İttihat Ateşi

İttihat Ateşi 14. bölüm

Mehmet Başkan‘ın yazdığı İttihat Ateşi öykü dizisinin 14. bölümüdür. Tarih ve sosyal bilimler içeriği yoğun olan İttihat Ateşi öyküsünü kavrayabilmek için önceki bölümleri okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

10. bölüm

11. bölüm

12. bölüm

13. bölüm

İttihat Ateşi

Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin 1. Kongresi’nde alınan kararlar sonrasında sekiz kurucu üye, geriye kalan hususların ikinci kongre içerisinde daha geniş bir kadro ile alınması gerektiğini kararlaştırdı. İttihat Ateşi sloganı ile yola çıkan tarihsel devamlılığı ilke edinen gençler, huzur ve refahı demokratik çizgiler içerisinde hakim kılabilmek için attıkları ilk adımı yeterli buldu. Özellikle Mustafa devamının ikinci kongrenin konusu olması gerektiğini dost sohbetlerinde sık sık dile getirdi. Bir devlet adamı, bir cemiyet yönetimi veya kulüp yönetiminin üyelere yaptık ve oldu dayatmasını yapmaması gerektiğini düşüncesi hakimdi.

Birkaç gün süren sessizliğin ardından Niyazi yeni üyeler için çevremizdeki vatanperver ve demokratik çevreler ile iletişime geçme zamanının geldiğini söyledi. Cemiyet üyelerinin tamamına yakını benzer bir görüşteydi. Lakin Kenan’a göre bir süre çekirdek kadro ile devam edilmesinden yana oldu. Ancak çoğunluğun yeni üyelere kapının erkenden açılmasını savunması sonrasında cemiyet çoğunluğuna itimat etti. Mustafa, bıçaklı saldırıya uğradığında hastaneye gelen vatanperver asker dostlarının cemiyet için biçilmiş kaftan olduğunu dile getirdi. Mustafa, “hatta onlara kuruluş aşamasında haber vermediğim için dahi bana sitem edeceklerdir.” diyecek kadar arkadaşlarından emindi.

Mustafa’nın bu emin tavrı sonrasında Niyazi ise “o halde durmaya ne hacet var? Harekete geçme zamanı, gün çalışma vaktidir!” dedi. Mustafa hiç oyalanmadan İbrahim, Talat ve Muhammed’e buluşmak istediğini belirten bir mesaj yazdı. Şerefli birer Türk askeri olan üç nefer, 15 Temmuz Darbe Girişimi esnasında darbecilere karşı kahramanca karşı çıkmıştı. Güney Doğu Anadolu’da PKK ile mücadele esnasında sergiledikleri üstün performans ile komutanlarının gözdeleri olmuştu. Hatta bazı haber kanalları görüşmek ve haber yapmak istemişti. Ancak bu talebin muhatabı olan Muhammed, keskin bir dille talebi reddetmişti. Terörle mücadelede hayatını ortaya koyan rütbeli ve rütbesiz binlerce kahraman Türk askerinden hiçbir farkı olmadığını ve böyle bir teklifi bir daha duymak dahi istemediğini belirtmişti.

Kahraman Türk ordusu, cemiyetin başının tacıdır

Cemal, Türkiye’nin ilerlemesi için sivil yaşamda verdikleri mücadelenin canı pahasına mücadele eden Türk ordusunun yanında zerre dahi etmediğini söyledi. Bu nedenle, Cemal’e göre Türk askeri başlarının tacıdır. Vatandaşın rahat uyuyabilmesi için canını ortaya koyarak mücadele eden kahramanlar, onlardan çok daha farklıydı. Sebebi ise sivil yaşam itibardan ve iktisadi güçten tasarrufa giderken, askerler doğrudan canlarını ortaya koyma cesaretini gösteriyordu.

Mustafa’nın mesajına ilk yanıt Muhammed’den geldi. Mesajda “şuan İstanbul’da değilim ama haftasonu İstanbul’a gelir gelmez yanına geleceğim. İyisin umarım.” yazıyordu. Mustafa ise “çok şükür iyiyim. Toparladım can dostum, geldiğinde iki kelam edelim.” diye yanıt verdi. Muhammed, haftasonu eve görüşmeye gelecekti. Sırada ise İbrahim ve Talat var idi. Nitekim kısa bir  süre içerisinde ikisinden de yanıt geldi. Her ikisi de şuan Ankara’da olduğunu ama haftasonu İstanbul’a gelebileceklerini belirten birer mesaj gönderdi. Mustafa için üç arkadaşın da aynı anda İstanbul’da olması ve hep beraber oturmak bir avantaj idi.

Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin yeni katılımcılarının yüksek ihtimal ile asker olacaklarına kesin gözüyle bakılıyordu. Yeni üyelere açılmanın yanı sıra iktisadi konular da büyük bir kaygı sebebi olmuştu. Niyazi, “beyler, cemiyet için çalışırken ekonomik açıdan da ayakta kalmak ve yaşamımızı devam ettirebilmemiz gerekiyor. Sizce neler yapabiliriz?” diye sordu. Niyazi’nin sorusu sonrasında Enver söze atıldı ve bir mekan açma teklifinde bulundu. “Hem eşrafı sık sık görme ve iletişim halinde kalma fırsatı buluruz. Dışarıdan müşteriye pek de ihtiyaç duymadan vatanperver ve cesur insanlar ile tanışma fırsatı bulabileceğimiz bir atmosfer yaratmalıyız” dedi. Enver sözlerine soluk bile almadan devam etti. “Özellikle Kadıköy’de küçük bir dükkan tutabilir ve lokal olarak işletebiliriz. Aynı zamanda bu süreç nedeniyle işinden kovulan ve şuan işsiz olan cemiyet üyelerinin ayakta kalmasını sağlamış oluruz.” görüşünü dile getirdi.

Enver, düşüncelerini anlatırken umudu ve heyecanı sesindeki coşkudan hissediliyordu. Enver’in enerjisi, öğrencilik yıllarından bu yana arkadaşlarını motive etme konusunda eşsiz bir etkiye sahipti. En zor anlarda dahi Enver’in olumlu yönde etkisi çevresi tarafından hissedilebiliyordu.

Cemiyet lokali mantıklı bir hamle mi?

Cemiyetin eşrafta duyulmasının ardından cemiyete karşı yaptırımların olacağını tahmin ediyorlardı. Bu nedenle işinden kovulan olur ise gelir elde edebileceği cemiyet bünyesinde bir lokalin olması, cemiyet üyelerinin yere daha sağlam basmasını sağlayacaktı. Gün boyu sekiz kurucu üye, lokal fikri hakkında düşüncelerini dile getirdi. Kadıköy’de bir lokal açabilmek için sekiz kurucu üye de küçük bir bütçe ile katkıda bulunabilirdi. Ancak böyle bir projeyi sekiz üyenin hiçbiri tek başına yapabilecek durumda değildi. Bu konuda ailelerinin maddi imkan veya imkansızlıklarından faydalanmayı düşünmediler. Olabildiğince ailelerini iktisadi açıdan konuya müdahil etmeme konusunda titiz davranacaklarını birkaç gece evvel yemekte dile getirmişlerdi. Lokal konusunu da bu doğrultuda değerlendirdiler.

Niyazi, “İttihat Ateşi sloganı ile yola çıktık. Bu yolda hiçbir maddi çıkarı Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin hedeflerinin önüne çıkmasına izin vermemeliyiz. Bu konuda en ufak bir sorunda dahi olası bir lokali kapatma kararı alınması gerekir.” dedi. Kemal ise kurucu sekiz üyeden şüphe duymadığını ve bu bilincin aramızda yeni katılacak üyelerde de aranması durumunda denetimi hiçbir şekilde kaybetmeyeceklerini savundu. Lokal fikri üyelerin tamamının aklına yatması sonrasında Kadıköy’e giderek dükkan bakmak için hızlı davranılması gerektiği konusunda hemfikir oldular. Para alan emir alır diye bir söz vardır: bu sözü pek çok kişi dikkate almaz ama yolun sonunda kendisini para verenin emir kulu olarak bulur.

15. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Suçsuzum

Bir Hatıra Defteri

Bar Perisi

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Hey taksi!

Kurtuluş

Haziran

Benim Öyküm

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi