İttihat Ateşi

İttihat Ateşi 11. bölüm

Mehmet Başkan‘ın yazdığı İttihat Ateşi öykü dizisinin 11. bölümüdür. İttihat Ateşi sloganı ile yola çıkan sekiz gencin Düzen ve Adalet Cemiyeti çevresinde toplanarak vatanperver gayelerini gerçekleştirmek için çabalarını anlatan bir öyküdür. İttihat Ateşi öykü dizisini anlayabilmek için ilk bölümden itibaren okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

10. bölüm

İttihat Ateşi

İttihat Ateşi sloganı ile yola çıkan sekiz gencin kurduğu Düzen ve Adalet Cemiyeti‘nin ilkelerini belirlemek için geçen uzun gecenin ardından sekiz arkadaş da kendilerini yataklarına attı. Ancak Niyazi’yi bir türlü uyku tutmadı. İkbalin belirsizliğinin verdiği kaygı, geceleri uykuya haram kılmıştı. Niyazi ile aynı odada uyumaya çalışan Orhan da arkadaşının kıpırdanmalarından dolayı uyuyamadı. Orhan doğrularak yataktan kalktı ve Niyazi’ye “yapabilecek miyiz?” diye sordu. Aslında Orhan yapamamaktan korkmuyordu, sadece yapabilecekleri yönünde bir telkin ile yalnız olmadığını hissederek uykuya dalabilmek istiyordu. Niyazi, Orhan’ın sorusunu kısık bir sesle “başaracağız, başaramaz isek de elimizden geleni yapmış olacağız!” diyerek yanıtladı.

İttihat Ateşi

İttihat Ateşi

Mustafa sabah 7’de uyandı ve kahvaltı hazırlıklarına başladı. Kahvaltıyı hazırlar iken Edip Akbayram’ın sesinden Hasretinle Yandı Gönlüm açtı. “Başa geldi olmaz işler, bin bir dertle doldu gönlüm.” cümlelerini söylerken Mustafa’nın gözünden bir damla yaş süzüldü. Sabah haberlerde Afrin‘de mücadele veren Türk ordusundan gelen şehit haberi ile korkunç bir güne başladı. Türk milletinin sonsuza dek vatanı olacak olan Türkiye’nin sınır güvenliği için canını ortaya koyan vatanperver askerlerin can güvenliği ve Türkiye’nin güvenliği için dualar etti. Bir an Mustafa kendisini tutamadı ve hıçkırıklara boğuldu. Afrin’den gelen şehit haberi, Mustafa’nın yüreğini dağladı. Mustafa’nın hıçkırık sesi ile Niyazi ve Orhan da uyandı. Şehit haberi ile Niyazi ve Orhan’ın boğazı düğüm düğüm oldu. Tek kelime dahi edemediler. Biliyorlardı ki ağızlarını açacak olurlar ise gözyaşlarını tutamayacaklar.

Suriye’den gelen şehit haberleri, Düzen ve Adalet Cemiyeti‘nin sekiz kurucusunu derinden etkiledi ve harekete geçmek için daha da hırslandırdı. Türkiye’nin daha iyi bir konuma gelebilmesi için son nefeslerine dek mücadele etmeye kararlı olan sekiz genç, hiç zaman kaybetmeden Düzen ve Adalet Cemiyeti ilkelerini tamamlamak için ev işlerini bitirdikten sonra salonda toplanmaya karar verdi. Kaybedilecek tek bir an dahi yoktu, olamazdı da…

İkinci Oturum için toplandılar

İttihat Ateşi sloganı ile yola çıkan Düzen ve Adalet Cemiyeti‘nin kurucuları, cemiyetin ilkeleri için İkinci Oturum için salonda toplandı. Oturum başlarken her oturumda yapılacağı gibi Oturum Başkanı belirlemek için bir önceki Oturum Başkanı adayları sordu. Cemiyetin ikinci oturumunda Başkan olarak oturumu yönetmek için ilk talip olan Selim oldu. Selim’in adaylığı sonrasında kurucu üyelerden bir başka aday çıkmadı. Oy birliği ile Selim Oturum Başkanı olarak seçildi. Selim sakin bir ses tonu ile “cemiyetimizin ilkelerini belirlemek için İkinci Oturum için toplandık. Milliyetçilik, iletişim ve esnek devletçilik anlayışı dışında hangi ilkeleri öneriyorsunuz?” dedi. Selim’in hızlı girişi sonrasında Mustafa söz hakkı istedi.

– Toplum içerisinde barışın sağlanabilmesi ve akılcı politikalar takip edebilmek için laiklik ilkesinin benimsenmesini öneriyorum. Devletin hiçbir politikasının tek bir mezhep veyahut inanç odaklı üretilmemesi gereklidir. Ermenilerin gerçekleştirdiği Hocalı Katliamı öncesinde Turgut Özal’ın söylediği gibi oradakiler mezhep olarak İran’a yakın, onlar yardım etsin anlayışı toplum içerisindeki farklı inançları birbirine düşürebilecek sonuçlar doğurabilir. Toplumun her bir bölümünün devlete karşı aidiyet hissedebilmesi ve sahiplenmesi için her kesime karşı aynı mesafede olmak gereklidir. Özellikle devlet kurumlarında, bilhassa Milli Eğitim ve Milli Savunma anlamında hizipleşme, toplumu keskin ayrılıklara yönlendirebilir.

Mustafa’nın laiklik vurgusu, cemiyetin kurucu üyelerinin tamamı tarafından olumlu karşılandı. Hatta Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce dünyasında yer sahibi olan ve laiklik vurgusu yapan Ahmet Rıza‘nın laiklik çizgisine vurgu talep edildi. Jön Türkler hareketinin öncülerinden Ahmet Rıza’nın diğer İttihatçılardan ayrıldığı en önemli noktalardan birisi, laiklik vurgusu idi. Cemiyetin tamamı da Ahmet Rıza ve Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik vurgusunu doğru buluyordu. İlkeler arasında neredeyse hiçbir tartışmaya yol açmayan, yalnızca laiklik ilkesi oldu denilebilir.

Yenilikçilik

Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin kongresinin ikinci oturumunda bir diğer masaya yatırılan ilke, yenilikçilik oldu. Enver, değişen dünyada her dönem dinamik olabilmek için yeniliklere karşı direnç göstermemek gerektiğini vurguladı. Selim, “Osmanlı Devleti döneminde ve Türkiye’nin birçok döneminde devlet ve millet olarak yeniliklere kapalı olmanın bedelini dünyayı geriden takip etmek zorunda kalarak ödedik.” dedi.

Yenilikçilik ilkesi konusunda söz isteyen Niyazi, “eğer dünyada yaşanan değişiklikleri yakından takip edebilirsek ve zamanında yenilikler yaparsak, devrim niteliğinde kökten değişiklikler yapmak zorunda kalmayız. Her dönem küçük değişiklikler ile çağı yakalamak, biriktirerek devrim niteliğinde değişiklikler yapmaktan çok daha uygulanabilir bir yöntemdir. Bu nedenle, yenilik konusunda cömert olmalıyız. Ancak yenilik adı altında toplum yapısı ve kültürünü zedelememe konusunda hassas olmamız gereklidir. Aksi durumda, devlet ve millet arasında düşünsel ayrılıklar yaşanır ve bunun sonucunda radikal gerici partiler ve örgütler aracılığı ile toplum bağnazlaştırılabilir.”

Orhan, yenilik konusunda kaygılarını da dile getirmek istedi. Mardinli bir aileye mensup olan Orhan, “yeniliklerin yukarıdan aşağıya olmasından ziyade liberal bir çizgide durarak yeniliklerin tabandan yönetime doğru gelişmesini sağlamalıyız.” dedi. Cemiyetimiz bir gün iktidara geldiğinde kesinlikle “yaptık oldu” anlayışını benimsememesi gerekir. Toplumdan kopuk bir yöntem izler isek toplum yeniliklere karşı doğal olarak direnç gösterecektir. Ne yazık ki geçmişte bu hataya düştük. Gerekli yeniliklerde dahi toplum ile uyum içerisinde hareket edilmediği için toplum içinde yeniliklere ciddi direnç gösterildi.” dedi.

Kongre’nin İkinci Oturumu’nun Başkan’ı olan Selim, başka söz isteyen yok ise oylamaya geçebiliriz dedi. Herhangi bir söz talebi olmayınca oylama aşamasına geçildi. Düzen ve Adalet Cemiyeti kurucu üyeleri, oy birliği ile yenilikçilik ilkesini kabul etti.

12. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öykü dizileri:

Rahip

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Gün Karanlık

Benim Hikayem Biterken Başladı

Haziran

Toprak ana

Suçsuzum

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Benim Öyküm

Kurtuluş

Hey taksi!