Türkiye - Rusya - İran ilişkisi

Türkiye – Rusya – İran Üçgeni

Orta Asya ve Orta Doğu’da etkin bir rol oynamak isteyen üç devletin de zaman zaman ortak çıkarları ve aralarında mücadeleler uzun süre devam etti. 2015 itibari ile hala da devam ediyor. 1. Dünya Savaşı ve sonrasında İran’da Rus etkisi hissedilmiştir. Özellikle Şah Rıza döneminde İngiliz ve Rus etkisi hissediliyordu. 2. Dünya Savaşı sonrasında İran üzerinde İngiliz ve Rus etkisi azalırken, deyim yerindeyse adeta bir ABD uydu ülkesi haline geldi. Türkiye – Rusya – İran Üçgeni incelenirken 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD faktörü yok sayılamaz.

Şah Rıza’nın hocalara karşı sert tutumu ve onları medreseye kapatması, İran’da laik anlayışın yeşermesinin önündeki en büyük engel olmuştur. İran Devrimi’nde hem baskılar, hem de İran yönetiminin ABD yanlısı politikaları toplumda ABD’ye karşı büyük bir nefret oluşturdu. Bu nefret ilerleyen yıllarda İran’ın hem iç, hem dış politikasında belirleyici bir etken oldu. İran’da radikal görüşlerin güçlenmesinde ABD nefreti önemli bir faktördü. Tıpkı Orta Doğu’da İngiliz etkisine karşı oluşan nefretin bölge dinamiklerini etkilemesi gibi.

Orta Doğu’da Irak’ın ABD’den uzaklaşarak Rusya ve eski düşmanları İran ile yakınlaşmasının da sebebi toplumda son 20 yılda oluşan ABD düşmanlığı oldu. Orta Doğu’da İngilizlerin çekilmesinin en önemli sebeplerinden birisi İngilizlere karşı Orta Doğu halklarının direnç göstermesi ve İngiliz imajının zedelenmesiydi. Yakın zamanda Orta Doğu’da ABD’nin etki alanı zayıflayacak. Keza, Orta Doğu’da son zamanlarda gergin bir dönem yaşanmasının sebebi de dengelerin değişiyor olması.

Suriye’de Rusya’nın diretmesi, Irak’ta ibrenin Rusya’ya doğru dönmesiyle beraber Rusya – İran – Irak – Suriye dörtlüsü ile Türkiye çevrelenmiş oldu. Bu durum ileride Türkiye’nin ibrenin isteyerek veya istemeyerek Rusya’ya doğru dönmesine neden olacaktır. İbrenin Rusya’ya dönmemesi durumunda Türkiye’nin ekonomik açıdan daralma yaşaması ve Kürt Sorunu’nda elinin zayıflamasına neden olacaktır.

Türkiye - İran ilişkileri

Erdoğan ve Ruhani görüşmesi

İran’a karşı ambargonun kaldırılıyor olması, Batı ülkelerinin İran’a karşı bakış açısının değişmesi ile ilgili değil. Aksine, İran’ın Batı’ya karşı daha ılımlı olması gerektiği görüldüğü için ambargolar kaldırılıyor. Türkiye’nin ABD eksenli politikalarının kırılması ve dengeli bir Dış Politika izlemesi akılcı olan yol olarak beliriyor. İhraç ürünlerini çoğunlukla komşu ülkelerine satan Türkiye için güçlü bir çekim noktası oluştu. Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesi sonrası Rusya’dan evvel NATO ile iletişime geçmesi Rus cephesinde tepkiye neden oldu. Rus cephesine göre, Türkiye’nin Rusya’dan evvel NATO ile iletişime geçmesi Putin’in Erdoğan ile ipleri koparmasının sebebi oldu.

NATO’nun ve dolayısıyla ABD’nin Türkiye’nin arkasında durmamasına OBAMA’nın bizi ilgilendirmiyor, Türkiye ile Rusya arasında bir mesele açıklaması sonrasında Türkiye açısından Dış Politika’da yeniden yapılanma döneminin başlangıcı olabilir. 1964’te Johnson Mektubu, Türkiye’nin ABD eksenli politikalardan uzaklaşmasına ve merkez-kaç politikası izlemesine neden oldu. Türkiye, bir kez daha Batı tarafından hayal kırıklığına uğratıldı ve yine çok kritik bir noktada yalnız bırakıldı. İlerleyen dönemde Türkiye’nin Rusya, İran ve Suriye’ye karşı direnci kırılacaktır.

Türkiye Rusya İran ilişkisi

Putin ve Ruhani görüşmesi

Bugün Türkiye ile Rusya’nın savaş eşiğinde olduğu dillendirilse de, kısa ve orta vadede Türkiye’nin ABD ekseninden Türkiye – Rusya – İran Üçgeni kurulmasına doğru Türkiye’nin gideceği söylenebilir. Bugün yaşanan gerginlik Türkiye’nin hayal kırıklığı ile ilişkilidir. İlerleyen dönemde birçok siyaset bilimcinin aksine Rusya ile savaş beklemiyorum. Aksine daha sıcak bakıyorum ve Rusya ile ilişkilerin hızlı bir şekilde düzeleceği kanısındayım. AK Parti’nin iktidarını devam ettirebilmesi için ekonomik kalkınma ve istikrar gerekli ve bunun için Rusya ile iyi ilişkiler geliştirmek Türkiye’nin neredeyse tek çaresi olarak masanın üzerinde duruyor.