Alice harikalar diyarında

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv 3. Bölüm

Müge Sözen‘in Alice kitaplarında Darwinci hiciv çalışmasının 3. bölümüdür. Alice Harikalar Diyarı‘nda Darwinci hicvi kavrayabilmek için ilk 2 bölümü de okuyunuz. Lewis Carroll ve hayal dünyasını anlayabilmek için mutlak bir fırsat yaratan bölümlerimizi takip edebilirsiniz.

1. bölüm

2. bölüm

Melezlik

Dejenereleşme muhtemelen komikse, geçiş türleri veya melezler de öyledir. Melezlik, Alice kitaplarında, konuşan ve giyinen hayvanlarla olduğu gibi, Grifon, Taklit Kaplumbağa, korku veren Jabberwock ve Aynalar Ülkesi böcekleri gibi çeşitli yaratıklar vasıtasıyla da gösterilir (Tatarcık hariç – bir tavuk ebadında olabilir, fakat iç geçirerek kendisini yok edene kadar basit bir tatarcık olarak kalır). Hayvanların böylesine güldürücü davranışları, özellikle yaygın insanbiçimcilik, Lewis Carroll veya okurları için yeni değildi. Aslında, karışık veya antropromorfize edilmiş hayvanların eğlenceli kullanımı, insanoğlunun yaratılmış canlıların başında bulunduğu ve çeşitli flora ve faunanın cansız doğanın üstündeki büyük hiyerarşide yerini aldığı Varlığın Büyük Zinciri kavramının hakimiyetini bozan ortaya çıkan sorular hakkında genel kaygıdan neredeyse kuşkusuz bir biçimde ilerleyerek, Victoria döneminin erken dönem kültürünün karakteristik özelliğiydi.

Alice ve evrimsel spekülasyonlar

Melez karikatürleri, Darwinci teoriden önceleri doğa tarihi ve bilimsel buluşlar ile ilgili hicivlerde ortaya çıkıyordu. Örneğin, George Cruikshank’ın yıllık Comic Almanack [Karikatür Almanağı] (1835-1853) isimli kitabı, genelde insan ve hayvan özelliklerini ve durumlarını karikatürize bir biçimde tersine çevirerek, doğal tarihi parodi haline getirmişti. Edward Lear, dağınık ve yeniden birleştirilen insan ve hayvan bedenlerinin karikatürlerini çizmişti; “hepsi kesikli atomlar” olan kedi, kuş ve insan çizimleri, ya da insan vücutlarının papağan ve kedi başlarına sahip olduğu başka bir çizim gibi. Melezlikle Türlerin Kökeni öncesi oyunun bir başka örneği, Hyde Park’a şık hanımlar yerleştirerek, Robert Chambers’ın Vestiges of Creation [Yaratılışın Kalıntıları] (1844) kitabı ve “genel olarak jeolojik ve evrimsel spekülasyonlar” ile alay eden bir Punch karikatüründen gelmektedir; bu hanımlar, ördek başları hariç, zarif görünmektedirler.

Başlar, gövdeler ve ayaklar

Benzer bir şekilde, Victoria dönemi insanları, yeni oluşturulan yaratık adlandırılabilene kadar, bir oyuncunun bir baş çizdiği, kağıdı katladığı, bir diğerinin bir gövde ve bir başkasının da bacaklar eklediği, “Başlar, Gövdeler ve Ayaklar” adlı bir oyun oynuyorlardı. Carroll’ın Fransız karikatürist J. J. Grandville’in eserlerine aşina olduğuna dair bir kanıtımız olmamasına rağmen, onun (1827 ile 1847 yılları arasında yayınlanan) ayrıntılı ama karikatürize insan canavarları, bu tür kombinasyonların, insanlığın belki de o kadar benzersiz olmayan kimlik sorunu ile ilgili eğlenceli hicivleri olarak kullanılmak için uygun olduğunu göstermektedir. Reichertz’in önceki literatürde Carrollcu mecazların öncüllerini araştırdığı yararlı çalışmalar, Grandville’in köpek başı olan bir kaplumbağa, kurbağa başı olan kuşlar, yılan başı olan bir ayı vb. içeren imalı çizimleri üzerinde durur. Reichertz’in belirttiği gibi, “Hiçbir şey, Grandville’in daha önceki görsel kombinasyonlarına, Carroll’ın Taklit Kaplumbağa’sından daha yakın değildir.”

Melezler popülerdi, çünkü, ana akım Victoria dönemi toplumunun insanların hayvanlar üzerinde egemen olduğu fikrine şiddetle sarılmış olmasına rağmen, insan-hayvan kimliği hakkındaki kaygıları alaya alıyordu. Aslında, muhafazakâr bilimsel literatürde melezler, çoğu kez evrim tartışmalarının ön planına Darwinci teorilere karşı koyan bir karşı-argüman olarak getiriliyordu. Sonuçta, melezler yapay seleksiyondan (yani, insan kontrolünden) kaynaklanırlarsa çoğalamazlar; böylece, yapay seleksiyon, ünlü köpekler vakasında olduğu gibi türleşmenin sınırlarını gösteriyor gibi görünüyordu.

Yapay seleksiyon

Londralı bir danışman hekim olan J. M. Winn, The Collapse of Scientific Atheism [Bilimsel Ateizmin Çöküşü] (1880) isimli kitabında, “melezlerin kısırlığı evrensel olarak kabul edilmiştir ve evrim teorisi ile tamamen uzlaşmazdır” diye savunmuştu. Argüman, en azından 1860’dan beri vardı; Wilberforce yapay seleksiyona bakmaksızın sadece diğer köpeklerle çiftleşebilen evcil köpeklerin örneğini ileri sürdüğünde, türleşmenin değişmez olduğunu savunur:

Köpek türündeki en uç çeşitlerin kendi özgün ilişkilerini ne kadar kolay ve açık bir şekilde tanıdıklarını da unutmayın. Dev Newfoundland, cüce köpeğe, sıradan bir çarpışmada, ikisinden birinin bir çakal, bir kurt veya bir tilkiye davranış biçiminden ne kadar farklı davranıyor. Aptal hayvan, türün birliğinin, ‘varyasyon’un en garip maskesi altında keşfedilebilir olduğunu filozoflara öğretebilir.’ (“Darwin’s Origin” [Darwin’in Kökeni])

Aslında, Darwin karşıtları, türler arası tuhaf dönüşüm fikrini başlangıçtan itibaren kolay bir saldırı hattı olarak kullanmışlardır. Örneğin, Adam Sedgwick de 1860’da şöyle diyor: “Bazı nadir durumlarda [Darwin] muhteşem bir saflık gösterir. Darwin, beyaz bir ayının, Kutup havzasındaki çamurlu su birikintileri ile sınırlandırılarak, balina haline gelebileceğine; bir Lemur’un kolayca bir yarasaya dönüşebileceğine ve üç parmaklı bir Tapirin atın büyük dedesi olabileceğine inanmaktadır!” Dolayısıyla, dönemin edebi ve sanatsal melezleri, Darwin’le alay etmenin yanı sıra onun teorilerinin ortaya çıkardığı kaygıları göstermektedir.

(Devam edecek…)

Kaynak:

“The Alice Books and the Contested Ground of the Natural World” (Laura White/Routledge Press, Oxford: 2017)

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com