İttihat Ateşi

İttihat Ateşi 10. bölüm

Mehmet Başkan’ın yazdığı İttihat Ateşi öykü dizisinin 10. bölümüdür. Düzen ve Adalet Cemiyeti‘ni kuran sekiz vatanperver gencin maceralarını konu alan İttihat Ateşi öyküsünü anlamak için önceki bölümleri de okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

İttihat Ateşi

Akşam yemeğinin ardından Düzen ve Adalet Cemiyeti‘nin kurucu sekiz üyesi, cemiyetin ilke ve kurallarını belirlemek için toplandı. İlke ve kuralların belirlenmesi, genel hatların çizilmesi olarak algılanabileceği için sekiz kurucu üye de herhangi bir sorun yaşanmayacağını düşünüyordu. Sonuçta, öğrencilik yıllarından bu yana beraber olan sekiz arkadaş, ortak amaç ve siyasi ilkelere sahip olduğu için uzunca yıllar sorun yaşamadan bugüne dek gelmeyi başardı. İttihat Ateşi sloganı ile yola çıkan kurucu üyeler, birinci kuralı belirlemek için kolları sıvadı. Niyazi, ilk kural için sözü aldığında Selim sözü kesti. Kuralları belirlemeden önce ilkelerin belirlenmesinin kuralların belirlenmesi açısından daha verimli olacağını söyledi. Niyazi de dahil diğer arkadaşlar da Selim ile hemfikir oldu. Önce ilkelerin belirlenmesinde karar kılınmasının ardından Niyazi yeniden söz aldı.

– Öncelikle cemiyetimizin ilk oturumunu gerçekleştirmeden evvel her oturumda olacağı gibi, bu oturumun da Başkan’ını seçmemiz gerekiyor. İlk oturumun Başkan’ı olmak için aday olanlar kimler?

Mustafa söz aldı ve kadim dostu Niyazi’nin ilk oturum için kendisinin Başkan adayı olduğunu belirtti. Mustafa’nın Niyazi’yi aday göstermesinin ardından bir başka aday çıkmadı. Mustafa’nın jesti ardından Niyazi yeniden söz istedi.

– Mustafa’nın nazik jesti beni onurlandırdı. Mustafa’nın önerisini kabul ediyorum. Ancak bundan sonraki oturumlarda başka arkadaşların da Başkan adayı olması, daha sağlıklı bir merkez yönetim kurulunun sağlıklı işlemesi açısından faydalı olacaktır. Aksi halde, tek bir kişinin psikolojik üstünlük kurması üzerine kurulu bir tek adam rejimi ortaya çıkar. Lakin biz kesinlikle tek adam rejimini kabul etmemeliyiz. En azından ben bu görüşteyim.

Kenan söz almak istedi. “Cemiyetimizin sağlıklı temeller üzerine kurulması açısından bu tavrın ve yaklaşımın büyük bir fayda sağlayacak.” dedi. “Öğrencilik yıllarımızdan bu yana hiçbir zaman tek adam sistemlerini sağlıklı ve hesap sorulabilir olarak görmedim. Diğer arkadaşlarımızın da farklı görüşte olduğunu düşünmüyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

İlk oturumun Başkanı belirlendi

Gelecekte gerçekleştirilecek olan her oturumda olacağı gibi oturum için ilk Başkan’ın belirlenme aşamasına geçildi. Niyazi’nin tek aday olarak girdiği oylamada, tam oy alarak Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin ilk Başkan’ı seçildi. Türk tarihine yön vermek isteyen cemiyet, ilke ve kurallarını belirlemek için bir sonrası aşamaya geçti. Niyazi’nin Başkan olarak seçilmesinin ardından öncelikli ilkenin ne olması gerektiğini sordu. Enver söz almak istedi. Oturum Başkanı olan Niyazi ise Enver’e söz hakkı verdi.

Milliyetçilik ilkesi üzerine

– Birinci ilke olarak milliyetçilik ilkesinin yer alması gerektiğini düşünüyorum. Yüzlerce sene boyunca Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin gerisinde olmasına rağmen milliyetçi duygular ve vatan sevgisi üzerine kurulu bir şuur sayesinde devletlerimiz ayakta durmayı başardı. Kurmayı hayal ettiğimiz yeni düzende gelecekte yaşanacak deformasyonlarda emniyet kemeri görevi görmesi açısından milliyetçilik ilkesinin en önemli yapı taşı olduğunu düşünüyorum. Milliyetçilik tanımında ise ırk bazlı bir milliyetçilik anlayışından ziyade yurttaşlık kavramı üzerine kurulu bir anlayışı daha sağlıklı buluyorum.

Enver’in milliyetçilik ilkesi önerisi sonrasında Kemal söz istedi. Kemal, Enver’in yaklaşımının yetersiz olduğu düşüncesinde gibi görünüyordu. Kemal’in yüz ifadesinden eksiklerden dolayı kaygılı olduğu hissediliyordu. Oturum Başkanı olan Niyazi, söz hakkını Kemal’e verdi.

– Enver’in söylediği gibi özellikle bu coğrafyada milliyetçilik önemli bir ilkedir. Ancak bahsettiğin deformasyon sürecine girilir ise popülist politikacılar tarafından milliyetçilik ilkesi çarpıtılarak iktidarlarını güçlendirme amacı ile kullanılabilir. Hatta milliyetçi duyguları kullanarak iktidarlarını devam ettirebilmek için dış politikada agrasif bir politika dahi seyredebilirler. Bu nedenle, milliyetçilik ilkesinin özellikle 21. yüzyılda çarpıtılarak tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorum. Binlerce Türk gencinin popülist politikalar sonucunda hayatını kaybetmesinin vebalinin altından hiçbirimiz kalkamayız.

Kemal ve Enver arasındaki fikir ayrılığını ortadan kaldırabilmek için Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin kurucu üyeleri bir karar vermek zorunda. Henüz ilk ilkede farklı fikirlerin ortaya çıkması, Mustafa ve Kenan tarafından olumlu karşılandı. Sonuçta farklı fikirler, daha iyi fikirleri ortaya çıkartılabilir. Elbette, bunun olabilmesi için sürecin doğru yönetilmesi gerekiyordu. Aksi durumda ise siyasi istikrarsızlık ve karar alma sürecinin tıkanması gibi sonuçlar doğurabilirdi.

İlkeler arasında denklik fikri

Orhan söz almak istediğini belirtti. Oturum Başkanı olan Niyazi ise Orhan’a söz hakkı verdi. Salonda çıt çıkmıyordu ve yedi üye de pür dikkat Orhan’a bakıyordu.

– Milliyetçilik ilkesi konusunda hem Enver, hem Mustafa doğru düşünüyor. Milliyetçilik ilke olarak belirlenmeli ama Kemal’in söylediği süreç de yaşanabilir. Ne yazık ki yaşanma ihtimali konusunda Kemal ile hemfikirim. Bunun da bir çözümü var. Çözümü de anlatayım. İlkeler arasında bir hiyerarşi olmaz ve ilkeler arasında üstünlük belirlenmez ise milliyetçilik ilkesinin odak olarak alınması sonucunda popülist politikaların ortaya çıkma ihtimali de azalabilir. Aynı sorunu emin olun ki diğer ilkeleri belirlerken de yaşayacağız. Sebebi ise deformasyon süreçlerinde her ilke popülist politikacılar tarafından suistimal edilebilir. Bu nedenle, ilkeler arasında bir denklik ortaya koyar isek diğer ilkeleri belirlerken de bu sorunu yaşamayız.

Topluma uygun ilkeler olmalı

Cemiyetin ilk oturum Başkanı olan Niyazi, “müsaadeniz var ise bu konu hakkında ben de görüşlerimi açıklamak istiyorum. Bu konu hakkında söz isteyen kimler var?” dedi. Salonda hiç ses çıkmaması sonrasında Niyazi sözlerine başladı.

– Milliyetçilik ilkesi konusunda ve diğer ilkelerden çözüm yolu olarak Orhan’ın ortaya koyduğu öneriyi doğru buluyorum. İlkelerin tamamı için bu tehlike var. Ancak bu tehlikenin en kanlı sonuçlar doğuracağı ilke, milliyetçilik ilkesidir. Bu nedenle, ilk olarak milliyetçilik ilkesinde bu konunun açılması doğru oldu. Türk toplumu, tarih boyunca milliyetçilik kavramı ortada yokken dahi milliyetçi duygular ile devletine aidiyet hisseder ve her şeyini ortaya koymaktan çekinmezdi. İlkelerin toplum yapısına uygunluğu bakımından özellikle milliyetçilik ilkesinin geçerli ilkeler arasında yer alması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Cemiyetimiz kesinlikle toplumun genel hatlarından kopuk olmamalı.

Niyazi’nin milliyetçilik konusundaki fikirleri sonrasında Enver’in yüzü güldü. Kemal ise anlayış ile karşılayarak tebessüm ederek başını salladı. Kısa süreli bir sessizliğin ardından Kemal yeniden söz almak istedi. Oturum Başkanı Niyazi ise söz hakkını Kemal’e verdi.

– Milliyetçilik ilkesi ve diğer ilkeler için geçerli olacak olan ilkeler arasında denklik fikrinin doğru olduğunu düşünüyorum. Niyazi’nin toplum yapısına uygun ilkeler belirlenmesi ve toplum ile farklılıklarının yoğun olmaması düşüncesini şiddetle savunuyorum.

İlk ilke ve kural için karar alındı

Milliyetçilik ilkesi ve ilkeler arasında denklik fikrinde ortak bir karar alındığı düşüncesinden dolayı artık ilk ilkenin belirlenmesi için herhangi bir engel kalmamış gibi görünüyordu. Bu nedenle, Niyazi naif sesi ile sessizliği yırtıp attı.

– Eğer bu konuda farklı bir düşüncesi veyahut kaygısı olan yok ise oylama aşamasına geçebiliriz.

Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin kurucu üyeleri sağ baştan sıra ile oylamaya geçebiliriz dedi. Oylama aşamasında milliyetçilik ilkesi için sekiz kurucu üye de olumlu yönde oy kullandı. Bir sonraki ilkeye geçmeden evvel kural olarak ilkeler olarak denklik kuralının getirilmesi için oylama yapıldı. Yeniden kurucu üyelerin tamamı olumlu yönde oy kullandı. Süreç içerisinde hem ilke hem kural belirlenmeye başladı. Milliyetçilik ilkesinde karar kılındıktan sonra yeni ilke için yeniden kurucu üyelerden söz hakkı istenmesi talep edildi. Niyazi’nin ilke önerisi olan kimler sorusunun ardından geçmişte de konuştukları gibi iletişim ilkesini hatırlatmak için Kemal söz istedi.

– Toplumun her kesiminin iletişim halinde olabilmesi ve devletin her kademesi ve yurttaş arasında iletişim kurulmasının esas alınması, milliyetçilik ilkesinin dahi temelini oluşturuyor. Milli mutabakat için iletişim büyük bir önem taşıyor. İlkeler arasında iletişim yer almalı. Aile içerisinde, cemiyet içerisinde, bürokrasi içerisinde ve yurdun her kesiminde iletişimin devam etmesi, ortak amaç ve hayallerin devamlılığı için büyük bir önem arz ediyor. Keza, bu konuyu dün de konuşmuştuk ve tamamımız bu konuda olumlu bir fikir beyan etmişti. Sizlerin bu konuda bir kez daha fikir beyan etmenizi istiyorum eğer bir görüş değişikliği yaşamadıysanız.

Niyazi, Kemal’in konuşmasından sonra dün konuştukları konusunda herhangi bir fikir değişikliğinin olmadığını söyleyerek sözünü bitirdi. Yaşanan kısa bir sessizliğin ardından Cemal söz alarak, “o halde haydi oylama aşamasına geçelim” dedi. Cemal’in oylama önerisi sonrasında Niyazi oylamayı açtı. Sekiz arkadaşın tamamı da iletişimin ikinci ilke olarak kabul edilmesi yönünde oy kullandı. Milliyetçilik sonrasında iletişim de ilke olarak kabul edilmiş oldu.

Devletçilik ilkesi üzerine tartışmalar

İkinci ilkenin de belirlenmesinin ardından hiç ara vermeden üçüncü ilke için Niyazi harekete geçti. Üçüncü ilke olarak önerilerinizi alabilirim dedi. Üsküp’ten göç eden köylü bir ailenin mensubu olan Selim, üçüncü ilke için söz almak istediğini söyledi. Selim’in talebi üzerine Niyazi, söz hakkını Selim’e verdi.

– Köylü bir aileden geliyorum ve Türkiye’de köylünün yaşadığı sorunları çok iyi biliyor, aynı zamanda ekonomik açıdan sıkıntıları da yaşıyorum. Üretimde verimsizlik ve emeğin karşılığını alma konusunda büyük bir sorun yaşanıyor. Bu sorunu ortadan kaldırabilmek için komisyoncu ve tefecilerden köylünün kurtarılması gerekiyor. Mahsülün köyden kente gelmesinde aracıların ortadan kaldırılması ve devlet kurumlarının aracı olması gerekiyor. Üretimde ise devletin söz hakkına sahip olması gerektiğini savunuyorum. Elbette yalnızca tarım ve hayvancılık değil, kritik birçok sektörde aynı sorun geçerlidir. Devletçilik ilkesinin yer alması gerektiği düşüncesindeyim. Devletin her sektörde olmasa da, ekonominin genelinde bir aktör, kimi zaman bir aracı olarak yer alması gerektiği kanısındayım. Üretim miktarları ve çeşitliliği açısından devletin süreç yönetiminin merkezinde yer alması, aynı zamanda fiyatların ve maliyetlerin aşağı çekilmesinde önemli bir faktör olur.

Sessizlik bir sarmaşık gibi tüm odayı sardı

Selim’in devletçilik ilkesi sözleri üzerine Urfalı bir aileden gelen Kenan söz almak istedi. Devletçilik ilkesinin bozulması sonucunda hantal bir ekonomik yapının doğacağını iddia etti. Kenan’ın sözleri, Mustafa’nın keşke öncelikle söz alsaydın demesi ile kesildi. Mustafa’nın nazik ikazı sonrasında sessizlik bir sarmaşık gibi tüm odayı sardı. Hiç kimse böyle bir çıkış beklemiyordu. Mustafa’nın uyarısı sonrasında Niyazi, Oturum Başkanı sıfatı ile Kenan’a söz verdi ve konuşmasını istedi. Kenan, tekrardan sözlerine devam etti.

– Kibar ikazı için Mustafa’ya teşekkür ediyorum. Söz alma konusunda dalgınlığıma geldi, haber kanallarındaki kalitesiz konuklar gibi doğrudan konuşmaya başlamamam hoş olmadı tabi. Müsaadeniz ile kaldığım yerden devam ediyorum. Devletçilik ilkesi, teknoloji bakımından burjuvaziyi hantallaştırabilir ve yeniliklerin önünü kesebilir. Ancak Selim’in söylediği gibi tarım ve hayvancılık konusunda devletçilik ilkesi faydalı sonuçlar verebilir. Özellikle eğitim ve sanayi için devletçilik hantallığı getirir. Yeni bir teknolojide devlet öncülük yaparak yolu açabilir. Ancak mevcut bir sektörde devletin piyasaya hakim olması, özel sektörün önünü kesebilir ve uzun vadede yenilikçilik anlayışına ket vurabilir. Bu açıdan devletçilik ilkesini uygun bulmuyorum. Ancak kimi konularda devletçilik ilkesinin uygulanmasının faydalı sonuçlar doğurabileceğini de düşündüğümü belirtmem gerekir.

Selim ve Kenan’ın sözlerinden sonra Niyazi, kurucu üyelerden devletçilik ilkesi hakkında fikir beyan etmelerini talep etti. Büyük tartışmalara gebe olan devletçilik mevzusu, uzun tartışmalara yol açacak gibi görünüyordu. İkinci ilke olan iletişim gereği tartışmalar ve farklı görüşlerden kaçmamak gerektiğinin bilincindeydiler. Memur çocuğu olan Cemal ve Orhan aynı anda söz almak istediler. Aynı anda söz almak istemeleri sonrasında Niyazi ise çözüm olarak alfabetik sıraya göre söz vermeye karar verdi. Bundan sonraki oturumlarda da Başkan olan kimsenin alfabetik sıraya göre söz vermesinin bir teamüle dönüşmesinin çözüm olabileceğini söyledi. Alfabetik sıraya göre ilk önce Cemal söz aldı.

Alım gücü düşük

– İzmirli bir memurun çocuğu olarak dünyaya geldim. Babam vefat edene dek de memuriyeti devam etti. Çocukluğum devlet dairelerinde oyun oynayarak geçti. Az çok bürokrasinin ruhunu bilen ve hissedebilen bir yurttaşım. Özellikle sanayide devletçilik ilkesinin hantallaşma getireceği görüşündeyim. Bir memur çocuğu olarak hiçbir zaman maaşların düşük olduğunu düşünmedim. Yalnızca alım gücünün düşük olduğunu düşündüm. Alım gücünün artması için ise üreticiden pazara gelen ürünün aracıdan arındırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu bakımdan Selim ve Kenan’ın görüşlerinin birlikte ele alınması gerektiği kanısındayım. Özellikle tarım ve hayvancılıkta devletçilik ilkesinin baskın olarak uygulanmasını ama sanayide devletin yalnızca aracı olarak faaliyet göstermesi gerektiğini savunuyorum. Bu yöntem sayesinde üretimden pazara gelene kadar ürün üzerinden alınan komisyonlar ile alım gücünün düşmesinin önüne geçilmiş olur.

Cemal’in sözleri sonrasında Niyazi, tarım konusunda devletin aracı olmasını mı yoksa üretimde belirleyici aktör olarak mı yer alması gerektiğini savunuyorsun? Bu konuya açıklık getirmek gerekli dedi. Niyazi’nin sorusu sonrasında Cemal, tarım ve hayvancılık konusunda Selim ile aynı görüşü paylaşıyorum. Devlet üretim miktarları ve çeşitliliği konusunda karar mekanizması olarak yer alması gerektiğini belirtti. Cemal’in sözleri sonrasında Orhan söz aldı.

Köylünün topraksızlaşması

– Mardinli köklü bir aileye mensubum. Neredeyse yüz elli senedir ailem Mardin’de önemli bir konuma sahip. Yüz elli senedir ailemdeki insanlar bürokrasi, aktif siyaset ve tarım ile meşgul oldu. Babam ise şuan da bürokrat olarak Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda görev yapıyor. Aile kültürü ve geleneğinden edindiğim izlenim, devletin özellikle tarım ve hayvancılıkta etkin rol oynamasıdır. Köylü toprak sahibi olsa dahi ürün çeşitliliği bakımından devletin belirleyici olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, birkaç sene evvel kontrolsüz üretim sonucunda patlıcan ve hıyar ekimi fazla yapıldı ve böyle olunca ihtiyaçtan fazlası üretildi. Hali ile köylü yok pahasına mahsülünü satmak zorunda kaldı. Bir avuç toprağı olan birçok köylü, borç batağına saplanarak toprağını Mardin’in önde gelen ailelerine satmak zorunda kaldı. Yanlış üretim sonucunda köylü topraksızlaştı ve kendi toprağında toprak ağalarının işçisi olarak çalışmak zorunda kaldı.

Orhan’ın sözleri sonrasında Niyazi konuyu toparlamak adına kısa sorular sordu. Niyazi’nin soruları, “tarım ve hayvancılık sektöründe devletçi politikalar, yeni teknolojilerde devletçi politikalar ve mevcut sanayi sektörlerinde ise karma ekonominin devamı konusunda hemfikir miyiz? Devletçilik ilkesi üzerine konuşmaya devam edecek miyiz” oldu.

Devletçilik ilkesi tartışmalarında neredeyse üyelerin yarısı söz aldı ve farklı fikirler ortaya koymaya çalıştı. Oylama aşamasından evvel Düzen ve Adalet Cemiyeti’nin Başkan dışındaki yedi üyesi oylama aşamasına geçebilecekleri yönünde Başkan’ın sağından sıra ile oylamaya geçebiliriz dediler. Yapılan oylamada esnek devletçilik ilkesi üzerinde karar kılındı. 6’ya karşı 2 oy ile esnek devletçilik anlayışı kabul edildi. Üçüncü ilkenin de oylanması sonrasında Niyazi, dördüncü ilkeye geçmeden evvel bir süre dinlenmek gerektiğini söyledi. Verimli bir oturum yapabilmemiz için dinç kalmaları gerektiğini hatırlattı. İttihat Ateşi sloganı ile yola çıkan sekiz vatanperver genç, temellerini attıkları cemiyetin temel ilkelerinin bir bölümünü belirlemeyi başardı.

11. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Hey taksi!

Zamana yolculuk

Haziran

Benim Öyküm

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Kurtuluş

Recep ile Nadan

Suçsuzum

Rahip