Türk Yahudiliği

Türk Yahudiliği ve Kemalizm

Yahudi toplumu, tarih boyunca büyük zulümler ile karşılaşmıştır. Yahudi toplumu yerleştikleri bölgeye uyum konusunda sıkıntı yaşamamıştır. Yahudiler gittikleri yerlere entegre olmayı başarmıştır. Türk Yahudiliği de hem Osmanlı Devleti hem Türkiye için faydalı bir halk olmuştur. Türkiye kimlik inşa sürecindeyken, Türkiye Yahudileri hiçbir sıkıntı çıkartmamıştır. Hatta, Lozan sonrasında azınlıklar konusunda kaygıya kapılan ve gayrimüslim azınlıklara karşı refleks geliştiren Türkiye, Türkiye Yahudileri konusunda sorunlar yaşamamıştır. Türk Yahudiliği ve Kemalizm uyum içerisinde olmuştur. Rejim kaygısının en az hissedildiği halk, Türkiye Yahudi toplumu oldu. Türk halkı dahi rejime direnç gösterirken, Türkiye Yahudi halkı uyum göstermek için çaba sarf etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalist rejim, Türkiye Yahudileri ile ilgili bir kaygı yaşamamıştır.

Yahudi toplumu dünya üzerindeki en uyumlu toplumlar arasındadır. Dünyanın her yerinde hayatta kalabilmeyi ve kültürel etkileşime girebilmeyi başarmışlardır. Güney Amerika, Kuzey Amerika, Batı Avrupa, Doğu Avrupa, Anadolu, Orta Doğu hatta İran‘da dahi Yahudi toplumu uyum içerisinde yaşayabilmiştir. Birçok defa Yahudi toplumu zulüm ile karşılaşmış ama hiçbir zaman tepkilerini şiddet ile göstermemişlerdir. 20. yüzyılda özellikle Avrupa ülkelerinde Yahudi toplumu büyük acılar yaşamıştır. Hatta Almanya‘da Yahudi toplumuna karşı soykırım teşebbüsü olmuştur. Türk Yahudiliği, herhangi bir Yahudi için hayatta kalabilmenin anahtarı konumundaydı.

Theodor Reik kitabı aşk ve şehvet üzerine 

20. yüzyılda Yahudi toplumu ve soykırım

Yüzlerce sene sözlü taciz olarak varlığını sürdüren anti-semitizm, 20.  yüzyılda Adolf Hitler‘in önderliğinde tüm Avrupa’da fiziki şiddete dönüştü. Avrupa’da yaşanan soykırım, 2. Dünya Savaşı sonrasında savaşta yenilen Almanya’nın üzerine yıkılmıştır. Ancak Avrupa’nın tek günahkarı ve suçlusu Almanya değildir. Tüm Avrupa bu günahın ortağıdır. Söz konusu Yahudi toplumunun can ve mal güvenliği olduğunda İngiltere, Sovyetler Birliği ve Fransa da geri kalmıyordu. Hatta Fransa’nın herhangi bir kentinde karakola düşen bir Yahudi, can güvenliği konusunda kaygılanmalıydı. Oysa İtalya’da bir Yahudi’nin yaşamı Fransa’dan bir nebze daha kolaydı. İtalya’da da büyük sıkıntılar vardı ama Fransa’nın yanında hafif kalıyordu.

Avrupa toplumları Yahudi soykırımı ve ırkçılık konusunda işin kolayına kaçtı. Savaşın kaybedeni Almanya ve İtalya’ya faşizmin ve ırkçılığın bedellerini ödetti. Ancak geri kalanları ırkçı değilmiş gibi yoluna devam etti. Struma Katliamı, Romanya, İngiltere, Sovyetler Birliği ve Almanya’nın ihmal adı altında beraber gerçekleştirdiği bir cinayettir.

Faşizmin doktrini ve faşist ideolojinin doğuşu

Türk Yahudiliği

Türk Yahudiliği

Türkiye Yahudi toplumu ve 2. Dünya Savaşı

Türkiye hükümeti, 2. Dünya Savaşı boyunca Yahudi toplumu için kol kanat germek için mücadele etmiştir. Türkiye yeterli bir askeri ve diplomatik güce sahip değildi. Ancak Yahudi toplumunun can güvenliği için kapasitesini tam anlamıyla kullanmıştır. Türk hükümeti gibi Vehbi Koç gibi işadamları da Yahudi toplumunun can güvenliği için çaba göstermiştir. Oysa 2. Dünya Savaşı’ndan evvel Türkiye’de Yahudi toplumu bir bedel ödemek zorunda kalmıştır. Aidiyet konusunda kaygısı olan Türk hükümeti ve Türk medyası, Yahudi toplumuna yüklenmiştir. Tüm bunlara rağmen Türk hükümeti, haricide Yahudi toplumunu zulümden korumak için çaba göstermiştir.

Organik toplum ve milliyetçilik 

Toplama kampları

Türk Yahudileri, Fransa’da can ve mal güvenliği konusunda büyük kaygılar yaşıyordu. Avrupa’da Yahudiler toplama kampları ve çalışma kamplarına götürülüyordu. En iyi ihtimal ile mallarına el konuluyor ve sefil bırakılıyordu. Avrupa’nın ırkçılıktan gözünün döndüğü bu süreçte Türk konsoloslukları Avrupa’daki Yahudileri kurtarabilmek için büyük bir çaba gösterdi. Öncelikle Türk pasaportu olan Yahudiler kurtarılmıştır. Zaman zaman Türk pasaportu olmayan Yahudilere de Türk pasaportu verilerek kurtarılmaya çalışılmıştır. Avrupa’da Yahudi halkın yaşaması için iki seçenek vardı. Ya ABD’ye kaçacaktı ki yol bakımından imkansıza yakındı, ya da Türkiye’ye sığınacaktı.

Toulouse kentinde yaşayan Albert Haim, Fransa’daki Türk büyükelçisine bu sözleri yazdı:

Ben 70 yaşını aşmış bir Türk vatandaşıyım. Memleketim İstanbul’a dönmek için Başkonsolosluk’tan pasaport aldım fakat Fransa’dan çıkış vizesi vermiyorlar. Toulouse’daki mağazamız zaptedildi ve bütün eşyasıyla beraber yok pahasına satıldı. Mali durumum mahvoldu. İşsiz kaldım. Burada Musevilere uygulanan tedbirler korkunç. İtalyan vizesini aldık. Hırvat ve Bulgar vizeleri için başvurduk, yakında alacağız. Eşim ve iki çocuğumla birlikte memlekete dönebilmemiz için gerekli olan Fransz çıkış vizesi alabilmemize yardımınızı istirham ediyorum.

Yahudi Cemiyeti ve Türkiye’de Devrimler

Türk Yahudileri hangi yolla Türkiye’ye döndü

Türk Yahudileri hangi yolla Türkiye’ye dönecekler? İşte bu soru Türk Dışişleri personelinin ve Türk hükümetinin önemli bir sorunu haline geldi. Avrupa’daki Yahudi vatandaşlarını kurtarabilmek için Türk hükümeti, zaman zaman sert notalar vererek Almanya ve Fransa‘ya uyarılarda bulunmaktan da geri kalmıyordu. Yahudi toplumu için deniz yolu imkansıza yakındı. Nitekim bu yolu deneyen Struma Gemisi önemli bir örnektir. Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi’nde Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere‘nin savaş gemileri kuş uçurtmuyordu. Avrupa’daki Yahudileri Türkiye’ye deniz yolu ile güvenli bir şekilde getirmek imkansızdı. Avrupa ırkçılarından kaçarken Akdeniz’in sıcak suyunda boğulmak pek de doğru tercih olmazdı.

Yahudi Cemiyeti, Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü

Türk Marsilya Konsolosluğu yazışmaları

1942‘de Avrupa’da Yahudiler için nefes almak dahi büyük bir şanstı. Avrupa’nın ırkçı rüzgarında savrulmak istemeyen Yahudi vatandaşlar, Türk hükümetine başvuruda bulunuyordu. Türk hükümeti de bu taleplere duyarsız kalmadı.

Son baskınlardan pek ürkmüş olan Musevi vatandaşlarımız memlekete dönmek için boyuna Konsolosluğa başvuruyorlar. Bu vatandaşları kafile halinde memlekete göndermek daha kolay olabilir. Marsilya, Nis, Lyon’da oluşacak kafileler birleştirilebilir. Kafileler halinde sevk edebilmek için Fransız çıkış vizesi ve Bulgar vizesi için Vichy‘de müzakereler gerekecektir. Talimatlarınızı beklemekteyiz.

Bu yazışma, Marsilya Başkonsolosu ile Fransa’daki Türk Büyükelçiliği arasında gerçekleşmiştir. Nitekim, teşebbüsler yalnızca devlet içi resmi yazışmalardan ibaret kalmamıştır. Türk yetkililer somut adımlar atmıştır. Türkiye’nin Fransa’ya nota vermesi sonrasında Fransız hükümetinden yapılan açıklamada diplomatik pasaport sahibi Türklere bu yasağın uygulanmadığı belirtilmiştir.

Cezayir bağımsızlık savaşı ve Cezayir’de Fransa zulmü

Türk Yahudiliği ve Vichy hükümeti

Türk Yahudiliği, mal güvenliğini korumak için yeterli değildi. Ancak Türk pasaportu taşıyan bir Yahudi, Avrupa’da hayatta kalma şansı en yüksek olan Yahudi bireydi. Türkiye’nin siyasi ve askeri gücü, Yahudilerin mal güvenliğini korumak için yeterli değildi, fakat Yahudi toplumunun can güvenliğini sağlamak için çaba göstermeye yeterliydi.

Türkiye’de ulus-devlet inşa süreci boyunca Yahudi toplumu da sıkıntılar yaşasa da, Trakya Olayları dışında büyük bir fiziki sorun yaşamamıştır. Elbette yaşanmamasında Türk Yahudiliğinin hassasiyet ve uyumunun önemi vardır. Aynı dönemde Rum ve Ermeni vatandaşlar, ulus-devlet inşa sürecinde büyük sıkıntılar yaşamıştır. Kurtuluş Savaşı ve öncesinde Türkler gibi Yahudilerin de Anadolu’da zulüm göndermesi, Türk Yahudiliği için olumlu bir imaj oluşturdu.

1943 yılında Türk hükümeti ve Fransız hükümeti arasındaki müzakereler sonuç vermeye başladı. Çalışma kamplarına gitmek istemeyen Yahudilerin Türkiye’ye dönebileceği belirtildi. Yahudi toplumu için önemli bir fırsattı. Hiçbir Yahudi çalışma kamplarında açlıktan ölmek istemeyeceği için Türkiye’ye gitmek tek seçenek olarak belirdi. Türk hükümeti, Türkiye Yahudileri için can güvenliğini sağladıktan sonra mal güvenliklerini sağlamak için girişimlerde bulunmaya başladı.

13 Ocak 1943’te Türk Yahudiliği, arkasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu hayatta kalarak gördü. Geçmişte Yahudi toplumu siyasi sıkıntılar yaşasa da, hayatta kalabilmeleri için belki de tek sığınılacak limanın Türkiye olduğunu yaşayarak öğrendi. 13 Ocak 1943 tarihinde Yahudi vatandaşlar Türkiye’ye dönüş için yasal zemine kavuştu. Irkçı Avrupa atmosferinde bu anlaşmayı sağlayabilmek için büyük bir diplomatik başarıdır.

Facebook sayfası

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

Kısa yazılar

Sosyal demokrasi ve Türkiye

Mezheplere yenilen aşk oyunu

Fatih-Harbiye romanında Doğu-Batı Meselesi

Sporun tarihi ve Türkiye’de spor kültürü