Zamana yolculuk

Zamana Yolculuk 9. bölüm

Zamana Yolculuk, Mehmet Başkan’ın Herkes Dergisi‘nde yazdığı bir öyküdür. Zamana Yolculuk, 1980 yılında geçiyor. O dönemin Kadıköy‘ünü ve aile yapısını anlayabilmek için önemli bir eserdir. Zamana Yolculuk, o yılların siyasi atmosferini kavramak ve kuşaklar arasındaki ilişkiyi görebilme imkanı sağlıyor. Öykünün önceki bölümlerini okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

Zamana Yolculuk

Sabaha kadar dedemin babama herkesin içinde attığı tokadın etkisi ile gözüme uyku girmedi. Müslüm ağanın dükkanında ruh gibi geziyorum. 21 yaşında bir adama herkesin içinde olağan bir tavırla babasının tokat atması, psikolojik açıdan yıkıcı sonuçlara neden oluyor. Gerçi 1980’de Türkiye’de henüz Psikoloji bilimi icat edilmemiş. İnsanların psikolojileri bozulmaz, dellenir sadece. Tam tersini düşünürsek de içine kapanır. Evet, toplumda koskoca Psikoloji dalı dellenme ve içine kapanma gibi iki cümleden ibaret.

6 kardeşi ve onlarca amca oğlu arasından sıyrılarak İstanbul’da zengin olmayı başardı. Diğer kardeşlerinin mağaradan başlayan hikayesi tarlada açlığa çalışmak veya kentte tetikçilik olarak devam ediyor. Fukaralık, köylü ve işçi kesiminin kaderidir. Demokratikleşme sürecini tamamlayamayan ve ekonomik sınıfları birbirine karşı empati kuramayan her ülke gibi bu ülke de yoksulluğun gelenekleştiği bir ülke. Sabahın ilk ışıklarından güneşin battığı saate dek çalışan Urfalı köylüleri hiç kimse tembel olduğu için yoksul olmakla suçlayamaz.

Babamın Hikayesi

Müslüman burjuvanın vicdan sorunu

Müslüm Aktaş zengin oldu ama yoksulluktan iflah olmayan hiçbir akrabasından daha fazla çalışmıyordu. Tüm yoksul akrabalarından daha az emek vermesine rağmen onlarcasının tüm maddi varlığından daha fazla servet edindi. 1950’de henüz 15 yaşındayken Moda’ya geldiğinde hiç kimsesi yoktu. Ancak zeki ve ahlak yoksunuydu. Dedem dindar olduğu için ahlaka ve vicdana ihtiyacı olmadığı konusuna kendisini inandırmıştı. Sonuçta ibadetlerini yapıyor, Müslüman gibi konuşuyordu. Günlük yaşamında ve işinde etik ve ahlak kurallarına neden ihtiyaç duysun ki? Müslüman burjuvanın yaşadığı genel vicdan sorunu, ne bir eksik ne bir fazla dedemde mevcuttu. 2017’de ise fiziksel olarak yapabilecek mecali omadığı için yapamıyor. Gücü yetse yine yapardı.

Dedemin sayısını bilmediğim kadar fazla amca oğlu var. 1980 yılında ise bir çoğu ile selamı dahi yok. Dedeme ekonomik durumu iyi olduğu için ağam diyen, paşam diyen akrabayı sever. Hele bir de dedem için tetikçilik yapan akrabasını korur ve kollar. Dedemden kapısının önündeki çöpünü dahi isteyen akrabasını sevmez. Hatta eşe dosta rezil rüsva eder. Bu sabah amcam ve babamın aralarında konuşurken denk geldim. Dedemin akrabası cezaevine girmiş ve ilk günden bu yana dedem ailesini maaşa bağlamış. Birçok akraba cezaevine girdi ama hepsine böyle bir yardım yapılmıyor. Hatta birçok akrabası ortada kaldı.

Dedem çok fazla para kazandı ama çok da fazla para dağıtmak zorunda kaldı. 1970’lerin karışık ortamında oldu bittiye getirilen cinayetler, yaralamalar ve sevkiyatlar dedemin zengin olmasında önemli fırsatlar yarattı. Dedem için hukukun zayıfladığı her ortam fırsatlar ülkesinin olmasıdır. Denetleme mekanizmasının zayıfladığı her ortamda kendisine bir çıkar elde edebileceğine eminim. Bir de para kaptırmayacak kadar nefsine hakim olabilseydi. 2017 yılında her şey farklı olurdu.

Ölüme yergi, Tamer Başkan anısına…

Orta Doğu erkeği olduğu gerçeği

Geçen gün iki esnafı dedemin bir süredir bir kadınla beraber olduğunu konuşurken duydum. Moda’da kadına bir ev açmış. Hatta esnafın söylediklerine göre o evi kadına satın almış. Ne kadar kurnaz bir insan olsa da, zaafları olan bir Orta Doğu erkeği olması gibi bir gerçek ile yüzleşmek gerekiyor. Trabzonlu genç bir afet ile beraber olduğu konuşuluyor. Bembeyaz teni ve gamzesi ile dedemin başını döndürdüğü konuşuluyor. İlk başta esnafın sözlerine inanmadım. Ancak dedemin sık sık gündüz dükkandan çıkması ve Kadıköyü’ne gidiyorum demesi, şüphelerimi arttırdı.

Dedemin oğulları İhsan ve İbrahim’i düşünmeden, babaannem Saliha Hanım’ı düşünmeden bunları yapmasına şaşıramıyorum. Dedemin eleştirilemez ve sorgulanamaz bir noktada olduğunu en başından beri düşünüyordum. Dedemin gözünde ailemizde herkes onun kulu. Hepimiz onun lütfu sayesinde doyuyoruz. Aile içerisinde bireylerin gücünün yettiği kişiler üzerinde baskı kurması, aile sevgisinin oluşması önünde aşılamayan bir duvar oluyor. Mecburiyet ve çıkar maksadı ile hepimiz bir arada duruyoruz. Her şey yolunda olduğu için de çıkarlarımız için bunu dile getirmiyoruz. Ama yok, haksızlık yapmamalıyız. İbrahim amcam çıktı ve cesur bir şekilde “kral çıplak” dedi. Hiç şaşırmamalı, dedeme göre kral çıplak değil. Tam tersi kral çok güzel giyiniyor. Ancak oğlu İbrahim hayırsız ve kıskanç.

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Korkak insanlar

40’ından sonra çocuğu yaşındaki kadınlara mülk yapmak için uğraşan Müslüm ağa, hayırlı ve makbul insandır. Ancak babasının ve kardeşinin zulmüne dayanamayıp ayrılmak isteyen amcam hayırsız ve kıskanç bir insandır. Aile içerisindeki otoriteyi kabul eden herkes, bu şekilde kabul ediyor. Korkak insanlar, cesur insanları budalalık ile suçlar. Oysa asıl budala kısacık ömrünü bir köle olarak geçirenlerdir.

2017’de koltuğunda oturup masum masum Müge Anlı programı izleyen Müslüm Aktaş, 1980’de karısını aldatan, genç kadınlara para yediren, 20’li yaşlarındaki çocuklarını döven ve cinayetlere göz yuman bir insan olarak karşıma çıktı. Zamana yolculuk, umduğum gibi olmadı. Ben ailemin geçmişini merak ederken böylesine bir mutsuzluk yumağını görmek istememiştim. Sobanın başında kestane yiyen masum bir aile hayal ediyordum. Benim sorunlarım ile mutsuz olan bir aile beklerken, benden öncesinde daha da kötü halde yaşıyorlar.

Evde bir hapis hayatı

6 Ağustos 1980 tarihinin Kadıköyü’ne ve Aktaş ailesine geldim. Üzerinden 1 ay geçti. Aile içerisinde dengeleri az çok öğrenme fırsatı yakaladım. Zeliha halam birkaç tane komşu ve çekirdek ailesi dışında hiç kimseyi görmeden bir yaşam sürüyor. Evde bir hapis hayatı sürüyor. 57 doğumlu Zeliha Çelik, hayatı boyunca hiç evlenmeden 2017 yılına dek gelecek. Babaannem ve dedem için eve daimi bir hizmetçi gerekiyordu, Zeliha halam da bu isteğe kurban gitti. Hiçbir sosyal yaşam veya evlilik için uygun zemin yaratılmadı.

Fikriye halam ise 64 doğumluymuş. Ben doğmadan kısa bir süre evvel vefat ettiği için tanıma fırsatım olmamıştı. 1980’e geldiğimde Fikriye halam ile tanışma fırsatı buldum. Evde tahsil görme ihtimali olan tek üyeydi. 16 yaşında olmasına ve eğitim konusunda çok hırslı bir insan kendisi. İleride savcı olmayı hayal ediyordu, içindeki siyaset aşkını biraz bastırır ise neden olmasın ki? Ben biliyorum 80’li yılların sonunda korkunç bir trafik kazasında hayata veda edeceğini. Ancak kendisi hepsinden habersiz savcı olmayı hayal ederek çalışıyor. Tüm emeklerinin boşa gideceğini ben biliyorum ama o hiçbir zaman öğrenemeyecek.

Serseriler için iyilik manifestosu

Keşke hiç görmeseydim

Babamın genç ve utangaç olduğu dönemleri görmeyi hayal etmiştim. Gençliğinde de öyle biri olmadığını, tıpkı ömrünün ileriki süreçlerinde olduğu gibi bencil ve geçimsiz bir insan olduğunu gördüm. Hayata tutunma konusunda bir dalım daha kırıldı. Dedem ise hakkında ne duydu isem o. Müslüm ağa hakkında gördüklerim bildiklerimden de daha fazlası oldu. Babaannem ise öldüğünde ne kadar solgun ve etkisiz bir eleman ise, yaşam içerisinde yine aynı durumda. Zeliha halam ise 2017’de mutsuz ve 1980’e döndüğümüzde yine mutsuz. Değişen hiçbir şey yok. Keşke hiç görmeseydim, bilmeseydim. Ailemin bu kadar mutsuz ve çaresiz bir halde birlikte yaşadığını görmeseydim. Yaşamak zorunda kaldığım bu hayatta hayallerim olsaydı. Bir gün ailemin yeniden mutlu olabileceğini tıpkı eski günlerdeki gibi olacağına inanabilseydim.

Son bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Kirli Melek

Hey taksi!

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Toprak ana

Benim Hikayem Biterken Başladı

Benim Öyküm

Kurtuluş

Ölüm

Recep ile Nadan

Rahip