Modern liberalizm

Modern liberalizm ve modern liberalizmin özellikleri

Modern liberalizm, klasik liberalizm ile önemli farklılıklara sahiptir. Liberalizm, farklı ekolleri içinde barındırır. Modern liberalizm nedir? Modern liberalizmin özellikleri nelerdir? 20. yüzyıl liberalizmi olarak biliniyor. 19. yüzyılda liberalizm çok daha farklı yaklaşıma sahiptir. Liberalizmin özgürlük anlayışı farklılıklar gösterir. Her düşünce gibi liberal ideoloji de zaman içerisinde kendisini yeniliyor. Liberalizm, kapitalizmin siyasal üstyapısıdır. Birçok düşünür kapitalizm mi liberalizmi doğurdu yoksa liberalizm mi kapitalizmi doğurdu sorusuna net bir yanıt veremiyor. Modern liberalizm ve klasik liberalizm farkları ile dikkat çekiyor.

Modern liberalizm ve klasik liberalizm farkları incelendiğinde 20. yüzyıl versiyonu olan yeni model liberalizmin özellikleri daha da dikkat çekiyor. Liberalizmin ekonomik altyapısı kapitalizmdir. 20. yüzyıl liberalizmi olarak bilinen ve sosyal hakları da içerek bir liberalizmdir. Modern liberalizmin özellikleri arasında en öne çıkan bireyin sosyal hakları olmuştur. 19. yüzyılda yaşanan sanayileşme sürecinde ekonomik özgürlükler önplana çıkarıldı. Ancak sanayileşmenin doğurduğu ekonomik adaletsizlik, toplumda yeni ihtiyaçlar doğurmuştur. Liberalizm ise toplumdaki yeni ihtiyaçlara karşılık bulabilmeyi amaçlamıştır.

Sosyal Liberalizm

Modern liberalizm

Klasik liberalizm ile farklılıkları üzerinden tanımlanabilir. 19. yüzyıl liberalizmi, bireyin sosyal hakları ve adaletsiz gelir dağılımı konusunda kayıtsız kalmıştır. 19. yüzyılda sermaye birikimi ve gelir uçurumu artmıştır. Marksist ideolojinin yükselişi, sanayileşen Avrupa toplumlarında sol görüşlerin karşılık bulmasına zemin hazırlamıştır. Sosyalizm tehlikesine karşı kapitalist altyapının önlem alması gerekmiştir. 19. yüzyılda yaşanan toplumsal taleplere yanıt ancak 20. yüzyılda verilebilmiştir. Özellikle 1917 Rus Devrimi, Avrupa’da sosyalizm korkusunu arttırmış ve liberal politikaları derinden etkilemiştir. 19. yüzyıl liberalizminin doğuşu ile Sanayi Devrimi ilgilidir. Tıpkı klasik liberalizm gibi 20. yüzyıl liberalizmi olan modern liberalizm de doğuş motivasyonunu Sanayi Devrimi’ne dayandırır.

19. yüzyıl liberalizmi ve sanayileşme, Avrupa ülkelerinde sefalet, cehalet, hastalık ve gecekondulaşmaya neden oldu. Sosyal eşitsizliğin Avrupa toplumunun siyasi taleplerine etkisi, liberalizmde yeni bir pencerenin açılmasını sağlamıştır. Avrupa ülkelerinde düşük ücretler, işsizlik, küçük düşürücü yaşam ve çalışma koşulları nedeniyle işçi sınıfıında kimlik bilinci oluşmaya başladı. Avrupa’da oluşmaya başlayan kimlik bilinci, Avrupa’da sanayicilerin ve tüccarların kaygılarını arttırdı.

Sosyal demokrasi ve Türkiye

Modern liberalizm ve sosyal demokrasi

20. yüzyılda liberalizm çehre değiştirmiştir. Marksist ideolojinin parlamenter rejim içerisine girerek, liberal ideolojileri de etkisi altına almıştır. Parlamento içerisinde Marksist altyapısı olan sosyal demokrat partilerin işçi sınıfına vaat ettikleri, liberal partilerin toplumu kendi yanına çekmesi için tavizler vermesine neden olmuştur. Liberalizm, sosyal demokrasinin etki alanına girmiştir. Avrupa’da işçi sınıfında oluşan sınıf bilinci, Avrupa sermayesini ve liberallerini işçi hakları konusunda çalışmalar yürütmeye mecbur bırakmıştır. Sosyal demokrasi rüzgarının da etkisiyle, modern liberalizm ortaya çıkmıştır.

Modern liberalizm

Modern liberalizm

20. yüzyılın ortasında devrimci sosyalizm ile sosyal demokrasinin yollarının ayrılması, 20. yüzyıl liberalizmini köşeye sıkıştırmıştır. Sosyal demokrat partilerin kapitalist ekonomik altyapıyı benimsemesi, parlamentodaki liberal partilerin sosyalizm tehdidi argümanını çürütmüştür. Bu nedenle, işçi hakları eşittir sosyalizm bahanesine sığınılamamıştır. Sosyal demokrasi gibi modern liberalizm de İngiltere’de doğmuştur.

Tek millet muhafazakarlığı

Modern liberalizm ve klasik liberalizm farkları

Klasik liberalizm minimal devlet anlayışını benimsemiştir. Minimal devlet yapısı içerisinde bireylerin sosyal hakları yeterli gelmemiştir. Sivil toplum örgütlerine bırakılan yoksulluğun ortadan kaldırılması, birey hakları gibi konular, devlet gücü olmadan yeterli olmamıştır. 19. yüzyılda doğan ve 20. yüzyıla damgasını vuran Marksist ideoloji tehlikesi ile yüzleşen liberalizm minimal devlet anlayışını terk etmek zorunda kalmıştır. 20. yüzyıl liberalizmi kolektivizmin benimsendiği bir ideoloji olmuştur.

Modern liberalizm

Modern liberalizm

19. yüzyıl liberalizmi sivil toplum ihtiyaçlarını ve adaletsizlikleri giderme hususunda yeterli gelmemiştir. Sebep sonuç ilişkisi içerisinde açıklandığında 20. yüzyıl liberalizminin doğuşu bu soruna bağlanabilir. Toplumların sosyalizmin vaat ettiği devletin adaletsizliklere müdahalesine olumlu yaklaşımı, klasik liberal ideolojiyi etkisiz hale getirmiştir. Devletin müdahaleci bir yapıya bürünmesi, Avrupa’da sosyalizm etkisi ve yoksul kesimin talepleri ile gelişti.

Devlet ve Güvenlik

Bireycik ilkesi

20. yüzyılda liberalizm, bireycilik ilkesini terk etmek ile suçlanmıştır. Toplumda ekonomik sınıfın kimliği oluşturmaya başlamasıyla kapitalizm tehlikeye girdi. Toplumun taleplerini karşılayarak sosyalizme ket vurma fırsatı yaratabilmek için liberaller kabuk değiştirdi. 20. yüzyıl liberalleri, klasik liberaller tarafından liberalizmin temeli olan bireycilikten vazgeçmek ile suçlandı. Bireycilik yerine sosyalistler gibi kolektivist bir yaklaşımın benimsenmesi, liberal fikirler içerisinde bir devrim olarak algılanmıştır.

Modern liberaller ise liberalizmi sağlam bir temele oturttuklarını iddia ettiler. Liberaller yaşadığı bu fikir ayrılığından en geç etkilenen modern devlet, Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. ABD uzun süre klasik liberalizm fikrini benimsemeye devam etmiştir. 20. yüzyılda yenilikçi liberaller, klasik liberallerin teorik açıklarını kapattıklarını savundular. 20. yüzyılda yeni ve eski fikirlerin evliliği olarak yeni liberal anlayışı tanıtmışlardır. Bireycilik ilkesinden kopuş olarak algılanmasının sebebi ise devletin minimal yapısından uzaklaşması gösterilmiştir. Devletin zengin ile yoksul arasında sosyal ve iktisadi denge oluşturabilme çabaları, devletin etki alanının genişlemesine neden oldu. Bu genişleme ise bireycilik ilkesi içerisinde daralmaya yol açtı.

Neo-90’lar Süreci

Pozitif özgürlük

Liberal düşünce geleneğinde derin bir ayrılık yaşanmıştır. T. H. Green’in 19. yüzyılın sonlarında yaptığı çalışmalar, liberal akımları etkilemiştir. 20. yüzyıl liberal teorisyenler L. T. Hobhouse ve J. A. Hobson gibi Yeni Liberal akımın öncüsü olan kuşağı etkilemiştir. Green’in kitapları, akımın temelleri olarak kabul edilebilir. Green, 19. yüzyılda hüküm süren klasik liberalizmin toplumdaki yoksulluk ve adaletsizliğin ana nedeni olduğunu savundu. Bu sorunları ortadan kaldırabilmek için liberal düşüncelerde güncellemeler yapma yoluna gitti.

Modern liberalizm

Modern liberalizm

Toplumdaki zengin azınlığın iktisadi özgürlüklerinin toplumun genelinin yaşam şanslarını ortadan kaldırdığını savundu. Negatif özgürlük anlayışını ve klasik liberalizmi hedef tahtasına oturttu. Green, insan doğası hakkında bir takım iddialarda bulundu. Green, insanların diğerkamlık kapasitelerinin olduğunu savundu ve insanın şefkatinden dem vurdu. Negatif özgürlük anlayışını reddetmesinde bireylerin salt bireyler olmadığı ve sosyal sorumluluklar taşıdığı fikri etkili oldu. Green, çalışmalarında insanların sosyallik ve işbirlikçi doğasını vurguladı. Bu nedenle, negatif özgürlük yerine pozitif özgürlüğü savundu.

Green ve diğer modern liberallerin fikirleri, klasik liberalizm ve bireycilik ilkesini savunanlar tarafından sosyalist liberalizm olarak tanımlandı.

İran dış politikası üzerinde Rusya etkisi var mı?

Sosyalist liberalizm nedir

Sosyalist liberalizm sorusu yanıtlanırken liberalizmin ilkeleri üzerinde durmak gerekiyor. Liberalizmin ilkeleri arasında yer alan bireycilik ilkesi yerine modern liberallerin kolektivizmi benimsemesi, modernlerin liberalizmin ana ilkelerinden birisinden vazgeçmesi olarak kabul edildi.

Sosyalist liberalizm, toplumdaki gelir adaletsizliğini ortadan kaldırma konusunda sosyal demokratlar ile aynı çizgidedir. Negatif özgürlükler kapsamında görülen bireysel özgürlükler yerine bireye toplumsal sorumlulukların yüklendiği pozitif özgürlüklerin benimsenmesi, sosyalist liberal akımı ortaya çıkarmıştır. Negatif özgürlük, birey üzerindeki dışsal sınırlamaları ortadan kaldırır ve bireyin tercih özgürlüğünü genişletir. Ancak sosyalist liberallerin savunduğu ise bireyin özgürlüklerinin sosyal sorumluluklar ile kısıtlanmasıdır.

Pozitif özgürlükler konusunda en önemli örneklerin başında istihdam konusunda şirketlerin ucuz çocuk işçi yerine yetişkin işçileri tercih etmek zorunda kalmasıdır. Negatif özgürlük kapsamında sermaye sahibi kazancını maksimize etmeyi arzuladığı için çocuk işçileri tercih eder. Bu konuda ise devlet kısıtlama yoluna gitmez. Ancak pozitif özgürlüklerde devlet miminal yapıda değildir ve çocuk işçi sorununa müdahil olur. Devlet çocuk işçi çalıştırmayı yasaklar.

Türkiye İran ilişkileri

Negatif özgürlük

Negatif özgürlük, bireye yoksulluk nedeni ile açlıktan ölme özgürlüğü de sunar. Devlet, bireyin kişisel sorunlarına herhangi bir şekilde müdahil olmaz. Devlet yalnızca güvenliği sağlamak ile yükümlüdür. Bir dönem devletin minimalize edildiği bu yapıya gece bekçisi devlet deniyordu. Örneğin, İngiltere’de pozitif özgürlükler ve modern liberalizmin güçlenmesinde etkili olan Beveridge Raporu negatif özgürlüklerin olumsuz sonuçlarına değinir. 1942’de yayınlanan Beveridge Raporu, negatif özgürlükler ve klasik liberalizmin doğurduğu 5 dev olarak tanımladığı sorunlardan bahseder. Klasik liberalimin beş temel sorunu ise mahrumiyet, hastalık, cehalet, sefalet ve aylaktır olarak rapor edilmiştir.

Yeni yazılardan haberdar olabilmek için Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek kısa yazılar:

Avrupa Birliği’nin askeri yapılanmaya dönüşmesi

Değişen Politik Güç Kavramını Anlamak

Değişen Dünya Düzeni: Post-modern Soğuk Savaşın Ayak Sesleri