kadına şiddet

Kadına şiddet yoktur!

Kadına şiddet nedir? Türkiye’de şiddet ile mücadelede yasalar mı yoksa kültür mü değiştirilmeli? Çocuğa, çalışana, kadına, arkadaşa veya bir başkasına fark etmiyor. Şiddet, güçlünün güçsüzün üzerinde zor kullanarak kendisini tatmin etme yöntemidir. Kadına şiddet ile mücadele edilmez, kadına şiddet yoktur. Topyekün şiddet vardır! Ülke olarak doğrudan onun ile mücadele etmek zorundayız.

Dünyanın birçok ülkesi gibi Türkiye’de de kadına şiddet önüne geçmekte zorlanılan bir hal aldı. Siyasetçiler ve medya kadına karşı şiddete karşı duyarlı olduğunu düşünse de, tavır ve söylemleri ile şiddeti körüklüyor. Türkiye’de şiddet tırmanırken görmezlikten gelinir iken kadına şiddete karşı kampanyalar yürütülmesi hiçbir sonuç vermeyecektir. Şiddet bir bataklıktır ve bu bataklık kurutulmadan kadına şiddet de çözüm bulmayacaktır.

Şiddet

Toplumun neredeyse her kesiminde şiddet kendisine kültürel bir taban bulmayı  başarıyor. Üstelik bu şiddet, şiddete karşı duyarlı olduğunu zannedenler tarafından dahi tebessüm ile karşılanabiliyor. “Bunun gibi üç beş tanesini Taksim Meydanı’nda sallandıracaksın” sözünü dikkatle okumalı. Tüm çirkinlikleri çirkinlik ile ört pas etme dürtüsü hissediliyor. Halbuki Taksim Meydanı’nda sallandıracaksın denilen kişiler, şiddet bataklığının en iri tehlikeli hastalıklarıdır. Ancak bu hastalık ne yazık ki kurutmayı düşünmediğimiz bataklıkta yetişiyor ve besleniyor.

kadına şiddet

kadına şiddet

Çocuğa şiddet

Anneler çocuklarına sinirlenip vurduklarında yumuşak veya sert fark etmez, çocukta yarattığı etki göz ardı ediliyor. Bir çocuğa en güvendiği ve sevdiği kişiler tarafından şiddet uygulanması, çocuğun şiddeti olağanlaştırmasına neden olur. Evde şiddet gören bir çocuk, okulda kendisinden zayıf gördüğü bir çocuğa rahatlıkla şiddet uygulayabilir. Görüşlerini dayatmak için oyun oynarken dahi şiddet uygulamaktan çekinmez. Üstelik birçok aile kendi çocuğu şiddet uygulayan taraf ise herhangi bir kaygı da yaşamıyor.

kadına şiddet

kadına şiddet

Çocukken şiddet gören ve şiddeti olağan gören bireyin bir gün büyüyeceğini de unutmamak gerekli. Şiddet gören kız çocuğu büyüdüğünde çocuğuna şiddet uygulamayı olağan olarak karşılayacak. Üstelik çocuğuna şiddet uygulamasının çocuğunun ruhsal gelişimine ve kültürüne etkisini aklının ucundan dahi geçirmeyecek. Aklından geçirse dahi önemsemeyerek göz ardı edecek.

İşçiye psikolojik şiddet

Çocukken şiddeti olağan olarak hayatının bir parçası olarak yaşayan bireyler, ilerleyen yaşlarında şiddet uygulama konusunda bonkör davranacaktır. Tahsil hayatını tamamladığında iş hayatına girecek ve amirleri tarafından psikolojik şiddet görecek. Üstelik gördüğü şiddeti eğitim ve burnunun sürtülmesi olarak algılayacak. Kendisi yönetici konumuna geldiğinde ise yanında çalışan işçilere psikolojik şiddet uygulamayı otorite olarak algılayacak. Hatta kimi yöneticiler eğitmek istedikleri çalışanlara özellikle psikolojik şiddet uyguluyor. Gayet iyi bir niyet ile eğitmek istediği gence yardım ettiğini düşünerek psikolojik şiddet uyguluyor.

Kadına şiddet

Şiddetin yaşamın her alanına sızdığı bir kültürel yapı içerisinde kadına şiddet ile mücadele etmeye çalışmak hayalperestliktir. Kadına şiddet diye bir şey yoktur! Şiddet vardır, despotluk vardır! Şiddetin temelinde kendinden zayıf olanı baskı ile yönlendirme ve etkileme yatıyor, daha da ileriye gider isek keyfi nedenler vardır. Tüm bunların olmasını sağlayan güçlünün güçsüzü ezmesinin olağan karşılanması yatar.

Kadına şiddetin temelinde kadının toplum içerisinde daha zayıf olması ve fiziksel bakımdan doğanın gereği daha zayıf olması yatar. Tıpkı amirin yanında çalışandan daha güçlü olması ve ebeveynin çocuklardan daha güçlü olması gibi temelinde güçlünün güçsüzü ezmesi yatıyor. Eğer toplum içerisinde güçlünün güçsüzü ezmesine yani şiddetin altyapısına bir çare aramak yerine kamuspotları ile kadına şiddet karşıtı söylemler geliştirmek hiçbir çözüm üretmeyecektir.

kadına şiddet

kadına şiddet

Kadına şiddete hayır sloganları tüm reklam panolarını süslerken, TV ve gazetelerde kadına şiddete karşı yayın ve yayımlar yapılırken şiddetin tırmanmasının da temelinde bu yatıyor. Patronundan şiddet gören bir erkek, eve geldiğinde daha zayıf gördüğü eşi ve çocuklarını şiddet için uygun kişiler olarak görür. Tıpkı kadınların çocuklarını en zayıf halka olarak görmesi gibi.

Yasalar mı? Yoksa kültür mü değişmeli?

Son dönemlerde kadına şiddete karşı ciddi bir çalışma yürütülüyor. Ancak olumlu yönde bir değişim yaşanmıyor. Sporda şiddet yasası çıkartıldı. Ancak tribünlerde kavga ve küfürün önüne geçmekte  yeterli olmadı. Devlet otoritesinin hazırladığı ve uygulamaya çalıştığı yasalardan ziyade toplumun kağıda dökülmemiş yasaları olan örf, adet ve daha genel bakarsak kültüründe değişim için çalışmak gerekli. Şiddet sorununu çözebilmek veya en aza indirebilmek için toplumun kültürüne işlemiş olan şiddet eğilimini değiştirmek için Antropolog ve Psikolog istihdamı gerekmektedir.

Şiddet sorunu, hukuki bir sorun olmanın da ötesinde antropolojik ve psikolojik bir sorundur. Şiddetin her türlüsü ile teker teker mücadele etmek yerine topyekün şiddetin toplumda silikleşmesini sağlayacak uzun vadeli çalışmalar yürütmek, gelecek nesillerde kadına şiddet, sporda şiddet, işyerinde şiddet, çocuğa şiddet ve yüzlerce çeşidini toplumdan silip atacaktır. Tekrardan belirtmekte fayda var! Kadına şiddet yoktur! Şiddet vardır…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken yazılar:

İttihat ve Terakki Cemiyeti amacı ve kuruluşu

Osmanlı toplum yapısı

Birinci Haçlı Seferi

Papin Deneyi ve İfade Ettiği Sosyal Olgu

Descartes’in yöntem üzerine konuşmalar eseri ve tarih uyarlaması

Karlofça Anlaşması önemi ve sonuçları

Çaldıran Savaşı önemi ve sonuçları

Osmanlı’da okuma yazma oranı

Sürgün ve Türkiye

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük