yeni otoriteryanizm

Yeni otoriteryanizm ve Latin Amerika

Latin Amerika’da yeni otoriteryanizm, 1950’li yıllarda yabancı sermayenin Latin Amerika’ya girmesi sonrasında gerçekleşti. Sanayileşme ve yabancı yatırım sürecinde devletin denetim ve müdahale gereği sonrasında otoriter rejim, Güney Amerika’da yani Latin Amerika’da tercih edildi. 1950’li yıllarda yabancı yatırımcıların pazar arayışına girmesi, Latin Amerika siyasetini derinden etkiledi. Metropolde üretilen mallara Üçüncü Dünya ülkelerinde pazar yaratma çabası, yeni otoriteryanizm fikrinin siyasal bir zemin bulmasını sağladı. Sanayi kalkınma evresi boyunca varlığını sürdüren demokratik temsili rejim, ordu ve kamu bürokrasisi teşkilatlarının eyleme gemesine neden oldu. Bağımlı devletin demokratik olmayan özü ortaya çıktı. Bu demokratik olmayan özün sonucunda devlet kapitalizmi ve bürokratik otoriteryanizm doğdu. Latin Amerika’da askeri darbeler bir virüs gibi tüm kıtaya yayıldı.

Latin Amerika’da yeni otoriteryanizm, 1950’li yıllarda siyasetin önemli bir unsuru haline geldi. 1950’li yıllarda Batı Avrupa ve Kuzey Amerikalı yatırımcıların yeni pazar ve yatırım arayışları, hem siyaset hem ekonomiyi derinden etkiledi. Sınai yatırımları ve yabancı sermaye ile birlikte siyasette otoriter bir zemin oluştu. Kıtada devlet mekanizması, yeni ekonomik gelişmeleri denetleme ve müdahale etme gereği duydu. Halkçı politikalardan ziyade sermayeye dayalı politikaların tercih edilmesi, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer metropol devletlerin de çıkarlarına uygundu. Latin Amerika’da askeri darbeler bu dönemde kıtada hüküm sürdü. Üçüncü Dünya ülkeleri arasında askeri darbelere en fazla sahne olan bölge, Güney Amerika ülkeleri oldu. Devlet kapitalizmi ve bürokratik otoriteryanizm tüm kıtada hüküm sürdü.

Brezilya’da sömürgecilik ile savaşa hazırlık süreci

Yeni otoriteryanizm

1950’lerle başlayan yabancı sermaye girişi, kıtada siyasetin yeniden şekillenmesine neden oldu. Temsili demokrasiler sık sık sekteye uğradı. Güney Amerika pazarında ekonomiyi canlandırmak için toplumsal sınıfların siyasete katılımını sekteye uğratarak, sermaye odaklı siyasal yapılar tercih edildi. Yeni otoriteryanizm süreci boyunca sivil toplum örgütleri ve sendikalar baskı altında tutuldu. Devlet ve vatandaş arasında bir ayrım meydana geldi. Devletin çıkarları ile vatandaşların çıkarları uyuşmadı. Bu dönem boyunca sermaye birikimi ve üretim yapısı arasında karışık bir ilişki kuruldu. Yabancı sermaye yatırımlarına ön ayak olan devletler, aynı zamanda iç pazarda devlet yatırımları ve denetimini güçlendirdi.

yeni otoriteryanizm

yeni otoriteryanizm

Yeni sanayileşme modeli, toplumsal maksatlı kamu harcamalarının ve kitlesel siyasal katılımın artması yönünde halktan baskı gelmesine neden oldu. Toplumda doğan bu talepler ise Güney Amerika’nın kanayan yarası olan popülizmin yükselmesine toplumsal altyapı oluşturdu. 1950 ve 1960’lı yıllarda değişen iktisadi koşullarla birlikte geçmişte marjinal olarak algılanan toplumsal tabanlar siyasette etkin olabilme talebi ile ortaya çıktı.

Penisli Yargı ve Hakim Olamayan Avukatlar

Askeri darbeler

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Güney Amerika’da ulus kimliklerinin belirginleşmesi, kıtada halk hareketlerini tetikledi. Halk hareketleri bu dönemde meşru taban buldu. Elbette halk hareketlerinin artması, siyasete müdahale için hazır olan askeri ve sivil bürokrasiyi harekete geçirdi. Ekonomik kalkınma ve yatırımları sürdürebilir kılmak kılıfının arkasına saklanarak askeri darbeler yapıldı. Cuntalar ile yönetilmeyen ülkeler ise teknokrat yönetimler ile Soğuk Savaş sürecini geçirdi.

yeni otoriteryanizm

yeni otoriteryanizm

Güney Amerika’da 1964 ve 1976 arasındaki yıllar askeri darbeler ile geçti. Brezilya, Peru, Uruguay, Şili ve Arjantin‘de askeri cunta rejimleri kuruldu. Ancak bu askeri darbeler geçmişteki caudillo denilen askeri diktatörlüklerden farklı özelliklere sahipti. 1920 ve 1930’lu yılların Avrupa faşizmiyle de büyük farklılıklar gösteriyordu. Latin Amerika’daki yeni cunta rejimleri, ekonomik verimlilik, ulus ve toplumsal düzen adına toplumu “depolitize” etme üzerine kuruluydu. Yeni kıtadaki bu rejimler için teknokratik terörizm ifadesi kullanılabilir. Latin Amerika’daki yeni otoriteryanizm modelini devlet kapitalizmi modeli ve bürokratik otoriteryanizm modeli olarak ikiye ayırmak gerekiyor.

Evimizdeki Konsomatris

Devlet kapitalizmi modeli

Üçüncü dünya ülkelerinde üretimin artışında önemli bir rolü olduğu iddia ediliyor. Devlet kapitalizmi modeli içerisinde zayıf bir burjuvazi varlık gösteriyor. Dışa bağımlı halde olan devlette burjuvazinin de zayıf olması nedeniyle ekonomide devlet genişleme politikası uyguluyor. Devletin etkin olduğu bu modelde sermaye birikimi daha yavaş gerçekleşiyor. Örneğin devletin pazara sunduğu sanayi yatırımında ara ürün tedariki ile burjuvazi sermaye birikimini sağlayabiliyor.

yeni otoriteryanizm

yeni otoriteryanizm

Ekonomide etkin olan devlet, siyasette de etkin bir rol oynar. Siyasette toplumsal tabanlar yeteri kadar temsil edilemez. Devlet, üretim ve lojistik ile ilgilenmekle kalmıyor. Aynı zamanda bağımlı olunan devletler ile ilişkileri düzenliyor. Yabancı yatırımcıların hoşnut edilmesi için denge politikası uyguluyor. Bu rejimlerde devlet ve vatandaş arasında duygusal bağ zayıflar ve kitle hareketleri sık sık baş gösterdi.

Pablo Escobar ve Kolombiya

Bürokratik otoriteryanizm modeli

Fernando Henrique Cardoso ve Enzo Faletto tarafından sınıf mücadelesine dayandırılan modeldir. Bürokrtik otoriteryanizm Cardoso tarafından bu şekilde açıklanır:

Aşırı oligopolleşmiş ve ulus-aşırı olmuş bir burjuvazinin üst kesimlerine tabi olan sınıfsal yapının sürdürülmesini ve bu sınıfsal yapı aracılığıyla sürdürülen hakimiyetin örgütlenmesini ve garanti altına alınmasını sağlar.

Bürokratik otoriteryanizm modelinde devletin adaleti sağlaması konusunda sorunlar yaşandı. Ulusal büyük sermayeler ve yabancı şiketleri kayırmak amacıyla yönetimi elinde bulunduran teknokrat yönetim, yurttaşların devletin üst kademelerine ulaşmasını engelledi. Teknokrat rejim, siyasi partiler ve örgütlerin devlete ulaşmasına engel oldu. Latin Amerika’da bu yönetimler baskı rejimleri olarak anılıyor.

yeni otoriteryanizm

yeni otoriteryanizm

Güney Amerika’daki bu rejimlerde devlet ve sivil yaşam arasında keskin bir ayrılık yaşandı. Ulusal ve yabancı sermaye devletin meşruiyet kaynağı oldu. Beyaz yakalıların iyileştirilen ekonomik koşulları rejimin ayakta kalmasının toplumsal teminatı oldu. Ekonomik büyüme rejime ulusal ve uluslararası meşruiyet kazandırdı. Topluma yansımasa da ekonominin büyümesi, rejimin bir süre de olsa sürdürülebilir olmasına temel oluşturdu.

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken yazılar:

Kürdistan mı tehlike yoksa Kürdistan hayali mi

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor

Hey taksi!

Herkes Dergisi yayınevlerine ilk yazarını çıkarttı