İttihat Ateşi

İttihat Ateşi 9. bölüm

Mehmet Başkan‘ın yazdığı İttihat Ateşi öykü dizisinin 9. bölümüdür. Düzen ve Adalet Cemiyeti adı ile harekete geçen sekiz arkadaşın yaşadıklarını konu alan öykünün önceki bölümlerini de okumanız tavsiye edilir.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

İttihat Ateşi

Orhan ve Cemal kendi aralarında konuşurken Düzen ve Adalet Cemiyeti‘nin uzun bir süre yazmaya ve fikirlerini yazıya dökmeye yoğunlaşması gerektiğini aralarında konuştu. Kısa bir süre sonra odaya Niyazi ve Kemal de geldi. Salonda tavla oynayan ikili, tebessümle odaya girdi. Her zaman olduğu gibi Kemal tavlada kazanmıştı. Niyazi’ye göre Kemal usta bir tavlacıdır. Öğrencilik yıllarında da Kemal’in bileğini büken pek olmazdı. Kemal’in hücum ve savunmayı birlikte yapabilmeyi becermesi ve talihi birleştiğinde netice tahmin edileceği gibi zafer oluyordu. Niyazi’ye göre tavla ve hayat arasında büyük bir benzerlik vardır. İnsanlar tavla oynarken ister istemez karakterini yansıtır. İşte Kemal de karakteri gereği savunmada açığı en aza indirerek hücum yapmaya müsait idi. Bu nedenle, oyunda da düşünce yapısını yansıtabiliyordu.

Kısa süreli bir tavla muhabbetinin ardından Niyazi ve Kemal’e dergi fikrini söylediler. Henüz kimse ile birliktelik kurmasalar da, şimdiden derginin 8 yazarı da hazırdı. Kemal dergi fikrine sıcak yaklaştı. Düşüncelerini yapısal bakımından ortaya koyabilmek için yeni bir mecmua fikrinin faydalı olacağını savundu. Niyazi de Kemal ile aynı fikirde olduğunu söyledi. Dört arkadaş, bu fikri diğer arkadaşlarına da söylemek için herkesi salona çağırdılar. Enver bulaşıklı ellerini havluya silerek salona doğru söylenerek geldi. Beş dakika sabredemediniz diyerek güldü. Orhan, yedi arkadaşına da hitap eden bir konuşma yapma niyetindeydi. “Sekiz arkadaş çıktığımız bu yolda artık sekiz arkadaştan da öte, yol arkadaşıyız.” dedi. Düzen ve Adalet Cemiyeti ile fikirlerini tüm yurda tanıtma amaçlarının gerçekleşebilmesi için öncelikle bir dergi çıkarmaları gerektiği fikrini söyledi.

“Öncelikle Cemal ile bu konuyu konuştuk. Her ikimizin de bu fikir aklına yattı. Ardından odaya gelen Niyazi ve Kemal’e fikrimizi söylediğimizde ise onlar da bizim ile aynı görüşte olduklarını söylediler. Atacağımız her adımda tamamımızın fikri çok önemli. Bu nedenle, hepimizin içine sineceği bir çalışma planı hazırlamamız gerekiyor. Kendi aramızda bu düşünceyi masaya yatırmalıyız.” dedi.

Dergi için ince eleyip sık dokumalıyız

Enver, Selim, Mustafa ve Kenan da dergi fikrinin kendilerine de mantıklı geldiğini söyledi. Dergi fikri konusunda Selim kaygıları olduğunu söyledi. “Henüz ismini belirlemediğimiz derginin nitelikleri ve amacını doğru belirlemek gerektiğini belirtti. Aksi halde, cemiyetleşme projemizi olumsuz yönde dahi etkileyebilir. Böyle bir netice ile karşılaşmamak için ince eleyip sık dokumalıyız” dedi. Niyazi, derginin ilkeleri ve Düzen ve Adalet Cemiyeti ilkelerinin uyuşması gerektiğini vurguladı. Nitekim, henüz cemiyet ilkelerini ortaya koyabilmiş değiliz. Öncelikle cemiyet ilkelerini belirlememiz, vizyon ve misyonumuzu tam anlamı ile somutlaştırmamız gerekiyor.” dedi.

Selim ise derginin isminin İttihat Ateşi olması fikrini ortaya attı. Dergi ve cemiyet isminin aynı olmasından ziyade, cemiyetin sloganı olarak planlanan İttihat Ateşi isminin dergi isminde kullanılabileceğini söyledi. Derginin isminden de anlaşılacağı gibi, dergi ve cemiyetin maksatlarından birisinin İttihat ve Terakki Cemiyeti hakkında neredeyse yüz yıldır yürütülen karalama çalışmasını bertaraf etmenin amaçlar arasında yer alması gerektiğini savundu. Mustafa ise Türk toplumunun tarihi ile barışmasının ve şimdiye dek memlekete hizmet vermiş her bireyin korunması ve anılmasının toplumu birleştireceğini dile getirdi.

İlke ve kuralları belirleme

Niyazi arkadaşlarını bir an evvel cemiyet ilkeleri ve kurallarını belirlemek için harekete geçmeleri gerektiğini söyledi. Kaybedilen her dakika memleketin ulaşacağı huzuru geciktireceğini söyledi. Selim ise telaşa gerek olmadığını, doğru zaman ve doğru yerde belirmek gerektiğini söyledi. Acele ile hareket edilmemesi gerektiğini savundu. “Romantizm, devlet yönetiminde hezimet, toplumda ise infiale yol açabilecek sonuçlar doğurur.” dedi. Ardından bir ekleme de yapmak istedi. Selim, “Niyazi’nin söylediği gibi bir an evvel ilke ve kuralları belirlememiz gerekiyor. Ancak kesinlikle telaş ile hareket etmemeliyiz.” diyerek sözlerini bitirdi.

Niyazi, “sözlerim romantizm kırıntıları dahi içermiyor eğer bu şekilde algılandı ise bu kesinlikle benim hitap konusunda bir kusurumdur.” diyerek romantizm ve telaş konusunda Selim ile aslında aynı fikirde olduğunu belirtti. Sekiz genç de mülkiye tedrisatından geçen ve hem iç hem dış politikada teorik açıdan yeterli seviyeye ulaşmış gençlerdi. Bu nedenle, birbirlerini teorik açıdan olmasa da zaman zaman pratikte eleştirmesi olağan kabul edilirdi. Eleştiri ve fikir ayrılıklarının olmadığı yerde yeterli düşünce üretiminin gerçekleşmeyeceği anlayışına sahiplerdi.

Mustafa ise herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek adına toparlayıcı cümleler kurmayı tercih etti. “Toplumda eleştiri bir saldırı olarak algılanıyor ve ben bu anlayışa sonuna kadar karşıyım.” dedi. Bir insanın bir insanı zarar vermek için eleştirmeyeceğini savundu. Enver ise “birlikte yaşamak, farklılıklara anlayışla yaklaşmayı gerektirir ve yanlış görülenlerin dile getirilmesine dayanır.” dedi. Neredeyse yarım saat süren istişare sonrasında ilke ve kuralları belirleme fikrine yöneldiler.

Niyazi, akşam yemeğinden sonra Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin ilke ve kurallarının belirlenmesi için oturmalarını teklif etti. Oturumun açılışında o oturum için geçerli olacak bir Başkan seçilmesinin de ihmal edilmemesini Kenan hatırlattı. İradenin tek bir kişinin omuzlarına yüklenmesinin hatalar ve metal yorgunluğu doğuracağı düşüncesinden dolayı her oturumda ayrı bir Başkan seçilmesi, cemiyetin ilkeleri arasında yer alacağına Mustafa kesin gözüyle baktığını söyledi. Düzen ve Adalet Cemiyeti için artık harekete geçmek için yapısal bakımdan son engeller kalkıyor. Tek maksadı Türk milletinin daha iyi bir konuma gelmesi olan sekiz genç, siyaset ve gerçekleri ile sıcağı sıcağına tanışacak…

10. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Kurtuluş

Suçsuzum

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Hey taksi!

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Recep ile Nadan

Haziran

Rahip

Benim Öyküm