Humpty Dumpty

Humpty Dumpty “Sözcüklerin Efendisi” 1. bölüm

Aynanın İçinden kitabının 6. Bölüm’ünde, Alice, bir çocuk tekerlemesinden bildiği için görür görmez tanıdığı Humpty Dumpty (Yumurta Adam) ile karşılaşır. Humpty biraz asabidir, ancak dil hakkında bazı düşündürücü kavramlara sahip olduğu ortaya çıkar ve dil filozofları o zamandan bu yana ondan alıntı yapmışlardır.

“Orada öyle kendi kendine mırıldanıp durma bakayım. Bana ismini ve işini söyle.” Küçük kız,

Adım Alice…” diye başladı.

Fakat Humpty Dumpty, sabırsız bir tavırla onun sözünü kesti.

“Budalaca bir isim bu! Peki söyle bakalım. Bu ismin anlamı nedir?”

Alice, şaşırmıştı.  Pek de inanamayarak sordu.  “Bir ismin mutlaka bir anlamı olması mı gerekir?”

Humpty Dumpty, bir kahkaha attı.

“Her ismin bir anlamı olması şarttır tabiî. Meselâ benim ismimi al. Bu benim biçimimi gösterir. Adımın anlamı biçimimdir. Hem de pek güzel bir biçimim olduğunu söylemeliyim.” Kıza baktı. “Halbuki sen… Böyle bir isimle her hangi bir biçimde olabilirsin… Evet aşağı yukarı herhangi bir biçim…”

Lewis Carroll’ın Mantığı ve Mizahı

Peter Alexander, mükemmel makalesi “Lewis Carroll’ın Mantığı ve Mizahı” (Leeds Felsefe Derneği Bildiriler Kitabı, Cilt 6, Mayıs 1951, 551-66. sayfa)’nda, burada kolaylıkla gözden kaçabilen bir Carrollcu evirmeye dikkat çekmektedir.Gerçek hayatta, özel isimlerin, tek bir nesneyi ifade ettikleri gerçeğinden başka, nadiren bir anlamları vardır, oysa ki, öteki sözcüklerin genel, evrensel anlamları vardır. Humpty Dumpty’nin dünyasında, bunun tersi doğrudur. Sıradan sözcükler, Humpty onların ne anlama gelmelerini istiyorsa, o anlama gelmektedir, oysa “Alice” ve “Humpty Dumpty” gibi özel isimlerin genel bir anlama sahip oldukları varsayılır. Bay Alexander’ın yürekten katılınması gereken tezi, Carroll’ın mizahının, formel mantığa olan ilgisi ile güçlü bir şekilde renklendirildiğidir.

“Yani Doğum günü olmayan armağan nedir? Onu merak ettim de.”

Yumurta adam, bu soruyu saçma bulmuştu anlaşılan.

“Bu, sana doğum gününden başka bir günde verilen armağandır tabii. Öyle değil mi?”

Küçük kız, bir süre bunu düşündü. Nihayet,

“Fakat,” diye cevap verdi. “Ben doğum günü hediyelerini tercih ederim doğrusu.”

Humpty Dumpty, hayretle bağırdı.

“Sen ne dediğinin farkında bile değilsin küçük kız! Bir yılda kaç gün vardır?”

Alice,

“Üç yüz altmış beş,” dedi. Yumurta adam yine sordu.

“Peki yılda senin kaç doğum günün var?” Alice,

“Bir tane tabii,” diye mırıldandı.

Humpty Dumpty ve Alice diyalogları devam etti

Humpty Dumpty, dik dik küçük kızı süzdü. “Pekâlâ, biri üç yüz altmış beşten çıkarırsan ne kalır?”

Alice, düşünmeye bile gerek görmeden,

“Üç yüz altmış dört,” diye bağırdı.

Fakat Humpty Dumpty, bu sonuçtan pek de emin değildi. Onun için de, “Ben,” diye söylendi. “Bu hesabın kâğıt ve kalemle yapılmasını tercih ederim.”

Humpty Dumpty, öncelikle dilsel konularda yetenekli bir dilbilimci ve filozoftur. Muhtemelen Carroll burada, o zamanlar da şimdi de Oxford bölgesinde son derece bol olan bu türlerin, matematiksel olarak nadiren yetenekli olduklarını ileri sürmektedir.

“Bu üç yüz altmış dört günlük armağana karşılık ise sadece bir gün doğum günü armağanı alabilirsin, işte bu da Şeref ve Şanı gösterir!”

Alice, hemen,

“Şeref ve Şandan kastınız nedir?”  diye sordu. “Bunu bilemiyorum doğrusu.”

Humpty Dumpty, onu aşağı gören bir tavırla gülümsedi.

“Ben anlatana kadar da bunu bilemeyeceksin tabii. Demek istediğim şey şuydu. Yani ‘Bu fevkalâde bir tartışmadır,’ dedim.”

Alice, itiraz etti.

“Fakat ‘Şan ve Şeref fevkalâde bir tartışma anlamına gelmez ki.”

Yumurta adam, kızı aşağı gördüğünü belirten bir tavırla sözlerine devam etti.

“Ben bir sözcük kullandığım zaman bu ne demeyi arzu ediyorsam işte o anlama gelir. O sözcük demek istediğimden ne fazlası ne de azı anlamında kullanılabilir.”

Alice’in de inadı tutmuştu. Onun için de, “Yalnız mesele şu,” diye mırıldandı. “Bakalım sözcüklerin birçok anlama gelmelerini sağlayabilecek misiniz?”

“Sahne ve Huşu Ruhu” makalesinde, Carroll bunu şu şekilde ifade etmiştir: “Hiçbir sözcüğün kendisine ayrılmaz bir biçimde bağlı bir anlamı yoktur; bir sözcük, konuşmacı onunla ne demek istediyse ve dinleyen ondan ne anlıyorsa, o anlama gelir ve hepsi budur… Bu düşünce, alt sınıfların kullandığı ve hatırlamasının teselli edici olduğu gibi, konuşmacı ve dinleyen söz konusu olduğu sürece, sıklıkla yalnızca bir anlamsız sesler derlemesi olan dilin bir bölümünün korkusunu azaltmaya hizmet edebilir.”

Humpty Dumpty onun sözünü kesti.

“Asıl mesele  kimin Efendi olduğunu  bilmektir. Hepsi bu kadar.”

Humpty Dumpty

Lewis Carroll, Humpty Dumpty’nin anlambilim ile ilgili tuhaf söyleminin derinliğinin tamamen farkındaydı. Humpty, Orta Çağ’da nominalizm olarak bilinen bakış açısını benimsemektedir; evrensel terimlerin nesnel varlıklar anlamına gelmediği, flatus vocis, yani sözlü ifadelerden başka bir şey olmadıkları görüşü. Görüş, Occamlı William tarafından ustaca savunulmuştur ve artık, hemen hemen tüm çağdaş mantıksal ampiristler tarafından kabul edilmektedir.

Terimlerin diğer konulardan genellikle daha hassas olduğu mantık ve matematikte bile, sözcüklerin denmek istendiği anlamdan “ne az, ne de fazla” bir anlama geldiğini fark edememek, sıklıkla büyük bir karışıklığa yol açar. Carroll’ın zamanında, formel mantıkta güncel bir ihtilâf, Aristo’nun dört temel önermesinin “varoluşsal önem”i ile ilgilidir. Evrensel ifadeler “Bütün A’lar B’dir” ve “Hiçbir A, B değildir,” A’nın aslında elemanlar içeren bir küme olduğu anlamına mı gelmektedir? Bu, “Bazı A’lar B’dir” ve “Bazı A’lar B değildir” belirli ifadelerinde mi gizlidir?

Devam edecek…

Kaynaklar:
“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)
http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/
http://philosophy.about.com/od/A-Z-Works-in-Philosophy/fl/Humpty-Dumpty-Philosopher-of-Language.htm

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Enuma Eliş, Tanrı Marduk’un Hikayesi!

Hiç mi yüreğin sızlamayacak?

Baba ile Kızı

Korkuyu Beklerken özeti ve analizi

Lewis Carroll’ın Alice Kitaplarında Oyun Teması

Sudanlı Zenci Musa kimdir?

Kaos ve Aşk

Kalbimin senfonisi