Zamana yolculuk

Zamana yolculuk 7. bölüm

Mehmet Başkan‘ın yazdığı Zamana Yolculuk öykü dizisini anlayabilmek için 1. bölümden itibaren okuyunuz. Zamana Yolculuk öykü dizisinin önceki bölümlerine ulaşabilirsiniz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

Zamana Yolculuk

Tavana bakarak uyumaya çalışma alışkanlığıma 1980 yılında da devam ediyorum. 2017’de 28 yaşındayım, 1980’de ise yine 28 yaşındayım. Israrla şuan içinde bulunduğum tarihi sorgulamıyorum. Senelerce dinlediğim aile geçmişime o kadar saplandım ki ait olduğum yaşama geri dönmeyi düşünemedim bile. Çocukluğumda dahi aile benim için masumiyet değildi. Çocuk aklıyla dahi hiçbir aile bireyimin masum olmadığını anlayabiliyordum. Babamın karşısında korkudan sesi soluğu kesilen annemin eltisi ile mücadelesinde ne vicdan ne ahlak vardı. Amca çocuğu ile oynarken görebiliyordum. Çocuklar anlamaz der ve geçerler. Ancak unutmamalı ki çocukluk bugünlerin bilinçaltının temelidir.

Zamana yolculuk

Zamana yolculuk

Yaradılış açısından sorgulamaya ve şüphe duymaya yatkın bir insanım, belki de tüm bunların sebebi budur. Tüm aileler ve ilişkiler bu şekilde olabilir ve diğer insanlar bunların farkında olmadığı için haberimiz olmuyordur. Benim aileme özgü bir olumsuz durum söz konusu değildir. Kim bilir, belki de içlerinden en iyisi benim ailemdir. İşte bu düşünceler de senelerce teselli kapım olarak aklımda varlığını sürdürmeyi başardı.

Tüm bu düşünceler eşliğinde Zeliha’nın yani halamın serdiği yer yatağında uyuyakalmışım. Sabah amcam olan İbrahim Çelik’in beni dürtüklemesi ile gözlerimi açtım. Sabah mesainin ilk günü; kebapçı olarak yaşayacağım hayatın başlangıcına geldim ve çattım. Sabahın 7’sinde kebapçı dükkanını açmak da ancak benim dedemin yapabileceği ilginçlikler arasında. 2017’de de değiliz ki sabahları kahvaltı hizmeti vererek para kazanalım. Sabahın köründe dükkanı açıp, hep beraber temizlik yaptık.

Gençliğinde de aynıymış

Dedem sabah bizimle beraber evden çıktı ama dükkana kendisi gelmedi. Amcam, babam ve ben dükkana geçerken, dedem kasaplardan en iyi eti alabilmek için et mesaisine başladı. Dedemin müşterileri arasında çok zengin ve devlet kapısında sağlam yerleri olan şahsiyetler de var. Her sabah onların gelme ihtimaline karşı İstanbul’daki en iyi etlerin peşine düşer, dükkanda az da olsa stok yapar. Zaman zaman tehdit gibi durumlarda kendi işini kendi gördüğü için başını derde soktuğu da olurmuş. Başını derde sokma kısmını ise az evvel babam anlattı. Dedem kadar akıllı olsaydı, böyle bir açığı daha yeni tanıdığı birine vermezdi.

zamana yolculuk

zamana yolculuk

 

Babam ömrünün son yıllarında da hep hatalar yaptı. Gençliğinde farklı olduğunu, şimdiki gibi olmadığını söylerdi ama anlaşılan son yıllarında İhsan Çelik kim ise gençliğinde de aynı insanmış. Dedemin servetinin erimesinde babamın başarısızlıklarının önemli bir payı olduğunu düşünüyorum. Elbette babam hayatının son günlerini dahi amcamı suçlayarak geçirdi.

Babamın bir toprak ağası edasıyla emirler yağdırdığı dükkanda temizliği bitirdik. Ancak ben de bittim artık, babamın gençliği çekilecek bir dert değil. Kaba, görgüsüz, patavatsız ve kibirli bir insan olduğu şüpheye düşülmeyecek bir gerçek olarak karşımda duruyor. Adeta kibrin ete ve kemiğe bürünmüş hali ile uğraşıyorum. Benim çocukluğumda annemi de, beni de döverdi. Fiziksel açıdan gücü yetse çalışanları da döverdi. Ancak fiziksel açıdan dedem gibi değil, bilek gücüne geldiğinde babamın yüreği yoktur. Dedem ise dayak da yese güvenir kendisine, korkmaz dayak yemekten.

Sopayı tutan değişir

Ben kafayı üşütmeden dedem geldi dükkana. Dedemden biraz sonra da dedemin satın aldığı etler dükkana geldi. Etleri kendisinin terbiye edeceğini söyledi. Benim yalnızca ocağın başında duracağımı belirtti. Müslüm ağanın dükkana gelmesiyle birlikte İhsan efendi birden köşeye sindi ve sesi soluğu çıkmaz oldu. Artık dedemin borusu ötmeye başladı. Çalışan için bir şey fark etmez. Çalışan için tek fark sırttaki sopayı tutanın değişmesidir.

Marksistler sopayı tutanın değişmediğini vurguluyor bugünlerde. Bülent Ecevit’in de burjuvanın adamı olduğunu dile getiriyorlar. Bir de Halk Partisi’ni destekleyen solcular var, onlara göre Ecevit bu toprakların başına gelen en güzel şey. Başımıza gelen en güzel şey, bir türlü istikrarı sağlayamadı diğerleri gibi. Cumhurbaşkanı hala seçilmedi, Müslüm ağa gidişatın kötü olduğunu söylüyor. Anarşi her geçen gün artıyor. Bu iblislerin başını ezmek gerekiyor diyor.

Zamana yolculuk

Zamana yolculuk

Dedeme kalsa herkesin bir şekilde başı ezilecek. Urfa’dan Ankara Mülkiye’ye serüveni devam eden Apo diye bir genç varmış. 1979’da Suriye’ye kaçmış silah arkadaşlarıyla birlikte. Dedem tilki gibidir, kendisinin Suriye’ye kaçmasının Türkiye için hayra alamet olmadığını söyleyip duruyor. Dedemin ideolojisi çıkarları olduğu için Ecevit döneminin bağımsız politikaları tarım ile geçinen ailesinin kalkınması nedeni ile işine geliyor. Ancak Demirelci 2. siyasal elit ile içli dışlı olduğu için Ecevit hakkında olumlu veya olumsuz görüş belirtmemeyi tercih ediyor.

Kısa sürede işe döndük

Siyaset naraları sonrasında dedem kısa sürede iş konusuna döndü. Özellikle gözü benim üstümde, nasıl bir hata yapacağımı görmeye çalışıyor. Dedemi şaşırtarak hiçbir hata yapmadan günü geçirmeyi planlıyorum. Dedem yanıma geldi ve gür bir sesle bana anlatmaya başladı.

-Bak iki gözüm! Dolabın sağındaki kıyma ve etleri kesinlikle ben söylemediğim müddetçe hiçbir müşteriye vermeyeceksin.

-İyi de Müslüm ağa, dolaptan sipariş seçen müşteriye kalmadı diyemem. Ne yapacağım?

-Onu sana vermeyeyim, iyi bir et değil. Eve götüreceğiz akşam çocuklar yesin bozulmadan gibi bir şey söyle adama. Bu sayede hem kaliteli eti korumuş olacaksın, hem de müşterinin gururunu okşamış olacaksın.

-Kurttan zekisin ağam.

Gerçekten de öyledir dedem. Dedemin diğer kurtlardan bir fark vardır; dedem kuzu gibi görünür ve hiçbir kuzuyu ürkütmez. Kuzuya kıyana dek kuzunun ruhu bile duymaz. Dedem eğitimli bir adam olsa, milletvekili olur hatta transfer hükümeti içerisinde yer alırdı.

Biraz babam hakkında bilgi edinmem gerekiyor. Dedemi biraz babam konusunda kaşımam ve anlatacağı bir şeyler için zemin hazırlamalıyım. Bugün hazır dedemle diyalog kurmuşken aramı sıkı tutarak sohbeti ilerletmem gerekiyor. Dedemle konuşmaya elbette bir bahane bulacağım. Madem zamana yolculuk yaptım, geldiğim zamanı doğru değerlendirmeliyim

8. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Rahip

Recep ile Nadan

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Kirli Melek

Ölüm

Kurtuluş

Benim Öyküm

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi