Recep ile Nadan

Recep ile Nadan – Bölüm 12. Yaran’ı Arzulatan Nadan.

Recep ile Nadan öykü dizisini ilk defa okuyorsanız, daha iyi anlamanız açısından, aşağıdaki linkleri kullanarak önceki bölümleri okumanız faydalı olacaktır. Recep ile Nadan, gözlem yeteneği ile ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin yeni ekonomik elitlerinin gençlerini konu alıyor.

Hikayenin önceki bölümlerini linkte bulabilirsiniz

Recep ile Nadan

Selaaaaam. Adım Nadan. 22 yaşında, ailesine ve geleneklerine bağlı, eğlenmeyi gezmeyi, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi seven bakımlı bir bayanım. Çocukluğum; mensubu olduğum kesimin standartları doğrultusunda fazla dışa dönük olmayan, orta halliyken birden maddi anlamda iyiye giden bir ailenin 4 çocuğunun en küçüğü olarak Fatih sokaklarında, daha doğrusu o sokakta bir evde geçti.

Başlarda okula gitmeme, okumama pek de sıcak bakılmıyordu. Dedemin ve ninemin nasihatlerine bakılırsa; bir kız çocuğunun okuması, ona yapılacak en büyük zulümdü. Annemin büyük kavgalar ve hakaretlere göğüs germesiyle “Bari okuma-yazma öğrensin.” önerisi ile ilkokula kadar okutulmam kararlaştırıldı. Tabi ben ilk 5 seneyi bitirene kadar önce dedemi, sonra ninemi kaybettik. Baba tarafına göre daha ılımlı bir ailede yetişen annem, bir şekilde babamı ikna ederek bugünlere kadar okumamı sağladı. Tabi bunda maddi durumumuzun iyiye gitmesi, ülkemizin artık süper güç olabilecek kıvama gelmesi ve büyük reisimizin her köşe başına açılmasına ön ayak olduğu özel üniversitelerin de katkısı vardır. Çocuk gelişimi bölümünü kendime ve kendim gibi bayanlara gayet uygun gördüm ve öğrenimime hala Kaldırımtaş Üniversitesi’nde devam ediyorum. En büyük hayalim; içkisi, kumarı, çapkınlığı olmayan, ailesine ve dinine bağlı bir bey ile evlenip, çocuklarımın annesi olmak. Hayalim ile bağlantılı bir bölümde okumak da, büyük planımın akademik yönüne katkı yapıyor.

Recep ile baş göz edeceğiz

Daha ortaokuldayken annem ve babam beni o’na, Recep’ime uygun görmüşlerdi. Bir akşam odamda ödev yaparken annem gelip, “Allah’ın da izni ile seni Mustafa Beylerin oğlu Recep ile baş göz edeceğiz kızım.” dedi. O an pek de anlamamıştım ama bir ailem olacağı için içten içe heyecanlanmıştım. Daha sonra konu buralara kadar geldi. Recep’i askere yolladık, tatile yolladık, inşallah tatil dönüşü de nikah hazırlıklarına başlayacağız.

Günümün büyük kısmı okuldaki kafeterya ve Cuqqa Kafe’de arkadaşlarla geçiyor. Nargile ve dumanı çok sevmiyorum ama bana kendimi prensesler gibi hissettiren o sunum ve kafedeki özel köşemiz beni oraya çekiyor. Okuldaki en iyi arkadaşlarım Sultan ve Berk. Aslında ailem ve Recep bir bayanın erkek ile yakın arkadaş olamayacağını düşünüyor ama bence bu tam bir saçmalık. Başörtümü bağlayış şeklimden, giydiğim pantolunun üzerimde durmasına, yaptığım makyajdan, dinlediğim şarkılara kadar her şeyi onlarla paylaşabiliyorum. Hatta bazen akşamdan hazırladığım kıyafetlerimin fotoğrafını çekip, gruptan yolladığım dahi oluyor. Berk çok zevkli ve efendi bir çocuk. Ayrıca Recep’in bana olan ilgisizliğine karşın, her zaman benim yanımda olan çok düzgün bir insan.

Çoğu zaman telefonlarıma bile çıkmıyor

Recep ile görüşmelerimizde bana karşı takındığı dinleyici tavrı hoşuma gitmiyor değil aslında. Genelde ben alatırım, o dinler. Ya anlatmayı sevmiyor, ya beni. Ama ben anlatmayı sevmediğini düşünüyorum. Neticede beni sevmese, benimle nişanlanmazdı. Yine de askerlikten sonra tatile ihtiyacı olduğunu ve bu tatile altı erkek arkadaşı ile gitmesine çok da sıcak bakmadım. Konuya annem, kayınvalidem ve babam da dahil olunca düşündüğümün pek bir önemi kalmadı. Çoğu zaman telefonlarıma bile çıkmaması, çıktığında da mümkün olabilecek en kısa zamanda kapatması da askerlikten kalma bir alışkanlık olsa gerek. En azından günahı-sevabı bilen bir bey Recep. O yüzden içim gayet rahat. Paylaşmam gereken her şeyi zaten Sultan ve Berk ile paylaşıyorum. Onlar iyi ki varlar. Recep de iyi ki var. Yoksa çocuklarımın babası, evimin direği kim olacaktı ki? Yine de en azından Berk’in yarısı kadar anlayışlı olsaydı iyi olurdu.

Dış mihraklar aşağıya çekmek istiyor

Tabi böyle karşılaşmalar yapmak da yanlış olabilir. Mesela Berk 15 Temmuz’da “Sizin yaptığınız tiyatroya sokayım.” derken, Recep’im aslanlar gibi tankların üzerine yürüyüp, ülkemizdeki en kıymetli demokrasi neferlerinden biri olmuştu. Keşke o anlara şahit olabilseydim. Eminim o anlarda gerçek bir kahraman kadar çekici görünüyordur. Bu tarz durumlarda arkadaşlarım, ailem ve nişanlım ile siyaset konuşmuyorum ama bence kesinlikle önemli bir konu. Aldığım eğitim ve görüşlerim doğrultusunda ülkemizin bir çok dış mihrak tarafından aşağı çekilmek istendiğini biliyorum. Mesela defalarca yurtlarına gittiğim ve ailemin yardım ettiği “Hoca” bile meğer bir hainmiş ve biz bunu darbe girişmine kadar anlamamıştık.

İyi ki Reisimiz var da, doğruyu-yanlışı ayırt edebiliyoruz. Sanayide, bilimde, teknolojide ve duble yollarda bir çok Avrupa ülkesinden aşırı fazla ileride bir ülkeyiz. Bizi çekemiyorlar biliyorum. Aynı okuldaki Aysel’in beni çekemediği gibi. Kokana laik Aysel, Berk’ten hoşlanıyor ve bizim bu kadar yakın oluşumuzu kaldıramadığından dolayı kıskanıyor beni. Neymiş efendim? Berk’in eli benim omzumdaymış da, benim gibi dini bütün bir kız buna nasıl izin veriyormuş? Ya gerçekten akıl alır iş değil! Bir de laik olacak. Allah’tan Gülhane Parkı’nda çay içerken Berk’in beni öpüp, sarıldığını görmedi. Yoksa kim bilir hakkımızda ne dedikodular çıkarırdı… Demek ki neymiş? Örümcek beyinli bir insana laiklik de gem vuramıyormuş. İşte bizlere yıllarca böyle zulüm yapıldı.

Keşke onun kadar akıllı ve güçlü olabilsem

Sultan da çok iyi bir kız. Benim kadar dini bütün değil ama gerçekten çok açık görüşlü ve herkesin eşit olduğunu, din-dil-ırk ayrımı yapılmaması gerektiğini savunuyor. Çok haklı. Ayrıca kadınların üzerindeki toplum baskısı ve cinsel tabular konusunda da çok ateşli bir savunucu kendisi. Keşke ben de onun kadar akıllı ve güçlü olabilsem. Kendisini asla laik, sağcı, solcu olarak tanımlamıyor. Bütün bu tarafların büyük bir tiyatronun ufak aktörleri olduğunu söylüyor. Ay hepsi birden nasıl rol yapabiliyor aklım almıyor vallahi ama Aysel söylüyorsa doğrudur. Hayatımdaki bir çok ilki Aysel ile yaşadım neticede. İlk dudaktan öpüştüğüm insan Aysel, beni Berk ile tanıştıran insan Aysel, çekingen yapımın biraz da olsa kırılmasını ve rahat olmamı sağlayan insan da o. Hayatımdaki katkısını asla inkar edemem. Onu çok seviyorum. Keşke Berk ile haftasonu kalmalarında ben de onlara eşlik edebilsem…

Neyse, çok konuştum. Ben biraz Recep’i arayayım da ne yapıyor öğreneyim. 15 gün diye gitti, 1 aydır dönemedi. Yazık benim aslanıma askerde ne çektirdiler ise hala rahatlayamadı…

Devam edecek

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Kurtuluş

Zamana yolculuk

Rahip

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Suçsuzum

Haziran

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Bar Perisi

Benim Öyküm

İttihat ateşi

Toprak ana