olamaz Hüseyin bunu yapmış olamaz diye mırıldanıyordu. Safiye’nin gözü Hüseyin’e takıldı.

Hüseyin 95 model Ford Eskort’u polislere işaret ediyordu. Polis aracı göstererek:

“Bu mu?” dedi.

Hüseyin:

“Evet, buyrun kapıyı açıyorum.” dedi.

Max arabanın içerisine atladı. Herşeyi kokluyor arada da eğitmenine bakıp ödül istiyordu. Eğitmeni cebinden Max’in sevdiği mamadan ona ödül olarak veriyordu. Polisler Hüseyin’den bagajı açmasını istedi. Hüseyin zaten zor açılan bagajı zorlayarak da olsa açtı. İşte ne olduysa o an olmuştu. Max çıldırmıştı. Bagajı sürekli kokluyor, kendi etrafında  dönüyor, patileriyle sol stop lambasını işaret ediyordu. Eğitmen polis arabadan uzaklaşmalarını işaret etti ve ameliyat eldivenlerini giydi.

“Hadi oğlum Max ,aferin sana. Bak oğlum nerede? Hadi oğlum Max.” diyerek hayvanı teşvik ediyordu.

Lewis Carroll’ın Alice Kitaplarında Oyun Teması – 1. Bölüm

Gözleri fal taşı gibi açıldı

Max sol stop lambasını resmen kazımıştı patileriyle. Eğitmen polis stop lambasını, bagajın iç kısmından söktü. Hüseyin boş gözlerle ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Stop lambasının kapağını sökülünce ufak siyah bir poşetin oraya özenle yerleştirildiğini görüldü. Yavaşça çekip aldı poşeti. Evet Max ödülü hak etmişti. Arananı bulmuştu. Eğitmen Max’e ödülü verdi ve yavaşça paketi açtı. Paketin içine her biri küçük paketlere konulmuş haplar vardı. Hüseyin ‘in gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Nasıl olabilirdi, kendisi bu paketleri ilk defa görüyordu. Çıldıracak gibi oldu. Narkotik polisi küçük paketlerdeki haplardan birini aldı. Alaycı bir ses tonuyla:

“Hüseyin bu uyuşturucu hap. Ne olduğunu biliyor musun bunların ? Bu extacy gibi duruyor. Merkezde anlarız ne olduğunu. Sende ne işi var bunların?” dedi.

Ve paketin içerisindekileri olay yeri inceleme poşetinin içerisine koyup poşetin ağzını sıkıca kapattı. Tutanak tutan polise tek tek neler yaptığını anlattı. Polis tutanağı bitirdi. İmzalaması için diğer polislere ve Hüseyin’e uzattı. Hüseyin şok içerisinde ağlamaya başladı.

Yemin ediyorum ben koymadım onları oraya. Suçsuzum. Vallahi billahi bana ait değil.” diye feryadı bastı.

Polisler Hüseyin’i dinlemiyorlardı artık. Manzarayı izleyen komşular şaşırmış gözlerle polislere bakıyordu. Halime teyze pencereyi açtı.

“Tüh sana be adam. Ayıp değil mi insanları zehirliyorsun? Çoluğunun çocuğunun yüzüne nasıl bakacaksın?” diye bağırdı.

Hüseyin artık hıçkırıklara boğulmuştu. Dizlerinin üzerine çöktü. Sarışın polis Hüseyin’in kolundan sıkıca tutup ayağa kaldırdı. Çok sert davranıyordu. Hüseyin’in rol yaptığını düşünüyordu. Evine çıkıp eşi Safiye’ye veda etmesini bile beklemeden, ince bileklerine kelepçeyi takıp, ekip arabasına bindirdiler. Evden son çıkan polis eşi Safiye’ye Hüseyin’in Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü Narkotik Büro’ya götürüldüğünü söyledi. Hüseyin iki gözü iki çeşme, üzerinde geceden kalma eşofmanlarıyla narkotik büroya doğru yol alıyordu. Bir yandan kelepçeli elleriyle göz yaşlarını siliyor, bir yandan da eşini ve kızını düşünüyordu. Peki ama kim koymuştu o uyuşturucuları oraya?

2. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Haziran

Kirli Melek

Zamana yolculuk

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Recep ile Nadan

Kurtuluş

Benim Öyküm