Recep 15 Temmuz özel koleksiyonu

Recep ile Nadan – 15 Temmuz Özel

Recep ile Nadan öykü dizisinin 15 Temmuz özel bölümüdür. Olağan öykü akışının dışında 1 sene önceye geri dönüş yaparak, 15 Temmuz’da Recep’in yaşadıklarını konu almaktadır.

Recep ile Nadan‘ın önceki bölümlerini okumanızı tavsiye ederiz.

1. Bölüm

2. Bölüm

3. Bölüm

4. Bölüm

5. Bölüm

6. Bölüm / Kumarhane

Recep ile Nadan

Her zamanki gibi çocuklarla nargile kafede oturup, tavla-nargile muhabbeti çevirip, bir yandan da hatun kesiyorduk. Bir gün de olsa şu tarz bir mekandan yanımızda kızlarla çıktığımız görülmemiştir ama bizimkisi de umut işte. En fazla mekanda check-in yapıp, listeden seçtiğimiz kızlara arkadaşlık isteği göndermek sureti ile onlarla iletişim kurmaya çalışıyorduk. Zaten saat 10’dan sonra oralarda dolaşan kızlar neden bize pas vermezler anlamadım. Gayet şekil, bakımlı, Müslüman ve eli ayağı düzgün çocuklarız. Bizi beğenmeme ihtimalleri yok. Bence onlar da bizimle tanışmak istiyorlar ama utanıyorlar. Gece kız kıza kafeye çıkmaya utanmıyorlar ama bizlerle tanışmaya utanıyorlar. Çok ilginç gerçekten…

Biraz zaman geçtikten sonra hepimizin telefonları çalmaya başladı. Herkes aynı anda; “Hadi lan!”, “Ne diyorsun ya?” tepkileri verince ben de biraz ürperdim. İlk başta ortak bir tanıdığımızın başına kötü bir şey geldi sandım. Tam bunları düşünürken benim de telefonum çaldı. Arayan Nadan’dı. (“Telefonum çaldı, arayan babamdı” – İsmail YK – Şapur Şupur’a sevgiler.)

– Selam’ın Aleyküm Recep. Nerdesin?

– Aleyküm Selam. Kafedeyiz çocuklarla. Neden? Ne oldu?

– Recep darbe oluyor! Çabuk eve git.

– Ne darbesi Nadan? Ne diyorsun? Bu saatte niye eve gidiyorum hem?

– Recep! Tartışmanın sırası değil. Asker köprüyü kapatmış. Kışlalardan çıkıyorlar.

– Tamam. Dur arayacağım seni.

6 kişi 6 araba ile

Telefonu kapatan herkes birbirine donuk donuk bakıyor ve olan bitene anlam vermeye çalışıyordu. İlk önce aramızda durumu istişare edip, sonra hemen evlere gitmeye karar verdik; fakat kafedeki insanlar o kadar hızlı bir şekilde kalkıyordu ki, valeye değil 20, 50 lira da ateşlesek, hepimizin arabasının en az 15 dakikası vardı. Zaten en başından beri 6 kişi, 6 araba ile dışarı çıkma olayını ve vale muhabbetini hiç anlamıyordum. Bir şekilde arabaları alıp, evlere doğru yola koyulduk.

O’nu kirletmeye çalışıyordu

Son 15 senedir ülkemiz tam bir demokrasi şölenine sahne oluyor ve bizim gibi dini bütün insanlar için gerçekten cenneti andırıyordu. İstediğimiz işi yapıp ticaretimizi geliştiriyor, türbanlı bacılarımız resmen sınıf atlıyor, daha iyi eğitim alabiliyor ve hepimizin altında neredeyse kalburüstü bir araba olabiliyordu. Ülkenin nasıl yönetildiğini bugüne kadar hiç düşünmemiştim. Çünkü “O” vardı. “O” ülkeyi harika şekilde yönetiyordu ve sürekli birileri “Çocuk tacizi, tecavüz, kadına şiddet, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet vb.” iftiralar atarak O’nu kirletmeye çalışıyordu. Bizler ise; böyle şeylerin  olabileceğine ihtimal dahi vermedik. Çünkü “O” asla böyle şeylerin olmasına izin vermezdi. Yoksa bu darbe de, bu iftirayı atanların bir oyunu muydu? Yolda askeri araçlar, alelacele kaçmaya çalışan otomobiller ve insanlar gördüm. Hayatımda ilk defa yaşadığım bir durum olduğu için her şey çok tuhaf geliyordu.

Bittik

Eve girdiğimde annem korkmuş, babam ise adeta yıkılmıştı. Onları öyle görünce içimdeki korku daha da arttı. Babam; “Bittik evladım biz!” diyordu. Gerçekten bu kadar kötü olabilir miydi? Daha önce de darbeler oldu bu ülkede. Bu kadar mı etkileyecekti insanları? Ne iş-güç, ne ödeme, ne gezmek, ne eğlenmek…Bunlar bizler gibi demokrat ve özgür insanların kabul edeceği şey değildi. Babamla konuşurken; “Artık bitti! Bütün iş, güç her şey yalan oldu.” bağırınıyordu. Derken televizyonda yayınlanan bildiriyi gördük. Spiker;

“Sistematik bir şekilde sürdürülen anayasa ve kanun ihlalleri; devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı açısından önemli bir tehdit haline gelmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri dahil olmak üzere devletin tüm kurumları ideolojik saiklerle dizayn edilmeye başlanmış ve dolayısıyla görevlerini yapamaz hale getirilmiştir.

Gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olan cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri tarafından; temel hak ve hürriyetler zedelenmiş, kuvvetler ayrılığına dayalı, laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır.”

şeklinde bir metin okudu. Neresinden bakarsak bakalım saçmalıktı. Ne kanun ihlali? Ne gafleti? Hukuk düzeni ortadan kaldırılmış da, laik düzen bitmiş vs… Bu resmen çekememezlik. Ben 15 senedir ülkemde ne bir haksızlık, ne bir hukuksuzluk gördüm. Benim bir kere dahi olsa hakkım gasp edilmedi. Her istediğimi özgürce yaptım. Tek sıkıntım Suriyelilerin gelmesiydi ama o kadar da olacaktı. Din kardeşiyiz sonuçta… Darbe metni tamamlandığında babam iyiden iyiye köpürdü. Telefon bankacılığı ile bir şeyler yapmaya çalışıyordu ama o keşmekeşte tabi ki yapamıyordu. Demin “Ülke elden gidiyor! Bittik biz!” diye ağlayan adam şimdi banka ile ne yapıyordu ki? Darbeci şerefsizler babamın da dengesini bozmuştu.

Reisimiz canlı yayına bağlandı

Bir süre sonra hükümet yetkilileri açıklamalar yaptı ve ardından reisimiz canlı yayına bağlandı. Rahatlamıştım. Onu ele geçirememişlerdi ve bize kanlı canlı “Sokağa çıkın! Halkımı sokağa davet ediyorum!” diyordu. Eve gelirken gördüğüm manzara karşısında tekrar sokağa çıkmak istemiyordum. Tank var sokakta yahu! Ben tanka ne yapacağım? Elimde bir tek babamın 14’lü var, onu da şarjör şarjör tanka boşaltsam vız gelir tırıs giderdi. Babam heyecanlandı. “Tabi ya! Biz bu günleri görmek için çok bekledik! Öyle bırakamayız! Hadi oğlum! Giyin aslanım!” dedi. Emir büyük yerdendi. Giyinip çıktım…

Memleket meselesi, aile meselesi, ekmek meselesi

Köprüye kadar geldik. Büyük bir kalabalık vardı; fakat ilk yaylım ateşinde herkes kaçışmaya başladı. Söylentilere göre vurulanlar, hatta ölenler olmuştu. Bir an hayatın, siyasetin çok değersiz olduğunu hissettim. Babam tıkanmıştı ve koşamıyordu. Ona sarıldım, koluna girdim. “Hadi baba!” dedim. Resmen kamu spotundaki çocuklar gibiydim. Babam; “Oğlum, mesele memleket meselesi, aile meselesi, ekmek meselesi… Mesele hayatımız. Ama bize bir şey olursa bunların hiçbir anlamı kalmaz.” dedi. Eve döndük. Evine dönmeyen kahramanlar vardı. Onlar ne hissediyorlardı, ne düşünüyorlardı Allah bilir. Nadan’dan 18 adet cevapsız arama vardı. Benim için endişelenmişti. Ya da henüz evlenmeden dul kalacağından korkmuştu bilemiyorum. Televizyonu açtığımızda bunların hepsinin FETÖ’nün başının altından çıktığı ve ülkemizi bölmeye çalıştığını öğrendik. Bütün gece boş yere laiklere saydırmıştık

O korkuyu ve anlamsızlığı içimde taşıyorum

Sabaha karşı ortalık durulmuş ve halkımızın desteğiyle demokrasimiz büyük bir zafer kazanmıştı. Allah, ülkemize tekrar böyle bir acıyı yaşatmasın. Aradan bir sene geçti ve biraz araştırdığımda kafamda bir sürü soru işareti vardı. Çıkan haberler, bağlantılar, sızmalar vs. bu laik kanallar sanki darbe olsa kendi işlerine gelmeyecekmiş gibi darbenin kurmaca olduğunu söylüyorlardı. Benim hala Reis’ime güvenim tam! Her şeyin en iyisini yapar o. Zaten artık memleketimiz kimin dost, kimin düşman olduğunu daha iyi anladı ve daha da güçlü olarak yoluna devam ediyor. Bense hala köprüdeki o korkuyu ve anlamsızlığı içimde taşıyorum. Varsın olsun, memleketimiz var olsun, Reis’imiz başımızdan eksik olmasın.

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek yazılar:

Çeşme ve Alaçatı neden pahalı?

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 5