İttihat Ateşi

İttihat Ateşi 12. bölüm

Mehmet Başkan‘ın yazdığı İttihat Ateşi öykü dizisinin 12. bölümüdür. İttihat Ateşi, Türkiye’de eğitim almış çağdaş ve vatanperver gençlerin ülkenin daha iyi konuma gelebilmesi için verdiği mücadelenin parçası olarak kurdukları cemiyeti ve faaliyetlerini konu alıyor. Arkadaşlık, dostluk ve sadakatin önemine vurgu yapan öykünün önceki bölümlerini okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

10. bölüm

11. bölüm

İttihat Ateşi

Düzen ve Adalet Cemiyeti, 1. Kongresi’nde ilkeleri tamamlamak için önemli bir efor sarf etti. Milliyetçilik, esnek devletçilik, iletişim, laiklik ve yenilikçilik ilkelerinde karar vermeyi başardı. 2. Oturum hız kesmeden devam ederken Oturum Başkanı Selim, yeni bir ilke için söz isteyen var mı diye sordu. Kenan söz hakkı almak istedi. Selim ise beklendiği gibi kendisine söz hakkı verdi.

Kenan, “mevcut yapıda halkçılık ve cumhuriyetçilik ilkeleri var. Ancak her iki ilkeyi de ayrı bir ilke olarak ele almaya gerek olmadığını düşünüyorum. Sebebi ise belirlediğimiz ilkeler zaten halkçılık ilkesini kapsıyor. Ayrıca mevcut yapıda da cumhuriyetçilik ilkesine aykırı herhangi bir güçlü siyasal yapı olduğunu düşünmüyorum. Toplum tarafından benimsenmiş cumhuriyetçilik ilkesini yeni bir başlıkta ele alarak karşıt bir kesim yaratmaya gerek olmadığı kanısındayım.” dedi.

Kenan’ın cumhuriyetçilik ve halkçılık hakkında görüşleri sonrasında Kemal söz alarak, “toplumumuz 1908’den bu yana Meclis’in varlığı ile alakalı ciddi problemler yaşanmadı, elbette gerçekleşen askeri darbeleri haricinde. Kısacası, askeri darbeler dışında Meclis’in varlığı konusunda bir sıkıntı yaşanmadı. 100 seneyi aşkın Meclis deneyimini göz önüne alır isek bu konuda herhangi bir ilke belirlemenin lüzumsuz olduğunu düşünüyorum. Meclis ve Cumhuriyetçilik aynı değil diye içinizden söylediğinizi duyar gibiyim. Ancak belirtelim ki herhangi bir Hanedan veya ailenin hüküm sürmesi gibi bir durum 1923’ten bu yana olmadı ve olabilecek toplumsal ve siyasal altyapı da yok.”

Kenan ve Kemal’in konuşmaları sonrasında Cemal söz istedi. “Cumhuriyetçilik ve halkçılık konusunda herhangi bir ilke belirlemenin gerekmediği konusunda hemfikir gibi görünüyoruz. Ancak Osmanlı Devleti’nden bu yana Türk siyaseti, askeri darbeler ve hafif tabir ile müdahaleler ile siyasal yaşamı sık sık sekteye uğruyor.” dedi.

Askeri darbe karşıtlığı

Henüz 2016’da 15 Temmuz Darbe Girişimi ile Türk siyasal yaşamı sekteye uğratılmaya çalışılmıştı. Bu konu hakkında Niyazi söz  istedi. “Darbelerin artık bittiğinin dile getirildiği bir dönemde bu teşebbüs, toplum ve asker içerisinde hala darbe motivasyonunun olduğunu gösteriyor. Özellikle askeri yapı, iş dünyası ve siyasetçiler içerisinde askeri darbe yanlısı yaklaşımı ortadan kaldırmak zorundayız. Gerekir ise ileride cemiyetin asker kökenli üyeleri olduğunda askeri yenilikler hazırlamalı ve mevcut hükümete bildirmeliyiz. Askeri yapı içerisinde darbenin ahlaki bir çöküntü olduğu bilincinin yerleşmesi ve askeri okulların bu yönde eğitim vermesi gerektiğini savunmalıyız.” dedi.

Orhan, “halkımızın 15 Temmuz Darbe Girişimi esnasında tepkisiz kalmayarak sokaklara dökülmesi, toplum içerisinde darbe karşıtlığının artık yerleşmeye başladığı anlamına gelir. Toplumun kültürel kodlarına yerleşen darbe karşıtlığının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eğitim sürecinde de işlenmesi ve askeri okullardaki gençlere askerin görevinin siyasete müdahale olmadığı ve görevinin yalnızca iç ve dış saldırılara karşı devleti hükümetin talimatı dahilinde savunma vermek olduğu aşılanmalıdır.” dedi.

Niyazi ise “15 Temmuz gecesi İstanbul’da darbeye karşı toplanıp hep beraber sokaklara çıktığımız gibi gelecekte de olası darbe girişimlerinde de cemiyet olarak aynı reaksiyonu göstermeyi siyasi bir kural olarak belirlemeliyiz. Hatta olası darbe girişiminde sert tepkisini göstermeyenlerin cemiyetten ihracı konusunda bir kural eklemeliyiz. Bu nedenle, darbe karşıtlığını ilkeden ziyade bir kural olarak benimsememizin daha doğru olduğu düşüncesindeyim. Kural olarak darbe karşıtlığını kabul edip ayrıntılı bir şekilde bu konuya yer vermemiz gerekir.” dedi.

Oturum Başkanı olan Selim söz aldı. O halde oylamaya geçelim ve ilke mi yoksa kural mı olması yönünde oylamayı açalım dedi. Cemiyet üyelerinin tamamı oylamaya geçilmesini onayladı. Oylama aşamasında 6 oy kural olması gerektiği yönünde oy kullandı, 1 kişi ise ilke olması yönünde oy kullandı. Selim ise Oturum Başkanı olduğu için oy kullanmayı uygun bulmadığını belirtti.

Darbe karşıtlığı dosyası yeniden gündeme gelecek

Selim, Oturum Başkanı olarak konuşmaya başladı. “Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin 1. Kongresi’nin 2. Oturumu’nun Başkanı olarak yeni bir ilke talebi yok ise cemiyetin ilkeleri bölümünü kapatarak 2. Oturum’un sonlandırılmasını talep ediyorum.” dedi. Yeni bir ilke talebi olmadığını sıra ile tüm üyeler dile getirdi. Niyazi ise “ilkeler sonrası kuralları da belirleyeceğiz. Neden Oturum’un sonlandırılmasını talep ediyorsun?” diye sordu. Selim ise “ilkelerin belirlenmesin aşamasını bitirdik ve kuralları belirleyeceğiz. Bir sonraki aşamada yeni bir Oturum Başkanı belirlememiz daha demokratik olacaktır.” dedi.

Selim’in demokratik tutumu sonrasında Mustafa söz alarak, “işte bu demokrasi bilincinin topluma yerleşmesini sağlar isek ilelebet askeri darbe veya sivil darbe korkusu yaşamayız. Bu nedenle, Düzen ve Adalet Cemiyeti 1. Kongresi 2. Oturumu Başkanı olarak sergilediğin bu demokratik tutumu takdir ediyorum ve senin ile gurur duyuyorum.” dedi.

Selim gülerek “işte İttihat Ateşi budur” diyerek güldü. Cemal, “İttihat ve Terakki Cemiyeti bugün açısından demokratik bir cemiyet değil. Ancak o dönem için demokratik sayılabilecek bir cemiyet idi. Biz de dönemimiz açısından demokratik olmalıyız, hatta döneminde ilerisinde bir cemiyet olmalıyız.” dedi.

Cemiyet kuralları belirleniyor

Cemiyetin birinci kongresinin 2. Oturumu’nun Başkanı olan Selim, yeni oturum için Başkan adayı olan var mı diye sordu. İlk oturumun Başkanı Selim, ikinci oturumun Başkanı ise Selim idi. Bir sonraki oturumda diğer altı cemiyet üyesinin üye olmasını bekleyerek, her ikisi de aday olarak kendilerini öne çıkarmadı. Üsküp kökenli bir köylü aileden gelen Enver, 3. Oturum Başkanı olmak için aday olduğunu belirtti. Tek adaylı bir oturum olmasını istemeyen Mustafa da Oturum Başkanı olmaya aday olduğunu belirtti. Cemiyet üyeleri arasında gerçekleştirilen oylamada Enver için 5, Mustafa için ise 3 oy çıktı. Mustafa gülerek, “ben de Enver’e oy kullandım. Kendime oy kullanacak değilim.” dedi.

Enver, 3. Oturum Başkanı olarak söze girdi. “Cemiyetimizin 1. Kongresi’nin 3. Oturumu’nun Başkanı olarak oturumu açıyorum. Cemiyetimizin kısa zamanda yapısal sorunları geride bırakabilmesi için ilke ve kuralları tamamlamayı amaçlıyoruz. Bu nedenle, süreci fazla uzatmadan sonuç odaklı hareket etmemize özen göstereceğim. Cemiyetimizin kuralı olmasını talep ettiğiniz hususlar konusunda söz almak isteyen var mı?” dedi. Niyazi, söz istedi ve Oturum Başkanı tarafından kendisine söz verildi.

Herhangi bir siyasi partiye üye olmama kuralı

Niyazi, “evvelki oturumlarda darbe karşıtlığı, Oturum Başkanı’nın belirlenmesi, Oturumlar dışında cemiyetin Başkanı’nın olmaması ve ilkeler arasında denklik kural olarak belirlenmişti. Bu kuralların üzerine ekleme yaparak gideceğimizi hatırlatarak söze başlamak istiyorum. Kural olarak cemiyetimizin partileşme sürecine gidene dek herhangi bir siyasi partiye üye olmama kuralını getirmesini talep ediyorum. Üyelerimizin herhangi bir siyasi parti ile anılması, gelecekte olası iktidarımızda partimizin herhangi bir siyasi partinin devamı olarak nitelendirilmesine neden olabilir. Cemiyetimize üye olacak olanlardan herhangi bir siyasi partiye üye olmadığına dair döküman almamızı ve 6 ayda bir yeniden herhangi bir siyasi partiye üye olmadığına dair belge verilmesini öneriyorum.”

Orhan söz isteyerek, “Niyazi’nin ortaya attığı kuralın kesinlikle uygulanması taraftarıyım. Cemiyetimizin kesinlikle Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi veya Halkların Demokratik Partisi’nin devamı niteliğinde olmadığını topluma anlatabilmemiz için hassas bir öneme sahip bir kural olacaktır. Siyasi parti şeklini aldığımızda herhangi bir siyasi parti ile anılmamız hiçbir şekilde kabul edilemez. Mevcut partilerin devamı niteliğinde olsaydık yeni parti planı yapmamıza lüzum olmaz ve o partide faaliyet gösterirdik. Sonuç olarak, İttihat Ateşi hiçbir siyasi parti ile bağdaştırılmamalı.” dedi.

Kenan ise siyasi parti konusunda üye sayısını arttırma sürecinde hız kaybetmeye neden olabileceğini dile getirdi. Kenan, “ancak bahsettiğiniz gibi hiçbir siyasi parti ile anılmamak için gerekli bir hareket olduğunu düşünüyorum. Ayrıca herhangi bir siyasi parti ile milletvekili olarak seçilen veya bağımsız olarak milletvekili seçilenlerin cemiyet üyeliğine kabul edilmemesini de eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. İleride partileşme sürecine gidildiğinde geçmişte milletvekili olanların partiye üye olabileceğini ama milletvekili adayı olamayacağını eklemek gerektiğini de vurgulamak istiyorum.” diyerek sözlerini noktaladı.

Oturum Başkanı olan Enver, bu konuda herhangi bir şey eklemek isteyen veya itirazı olan var mı diye sordu. Ancak diğer üyelerden herhangi bir tepki gelmedi. Tepkisizlik sonrasında, Enver ise o halde oylama aşamasına geçebiliriz diyerek oylamayı başlattı. Yapılan oylamada 7 evet oyu çıktı ve oy birliği ile bu kural da kabul edildi.

Üyelikten ihraç şartları

Darbe karşıtlığı, ilkeler arasında denklik, herhangi bir siyasi partiye üye olmama ve geçmişte mebus olanların cemiyete üye olamayacağı kurallarının belirlenmesi sonrasında cemiyetin 8 kurucu üyesi, yeni maddeleri de belirlemek için kolları sıvadı. Oturum Başkanı Enver, yeni bir kural talebi olan var mı diye soru yöneltti cemiyet üyelerine. Enver’in sorusu üzerine Kemal söz istedi. Oturum Başkanı olan Enver ise Kemal’e talep ettiği söz hakkını verdi.

Kemal, “ileride cemiyete üye olanlar hatta aramızdan biri ile alakalı sıkıntılar yaşanabilir. İhraç ve üyelik dondurulması gibi cezai yaptırımların hangi durumlarda gerçekleşeceğini de belirlememiz gerekiyor.” dedi. Kemal bir bardak su içtikten sonra sözlerine devam etti:

“Hırsızlık, iftira, yolsuzluk, cinayet, darbe destekçiliği, ırkçılık, bölücü faaliyetler ve ülke aleyhine ajanlık gibi durumlarda doğrudan ihraç yöntemine başvurulmasını talep ediyorum. Önce memleketin, sonra cemiyetin selameti için bu tarz faaliyetlerde bulunmuş insanlara kesinlikle taviz verilmemesi gerektiğini savunuyorum. Kültürel ve siyasi yozlaşmaya neden olabilecek bu tür faaliyetler, memleketimiz ve cemiyetimiz aleyhine neticeler  doğurur. Bu insanlar ile kesinlikle hiçbir birlikteliğimiz veya işbirliğimiz olmamalı.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Kemal’in bu konuşması sonrasında Mustafa ayağa kalkarak uzun bir süre alkışladı. “Senin ve düşüncelerin ile gurur duyuyorum Kemal!” dedi. Mustafa’nın ardından diğer cemiyet üyeleri de ayağa kalkarak Kemal’i alkışladı. Niyazi, “Düzen ve Adalet Cemiyeti olarak bu çizgide olmamızdan kıvanç duyuyorum.” dedi. Selim ise gülerek “işte İttihat Ateşi budur!” diye bağırdı. İttihat Ateşi sloganı ile çıktıkları yolda cemiyet üyelerinin tamamı erdemli birer insan olmayı yaşamlarının merkezine oturtmuştu. Kısa süreli uğultu sonrasında oylama aşamasına geçildi ve oy birliği ile bu talepler kabul edildi.

13. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Suçsuzum

Rahip

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Kurtuluş

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Benim Öyküm

Toprak ana

Benim Hikayem Biterken Başladı

Gün Karanlık

Haziran

Hey taksi!