Türkiye İran ilişkileri

Türkiye İran ilişkileri

Türkiye İran ilişkileri, tarihsel bir rekabete ve coğrafi bir kader ortaklığına dayanıyor. Moğol istilasında da, Bizans egemenliğinde de aynı kaderi paylaştılar coğrafi konumları nedeniyle. Türkiye ve İran, İslam coğrafyasında tarih boyunca lider olabilmek için rekabet içerisinde oldular. Şia, Caferi ve Alevi toplumlar için İran tarih boyunca bir çekim merkezi olmuştur. Türkiye, İran’a karşı koruma içgüdüsü ile bir refleks geliştirdi. Ancak Orta Doğu’da yaşanan iç savaşlar ve Hristiyan Avrupa ve ABD’nin Orta Doğu’ya etkisi her iki ülkeyi de beraber hareket etmeye zorlamıştır. Suudi Arabistan ve Mısır, Katar politikaları ile Türkiye ve İran ilişkilerini olumlu yönde etkilemiştir.

Türkiye İran ilişkileri tarih boyunca temkinli bir şekilde ilerlemiştir. İran’da yaşayan Türkler için Türkiye çekim merkezi olamadı. İran’da Türk nüfusunun Türkiye ile mezhepsel farklılığı, İran’daki Türk nüfusun İran’a sadakatini güçlendirmiştir. Ancak Türkiye’deki Alevi ve Şii nüfus için İran, kültürel bir çekim merkezi olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde Pir Sultan Abdal‘ın infaz edilmesi de İran’ın çekim merkezi haline gelmesi ile ilişkilidir. Nitekim “açılın kapılar şaha gidelim” sözleri, bu atmosferde Türk edebiyat tarihindeki yerini almıştır. Türkiye ve İran son senelerde yakınlaşma yaşıyorlar. Orta Doğu’da Beşar Esad‘ın varlığı dışında Türkiye ve İran’ın fikir ayrılıkları çok azdır. Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğü, Filistin sorunu ve Katar krizi gibi meselelerde Türkiye ve İran aynı safta yer almıştır. Suudi Arabistan’ın Katar’a karşı saldırgan tutumu, Türkiye İran ilişkileri açısından olumlu bir etki yaratmayı başarmıştır.

PKK sorunu ve 28 Şubat süreci

Türkiye ve İran, ayrılıkçı Kürt ayaklanmaları konusunda da ortak kaderi paylaşmaktadır. Geçmişte bu tehdit, dış politikada koz olarak kullandı. Ancak son yıllarda her iki ülkede birbirine ayrılıkçı Kürt hareketleri konusunda herhangi bir engel çıkartmıyor. İran’ın anti-Amerikancı politikaları ve ideoloji ihraç etme anlayışı, Türkiye’nin 1980 ve 1990’lı yıllarda İran’a korku ile yaklaşmasına neden oldu. Türkiye, İran’daki gelişmeler nedeni ile muhafazakar kesime karşı bir refleks geliştirdi. Bu refleksin sonucunda ise 28 Şubat süreci yaşandı.

Türkiye İran ilişkileri

Türkiye İran ilişkileri

İran’a uygulanan haksız ambargonun kaldırılması

Dünya üzerinde nükleer bomba kullanan yalnızca Amerika Birleşik Devletleri olmasına rağmen Amerikan merkezci bir dış politika seyretmeyen her ülkenin nükleer çalışmalarını ve güvenlik kaygılarını terörizm olarak algılaması, İran’ın uzun yıllar ekonomik ambargo altında yaşamasına neden oldu. Nitekim, İran’da devrim ideolojisinin yumuşayamamasında İran’a uygulanan haksız ambargonun önemli bir rolü oldu. Obama döneminde İran’a ekonomik ambargonun kaldırılması, İran’ın güvenlik kaygısını azaltmıştır. Yatırım konusunda büyük bir pazara sahip olan İran, Türk işadamları için önemli bir pazar haline geldi. Türkiye’nin komşusu ve kader ortağı İran ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmesi, Türk ekonomisinin gelişmesinde önemli bir rol oynayabilir.

İran’ın nükleer çalışmaları, hiçbir komşu için tehdit değildir. İran’ın Amerika kıtasında işbirliği içerisinde olduğu bir ülkenin olmamasından dolayı ABD açısından da gerçekçi hiçbir tehdit söz konusu değildir. ABD’nin uluslararası ekonomi ve uluslararası siyasette önder olma gayesi dışında hiçbir konuda bir rahatsızlık söz konusu olamaz.

ABD ve nükleer saldırı

ABD, nükleer saldırı konusunda sabıkalı bir ülke olduğu için dünya üzerinde nükleer çalışmaları sınırlandırılması gereken ilk ve belki de tek ülke ABD’dir. Humeyni döneminde Irak’ın İran’a karşı savaşçı tutumu ve savaşın kazananının olmaması, Orta Doğu’da belirsizlikleri arttırmıştır. Humeyni rejiminin korumacı anlayışının güçlenmesinde ABD’nin ve Amerikan merkezci Orta Doğu devletlerinin tutumu kritik bir rol oynamıştır.

İbrahim Reisi tarzı katı politikaların alıcı bulabilmesinde İran’ın yaşadığı ABD tehdidi önemli bir rol oynuyor. İran’ın rejimi yumuşatabilmesi için Türkiye, Katar, Azerbaycan, Rusya ve Irak gibi komşularının yaklaşımları kritik bir önem taşıyor.

Türkiye İran ilişkileri

Türkiye İran ilişkileri

Katar krizinde Türkiye ve İran’ın tutumu

Katar’ın Orta Doğu’da Filistin’de Hamas’ı ve Kuzey Afrika’da Müslüman Kardeşler’i desteklemesi, Suudi Arabistan ve Mısır tarafından terör örgütüne destek olarak algılandı. Oysa Mısır’da Katar’ın ve Türkiye’nin desteklediği Mursi, halkın oyları ile seçilen bir Cumhurbaşkanı’dır. Mısır’da Mursi yönetimi, Amerikan merkezci Sisi askeri darbesi ile devrilmiştir. Darbe ile indirilen Cumhurbaşkanı Mursi’yi desteklemek değil, mili irade düşmanı darbeci Sisi yönetimini desteklemek iç işlere karışmak ve teröre destek vermektir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkelerin Katar‘a karşı savaşçı tutumu, Türkiye İran ilişkileri açısından olumlu bir birliktelik yaratabilir. Terör örgütlerine destek konusunda ise Avustralya – Suudi Arabistan futbol müsabakasında IŞİD saldırısında ölenler için saygı duruşuna Suudi sporcuların katılmaması ciddi bir tezatlıktır.

Türkiye, İran ve Rusya, Katar krizinde benzer bir tutum sergiledi. İbn-i Haldun’un dediği gibi “coğrafya kaderdir“. Üç ülke de coğrafi nedenlerin de etkisi ile aynı noktada buluşmak zorunda kalmıştır. Türkiye ve İran, karşılıklı arzu ile değil, ortak çıkarlar nedeni ile aynı çizgide buluşmaya başlamıştır. 15 Temmuz Darbe Girişimi, Suriye’de Kürt hareketinin IŞİD’e karşı desteklenmesi gibi konular Türkiye’yi ABD konusunda İran ve Rusya’ya yakınlaştırmıştır.

Türkiye İran ilişkileri, her iki ülkenin coğrafi kaderleri ve politik çıkarları nedeni ile gelişim göstermek zorunda. İlerleyen süreçte Türkiye’de bir askeri darbe ile yeniden Amerikan merkezci bir politika iktidara gelmez ise Türkiye İran ilişkileri 1979’dan bu yana hiç olmadığı kadar derinleşecek. Elbette iki komşu arasında ilişkilerin gelişmesinde İran’ın uzun süredir ideoloji ihracı politikasından vazgeçmesinde önemli bir paya sahip. Türkiye’nin güvenlik tehdidi yaşamaması ve ekonomik bağların güçlenmesi, ilişkilerin gelişmesinde önemli bir etken olacak.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

Şüpheli terör saldırıları mağdurları Türkiye, Almanya, İngiltere

Yeni Orta Doğu’da Bölgesel Güç Olmak

İran ve Suudi Arabistan İlişkisi