Aynanın İçinden

Aynanın İçinden satranç motifi 2. Bölüm

Müge Sözen’in Lewis Carroll araştırmalarının Aynanın İçinden bölümü çalışmalarındandır. Aynanın İçinden eserinde satranç motifi üzerine ilk çalışmayı da okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

Aynanın İçinden ve satranç motifi

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

2. Bölüm olan “Canlı Çiçekler Bahçesi”nde;

Tam tepede durunca Alice, ağzını açmadan durdu ve o ülkenin dört yanına da baktı. Burası çok acayip bir ülkeydi doğrusu. Birbirine paralel olan dereler akıyordu. Yine yemyeşil çitler de bunları düzgün şekilde kesmekteydiler. Yani sularla çitler arasında kalan kısımlar birer yeşil kare gibi duruyordu.

En sonunda, Alice fikrini açıkladı.

Bana kalırsa burası tıpkı dev bir satranç tahtasına benziyor! Bu satranç tahtasında oyuncular da olması gerekli, değil mi?… A! İşte orada adamlar da var!”

Kız, konuşmaya devam ettiği zaman bir hayli heyecanlıydı. “Bu dev bir satranç oyunu… Bütün dünyada oynanmakta olan dev bir satranç partisi..

Alice Kitaplarında Darwinci hiciv – 1. Bölüm

George Eliot’un Felix Holt’u

Yaşamın kendisinin muazzam bir satranç oyununa benzetildiği o kadar çok unutulmaz parça yazılmıştır ki, bunlardan oldukça büyük bir antoloji oluşturulabilir. Bazen oyuncular, birinin satranç taşlarını idare ettiği gibi, diğerlerini idare etmek isteyen insanların kendileridir. Aşağıdaki parça, George Eliot’un Felix Holt’undandır:

Eğer bütün satranç taşlarının az çok küçük ve kurnazca tutkuları ve akılları olsaydı; eğer yalnızca rakibinizin taşlarından değil, kendinizinkilerden de pek emin olmasaydınız; eğer Şövalye’niz gizli gizli kendisini yeni bir kareye sürebilseydi; eğer Fil’iniz, Rok’unuzdan nefret ederek, Piyon’larınızı tatlı sözle yerinden edebilseydi ve eğer Piyon’larınız, Piyon oldukları için sizden nefret ederek, tayin edildikleri görevlerini yerine getirmeselerdi ve siz de aniden şah-mat olsaydınız, nasıl bir satranç oyunu olacağını hayâl edin. Tümdengelimli muhakeme konusunda en ileri görüşlü kişi olabilirdiniz, ancak yine de kendi Piyon’larınız tarafından yenilebilirdiniz. Eğer matematiksel hayâl gücünüze küstahça güvenseydiniz ve muhteris taşlarınızı küçük görseydiniz, özellikle büyük olasılıkla yenilirdiniz.

Ancak, bu hayâlî satranç, bir insanın arkadaşlarına karşı oynaması gereken ve başka arkadaşlarının kendisinin araçları olduğu bir oyuna çok benzemektedir.

Zamana yolculuk

Tanrı ve Şeytan

Bazen oyuncular Tanrı ve Şeytan’dır. William JamesDeterminizm İkilemi isimli makalesinde bu tema ile oynaşır ve H. G. Wells eğitimle ilgili güzel romanı Ölümsüz Ateş’in önsözünde bunu tekrarlar. Model aldığı İş Kitabı gibi, Wells’in hikâyesi Tanrı ile şeytan arasında bir konuşma ile açılır. Satranç oynamaktadırlar…

Ama oynadıkları satranç, Hindistan’da doğan, küçük, dahîce oyun değildir; tamamen farklı bir ölçektedir. Evrenin Hükümdarı tahtayı, taşları ve kuralları yaratır; tüm hamleleri yapar; istediği zaman, istediği kadar hamle yapabilir; rakibinin ise, ne var ki, her hamleye hafif bir açıklanamaz hata katmasına izin verilmiştir ve bu da daha fazla düzeltme hamlesi gerektirir. Yaratıcı, oyunun amacını belirler ve gizler ve rakibin amacının, onun akıl almaz projesinde, onu yenmek mi, yoksa ona yardım etmek mi olduğu hiçbir zaman açık değildir. Görünüşe göre, rakip oyunu sürdürebildiği sürece, kazanamamaktadır, ama kaybedememektedir de. Ama, oyunda herhangi bir düşünülmüş planın gelişmesini engelleme konusunda endişe duyar gibi görünmektedir.

Harikalar Diyarında Alice Teklif Ediyormuş!

Ve tepede şenlik vardır

Bazen, tanrıların kendileri, daha yüksek bir oyundaki taşlardır ve bu oyunun oyuncuları da, sonsuz bir daha büyük satranç tahtaları hiyerarşisindeki taşlardır. “Ve tepede şenlik vardır,” der Sereda Ana, James Branch Cabell’in Jurgen’inde, bu temayı açtıktan sonra, “ama çok uzaktadır.”

Alice, bir şey söylemeden ayağa kalkarak kadına saygıyla selâm verdi ve yerine oturdu.

Kraliçe ise çaktığı kazıklan izleyerek yürüyordu. Üçüncü kazığa gelince birdenbire küçük kıza döndü ve “Bir şeyin İngilizcesi aklına gelmediği zaman Fransızca konuş,” dedi. “Sonra yürürken ayaklarını dışarıya doğru bas.”

Kraliçe’nin tavsiyesi

Gerald M. Weinberg, bir mektubunda, Kraliçe’nin tavsiyesi ile ilgili iki ilginç gözlemde bulunmaktadır. Alice’e nasıl bir piyon gibi davranılacağını öğrettiği için, “Bir şeyin İngilizce’sini bilemediğinde, Fransızca konuş” sözü, piyonların capturing en passant (geçerken piyon yeme) hamlelerine bir atıf olabilir (bu numara için İngilizce bir terim yoktur) ve “ayak parmaklarını dışa döndür” sözü, piyonların sağ ya da sol öne çapraz hamlelerle taş yeme yöntemlerine işaret edebilir.

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

“Ayrıca kim olduğunu da sakın aklından çıkarma!”

Şaşkın şaşkın onu dinleyen Alice, kalkıp yine selâm verecekti ama Kraliçe onu beklemeyerek ilerledi. Kadın çabucak bir ilerideki kazığa geldi.

Bir an orada durarak, “Allaha ısmarladık,” diye seslendi. Sonra koşarcasına son kazığın yanma gitti.

Alice, ondan sonra her şeyin nasıl olup bittiğini bir türlü anlayamadı. Fakat Siyah Kraliçe son kazağın yanına gitmesiyle gözden kayboluverdi.

Minnoş güçlüler

Aynanın içinden

Carroll’ın önsözündeki çizimdeki satranç taşlarının konumuna bir bakış ile, Alice (beyaz piyon) ile Siyah Kraliçe’nin, bitişik karelerde yan yana oldukları görülür. Kraliçe, KR4’e (tahtanın siyah tarafından sayıldığında, Siyah Kral’ın kale sırasındaki dördüncü kare. Bu notlamada, kareler daima, hareket ettirilen taşın yanından başlayarak numaralandırılmaktadır.) hamle yaptığında, problemin ilk hamlesi gerçekleşmiş olur.

Alice satranç oyununda bir piyon haline gelir ve Ayna Dünyası’nın satranç oyununun katı kurallarını yakından takip ettiğini keşfeder. Alice, Ayna Dünyası üzerinde bir dereceye kadar hayali bir kontrole sahip gibi göründüğü gerçeğine rağmen, bir defada yalnızca bir “kare” ilerleyerek hamle yapabilmektedir. Öte yandan, tıpkı bir Kraliçe’nin satranç oyununda çok daha fazla hareketliliğe sahip olduğu gibi, Kraliçe tahta üzerinde hızla hareket edebildiği için “gözden kaybolur” gibi görünmektedir.Alice, bir piyon olarak, çok daha kısıtlı bir hareketliliğe ve görüş hattına sahiptir. Alice, yalnızca satranç oyununda değil, kitabın metninde de bir piyondur. Yazar, Alice’in hareketleri üzerinde mutlak kontrole sahiptir ve sanki o bir piyonmuş gibi öykünün bağlamında onu istediği gibi hareket ettirebilmektedir.

Aynanın İçinden

Aynanın İçinden

3. Bölüm olan Aynalar Ülkesi Böcekleri

At, başını pencereden çıkararak etrafına bakındı. Sonra kafasını içeriye çekerek yolculara durumu haber verdi. “Sadece bir derenin üstünden atlamamız gerekmiş. Bizim lokomotifin sıçramasıymış o.

Herkes bu haberi alınca rahat etti. Fakat Alice, bir trenin zıplayıp sıçradığını duyunca endişelenmişti. Ama kız kendi kendisini teselliye çalıştı. “Eninde sonunda bu tren bizi dördüncü Meydana götürecek ya? Önemli olanı da o. Gerisini düşünmemeliyim.

Ama bir an sonra kız trenin havalanarak uçtuğunu hissetti. Korkusundan eline ilk gelen şeye sarıldı. Bu da karşısında oturan keçinin sakalı oldu.

Trenin sıçraması, Alice’in P-Q4 hamlesini tamamlamaktadır. Carroll’ın orijinal el yazmasında, Alice vagondaki yaşlı bir hanımın saçını kapmıştır, ancak 1 Haziran 1870’te, Tenniel Carroll’a aşağıdaki mektubu yazmıştır:

Lewis Carroll’ın mektubu

Sevgili Dodgson:

Bence, tren sahnesindeki hoplama meydana geldiğinde, Alice’in – yaşlı hanımın saçı yerine – eline en yakın nesne olarak, keçinin sakalını ele geçirmesini pekâlâ sağlayabilirsin. Sarsıntı onları gerçekten de bir araya getirirdi.

Kaba olduğumu düşünme, ama ― eşek arısı bölümünün hiç ilgimi çekmediğini ve nasıl resimlendireceğimi bilmediğimi söylemek zorundayım. Eğer kitabı kısaltmak istiyorsan, bence bu senin için bir fırsattır.

Acele cevap beklentisi ile,

Saygılarımla,

J. TENNIEL

Carroll her iki öneriyi de kabul etmiştir. Yaşlı hanım ve eşek arısı ile ilgili bir on üçüncü bölüm çıkarılmıştır.

O sırada bir geyik yavrusu ağır ağır yaklaştı. Güzel gözlerini iri iri açarak Alice’e baktı. Fakat ondan hiç korkmadığı belliydi.

Fred Madden, bir piyon (‘pawn’) olan Alice’in, burada bir geyik yavrusu (‘fawn’) ile karşılaştığını ve Carroll’ın yinelenen sözcükler oyununda, tek bir harf değişikliğinin pawn’ı fawn yaptığını gözlemlemektedir. Kitabın başındaki, Carroll’ın Oyundaki Karakterler’ine göre, geyik yavrusu satranç oyununda aslında bir piyondur. Muhtemelen, her ikisi de beyaz olan iki piyon, şimdi birbirlerine bitişiktirler.

Alice, Ayna Dünyası’nda istediği yere gidebilmek için kendi üzerinde kontrole sahip olmadığını tamamen anlar. Filler onun çok ilgisini çekmesine rağmen, satranç tahtası üzerinde kalmak ve oyunun kurallarını izlemek için onlarla tanışmaktan vazgeçer. Satranç tahtası üzerinde, hamleleri ölçülü ve tahmin edilebilir hale gelir. Alice’in tren yolculuğu onun üçüncü “kare”yi atlamasını sağlayarak, piyonların ilk hamlelerinde iki kare ilerledikleri gerçeği gibi, onu iki kare ileri sürer. Bu noktadan itibaren, Alice’in hareketi ve coğrafi konumu, kitabın başında verilen satranç diyagramında çizilmiştir.

(Devam edecek…)

Kaynaklar:

“The Annotated Alice: The Definitive Edition” (Martin Gardner, ed./W. W. Norton & Company, Inc., New York: 2000)

http://www.sparknotes.com/lit/through-the-looking-glass/

http://www.smithsonianmag.com/arts-culture/the-64-square-grid-design-of-through-the-looking-glass-24546391/?no-ist

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

1913 tarihli “Vakit, Zaman ve Tarih” başlıklı yazının “Gün” bölümü

Abdülhamit’e kadar Osmanlı Sultanları

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Haziran

Hayal, evim ve eşim

Kurtuluş

Avrupa Birliği üyesi ülkeler