İttihat Ateşi

İttihat Ateşi 6. bölüm

Mehmet Başkan’ın yazdığı İttihat Ateşi öykü dizisinin 6. bölümüdür. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yeniden canlanmasını konu alan İttihat Ateşi öykü dizisini anlayabilmek için öncelikle ilk 5 bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

İttihat Ateşi

Mustafa kanlar içerisinde yerde yatarken yedi arkadaşı da olayın şaşkınlığından bir türlü kurtulamadı. İlk defa bir arkadaşları saldırıya uğradı, normal bir yurttaşın bu tür durumlarda şaşkınlık yaşaması da çok normal. Mustafa’yı hastaneye yetiştirmek için herkes seferber oldu. Ambulansın pizzacıdan daha geç geldiği bir düzende hayatta kalabilmek büyük bir talihti. Mustafa’nın da bu talihinin olması için dualar ediyor, müdahaleler ediyorlardı.

– Sakin ol Mustafa’m, kurtulacaksın. Ambulans gelmek üzere!

– Yaşayacağım Enver! Yaşayamazsam da bir ölür, bin diriliriz!

İttihat Ateşi dedikleri öncelikle Mustafa’yı yaktı. Mustafa kanlar içerisinde yatarken kim yaptı sorusunu sormaya fırsatları dahi olmadı. Ancak kaşla göz arasında Orhan ve Cemal saldırganın peşine düştü bile. Mustafa’yı bıçaklayan kişiyi kaçırırlarsa bir daha kesinlikle bulunamayacağı ve bulunsa da kanıtlanamayacağını ikisi de çok iyi biliyordu. Gri renkli bir Sedan araçla kaçan adamın peşine Vito ile düştüler. Takip ettiklerini belli etmeden nereye gittiğini ve kim olduğunu görmek için özen gösterdiler. Nitekim, Sultanbeyli’de bir evin önünde park eden adamı izlemeye ve video çekmeye başladılar. Adam telefonda birkaç görüşme yaptı ve sonrasında araçtan inerek Huzur Apartmanı’na girdi. Cemal hemen telefona sarıldı ve 155’i aradı. Kısa bir süre sonra telefondaki memura yaşanan bıçaklı saldırıyı ve şahsın saklandığı evi tarif etti. Polis gelene dek adamın girdiği apartmanın yakınından ayrılmadılar.

Kısa bir süre sonra polis Huzur Apartmanı’na intikal etti. Gelen polislere durumu anlattılar ve malum şahıs Emniyet’e alındı. Cemal ve Orhan, arkadaşlarını aradı ve saldırganın yakalandığını ve şuan Emniyet’e alındığını söylediler. Hemen telefonda Mustafa’nın durumunu sordular, Mustafa’ya ambulansta yapılan müdahale sonrasında hayati tehlikenin azaldığını söylediler. Yedi arkadaş da derin nefes aldı. Güvenlikleri için kendilerine evini açan Mustafa’nın saldırıya uğraması, derinden yaraladı. Kendileri için fedakarlık yapan Mustafa’nın kurban olması, arkadaşların tamamında minnet duygusunu kabarttı.

Ölüm korkusu

Üniversiteye girdikleri günden bugüne dek bir saniye bile birbirlerine darılmayan dostlar, hastanede Yoğun Bakım Ünitesi önünde korku ile Mustafa’dan gelecek güzel haberi beklemeye koyuldu. İçeriden çıkanların hiçbir açıklama yapmaması, yedi arkadaşın korkusunu daha da arttırdı. En sonunda Yoğun Bakım Ünitesi’nden çıkan doktor açıklama yapmaya başladı.

– Arkadaşınızın durumunu stabil hale getirildi. Bıçak darbesi ile karaciğerin hasar alması, kanamaya yol açtığı için müdahale uzun sürdü. Hayati tehlikeyi atlatana dek yoğun bakımda kalacak. Geçmiş olsun.

Ölüm korkusu, yedi arkadaşın da her bir saniyesini cehenneme çevirmeye yetti. Belki içeride şuan Mustafa hiçbir şey hissetmiyor olabilir ama yedi arkadaş da Yoğun Bakım Ünitesi önünde ölüp ölüp dirildiler. Niyazi arkadaşlarına bakarak “Mustafa önce Allah’a sonra doktorlara emanet! Ben Emniyet’e geçiyorum, saldırganın dışarı çıkarılmaması ve konuşturulması için elimden gelen her şeyi yapacağım.” dedi. Cemal amcasının Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olduğunu söyledi. “Ben de senin ile geleyim. Bu konu hakkında amcam ile de sık sık temaslarda bulunur ve saldırının üzerinin örtülmesine engel oluruz” dedi.

Bir siyasi cinayetten teşebbüsü olduğu için baskın güçler içerisinde kötü niyetli bazı kesimlerin onu kollama ihtimaline karşı görevine sadık memurların emeğine güvenmek dışında hiçbir çare yoktu. Nitekim yedi arkadaş da bu konuda hemfikirdi. Yasal yollar üzerinden mücadeleye devam edecek ve hiçbir taşkınlık göstermeyeceklerdi. Devlet düzeninin devam edebilmesi için yurttaşların devlet yerine meşru şiddet hakkının kendilerinde olduğuna inanmaması gerekiyor. Eğer Mustafa şuan Yoğun Bakım Ünitesi’nin önünde bekleyen olsaydı, o da aynı tavrı takınırdı. Bu konuda hiçbir şüpheleri yok.

Sizi sevmekte haklıymış

Mustafa’nın başına gelen korkunç saldırının haberini alan ailesi soluğu hastanede aldı. Mustafa’nın arkadaşları Mustafa’nın annesine kendi anneleriymiş gibi sarıldı. Mustafa’nın durumu hakkında Mustafa’nın ailesini bilgilendirdiler. Mustafa’ya bunu yapan kişinin şuan Emniyet’te olduğu ve saldırganın salınmaması için herşeyi yaptıklarını söylediler.

– Allah sizden razı olsun oğullarım, Mustafa sizi canı gibi sevmekte haklıymış. Bir kez daha gösterdiniz haysiyetli evlatlar olduğunuzu.

Selim ve Kenan, Mustafa’nın anne ve babasına sarılarak sakinleştirmeye çalıştı. Kenan, “Mustafa’mız en kısa sürede normal odaya alınacak ve belki de birkaç gün sonra hep beraber kahvaltı masasında oturacağız.” dedi. Mustafa’nın annesi Emine teyze, Selim’e sarılarak ağlamaya başladı. “Ayağı taşa takılsa kalbim sıkışır, benim kıymetlimin canına kast etmeye vicdanları nasıl el verdi evladım?” dedi. Selim ise “Emine teyzem, bunlar terörist. Teröristin sevgisi, vicdanı olmaz. Kalpleri nefret ve öfke ile dolmuş, ruhunu kaybetmiş insanlar bunlar. Ancak için rahat olsun hiçbirimiz onlar gibi canavar değiliz ve olmayacağız.” dedi.

Şerefine itimat ederdi

Kısa süre sonra hastanenin bahçesi Mustafa’nın sevenleri ile doldu ve taştı. Mustafa’nın babası her gelene sarıldı ve evlatları için dua etmelerini istedi. Mustafa için gerekli tüm müdahaleler yapıldı ve bundan sonra dua etmek dışında elden hiçbir şey gelmiyor. Ne hekimler, ne sevenleri artık hiçbir şey yapamaz. Bundan sonrası takdir-i ilahi idi. Mustafa’nın başına gelen korkunç hadisenin haberini alan Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu dostları hastaneye geldi. İbrahim, Talat ve Muhammet çocukluğundan bu yana Mustafa’yı tanır ve şerefine itimat ederdi. Nitekim bıçaklanma olayını duyar duymaz suçlu olma ihtimalini akıllarının ucuna dahi getirme gereği duymadılar. Liseye geçerken üç arkadaş da Mustafa’ya çok baskı yaptılar, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne girmesini çok istediler. Ancak Mustafa devlet müdafaasının sivil kanadında yer almayı ve fikir yolu ile mücadelesini yürütmeyi tercih etti.

Mustafa’nın babası senelerce oğlunun asker olacağı günü hayal etmişti. Lakin Mustafa Mülkiyeli olmayı ve politika üretmeyi tercih etti. Bir gün Vali olmayı hayal ediyordu ama Fethullahçı Terör Örgütü’nün devlet kademelerini ele geçirmesi ve kendi militanlarını yerleştirmeyi tercih ettiği için bir türlü hayalini gerçekleştirmeyi başaramadı. İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir kurumda çalışmak kısmet olmasa da, ulusuna siyasi çalışmaları ile destek olma yolunu tercih etti. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin de Osmanlı Devleti’ni korkunç çıkmazdan kurtarmak için çabasına hayrandı. Belki cemiyet amacında başarılı olamadı ama bu uğurda mücadelelerini takdir ile karşılardı. İttihat Ateşi dedikleri çağdaş kıpırdanmaları da İttihatçı kesimin çabasından ve mücadelesinden esinlenmişti.

7. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Rahip

Gün Karanlık

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Zamana yolculuk

Recep ile Nadan

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Kurtuluş

Haziran

Benim Öyküm

Kirli Melek