İran Suudi Arabistan İlişkisi

İran ve Suudi Arabistan İlişkisi

İran ve Suudi Arabistan arasında başlayan gerilimin köklerini dinde ve özellikle mezhepsel ayrımlarda aramak oldukça yanlış bir yaklaşım olacaktır. Elbette kamuoyu desteği için meselenin mezhepsel boyutta ele alınması söz konusu. Ancak, bu kesinlikle gerilimin mezhepsel olduğu anlamına gelmez.

İran’a ambargoların kalktığı bir dönemde İran’a karşı Suudi Arabistan’ın kışkırtıcı tutumu ve sonrasında İran’ın refleksi kesinlikle tesadüf değil. İki boyutta incelemek gerekir. Birincisine göre, Rusya’ya karşı yürütülecek olası bir Proxy war, İran – Suudi Arabistan savaşı üzerinden yürütülmek isteniyor. Bir diğer boyuttan bakarsak, İran’a ambargoların kalktığı bir döneme İran’ın silahlanmada Batı aleminin ürettiği silahları da alması ve Batı’ya bağımlılığını arttırmaktır.

Petrol ve doğalgaz fiyatlarının dibe vurduğu bir dönemde İran ve Suudi Arabistan’ın savaşma ihtimalinin gündeme gelmesi dahi her iki ürünün de fiyatlarını aniden yükseltecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesini şuan var olan Rusya – ABD geriliminde ABD istemeyecektir. Rusya’da petrol çıkarıyor ve varil maliyeti yüksek olduğu için petrol fiyatları düşükken Rusya için bir getirisi olmuyor denebilir. ABD bu sebeple petrol fiyatlarının dengelenmesi ve hatta düşük tutulması taraftarı olacaktır. Böyle bir ihtimal da olası bir savaşta gerçekleşemeyeceği için savaş gibi bir tehdit yoktur.

Elbette koşulların değişmesi durumunda tüm söylediklerim boşa çıkabilir. Tüm bu söylediklerim mevcut koşullar dahilinde geçerli. Suudi Arabistan uzun süredir çok büyük paralar harcıyor silahlanmaya ama derin bir politik geçmişe, hafızaya ve kültüre sahip olmadığı için büyük bir sıkıntı yaşayacaktır olası bir savaşta. İran’ın çok derin bir politik hafızası ve kültürü vardır. Bu koşullarda İran savaşa yanaşmayacaktır. 20 sene sonra İran için askeri ve ekonomik koşullar çok daha iyi olacak. Bu şansı İran kaçırmayacaktır ve ekonomik açıdan kalkınma fırsatını çok iyi değerlendirecektir. Elbette bu söylediğim İran’ın politik hafızası ve devlet geleneğini göz ardı etmemesi durumunda geçerli olacaktır.

Son olarak, Türkiye’nin bu gerilimde ve olası bir savaşta durması gereken yere dikkat etmek gerekiyor. Uzun bir ambargo döneminden sonra İran ile ekonomik ilişkileri geliştirmek Türkiye’nin lehine olacaktır. Çok zengin ve yatırıma aç bir bölgede pazarda pay sahibi olmak Türkiye ekonomisini yukarılara taşıyacaktır ve AK Parti hükümetinin ömrünü uzatacaktır. Bu sebeple, Türkiye’nin komşusu ile sıkıntı yaşamamak adına tarafsız kalmayı ve iki ülke arasında bir köprü vazifesi olmayı hedeflemesi gerekiyor. Ne yazıkki şuan görüntü pek o şekilde olacakmış gibi değil. Bu politikanın içerisinde insan nerede derseniz? Politikada insan ne arar? Thomas Hobbes’un dediği gibi “insan insanın kurdudur.”