Alice harikalar diyarında

Alice kitaplarında Darwinci hiciv 5. Bölüm

Müge Sözen’in yazdığı Alice kitaplarında Darwinci hiciv serisinin son bölümüdür. Alice kitaplarındaki Darwinci hiciv konusunun ilk 4 eserini öncelikle okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

Taklit Kaplumbağa 

Taklit Kaplumbağa’ya çok fazla anlatı önemi verilmektedir, çünkü önayak olduğu şakalar çok değerli ve fantastiktir – Alice’in yolculuğu ya da eğitiminde belirli bir rol oynadığı için değil. Dolayısıyla, Taklit Kaplumbağa ve Grifon, Alice’in kriket sahnesi ile mahkeme sahnesi arasındaki maceralarına bir ara veriyorsa da, bu doğal dekor (danslarıyla, şarkısıyla ve anlatımlarıyla), deniz canlılarına öğrenciler veya dans partnerleri gibi davranmaya dair kara mizahı da içererek (özellikle de gerçek balıkların, ıstakozların ve diğer deniz canlılarının kaderinin diğer bir arkadaşları veya bir insanoğlu tarafından yenmek olduğunun sürekli hatırlatıldığı göz önüne alındığında), çok yönlü bir biçimde, Carroll’ın antropomorfizm temasıyla oynamaktadır.

Bu saçma performansın, Tenniel’ın “biraz daha hızlı yürüyecek misiniz” ve “ıstakozun sesi” başlıklı deniz konularına uygun olarak hazırladığı deniz kıyısında gerçekleşmesi, onun hayvan-insan ayrımları ile ilgili bir yorum olarak önemini arttırır, çünkü deniz kıyısı Victoria dönemi insanları tarafından evrimsel değişimin sınır çizgisi olarak kabul ediliyordu. Rose Lovell-Smith, pek çok doğal tarih davranışını akla getiren, sahildeki dekorun ima edici olduğunu savunur: “İnsan ve hayvan, hayvan ve insan bu kıyıda birbiri üzerinde o kadar katmanlı, birbirinin kreasyonları olarak o kadar karmaşık hale gelirler ki; bu etki karşılıklı belirsizliklerden biridir.”

Hürriyet Bayrakları – Ömer Seyfettin

Türlerin sınırlarının keyfi olması

Lovell-Smith, Carroll’ın “türlerin sınırlarının keyfi olmasına ve ‘gerçek’ hayvanın bilinememesi konusuna çağdaş ilgimiz“i beklediğini düşünür. Carroll’ın türündeki saçmalıkların bu sınırları tekrar teyit etmek için paradoksal olarak amaçlandığını iddia edeceğim; özellikle de, daha önce kendilerine yöneltilmemiş olan sorularla yeni endişelenen çocuk okuyucular için. Örneğin, ıstakozları dans partnerleri olarak anlamsızca belirleyerek Carroll, gerçek ıstakozların suçluluk duymadan yenilebileceğine dair çocukları rahatlatır.

Yeme sorununa ortodoks ve dolayısıyla da sağduyulu görünen bu çözümün bir çocuk okuyucuyu avutacağı kesindir. Alice’in, kedi yavrusuna geri dönüp, sahte istiridyelerin yanı sıra “Mors ve Marangoz”un bir okumasını söz verdiği, Aynanın İçinden’in sonunda benzer bir mantığı görürüz. Çağdaş kitleler bu anı rahatsız edici bulmaktadır; Alice, çocuk istiridye katliamı travmasından hiç ders almamış mıdır?

Ancak Victoria dönemi kültürü ve ideolojisi insan ve hayvanı çok daha katı bir biçimde ayırdığından, Victoria dönemindeki çocuklar bu anı komik ve rahatlatıcı bulmaktadır – istiridyeler nihayetinde sadece istiridyedir. Carroll’ın her iki kitapta komik etki için neredeyse devamlı olarak yaptığı gibi, insanı ve hayvanı karıştırmak, bölünmenin istikrarına bağlıdır; komedi anlayışımızı suçluluk duygusu ve telaşla birbirine karıştıran şey yalnızca, hayvanlar hakkında daha hassas çağdaş vicdanlarımızdır.

Kaplumbağa’nın ağlayışı

Sahnenin insanların hayvanları yediğini birçok şekilde hatırlatmasıyla kendimizi suçlu hissetmememiz, aksine gülmemiz gerektiği gerçeği, antropomorfik bir bakış açısıyla olduğu zaman bile, ciddiye alınamayacak olan Kaplumbağa’nın ağlayışı ile doğrulanmaktadır. Sonuçta, çocuklar Kaplumbağa’nın kederine çok üzülmesin diye, Grifon’dan onun iç çekişlerinin ve ağlamasının sadece “eğlenceli” olduğunu öğreniyoruz. Tıpkı kraliçenin idam emirlerine uyulduğunu sandığı gibi, Taklit Kaplumbağa da bir derdi olduğunu sanmaktadır. Grifon aksini bize şu şekilde bildirmektedir: “‘Onun derdi filan yok. Sadece öyle olduğunu sanıyor.’” Dahası, Taklit Kaplumbağa’nın boğulur gibi hıçkırıklarının, kulağa “sanki boğazında bir kemik varmış gibi” geldiği bize söylenir ve bu açıklama hıçkırıkların ciddiyetini azaltırken, Taklit Kaplumbağa ve Grifon’un diğer yaratıkları yiyerek beslendiğini de bize hatırlatır.

Alice’in Taklit Kaplumbağa’nın hikayesine başlamasını sabırla beklemesi, komediyi geliştirir; çünkü Taklit Kaplumbağa’nın gözyaşları ve iç çekmeleri, onun hikayesini anlatmasını engellemektedir. Carroll, elbette ağlamakla alay etmekten hoşlanıyordu. Örneğin, 1863 tarihli “Boyut ve Gözyaşı” adlı komik bir dramatik monologda Carroll, romantik rakibi “külhanbeyi Jones”dan kaçmaya çalışan, deniz kıyısında hıçkıran, şişman bir genç adamı seslendirmektedir. Genç adamın vücudu oburluk nedeniyle oluştuğundan, şiir onun kederine gülmemiz gerektiğini akla getirir.

Jones konuşmacımızın sözünü sahilde keser ve onunla alay eder: “’burada konuşmak neredeyse hiç güvende değil-/en iyisi uzaklaşayım: Çünkü seninki kadar bir kilo, korkarım,/Kısa süre içinde plajı batıracaktır!’” Carroll’ı özellikle David Copperfield’ın Bayan Gummidge karakterinin eğlendirdiğini biliyoruz. Eskiden eve yazdığı bir mektupta, onun karakterinin nasıl “büyük acı ve gözyaşlarıyla, ne olursa olsun, hep ağladığını” yazmıştı.

93 Yaşına Girecek Koca Çınar

Aynalar Ülkesi’nde ağlamak ve komiklik

Harikalar Diyarı; Gözyaşından Göl, domuza dönüşen bebeğin olmayan gözyaşları ve elbette Taklit Kaplumbağa’nın hıçkırıkları gibi, gülünecek bolca gözyaşı sağlamaktadır. Benzer şekilde, Aynalar Ülkesi’nde, ağlamak, komiklik etkisi için, gerçek duygudan ayrılmış gibi görünmektedir. Beyaz Kraliçe, yaralanma gerçekten meydana geldiğinde ağlamasına gerek kalmasın diye, parmağına iğne batmadan önce ağlarken; Tweedledee ve Tweedledum, çocuk tekerlemesinin sözlerine göre planlı olarak meydana geldikleri için, ciddiye alınamayacak olan ağlama ve öfke nöbetlerine girerler.

Kardeşler ayrıca Alice’e kendi gözyaşlarının gerçek olmadığını, sadece Siyah Kral’ın Rüyasında var olduklarını söylerler. En önemlisi Beyaz Şövalye, Alice’in şiirine verdiği yanıtla şaşkına döner: “’Düşündüğüm kadar çok ağlamadın.’” “Azim ve Bağımsızlık”ın Wordsworthcu orijinalinden farklı olarak, Beyaz Şövalye’nin şarkısı, duyguyu mantık ve akıldan ayırır. Şarkısı için şöyle söyler: “‘[Şarkı] çok, çok güzel. Onu söylediğimi duyan herkesin ya gözleri yaşla doluyor, ya da –“ Alice ‘Ya da ne?’ diye sorar. Yanıt: “‘Ya da dolmuyor, bilirsin ya.’”

Yani gülmemize izin verilmiştir. Taklit Kaplumbağa ve Grifon’un eğitimleri hakkında yoğun bir şekilde sözcük oyunu yapıldıktan sonra, ikisi bir deniz kıyısı dansı olan Istakoz Kadrili (popüler Victoria dönemi dansı olan Lancers Kadrili’nin saçma bir versiyonu)’ni açıklar. Dansı açıklamaları, neşeli çığlıklar ve etrafta hoplayıp zıplama için bir fırsat sağladığı kadar dansı sahnelemez:

İlerlemecilik Yanılgısı

Taklit kaplumbağa ve Grifon

Grifon,

—  «Önce deniz kıyısında sıralanırsınız,» dedi. Taklit Kaplumbağa bağırdı.

—  «îki sıra olunacak. Fok balıklan, kaplumbağalar, Som balıklan ve diğerleri… Öndeki bütün Deniz Analarını hemen temizlersiniz ve böylece…»

Grifon, lâfa karıştı.

—  «Bu da genellikle epey vakit alır.» Taklit Kaplumbağa,

—  «iki defa ilerlersiniz.» dedi. Grifon da,

—  «Herkesin eşi bir İstakozdur,» diye haykırdı. Taklit Kaplumbağa, başını salladı.

—  «Tabiî, îki defa ilerler ve sonra eşlerinize dönersiniz…»

Grifon, bu sözleri tamamladı.

—  «Istakozları değiştirir ve geri çekilirsiniz.» Taklit Kaplumbağa,

—  «Ondan sonra,» dedi. «Biliyorsunuz…» Grifon, yerinden fırlayarak haykırdı.

—  «Istakozları kaldırıp fırlatırsınız!» Taklit Kaplumbağa da ekledi.

—  «Bunları denizde en uzaklara kadar atarsınız…» Grifon,

—  «Sonra peşlerinden yüzersiniz!» diye feryat etti.

Taklit Kaplumbağa da deli gibi zıplayarak bağırdı.

—  «îşte o zaman… işte o zaman denizde güzel bir taklak atarsınız!»

Grifon da olanca sesiyle gürledi.

—  «Sonra yine İstakozları değiştirirsiniz.» Taklit Kaplumbağa,

—  «Ondan sonra da,» diye devam etti. «Karaya döner ve ilk figürden başlarsınız.» Sesi birdenbire hafiflemişti. Dansı anlatırken deli gibi hoplayıp zıplayan iki yaratık üzgün üzgün ve hiç ses çıkarmadan Alice’e baktılar.

Friedrich Nietzsche ve faşizm

Sahte kurultay

Bu kadrilin başlıca biçimsel özelliği, ıstakozların değişimi (“ıstakozları değiştirin!”) ve ıstakozların daha sonra denize dökülmesidir (F. Huxley’in iğneleyici bir biçimde belirttiği gibi, bir ıstakozu “değiştirmenin” bir yolu onu kaynar suya koymaktır, çünkü doğal mavi-gri renk oldukça hızlı bir şekilde parlak kırmızıya dönüşecektir). Dans, sahte kurultay yarışının tam tersidir, çünkü sonuncusunun açık rastgeleliği yerine, ıstakozlar, merkezi bir özellik olsalar da, dansın hayata geçirilmesi konusunda önemsiz görünmektedirler: Tıpkı Taklit Kaplumbağa’nın dediği gibi, bunu ıstakozsuz da yapabiliriz, biliyorsun ya.”

Tüm bu çılgınca hareketin sadece ilk figürü oluşturduğunu öğrendiğimizde daha fazla saçmalık ortaya çıkar (geleneksel kadrilde dört figür vardır): Bu çizgide daha başka hangi çılgınlıklar düzenlenebilir? Ancak Taklit Kaplumbağa ve Grifon dansı gerçekten uyguladıklarında, başlangıçta tarif ettikleri eski harekete dair hiçbir şey yoktur; bunun yerine, her ikisi de Alice’in ayak parmakları üzerinde oraya buraya gezinirken ve şarkılarını “çok yavaş ve hüzünlü bir biçimde” söylerken, “burada zamanı belirlemek için ön ayaklarını ciddiyetle sallarlar.”

Kısa saçlı genç kadın

Şarkı sözleri

Bu yavaş, üzgün şarkı, kadrilde dans etmek için canlı ve şen bir davet olan şarkı sözlerinin içeriği ile ters düşmektedir. Şarkı sözleri, ayrıca, balık yiyen balıkların hikayesini, hayatın kıyısında bir ölüm dansını anlatmaktadır:

Daha hızlı yürüyemez misiniz?’ dedi, bir Mezgit

Balığı Salyangoza,

‘Çünkü kuyruğuma basıyor hemen arkamdaki

Domuz Balığı,

Bakın İstakoz ve kaplumbağalar nasıl hevesle geliyor, Gelip dans etmez misiniz? Hepsi çakıllı kıyıda bekliyor. 

Buradaki besin zinciri, mezgit balığının zincirdeki son yırtıcı, Korkunç Amaç olarak görev görmesiyle, domuz balığı-mezgit balığı-salyangoz gibi görünmektedir. Yaratıkların kendi dans çizgilerinde kalması gerekiyorsa, domuz balığını geçmek için hiç umut yoktur, çünkü salyangoz figüre liderlik etmektedir ve salyangoz gibi “ayağı” üzerinde yapışkan bir şekilde sürüklendiği için, “biraz daha hızlı yürüme”si mümkün görünmemektedir. Mezgit balığının domuz balığı “kuyruğuma takılıyor” diye şikayeti, Taklit Kaplumbağa ve Grifon’un Alice’in ayak parmaklarına basarak şarkılarını ve danslarını gerçekleştirdiklerini okuyucuya hatırlatmaktadır. Alice’i yiyecek olduklarından değil, Alice daha sonra büyük ağızlarını “çok geniş” açmalarından gerçekten korksa da; daha çok, besin zinciri yalnızca bu tür bir “ayakla basma”yı gerektirmektedir.

Gerekliliğine, Korkunç Amacına, “porpoise”/”purpose” [mezgit balığı/amaç] sözcük oyunu aracılığıyla dikkatimiz açık bir biçimde çekilmektedir. Taklit Kaplumbağa, Alice’e “‘hiçbir akıllı balık bir mezgit balığı olmadan bir yere gitmez!” der. “Alice onu düzeltir: “‘Amaç’ demek istemiyor musunuz?’” Fakat Humpty Dumpty gibi, Taklit Kaplumbağa da kendi dilinin hakimidir: “‘Ben ne dersem o demektir.’”

Aslında amacın korku olduğu, salyangozun dansa katılma konusundaki isteksizliği ile teyit edilir. Mezgit balığının “‘Bunun ne kadar zevkli olacağını hiç bilmezsiniz, Bizi İstakozlarla denize attıklarında sevincimizi sezersiniz,’” sözlerini salyangoz “‘Çok uzak, çok uzak,’” diye yanıtlar ve “göz ucuyla bakar.” Kara salyangozları, tatlı su salyangozları ve deniz salyangozları vardır, ancak bu salyangoz şu anda kıyıda “çakıl” üzerinde olduğu için, deniz suyuna daldırılma ihtimaline karşı gösterdiği korku, onun yalnızca karada yaşayan salyangozlardan biri olduğunu ortaya koyar. Yalvaran Mezgit balığı, bir güvence sunmaya çalışır:

Pullu Mezgit balığı sordu. ‘Uzağa gitmemizin ne

zararı var?

Sonunda bu yol İngiltere’den geçip Fransa’ya çıkar. Bitiyorsunuz bu taraftaki sahil de pek dar. Renginiz solmasın sevgili salyangoz. Burada

eğlence var. Şimdi artık dans etmeye gelir misiniz?

Alice ve Aynalar Dünyası

Fransa’da salyangozlar mutfağın başlıca unsurlarıdır, bu nedenle bu rahatlık çok zayıftır ve Victoria döneminde “diğer kıyı” sözleri çoğu zaman ölüm topraklarını ifade etmiştir. Kara mizahın bir başka kısmı da, salyangoz haricindeki tüm canlıların, kendi yıkımlarını doğuracak olan bu eğlenceye katılmaya istekli olmalarıdır, tıpkı Aynalar Dünyası’nın “Mors ve Marangoz” bölümünde çocuk istiridyelerinin yenilmek üzere kıyıya zıplamaları gibi. Dans davetinin doğasında bulunan, kapsayıcı kur şımarıklığı da şarkının kara mizahını arttırmaktadır. “Sevgili” salyangoz, kendisini çürütür gibi görünen bir biçimde dansa davet edilir: Şimdi artık dans etmeye gelir misiniz? Gelmez misiniz?

Şakanın bir kısmı, her iki nezaket biçiminin Victoria dönemi dans salonlarında kullanılıyor olmasıdır; “dans etmeye gelmez misiniz?” pratikte “dans etmeye gelir misiniz?” ile aynı anlamda kullanılıyordu. Fakat bu bağlamda, iki seçenek arasındaki değişim, hayvanların, isteseler de istemeseler de, dansta – yiyecek zincirinde – bulundukları gerçeğinin altını çizmektedir.

Sosyal demokrasi ve Türkiye

Alice fark etmiş görünmemektedir

Yetişkin okurlar olarak, çocuk okuyucuların çoğunun bu yanlış fikirlerin herhangi birini veya tamamını fark edip edemeyeceğini bilemiyoruz. Alice fark etmiş görünmemektedir, çünkü daha sonra yalnızca Çok ilgi çekici bir dans bu. Hele Mezgit balığı hakkındaki tuhaf şarkı pek hoşuma gitti,’” yorumunu yapmaktadır. Bununla birlikte, Mezgit balığı yediğini Taklit Kaplumbağa ve Grifon’a anlatırken, bu noktada kısa kesmek gerektiğini yeterince öğrenmiştir (“‘Mezgit balığını ekseri yem…’ Kız, ‘Yemek’ sözünü söyleyemeyerek kekeledi. ‘Onu gördüm.’”).

Alice’in düşüncesizce sözünü ettiği, Victoria dönemi yemek uygulamalarında Mezgit balığının kırıntılarla kaplı olduğu ve kuyrukları ağızlarında servis edildikleri gerçeği, yine de, Mezgit balığının dansa aceleyle gitmesinin kendi ölümüne neden olduğunu söyleyen her iki arkadaşı tarafından kısmen doğrulanmıştır:

“Yalancı Kaplumbağa,

—  «Ekmek kırıntısı hakkında yanılıyorsun,»    dedi. «Çünkü her türlü kırıntıyı denizin suları alıp götürür… «Bunun sebebi çok basittir. Mezgit balıkları İstakozlarla dans etmeye giderler. Onları fırlatıp denize atarlar. Balıklar düşerlerken de kuyrukları ağızlarına girer. Onlar da bir daha kuyruklarını  ağızlarından çıkaramazlar, işte hepsi bu kadar.’”

Yeterince adil.

Evimizdeki Konsomatris

Panter de kayıtsız kaldı

Avlanma zinciri, Alice’ten Isaac Watts’ın “Bu Miskinin Sesidir” adlı eserini okuması istendikten hemen sonra, onun konusu haline dönüşür. Şiir – Alice’in ifade ettiği gibi – iki avlanma biçimini ayrıntılarıyla açıklar, ilk kıta yenmeden önce makyajını yapan bir ıstakozu anlatırken, ikincisi bir turta yiyen bir panter ve bir baykuşla ilgilidir: “‘Börek yenip bitince geriye bir kaşık kaldı. Panter de kayıtsız kayıtsız Baykuşun bunu almasına seyirci kaldı, Bu arada Panter gürleyerek bıçakla çatalı kaptı, Ziyafeti de bağırarak bitirirken…’” (perdeyi biz kaparız).

Türk Edebiyatı için hangi romanlar okunmalıdır?

Alice Harikalar Diyarında

Biz okuyucuların eksik kısmın ne olduğunu tam olarak bildiğimiz gerçeği, kendimizi avcı olarak kabahatli görmemize neden olur. Açık sonuç, “baykuşu yeme,” Savile Clarke’ın opereti Alice Harikalar Diyarında (1886)’nın basılmış versiyonuna eklenmiştir. Ayrıca, Collingwood da, Gardner’ın muhtemelen operetten önce olduğunu belirttiği başka bir olası sonucu bize sunar: “Ama panter hem çatala hem de bıçağa sahipti,/Bu yüzden, itidalini kaybettiğinde, baykuş hayatını kaybetti.” Bundan çıkarılacak ders, tekerlemelerin değiştirilebileceği, ancak panterler ve baykuşlar yemek için bir araya geldiğinde, sonucun her zaman aynı olacağıdır.

İlk kıta, ıstakozun kişisel bakımını – saçlarını şekerlemesini ve kemeri ile düğmelerini düzeltmesini – yemek masasındaki muhtemel kaderiyle yan yana koyarak mizah yaratır. Kıta, ayrıca, (uzaktalarken) köpekbalıkları hakkında varsayılan cesaretini (yakındalarkenki) korkaklığıyla kıyaslayarak, ıstakozun kurusıkı atmasıyla alay eder:

Kumların hepsi kuruduktan sonra bir tarla kuşu kadar neşelidir, Ve Köpek balığının kibirli tonlarında konuşur: Ama gelgit yükseldiğinde ve köpek balıkları etrafındayken, sesi ürkek ve titrek çıkar.

Salyangozun solgunluğu gibi, ıstakozun ürkek sesi, avlanan hayvanın rahatsızlığı anlamına gelir, ancak ürkek ıstakozun komik olması amaçlanmıştır, çünkü hiçbir gerçek salyangoz ya da ıstakoz, onların yaptığı gibi, avlanmayla ilgili akıl yürütemez. Tenniel’ın ıstakoz resmi, doğal tarih resimlerine dair geleneklerin kara mizahla birleşiminin en göze çarpan örneklerinden birini sağlar.

Gençlik ve güzelliğin geçici olduğu gerçeği

Istakoz, ayak parmakları sadece dışarı dönmüş değil, düzgün çizmeler giymiş olarak ve elinde bir elbise fırçası tutarak, titizlikle çizilmiştir. Örtülü bir masanın üzerindeki bir ayna sahneyi tamamlar. Burada doğal tarih, (genellikle) genç kadınların aynalarda kendilerine bakarak süslenmeleri tasvir edilerek, vanitas geleneğini karşılamaktadır; vanitas görüntüleri izleyiciye, gençlik ve güzelliklerin geçici olduğunu ve makyajın bir ölüm tuzağı olduğunu (bu noktayı güçlendirmek için genellikle kafatası dahil edilmiştir) ahlaki olarak belirterek onu etkilemek içindir.

Tenniel’ın ıstakozu sosyal bir etkinliğe hazırlanmaktadır (ki Alice’in şiiri, bunun  akşam yemeği daveti olduğunu doğrulamaktadır) ve hassas çizimi, resimleri kopyalamak için Tenniel’ın ya Kingsley’in Glaucus’u gibi bir doğal tarih çalışmasına veya  Wonders of the Shore [Kıyının Harikaları] (1855)’a başvurduğunu, ya da kulübünde akşam yemeği için bir ıstakoz siparişi verip, yemeği soğumadan önce eskizini yaptığını akla getirmektedir.

Taklit Kaplumbağa’nın son performansı, bol gözyaşlarıyla birlikte, kendi ölümcül sonunun şarkısıdır: “‘Güzel Çor… baaaaaa! Nefis Çor… baaaaaaa! Gece içilen, Güzel, güzel çorbaa’’” Elbette istiridye tuzlu suyunda ıslanacak çok sayıda buzağı beyni vardır, bu yüzden “taklit kaplumbağa” türü hiçbir zaman yok olma tehlikesi altında değildir. Dodo’nun aksine, Taklit Kaplumbağa, asla olmayan bir soy tükenmesi kadar aynı zamanda bir gıda maddesi olan ıstakoz ve istiridye gibi bir hayvan olmanın tehlikeli durumlarını temsil eder – bu durumda hayvan asla varolamasa bile.

Kalbimin senfonisi

Alice’in kız kardeşi

Alice Grifon tarafından duruşmaya çekilirken, sesi devam eder (“O sırada onların arkasından esen rüzgâr da bazen bir sesi beraberinde getirdi. Yalancı Kaplumbağa şarkısına devam ediyordu. Nedense bu sözler insana acıklıymış gibi geliyordu: Gece içilen Güzel… Güzel… Çor… baaa!”) ve kitabın son sahnesinde Harikalar Diyarı’nın son kalıntılarından biri olarak bile duyulabilir; çünkü Alice’in kız kardeşi hikayenin kapanışında “hala zavallı Taklit Kaplumbağa’nın uzakta hıçkırarak ağlaması”nı duyar, aslında ses yakındaki çiftlik hayvanlarının böğürmesi olsa bile.

Çocuklar için, bu son dönüşüm güvenlidir, çünkü çeşitli çiftlik avlusu sesleri çıkaran hayvanlar (“hareketli çiftlik avlusundaki karışık sesler”) görevlerini teyit etmektedir: Hayvanların amacı hizmet etmektir. Yine de, Taklit Kaplumbağa’nın son bir kez daha sığırların böğürmeleri sırasında duyulabilmesi Carroll’ın, Taklit Kaplumbağa’nın kaplumbağa-buzağı kimliğinin bu son teyidi aracılığıyla melezlik hakkında son bir şaka yapmasına olanak tanır.

– SON –

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Karanlıkta aynaya bakmak

Söven adamın bir günü

Dünyanın en güzel camisi(1876 tarihli metin)

Hayat Sende’nin 15.200 belgeseli

Hey taksi 6. bölüm

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – (Final)

Brezilya’da sömürgecilik ile savaşa hazırlık süreci

Kaynak:

“The Alice Books and the Contested Ground of the Natural World” (Laura White/Routledge Press, Oxford: 2017)

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com