Yahudiler

Türkiye Cumhuriyeti’nde Yahudiler

Türkiye Cumhuriyeti’nde Yahudiler azınlıklar arasında devlet ile ilişkisi güven içerisinde gelişen cemiyet olmuştur. Yahudi cemaati, Türkiye’de zaman zaman sıkıntılar yaşasa da sorunların odağı Türkiye Yahudileri olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti ve gayrimüslim azınlıklar için 1923 ile 1927 yılları arasındaki ilk beş yıllık dilimde büyük güven sıkıntıları yaşadı. 1927 ile 1933 yılları arasında ise azınlıklara karşı politikalar daha ılımlıydı. Yahudiler, Anadolu’nun işgali döneminde Müslüman haklar gibi baskı altında kalmıştır. Gayrimüslim azınlıklar arasında işgal sürecinde zarar gören tek millet Yahudiler oldu diyebiliriz.

Türkiye ile Yahudi halkın iletişimi ve ilişkisini 1922’nin Eylül ayından itibaren incelemekte fayda var. Eylül 1922’de Yahudilerin yaşadığı bölgeler işgal kuvvetlerinden temizlenmiş ve yeni rejimin kontrolüne girmiştir. O dönemde Yahudi nüfusu, İstanbul, Trakya, İzmir ve Batı Anadolu‘da yaşıyordu. İşgal sürecinde Yahudiler işgalci kuvvetlerin karşısında yer almıştır. Yahudiler genellikle İstanbul hükümeti, Kemalistler, Çerkez Ethem, Yeşil Ordu ve hala İttihat ve Terakki’ye bağlı mücadele veren gruplara maddi ve manevi destek vermiştir. Anadolu’da açlık ve sefalet ile mücadele konusunda dünya genelindeki Yahudiler ile iletişime geçip yardım gelmesini sağlamışlardır. Türkiye Yahudiliği, Anadolu kültürü ile etkileşim ve uyum konusunda hiçbir dönem sıkıntı yaşamamıştır.

Türk Yahudiliği ve Kemalizm

Anadolu’da Yahudiler

Anadolu’da Yahudi nüfusu, yüzlerce sene boyunca Osmanlı Devleti ile hiçbir idari sorun yaşamadan varlığını sürdürmüştür. Zaman zaman siyasi baskılar hissetseler de Anadolu’da devlete aidiyet konusunda sıkıntı yaratmamıştır. Osmanlı Devleti yıkılırken de Yahudi nüfus, Anadolu halkının yanında yer almıştır. Türkiye’nin kuruluşunda Yahudi unsuru dikkat çekiyor. Örneğin, Yunanistan’ın Anadolu’nun işgalini isteyen Rum nüfus ve Rusya işgalini talep eden Ermeni nüfusa rağmen Yahudi nüfus Türk nüfusun yanında yer almıştır. Bu nedenle, Yahudiler Rumlar ve Ermeniler tarafından baskı altına alındı.

İşgal döneminde Yahudi nüfus büyük zarar görmüştür. Yahudi kurumları ve temsilcileri, Türk devletinin çıkarlarına yönelik hizmet etmiştir. Anadolu’nun işgalden kurtulması için çaba sarf etmiştir. Yahudi nüfusu, bilinçli bir şekilde çok zengin olarak algılatıldı. Ancak Anadolu’da Yahudiler kesinlikle bahsedildiği gibi varlık içerisinde yüzen insanlar değildi. İşgal süreci boyunca İngiliz ve Yunan işgalciler ile Yahudi toplumu arasında ayrılık söz konusuydu.

Yahudiler

Yahudiler

 

Yahudilerin tüm özverilerine ve yardımlarına rağmen zaman zaman Türk milislerin hedefi olması gibi bir durum söz konusu oldu. Yahudilerin hedef haline gelmesi dahi Türkler ile çatışma içerisine girmesine neden olmadı. İstanbul, işgalin merkezi halinde olduğu için İstanbul’daki Türk nüfusu gibi Yahudi nüfusu da işgalin zararını en az yaşayan topluluk oldu. Ancak Batı Anadolu’da yaşayan Türkler gibi Yahudiler de işgali çok sert bir şekilde hissettiler.

Yahudi Cemiyeti, Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü

15 bin Yahudi tüm mallarını kaybetti

Anadolu’nun işgali sürecinde Türkler gibi Yahudiler de büyük zarar gördü. Yahudi nüfusunun az olması göz önünde bulundurulduğunda 15 bin Yahudi’nin tüm mal varlığını ve evlerini kaybettiği düşünüldüğünde oldukça büyük bir kayıp olduğu anlaşılabilir. Yahudi toplumu işgale karşı çıktığı için Türkler gibi mallarını ve evlerini kaybetti. İşgal altında evlerini kaybeden Yahudi toplumu, İzmir’e sığınmak zorunda kaldı. Aydın, Denizli ve Nazilli‘de Yahudi nüfus tamamen yok oldu.

Yahudiler

Yahudiler

Anadolu’nun işgali sürecinde Yahudi toplum dışındaki tüm azınlıkların zarar yaşamaması göz önüne alındığında, Türkler ile Yahudilerin işbirliği içerisinde olduğu anlaşılabilir. Yahudi nüfusunun sadakati ilerleyen yıllarda Türkiye’nin Yahudi nüfusu sahiplenmesi ile neticelendi. Avrupa’da yükselen ırkçılık nedeniyle milyonlarca Yahudi evinden ve canından olurken, Türk pasaportu olan Yahudiler canlarını kurtarmayı başarmıştır. Hatta Türk Dışişleri Bakanlığı, Avrupa’daki Türk pasaportlu Yahudileri kurtarabilmek için faşist Avrupa ülkeleri ile restleşmeye varan pazarlıklar yapmıştır.

Türk Yahudileri

Anadolu’da Türk Yahudileri ekonomik açıdan büyük sıkıntılar içerisindeydi. Yahudilerin mallarına el konulmuştu ve İngiliz sigorta şirketleri, Yahudilerin mallarının ödemesini yapmama kararı almıştı. İstanbul’da açlık ile mücadele eden çocukların doyurulması için Yahudi toplumu seferber oldu. Yahudi Öksüz Kurumu, 1922 ve 1923’te İstanbul’da 1500 çocuğa yemek ve giyecek yardımı yaptı. Irk  veya din ayrımı yapılmadan İstanbul’daki çocukların ihtiyaçları tüm dünyadaki Yahudilerin yardımı ile karşılandı. Anadolu’nun işgali döneminde Türk Yahudiler sayesinde dünyada Yahudi lobisi de Türkler lehine lobi faaliyeti yürüttü. Alliance, Türkiye’nin kurulması için destek verdi ve Türkiye’deki Yahudilerin yurtsever duruşuna destek verdi.

Osmanlı Devleti’nin ordusunda Yahudiler görev alma konusunda hiçbir çekinge göstermedi. Kendilerini ait hissettikleri devletin bekası için mücadele verdi. Bene Berit Derneği, American Jewish Joint Distribution Committee (Joint), Anadolu’da her gün 6000 yoksula sıcak yemek verdi. İşgale direnişte Türkiye’deki Yahudilerin büyük katkısı oldu. Elbette her milletten olduğu gibi Yahudiler içerisinde de işgal nedeni ile yurtdışına gidenler oldu. Hatta içlerinden bazıları umudunu kaybeden zengin Yahudilerdi.

Yahudi Cemiyeti ve Türkiye’de Devrimler

Cumhuriyet döneminde Yahudi tüccarlar

Cumhuriyet dönemine dek Yahudiler büyük zulüm gördü tıpkı Türk nüfus gibi. Ancak Anadolu’nun işgalden kurtulması sonrasında Rum ve Ermeni nüfus, sabıkalı durumuna düştü. Bu nedenle, Ermeni ve Rumlar ticari açıdan etkisiz hale geldi. Ermeni ve Rumların bıraktığı sektörlerde Yahudiler başarı ile hizmet verdiler. Bu yüzden, 1920’li yıllarda Yahudi tüccarlar ekonomik açıdan olumlu bir süreç geçirdi.

Yahudiler

Yahudiler

1920 ve 1930’lu yıllarda Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında Yahudi işadamlarının önemli bir rolü oldu. 1940’lı yıllarda ise Türk Yahudi toplumu, Avrupa’daki başarılı Yahudi bilimadamlarının Türkiye’ye gelmesinde önayak oldu. Bu atılım ise Türkiye’nin akademik temellerinin atılması olarak kabul edilebilir. Varlık Vergisi döneminde Yahudiler ekonomik açıdan zarar gördü ama Türkiye’ye küsmediler. Varlık Vergisi dahi Yahudilerin Türkiye aleyhinde çalışmasına neden olmadı.

Theodor Reik kitabı aşk ve şehvet üzerine

Türkiye’de ırkçılık ve Yahudiler

1930’lu ve 1940’lı yıllarda dünyadaki ırkçı siyasetler zaman zaman Türkiye’de de etkisini gösterdi. Medyada Hüseyin Cahit Yalçın ve Hüseyin Nihal Atsız gibi Alman kaynaklı gazeteciler Anadolu’daki Türkler üzerinde etki etti. Her iki isim de sık sık Anadolu’daki Yahudileri düşmanlıkla ve korkaklıkla suçluyordu. Anadolu’da Yahudilerin Ladino konuşuyor olmaları ırkçılar tarafından tepki çekmişti. Oysa Yahudilerin resmi dilin Türkçe olması konusunda hiçbir itirazı olmadı. Hatta diğer azınlıklardan önce Türkçe konusunda atılımlar yaptılar. Ladino yanında Türkçe de öğrenmeye ve Türkçe isimler kullanmaya başladılar.

Faşizmin doktrini ve faşist ideolojinin doğuşu

Trakya Olayları

Medyadaki ırkçı rüzgar ve işgüzar yerel yöneticiler nedeni ile Trakya’da Yahudiler büyük bir acı yaşamıştır. Birçok Yahudi öldürüldü ve malları yağmalandı. Trakya Olayları’nda Trakya’da yayınlanan Alman faşistler tarafından finanse edilen medya organları önemli bir rol oynadı. Trakya’da olayların önüne geçilmesi konusunda Türkiye’nin kayıtsız kalması ve geç müdahale etmesi, Yahudi nüfusun bölgeden ayrılmasına neden oldu.

Modern liberalizm ve modern liberalizmin özellikleri

Yahudiler ve Lozan etkisi

Lozan’da gayrimüslimlerin edindikleri haklar nedeni ile, Türkiye’de azınlıklara şüpheli gözle bakılmaya başlandı. 10 sene evvel Türkiye’nin Rum ve Ermeni nüfus ile yaşadığı sorunlar üzerine bu hakların gelmesi, devletin kimyasını etkiledi. Türkiye, azınlıkların haklarından kendi istekleri ile feragat etmesini talep etti. Ermeni ve Rumlar bu taleplere kayıtsız kaldı. Ancak Yahudiler Lozan’da kazandıkları haklardan kendi istekleri ile feragat etti.

Yahudiler

Yahudiler

Türkiye’de Yahudiler Türklerden bir farkları olmadığını ve imtiyazlara sahip olmalarına gerek olmadığını savundu. Ancak bu tutumları dahi ırkçıların tepkisini çekti. Yahudiler ile Türklerin bir olmadığını savunan ırkçılar çıktı. Hatta Yahudiler haklarından feragat etmesinde korkaklık faktörünün olduğu dile getirildi. Oysa bu talep Türk tarafından gelmişti ve devlete bağlılık gereği bu çağrı olumlu karşılanmıştı. Hain ve korkaklık olarak iki seçenek sunuldu Yahudilere. Yahudiler ise yurtsever bir tavır takınarak korkak denmeyi tercih etti.

Sosyal demokrasi ve Türkiye

Yahudi toplumu ve Avrupa

Yahudi toplumu, Avrupa’daki soydaşları ile iletişimi kesmemişlerdir. Özellikle İsviçre’deki soydaşlar ile ilişkileri çok kuvvetliydi. Türk Dışişleri ile İsviçre’deki Yahudi nüfusun temsilcileri arasında sık sık görüşmeler gerçekleşti. Görüşmeler esnasında İsmet İnönü sık sık Yahudi toplumunun sadakatinden bahsetmiştir. Lozan’da azınlıkların kazandığı haklar hakkında İsmet İnönü sık sık Yahudi toplumunu örnek olarak göstermiştir.

Yazık ki, diğer azınlıklar Yahudilerin izinden gitmediler.

İsmet İnönü

İsmet İnönü‘nün bu tavrı, Vakit Gazetesi‘ni de etkiledi . Vakit Gazetesi, Türkiyeli Yahudilerin kendilerini hala Türk saydıklarını yazdı. Avrupa’daki Yahudi topluluklar ile Türkiye arasındaki ilişkiler 2. Dünya Savaşı sürecinde de devam etti. Türkiye, Avrupa’da ırkçılıkla mücadele eden Yahudi halkları desteklemeye hiçbir zaman ara vermedi.

Vatanın gözünde Ahmet, Mehmet’le Hain Nahum arasında hiç fark yoktur.

İkdam Gazetesi başyazarı

Facebook sayfamızı takip ediniz:

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek kısa yazılar:

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi – 1

Recep ile Nadan – Bölüm 5

Friedrich Nietzsche ve faşizm