Herkesin Dergisi

Yahudi Cemiyeti, Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü

1930’lu yıllar Yahudiler için oldukça zordu. Özellikle, Avrupa’da Yahudi karşıtı söylemler yerini fiziki saldırılara ve tehditlere bırakmıştı. Türkiye’de Yahudi karşıtlığı gelişmeye başlasa dahi Avrupa ülkelerindeki boyuta ulaşmamıştır. Avrupa ülkeleri, özellikle Almanya, Yahudileri farklılaştırmak, ayırmak ve kovmak istiyordu. Türkiye ile  arasındaki en keskin fark da budur. Türkiye, Yahudileri Türkleştirmek ve kültürel bütünleşme beklerken, Avrupa ülkeleri yönetim ve toplumla bütünleşmiş Yahudileri ayrıştırmak istiyordu. 1934 atmosferinde değerlendirildiğinde Türkiye’nin tutumu diğer Avrupa ülkelerine göre daha yumuşak olarak değerlendirilir.

Turancılar tarafından pompalanan anti-semit düşünce, Kemalizm’in arkasına saklanmış durumdaydı. Farklılıkları devlet tarafından kaygıyla izleniyordu. Nitekim, ilerleyen dönemlerde Turancı ve Türkçülere karşı ağır yasal yaptırımlar uygulanmıştır. Anti-semit kesim tarafından Kemalizm ideolojisi, paravan olarak kullanıldı. Hatta, 1934 Trakya Olayları’nın devlet desteğiyle olduğu algısı yaratıldı ve dönem için büyük bir algı yönetimi gerçekleştirildi. Oysa, Trakya Olayları’nda İsmet İnönü saldırganlara karşı sert bir tutum sergilemiştir. “Yahudileri İsmet İnönü’den Mustafa Kemal Atatürk kurtardı” algısı yaratıldı. Bu algı, birçok Yahudi tarafından da benimsendi. Türk toplumu gibi, Yahudi cemiyeti de bu algının etkisi altında kaldı.

Avrupa’da Yahudiler anti-semit akımlarla mücadele ediyorken, Türkiye Yahudileri ise özellikle Batı Anadolu’da anti-semit yayınlar ve Almanya etkisindeki ırkçı propagandalar ile başa çıkmaya çalışıyordu. Tam da bu dönemde, Türkleştirilmek istenen Kürt nüfusun Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yoğunlaşmış olmasına çözüm olarak Mecburi İskan çıkarıldı. Devlet gerekli gördüğünde göçe zorlayabilecekti. 14 Haziran 1934’te, yani Yahudi karşıtlığının zirve yaptığı bir dönemde kanunu çıkması, doğal olarak Yahudi cemiyetinde tedirginliğe neden oldu. Batı illerinde kanunun Yahudiler için çıkarıldığı algısının oluşması, yerel yetkililerin anti-semit hareketlere kayıtsız kalmasına neden oldu.

4 Temmuz 1934’e kadar hükümetin saldırılara kayıtsız kalması ve yerel yetkilileri bu hususta ciddi manada uyarmaması ve müdahale etmemesine akılcı bir açıklama getirilemiyor. Diğer azınlıklar gibi, Yahudileri de dizginleyebilmek ve uyarı anlamında sessiz kalınmış olması ihtimal dahilinde. Ancak, Trakya Olayları hükümeti korkutmuş olmalı ki, o dönemden sonra anti-semit akımların aleyhinde açıklamalar daha da sıklaştı. Sık sık Yahudi cemiyetinin Türkiye’ye sadakati ve Türkiye’ye katkıları anlatıldı. CHP’nin yayın organı Ulus Gazetesi, bu konuda özellikle hassasiyet gösterdi. Yahudi mültecilerin dahi Türkiye çıkarları için canla başla çalıştığı Hüseyin Cahit Yalçın tarafından vurgulandı. Anti-semit yasa tasarıları sunan Sabri Toprak, hem CHP hem Ulus Gazetesi tarafından ayıplandı.

“Mustafa Kemal Atatürk Yahudileri koruyor, İsmet İnönü Yahudi karşıtı” algısının altının boş olduğunu anlamak için çok süre geçmesine gerek kalmadı. 1938’de 1. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatı sonrası İsmet İnönü Cumhurbaşkanı oldu, Başbakan Celal Bayar ise yerini Refik Saydam’a bıraktı. Ancak, Yahudi karşıtlarına karşı engelleyici tutum aynı şekilde İsmet İnönü döneminde de devam etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatı ve liderlerin değişmesi, Yahudi cemiyeti açısından herhangi bir değişime sebep olmadı. 2. Dünya Savaşı’nda Cumhurbaşkanı İnönü’nün “Türkiye, kuvvetlilerin zayıfları yutmasına müsaade edemez” açıklaması unutulmamalıdır.

İsmet İnönü, medya tarafından ilerleyen yıllarda Nazi sempatizanı olarak gösterilse de, savaşta böyle bir tutum sergilememiştir. Almanya, Türkiye’ye Ege’de toprak vaat etti. Sebebi ise Almanya’nın Irak, İran ve Afganistan’a Türkiye üzerinden ulaşma gayesini gerçekleştirebilmekti. İnönü yönetimi, her ne pahasına olursa olsun bu talebe olumsuz yanıt verdi. Türkiye’nin bu tavrı, uzun vadede Orta Doğu’nun İngiliz ve Fransız etkisinde kalmasını sonrasında ise ABD’nin bölgeye müdahil sağladı. Almanya ile dostluk paktı imzalandı ama bu anlaşmada dahi İngilizler ile yapılan anlaşmaların taahhütlerinin devam ettiği vurgulandı. İnönü yönetimi, medyanın ve bazı akademik çevrelerin bahsettiği gibi Almanya’ya imtiyazlar tanımamıştır ve Türkiye’deki Yahudi cemiyetinin de can ve mal sağlığının güvencesini muhafaza etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü, Yahudi Cemiyeti konusunda özellikle Trakya Olayları sonrasındaki yıllarda titiz davranmıştır.