zamana yolculuk

Zamana yolculuk 10. bölüm (Son bölüm)

Mehmet Başkan‘ın kaleme aldığı Zamana yolculuk öykü dizisinin son bölümüdür. Öykü ile ilk kez tanışan okuyucularımızın öyküyü en baştan okumasını tavsiye ederiz. Kesinlikle en son bu bölümü okuyunuz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

Zamana yolculuk

Mutsuz bir yaşamım oldu, 1980’e geldiğimde mutlu olmak için bir umudum vardı. 11 Eylül akşamına geldik. Sabaha doğru asker ülke yönetimine el koyacak. Yalnızca siyasetçileri değil, siyasi gençleri ve hayallerini de tutsak edecekler. Üstelik 1960’da olduğu gibi siyasileri asıp, vatandaşı bırakarak yapmayacaklar. Siyasetçiler yeni siyaset heyecanlarına hazırlanırken, vatandaş işkence ile hayata veda edecek. 12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri darbede 171 kişinin işkence sonucu öldüğü belgelendi. 300 vatandaşın ise ölüm nedeni bilinmiyor. Elbette darbeci yönetime göre kendi kafalarını duvara vurarak kendi kendilerini öldürdüler. Zamana yolculuk ile böyle çirkinlikleri görmek ve duymak istemiyorum.

11 Eylül akşamına dek Aktaş ailesinde göreceğimi gördüm. Aslına bakarsak görmek istemediğim ne varsa gördüm. Görmek istediğim ne varsa yoktu. Yokluğuna sitem ettiğim İhsan Aktaş vardı ama insani hiçbir güzelliği yoktu. Tıpkı babası yani dedem gibiydi. Sabah uyandığımda daha doğrusu sabaha doğru uyandırıldığımızda 1980’de olmak ve bu çirkinliğe şahit olmak istemiyorum. Ne benim yaşamım, ne de ailemin geçmişteki yaşamı çok da matah bir şey değilmiş. Yaşamda yeni bir motivasyon olmuştu 1980’de yaşamak. Hayallerim vardı, mutlu ve şirin ailemi görecektim. Ancak o mutlu aile benim ailem değilmiş. Zihnimdeki o mutlu aile ile gerçekteki ailem arasında Kaf Dağları var. Her ikisi de birbirine ulaşamıyor, ortak noktada buluşamıyor. Zamana yolculuk dediğim bu seyahat, beni istemediğim yerlere getirdi.

Kaşif Kozinoğlu mektupları ve ölümü

İbrahim ve babası bir araya geliyor

Müslüm Aktaş ayakta zor duruyor. Zeliha, babasının koluna giriyor ve babasının sıcaklığı ile kendisini güvende hissetmeye çalışıyor. Seneler sonra İbrahim ve babası Müslüm Aktaş bir araya geliyor. Hırslar ve öfkelerle geçen yılların geri gelmeyeceği her ikisinin de yüzünde umutsuzluk olarak görünüyor. Sessizliğin ardından Müslüm bir cümle kuruyor.

-Hoş geldin oğlum. Seni çok özledim.

-Ben de özledim baba. Keşke bu şekilde bir araya gelmeseydik. Keşke bir araya gelmemizin herhangi bir sebebi olmasaydı. Hiçbir şey olmadan gelseydim.

-Olmadı oğul. Bir olamadık, dünya uğruna birliğimizi bozduk.

Baba ve oğul kavuşması ile bir an olsun yumuşayan ve yeniden aile olmaya giden ortam, Selim’in annesi Sena’nın gözyaşları ile kesildi. Sena en sonunda dayanamayarak lafa girdi. “Kavga ve hırslarınız ömrümü, canımı söktü aldı.” diye bağırdı. Sena’nın sinirlerinin bozulması sonrasında seneler sonra kayın babasına ve kaynına isyan etti. Zeliha ve Selim’in arkadaşları Şeyhmus ve Hasan araya girerek yatıştırdı. Sena, Şeyhmus ve Hasan’a sarılarak ağlamaya başladı. Sena, gençleri görünce sorular yağdırmaya başladı.

Siz neredeydiniz? Neden bıraktınız? Kim yaptı? Suriyeliler mi yaptı?

“Hayır anne, herkes evlere dağılıyordu. Selim biraz işim var diyerek durağa değil, Moda sahile gideceğini söyledi” diye Şeyhmus yanıt verdi. Sena tekrardan gözyaşları ile kendisini yere bıraktı. Gençliğin verdiği kuvvet ile Şeyhmus ve Hasan yere düşen Sena annelerini yerden kaldırdı. Yaşadıkları vicdan azabı, Sena’ya karşı duygularının gelişmesine neden oldu. Oysa senelerce bir merhabadan öte tek bir kelime dahi konuşmamışlardı. Gözyaşları ile geçen dakikalar bıçakla kesilir gibi durdu. Hekimin içeriden çıkması sonrasında yürekleri ağızlarında hekimin ağzından çıkacak kelimelere odaklandılar.

-Genci kurtaramadık, başınız sağ olsun…

SON

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Recep ile Nadan

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Kurtuluş

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Haziran

Kirli Melek

Rahip

Ölüm

Hey taksi!

Benim Öyküm

Toprak ana

Benim Hikayem Biterken Başladı