Alice Kitaplarında Darwinci hiciv – 1. Bölüm

Carroll’ın Darwinci evrime parodik yaklaşımı

İlk net Darwinci ânımız, Alice’in kendisinin oluşturduğu, tüm hayvanların ortaya çıktığı anlaşılan deniz gibi tuzlu, ilk evrim çorbası olan göz yaşı gölüne düştüğü Harikalar Diyarı’nın başlangıcında gelir.

En iyi şekilde, Alice kitaplarında, özellikle de Darwin’in fikirlerinin dolaylı fakat kapsamlı olarak eleştirildiği Alice Harikalar Diyarında’da bulunur. Her iki Alice kitabı, Türlerin Kökeni‘nin inceleme kopyaları ortaya çıktığı anda başlayan, Darwin’in fikirlerine karşı en kapsamlı ve en yoğun karalama dönemi içinde yazılmış ve yayınlanmıştır. Her iki Alice öyküsü boyunca, canlıların evrimi, dejenereleşmesi ve tükenişi, en güçlünün hayatta kalma konusunu karşıt bir biçimde anlatmaktadır; bu nedenle Carroll, öykülerinde, Taklit Kaplumbağa, Grifon ve Jabberwock gibi hicvin öğeleri yoğun bir biçimde ifade edilen melezleri, Dodo Kuşu gibi nesli tükenmiş yaratıkları ve Tereyağlı ekmek sineği gibi yok olma eşiğindeki canlıları içerir.

Kirli Melek – 3

Birçok eleştirmen Carroll’ın hicivlerinin Darwinci fikirlerin ardında yatan anlamları ele aldığına dikkat çekmiştir.

Ben; Carroll’ın Darwin’in teorileri için yaptığı kusursuz küçümsemenin bir kez kavrandıktan sonra, hicivlerin ifade ettikleri şey hakkında daha net bir fikre sahip olunacağını iddia edeceğim.

İşte bu yüzden

En Güçlünün Hayatta Kalması

İlk net Darwinci ânımız, Alice’in kendisinin oluşturduğu, tüm hayvanların ortaya çıktığı anlaşılan deniz gibi tuzlu, ilk evrim çorbası olan göz yaşı gölüne düştüğü Harikalar Diyarı’nın başlangıcında gelir. Burada, gizemli bir şekilde, canlılar da ortaya çıkar. Alice’in ilk arkadaşı fare olur, ancak yanlışlıkla “bu kadar iyi bir fare avcısı” olarak tanımladığı kedisi olan Dinah’ı düşünerek, Fare’yi korkutur. Bu nedenle, bu an, Darwinci kuramın karşı iddiası veya onaylanması değil, daha ziyade Darwin’den önce yazılan doğal tarihçilerin kapsamlı bir teması ve elbette Darwin’den önceki (ve sonraki) tüm insanlar tarafından bilinen bir varoluş gerçeği olan, “dişe diş, kana kan doğa” düşüncesinin Alice kitaplarındaki birçok çağrışımının ilklerinden biridir.

Ruhumun keşfi

Kısa bir süre sonra,

birçok canlı göle girer; “Gölün, içine düşen kuşlar ve hayvanlarla oldukça kalabalık” hale gelmekte olduğu bize söylenir. Hayvanların hepsi kaza eseri oradadır, tamam – ama Darwin’in öngördüğü rastgele şans eseri değil, bir çocuğun anlayabileceği bir kaza türü eseri olarak – kayarak içine düşmüşlerdir. Kalabalık, “Bir Ördek ve bir Dodo Kuşu, bir Kırmızı Papağan ve bir Kartal Yavrusu, ayrıca diğer birçok ilginç yaratık” içermektedir; birlikte, cins ve türlerden oluşan tuhaf bir hayvanat bahçesi oluştururlar. Carroll’a ait bu sahnenin çizgi filmleri, adı geçen hayvanlara ek olarak, bir yengeç ve daha da önemlisi bir maymun içerir ki, bu her iki ekleme, bu sahneye ait Darwinci bir yorumu güçlendirir; hem yengeç hem de maymun, Tenniel’in sahneye ait çizimlerinde de bulunur.

Zamana yolculuk

Yaratıklar, ıslak ve rahatsız olmuş bir biçimde kıyıya yüzerek, aborjin Yaşam Havuzu’ndan karadaki yaşam denemelerine geçişin canlı bir örneğini oluştururlar.

3. Bölüm’de, nasıl kuruyacaklarını anlamaya çalışmaları gerekir ve böylece yeniden ortaya çıkmış olan Fare, “Bildiğim en kuru şey” olarak adlandırdığı şeyi okuyarak yardım etmeye çalışır; bunun, Havilland Chepmell’in Tarihin Kısa Süreci (1862) adlı eserinden Fatih William ile ilgili bir bölüm olduğu ortaya çıkar. Ben Carroll’ın burada, Darwin’in evrim ilerlemesine ilişkin fikirlerinin, Chepmell’in Thomas Macaulay’ın İngiltere Tarihi (1848) adlı klasik örneğine uygun kitabında bulunabilecek, kendisini takdir eden Whig tarihinin başka bir biçimi olarak anlaşılabileceğini savunurdum.

Benim Öyküm

Başka bir deyişle, 19. yüzyılda var olan hayvanlar,

Fatih William tarafından başlatılan tarihin mirasçıları olan Whig siyasetçilerinin, Whigci açıklamayla, tarihin Öngörüsünün en iyi sonucu oldukları gibi, Darwin’in mantığı gereğince, çok açık bir biçimde, en güçlü olanlardır. Bununla birlikte, Carroll, bizim, Alice’in veya toplanan hayvanların, Fare’nin “Edwin ve Morcar; Mercia ve Northumbria’nın kahramanları”nın kaderini okumasıyla çok fazla acı çekmemize izin vermez; çünkü yaratıklar 11. yüzyıl tarihinin sıkıcılığı ile huysuzlanırlar ve Dodo Kuşu bunun yerine bir  “Kurultay Yarışı”nı önerir. Bu kurultay yarışı, elbette, İngiliz siyasi sistemi ile alay etmektedir, ancak Carroll’ın buradaki ve diğer yerlerdeki alaycılıkları çokdeğerliklidir. Bu yarış, ayrıca, hayatta kalmak için evrimsel yarışa da benzemektedir.

Kurtuluş

Soyu tükenmiş bir yaratık olan Dodo Kuşu (Dido ineptus) tarafından idare edilen yarış, rastgele yönetilir.

Rastgele olma, yarış pistinin şeklini, başlangıç yerlerini, başlangıç zamanını ve sonunu kontrol eder:

[Dodo Kuşu], önce, yarış alanı sayılacak bir daire çizdi (‘şeklin tam olarak nasıl olduğu önemli değil’ diye de belirtti). Herkes bu alanın orasına burasına yerleştirildi.

Kimse de çıkıp, “Bir, iki, üç!” diye bağırmadı. Fakat hepsi de istedikleri zaman koştular, istedikleri zaman da duruyorlardı. Onun için de, yarışın ne zaman bittiğini anlamak mümkün değildi.

Fakat yarım saat kadar koşup iyice kuruduktan sonra Dodo Kuşu, birdenbire bağırdı.

—  “Yarış bitti!”

Hepsi de nefes nefese Dodo Kuşunun etrafına toplandılar. “Peki yarışı kim kazandı?”

 

Bu çok iyi bir soru ve Dodo Kuşu için bir bilmecedir, çünkü Darwinci mantığıyla, hepsi hâlâ mevcut olduğu için, cevap “herkes”tir. Dodo Kuşu da nihai olarak böyle beyan ederek, “herkesin ödül alması gerekir” diye ekler. Evrimsel iddialar, kısmen Dodo Kuşunun varlığı nedeniyle, belirgindir, çünkü Carroll çocuk okuyucularının Dodo Kuşunu, doğal tarih derslerinden, 17. yüzyıldan beri nesli tükenmiş bir yaratığın ünlü bir örneği olarak bilmelerini beklemektedir. Carroll, bu totolojik bulmaca üzerinde derin derin düşünmemizi amaçlar:

Pes et

Kim hayatta kalır?

En güçlü olanlar. En güçlü olanlar kimdir? Hayatta kalanlar.” Dodo Kuşu, ödüller verecek olanın Alice olması gerektiğini ilan ettiği zaman herkesin kazandığı saçmalığı daha da vurgulanır (açıktır ki Alice hâlâ yaratılışın başıdır). Alice cebinde bir kutu şekerleme bulur ve onları dağıtır; Carroll, evrim mantığı (kazananların kazananlar olduğu, daha fazlası veya azı olmadığı) gerçeği göz önünde tutulduğunda, tam da beklenileceği gibi, “herkes için adam başına bir tane vardı” diye belirtir. “Şekerlemeler” isabetsiz bir rahatlık sunar, ancak katılımcılar memnun görünmektedir.

Alice’e, cebinde sahip olduğu en son şey olduğu ortaya çıkan yüksüğü kendisine bir ödül olarak vermesi söylendiğinde, Darwinci saçmalıklar devam eder. Kişinin zaten sahip olduğu şeyi geri kazanması yeterince aptalcadır, özellikle de yüksük kadar önemsiz bir şeyi, ancak yüksük gerçekten de, insanlığın emek ve sanat kapasiteleriyle ve belki de karşıt başparmakların insani üstünlüğüyle ilgili bir şey ifade etmektedir. Ancak, ödül önemsiz görünüyor olsa bile, Dodo Kuşu ve diğer hayvanlar törende ısrar ederler:

 

Hayvanların hepsi, tekrar kızın etrafına toplandılar. Dodo Kuşu ciddi bir tavırla yüksüğü uzattı.

—  “Bu şık yüksüğü kabul etmenizi dileriz.” Bu kısa konuşma bitince bütün hayvanlar alkışladılar.

Minnoş güçlüler 

Bu bölüm, kesinlikle, siyasi toplantıların ihtişam ve saçmalığıyla alay etmeye devam etmektedir.

Aynı zamanda, aslında apaçık olan şeyi, rastgele süreçler için bir zafer olarak görmenin saçmalığı da söz konusudur – Dodo Kuşunun performans üzerindeki ısrarı, o yarışlarda koşan herkesin kazandığı yarışların mantıksızlığını ön plana çıkarır. Carroll, rastgelelik bize şu an var olan belirli organizmalar grubunu getirdiyse, teklif edilen belirli bir zafer (veya iyileştirme) olmadığını ileri sürer. Carroll, bu rastgele duruma karşı, Alice’in maceralarını sunar; bu maceraların hepsi, iskambil veya satranç olarak, hayata geçen oyunlar bağlamında gerçekleşir ve bunlarda oyun bir tasarıma ve bir (büyük harf T) Tasarımcıya sahiptir. Dolayısıyla, eksik bir tasarımcı olmasına dair Darwinci soruna karşı Carroll’ın hicivleri, baştan sona tasarlanmış öyküler içinde ortaya çıkar.

(Devam edecek…)

Kaynak:

“The Alice Books and the Contested Ground of the Natural World” (Laura White/Routledge Press, Oxford: 2017)

“Alice” kitapları ve Lewis Carroll hakkında daha fazla bilgiye “Alice Harikalar Ülkesinde: Gerçek Alice” isimli blogumdan ulaşabilirsiniz:

http://www.gercekalice.com

 

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi

Aşk sözleri anlamlı kadınlar için!

Sürgün ve Türkiye

Aşk Nedir?

Recep ile Nadan – Bölüm 8

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile