recep

Recep ile Nadan – Bölüm 7

Recep ile Nadan öykü dizisini ilk defa okuyorsanız, daha iyi anlamanız açısından, aşağıdaki linkleri kullanarak 1, 2 ve 3.  4. ve 5. bölümleri okumanız faydalı olacaktır. Recep ile Nadan, gözlem yeteneği ile ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin yeni ekonomik elitlerinin gençlerini konu alıyor.

Bölüm 1

Bölüm 2

Bölüm 3

Bölüm 4

Bölüm 5

Bölüm 6

Recep ile Nadan

İkimiz de sarhoş, ikimiz de üzgün, birbirimize yaslanarak ve bir uyum içinde sallanarak otele gidiyorduk. Galiba hayatımın hiçbir kısmında kendimi bu kadar boşlukta ve anlamsız hissetmemiştim. Eğlenmeye geliyor, birini görüyor ve eğlenemiyordum. Bu duruma bir çare bulmadan bana huzur yoktu. Muharrem’e dönüp;

– Sen, benim kızın nerede olduğunu bildiğini söylemiştin değil mi?

– Heee. Ben unuttum kardeşim onu. Senin kız kumarhanedeydi.

– Muharrem! Kardeşim! Bu şimdi mi söylenir?

– Abi ne bileyim ya! Kaybedince, o da aklımdan çıktı. Masaya oturmadan görmüştüm kızı zaten.

– Ulan sen kaybettin, ben de kaybettim be… Canın sağolsun.

– Lan sen adamsın! Yürü gidiyoruz kumarhaneye!

Bu sevgi seli, bu coşkulu istek karşısında hiç itiraz edesim gelmedi. Aynı sallantı ile kumarhanenin yolunu tuttuk. Girişteki müzikten, parlak ışıklara kadar her şey rahatsız ediyordu. Vücudum sinyalleri vermiş ama beynim yeni fark ediyordu. Aslında o an benim yatağımda olmam gerekiyordu. Girişten, kumarhaneye süzüldük. Girişimizden, gecenin sonunun hiç hayırlı olmayacağı çok belliydi ama geri dönemezdik. O’nu görsem ne yapacağım veya ne söyleyeceğim hakkında en ufak bir fikrim de yoktu. Tamamen saçma bir ruh hali ve üzerine sarhoşluğun verdiği gaz ile oradaydım. Ne olacaksa olsun…

Ölüme yergi, Tamer Başkan anısına…

Garsonlar bana mülteci gibi bakıyorlardı

Birbirine dolanan ayaklarım vasıtası ile salona götürülüyordum. Herhalde durumu belli etmemeye çalıştıkça daha da salak bir hal aldığımdan dolayı; garsonlar bana mülteci gibi bakıyorlardı. Geri dönmek kötü bir fikirdi. İçten içe Muharrem ve kendime söverken yine o salak şey oldu. Ruhum bedenimden ayrıldı, gözlerim, profesyonel fotoğraf makinesinin arka planı flu yapması gibi tek bir yere odaklanıp, diğer her türlü nesneyi bulanıklaştırdı, yüzüme istemsiz bir sırıtış ile güneşin yörüngesine girdim… Orada duruyordu ve ben artık çoktan oraya doğru yürümeye başlamıştım. “İyi geceler.” dedim. Umarım öyle demişimdir. Başıyla selamımı aldı. “Nasılsın?” diye soracak oldum, yüzüme bakmak yerine masadaki taşları toplamaya başladı. Muharrem kolumdan tutup; “Abi gel. Kız şimdi müsait değil galiba.” dedi. Ben hala hiçbir şey anlamamıştım. Senkronize olarak çizdiğimiz zigzagların çapı giderek büyüyordu ve o an kafamda sadece onu gördüğüm an vardı. Bana neden selam verip, cevap vermediğini anlayamıyordum. Bir şekilde otele giriş yaptım ve daha fazla dayanamayarak sızdım.

Evimizdeki Konsomatris

Birden bire

İçki içmeyi bilmeyen bir adam olarak rezalet bir şekilde uyandım. Öğlene kadar yataktan ve tuvaletten çıkamadım. İnsan bu kadar saçma bir durumdayken inanın aşk-meşk düşünemiyor. Kendime gelmem neredeyse akşam yemeğini buldu. Gece olanların bir çoğunu hayal-meyal hatırlıyordum ve düşünmek de istemiyordum. Üzerimi değiştirip, bir şeyler yemeyi denemek için aşağı indim. Masada çocukları gördüm ve yine reklamlar geldi. Bu sefer biraz kısa sürdü; Çünkü birdenbire önümde “O” belirmişti. Başım ağrıyor, midem bulanıyor, halsizim ve birdenbire midemin tam ortasına sağlam bir yumruk yemiştim.

recep

recep

– Ne yaptığını zannediyorsun sen?

– Ya pardon hanımefendi, ben…

– Ayakta duramayacak haldeyken iş yerime gelip, beni zor duruma düşürme hakkını size kim veriyor?

İki adet çok haklı ve mantıklı soru üzerine kilitlenmiştim; Zira ben olanları yeni yeni hatırlayabiliyor ve hatırladıkça da utanıyordum. Hayatımda hiç bu kadar utanmamıştım ya da gerçekten utanmayı henüz öğrenmiştim. O kadar zavallı bir durumdaydım ki; kızın, kumarhanede çalıştığı gerçeğine şaşırmak gibi bir anım bile olmadı. Duruma dair tek bir mantıklı açıklama da aklıma gelmedi. Can havliyle bir sandalyeyi tutup, altıma çektim. Ayakta duramıyor ve konuşmakta güçlük çekiyordum. Galiba tansiyonum utancından yerin dibine girmeye çalışıyordu.

Fenerbahçe neden başarısız

Bizim çocuklar ve O

Gözlerimi revirde açtım. Kolumda serum, başımda bizim çocuklar ve O. Kendime gelir-gelmez utanmaya başladım. Düşündüğüm her an bunun utancı ile yaşayacaktım. “İyi misiniz Recep Bey? Telaş etmeyin, alkole bağlı, ufak bir tansiyon sorununuz oldu ama şimdi iyisiniz”. Benim iyi olup-olmamamın hiçbir önemi yoktu. Uyanmak istemiyordum ve utançtan uyanık kalamıyordum. Bir sürü açıklama, tetkik ve birkaç serum sonrası dışarı çıktım. O, hala kapıdaydı ve beni bekliyordu. Hani hayatınızda bazı anlar olur ya, çok uzun bir ileri tarihe ertelemek istediğiniz? İşte ben o kapıya kadar, o halde gitme olayını sonsuza kadar ertelemek isterdim. Fakat o an istediklerimin hiçbir önemi yoktu….

8. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Veronika

Hey taksi!

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Minnoş güçlüler