İttihat ateşi

İttihat Ateşi 2. bölüm

Mehmet Başkan‘ın yazdığı İttihat Ateşi öyküsünü daha iyi anlayabilmek için öncelikle 1. bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

İttihat Ateşi

Sabah 7’de Niyazi Mustafa’yı uyandırdı. Kahvaltıyı ise çoktan hazırlamıştı. Mustafa uykulu gözler ile banyoya giderken Niyazi günün programını anlattı. Kahvaltı sonrasında Enver ve Kenan’ın eve sohbete geleceğini duyunca Mustafa keyiflendi. Güzel sohbetin ardından sanat galerisine giderek günü verimli bitirmeyi planlıyorlar. Gecenin karanlığını ise Selim’in evinde imal ettiği rakıyı içerek bitirecekler. Selanik göçmeni olan Mustafa ise mezeleri hazırlayacak.

Sekiz arkadaş Üsküdar sahilde buluşacak ve Cemal’in babasının siyah Vito’su ile Beykoz’a sanat galerisine gidecek. Heykel çalışmaları ve Osmanlı dönemi ressamlarının eserlerini çıplak gözle görme fırsatı bulacaklar. Özellikle Şeker Ahmet Paşa’nın eserini görme heyecanı tüm ekibi sardı. Sekiz arkadaş sohbet ederek sanat galerisinin olduğu köşke kadar geldiler. Cumartesi günleri konusunda hassas davranıyorlar. Kanuni dönemi sadrazamlarından İbrahim Paşa’nın Mohaç Seferi dönüşünde getirdiği üç turunç heykel ile karşılaşınca çocuk gibi heyecanlandılar. Köşke daha girer girmez bu eserleri görmek, gençlerin beklentilerini yükseltti. Orhan eserleri incelerken arkadaşlarına Kanuni dönemi sanat anlayışını ve Doğu Avrupa’nın fethinin sanata etkisini arkadaşlarına anlatmaya başladı.

Sanat galerisine saldırı

Tam bu esnada köşke girip slogan atan beş kişinin sesi tüm köşkte yankılandı. Heykellere saldırmaya teşebbüs eden grubu içeridekiler alkışlayarak protesto ederken Niyazi aniden sanat düşmanı saldırganların üzerine atladı. Orhan, Kemal, Enver ve Mustafa da Niyazi’nin ardından bir an dahi düşünmeden saldırganların üzerine atladı. Son anda tarihi eserler Vahhabi zihniyetindeki saldırganların tahribinden kurtarıldı. Beş saldırgan ise kanlar içinde kaldı. Olay yerine geç de olsa intikal eden polisler, güvenlik görevlisinden neler yaşandığını dinledi.

Beş saldırgan ve beş arkadaş gözaltına alındı. Selim, Kenan ve Cemal ise tanık olarak gittiği emniyette şüpheli durumuna düştü. Sanat eserlerini tahrip etmeye çalışan beş kişi, Niyazi ve arkadaşlarından şikayetçi oldu. Darp suçlaması ile sekiz genç nöbetçi mahkemeye çıkarılacağını duyunca öfkelendi. Yaşanan tartışma sonrasında sekiz arkadaşın mahkemeye sevki geciktirildi. Geceyi nezarette geçiren sekiz arkadaş, birbirini tebrik etti. Gülerek geçirdikleri gecenin ardından savcılık tarafından nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Sekiz genç de nöbetçi mahkeme tarafından tutuksuz yargılanma kararı ile özgürlüklerine kavuştu.

Sekiz arkadaş, serbest bırakılmalarının ardından Mustafa’nın evine gitti. Selim, saldırganların bir güvendikleri olduğunu ve bu nedenle hoyratça saldırabildiklerini söyledi. Bir süre boyunca beraber hareket etmelerini önerdi, Niyazi de kafa sallayarak sessizce Selim’e hak verdi. Mustafa hemen atıldı ve kendisinin evinde herkesin kalabileceğini söyledi. Enver eğlenceli yapısı ile bir kez daha belirdi ve bir Azeri türküsü olan Bu Gala Daşlı Gala türküsünü söylemeye başladı. Sekiz arkadaş hep beraber gülerek türkü söylemeye başladılar. Enver bir kez daha eğlenceli yapısı ile konuyu yumuşatarak sonuca bağlandığını ilan etti. Bir süre sekiz arkadaş Mustafa’nın evinde kalacaklar. Üniversite yıllarından bu yana ilk defa hep birlikte uzun süre kalacaklar.

Güvenlik, birlikteliğin yapı taşıdır

Üniversite yıllarında devlet üzerine yapılan tartışmalarda bir şekilde güvenlik kaygısı ön plana çıkıyordu. Bir toplumda fikir ayrılıkları olan toplumsal tabanlar dahi güvenlik kaygısı söz konusu olduğunda birlikte hareket eder. En azından ulus bilinci yerleşmiş topluluklarda bu geçerlidir. Zaman zaman topluluğun güvenlik kaygısı yöneten sınıf tarafından bir koz olarak kullanılsa da, toplum birlikte olma ve güvenliği sağlamaya odaklanırlar. Eski arkadaşlar da tıpkı bir toplum gibi güvenlik kaygısı ile birlikte hareket etmeye ve bir süreliğine birlikte yaşamaya karar verdi.

Evde yatak sorununu da eski yöntemler ile çözmeye karar verildi. Yer yatakları yapılacak ve öğrencilik yıllarında olduğu gibi yer yatağında yatacaklar. Yerde yatmak değil, şerefi yere sermenin erdem zaafiyeti olduğunun bilincindeler. Selim, çocukluğunda Urfa’ya memlekete gittiğinde dama attıkları yer yatağında amca oğulları ile nasıl gülerek ve oynayarak yattıklarını anlattı. Selim yakın zaman önce kaybettiği amcası sonrasında dağılan ailesini anlattı. Bir aile veya gruba ölüm girdiğinde parçalanma tehlikesinin olduğunu belirtti. “Şuan sekiz kişiyiz ve aklımız ermeye başladığı dönemden bu yana birlikteyiz” dedi. Bir gün birimize bir şey olursa kesinlikle dağılmamaya söz vermelerini istedi.

Selim’in ölüm temelli konuşması sonrasında odada derin bir sessizlik oldu. Mustafa, “benim ailem de, soyum da sizlersiniz. Bir gün bana bir şey olur ise bu ev yine hepinizin olacak. Hiçbir zaman ayrı düşmemeye söz veriyorum. İhanet etmeyeceğimi şerefimden emin olduğunuz için belirtmeme lüzum dahi yok.” diyerek sözünü bitirdi. Enver, yaş aldıkça insanların demlendiğinden bahsetti. “Bir gün demlendiğimiz gibi acıyacağız da. O gün toprağa düşmemiz tek arzum. Son nefese dek birlikte çıktığımız öğrencilik yıllarındaki bu yoldan ayrılmayacağız.” dedi. Ortamın yumuşaması gerektiğini düşünen Enver, “İttihat ateşi yandı bir kere; Hem Fener şampiyon, hem Türkiye aydınlık olacak!” diyerek tebessümle sözünü bitirdi.

3. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Benim Öyküm

Haziran

Kurtuluş

Kirli Melek