hegemonya

Hegemonya ve sömürgecilik üzerine

Hegemonya nedir sorusuna yanıt verirken doğrudan bir tanım vermek yermek sağlıklı olmaz. Hegemonya tanımı için örneklere bakmak gerekir. İspanya ve Portekiz’in Güney Amerika ve Orta Amerika’daki sömürgeciliğinin devamlılığı, hegemonya için önemli bir tarihsel emsaldir. İç işler olarak incelendiğinde ise tek parti hegemonyası önemli bir kavramdır.

Hegemonya nedir suali üzerinden incelemek yerine örnekler ile ele almak gerekiyor. Güney Amerika’nın işgal edilmesi sürecini incelemek gerekiyor. İspanyol ve Portekiz krallıkları yeterli ekonomik ve askeri imkanlara sahip olmamasına rağmen Güney Amerika‘yı köleleştirmeyi başardı. Üstelik bu köleleştirme sürecinde ilk dönemler dışında orantısız güç kullanma gereği de çok fazla duymadı. Portekiz ve İspanya’nın Güney Amerika’daki ağırlığına o bölgede yaşayan halkların tepkisiz kalması önemli bir konudur. Hegemonya denilen güç, Güney Amerika’daki sömürgecilik hareketini en doğru açıklayacak kavramdır.

İspanya ve Portekiz Amerika kıtasında askeri bir güce sahip değildi. Oysa bölgede iktidarlarını kurmayı başardılar. Amerika’da İspanyol ve Portekizliler azınlıktaydı. Hatta Amerika’da doğan İberyalıların sayısı bile oldukça azdı. Yine de yeni işgal edilen kıtada iktidarı elde tutmak büyük bir zorluk teşkil etmedi. Peki üç asır boyunca İspanyol ve Portekiz işgali ve sömürüsü nasıl devam etti?

Sosyal liberalizm ve Sosyal Darwinizm mücadelesi

Hegemonya

Hegemonya, alt tabakaların elit kesimin egemenliğini şiddet dışı faktörler ile kabullenmesine dayalı egemenlik biçimidir. Hegemonya, şiddet yolu ile denetimin tersidir. Kültürel ve sosyal egemenlik üzerine kurulu bir egemenlik biçimidir. Alt sınıfların kendi konumlarını kabul etmesine dayanıyor. Örneğin, Türkiye’de günde 14 saat çalışan bir işçinin 1400 TL almasına rağmen sadece ticarette aracılık yaparak milyonlarca dolar kazanan insanların ekonomik gücünü kabullenmesi gibidir. Bu dünya böyle gelmiş böyle gider algısı önemli bir rol oynar.

Hegemonya yumuşak bir güç olarak görünse de, alt tabaka için zararları çok büyük olur. Alt tabakanın yalnızca emeğini ve mülkiyet hakkını gasp etmek ile kalmaz. Ayrıca alt tabakanın benliğini ve kişiliğini de aşağı olarak görür ve aşağı gördüğü gibi alt tabaka da aşağı olduğunu kabul eder.

Osmanlı Devleti’nde İttihat ve Terakki

Zinedine Zidane ve Fransa hegemonyası

Fransa Milli Takımı‘nın ve Real Madrid‘in efsanevi sporcusu Zinedine Zidane, Cezayir kökenli bir Fransız vatandaşıdır. Zidane’ın doğduğu senelerde Cezayir’de milyonlarla ifade edilen Cezayirli Fransızlar tarafından katledildi. Cezayir’de Fransa egemenliği için Cezayirliler katledildi. Ancak Zidane ve diğer Cezayir kökenliler ağabeylerinin, ablalarının, annelerinin katillerinin bayrağı altında bulunmaktan gurur duydular. Zidane ve diğerlerinin Fransız kimliğini kabul etmesi, Fransız hegemonyası örneğidir. Zihinlere yerleşen Fransa ve Fransızlar her zaman Kuzey Afrikalılardan üstündür algısı, Zidane ve diğerlerini etkiledi.

hegemonya

hegemonya

Sosyal demokrasinin yükselişi

Kültürel hegemonya ve din ilişkisi

Din, kültürel hegemonyanın en önemli unsurlarından birisidir. Güney Amerika’da İspanyol ve Portekiz sömürgeciliği de din faktörü sayesinde kolaylaşmıştır. Kilisenin Hristiyanlaştırdığı yerliler ve Afrikalı köleler, yeni dinlerinde sadece inançlarını değil, toplumsal statülerini de değiştirdi. Hristiyan olmaları demek, yeni oldukları dinde deneyimli Avrupalıların yanında cılız kalmaları oluyor. Güney Amerika’daki kilise ve ruhban sınıfı hiyerarşisi içerisinde yerliler ve Afrika kökenliler neredeyse hiç yer almıyordu. Kısaca, Güney Amerika’da Hristiyanlık Avrupalıların tekelindeydi. Yerliler ve Afrikalılar ise Avrupalıların çıkarlarına yönelik bir din yönetimi altında yaşamlarını sürdürdüler.

hegemonya

hegemonya

İspanyol ve Portekiz krallarını ve egemenliklerini sadece dinsiz biri sorgulayabilirdi. Bir Hristiyanın İberya hegemonyasını sorgulaması, dinsizlik anlamına geliyordu. İnancı olan bir Hristiyan, bu egemenliği sorgulayamazdı. Eğitim, gücü ve toplumu yönlendirmektir. Kilise ise eğitim sistemini elinde tutarak Güney Amerika’da toplumları yönlendiriyordu. Kilise, toplum yaşamının her aşamasına hükmediyordu. Kilise çanları, Güney Amerika’da çalışma saatlerini, mola saatlerini, paydos saatlerini ve dua saatlerini belirliyordu. Kilise, Güney Amerika’da iktidarın temeli oldu.

Hegemonyanın ataerkilliği

Hegemonya, kültüre nüfuz ederek alt tabakanın tehlikesiz hale gelmesi üzerine kuruludur. Hegemonyanın özellikleri, toplumu ataerkil bir şekle büründürmeyi hedefler. Babalar dünyayı, cenneti, devletleri ve aileleri yönetir algısı yaratarak hegemonyanın temelleri atıldı. İberyalılar ise Güney Amerika kıtasının baba figürü olarak kültürel baskınlığını gösteriyordu.

hegemonya

hegemonya

Kültür ve günlük yaşama sirayet etme konusunda kilise en önemli aktör oldu. Çalışma saatleri, evlilik, ölüm, doğum, ibadet ve eğitim gibi birçok alan kilisenin tekelindeydi. Toplumu görünmeyen sopalar ile terbiye ediyordu. Günlük yaşama etki ettiği gibi, coğrafi ve siyasi haritaya da etki ediyordu. Yerleşim yerlerinin adı o bölgedeki azizlerin ismi ile birlikte anılıyordu. Örneğin, Sao Sebastiao do Rio de Janeiro olarak kent isimlendirilmiştir. Egemenlik, alt tabakanın kültürüne tamamen işlenmiştir.

Hegemonyanın reddi

Hegemonyayı reddedebilmek için baskın tabakanın olumlu veya olumsuz tüm kazanımlarını silebilmek gerekiyor. Avrupa kültürünü, dinini ve dilini reddetmek, Güney Amerika halklarına huzur getirebilirdi. Ancak kültürel bağımlılık, bağımsız devlet olduklarında dahi devam etti. Hatta bağımsızlıkları döneminde himayesi altına girecekleri bir otorite aradılar. Kendileri gibi sömürge olduğu için bir dönem Amerika Birleşik Devletleri ile yakınlaştılar. Meksika’da bir bölgeyi ABD’nin işgal etmesi, büyük bir travma yarattı. Kendileri gibi sömürge olan bir ülke, Güney Amerika’ya karşı işgale kalkıştı.

Bağımsızlık döneminde Fransa ile ilişkilerde de İberyalıların özgüvensizleştirmesinin etkisi görüldü. Fransa ile yakınlaşma döneminde Güney Amerika, Latin Amerika olarak adlandırılmaya başladı. Latin Amerika denilerek Fransa’nın hegemonya kurma girişimi başladı. Bir başka örnek vermek gerekir ise, Cezayirli Zinedine Zidane Fransa milli formasını giymeyi reddetmeliydi. Fransa ve Fransa’ya ait tüm değerleri reddederek Cezayirli kimliğini yaşatmalıydı. Ancak kültürel damarları koparıldığı için kendi kökenini adi ve alt tabaka olarak kabul ettiği için böyle bir durum söz konusu olamaz. Fransa, Cezayir Soykırımı ile Fransız halkının vicdanını zedelemedi, çünkü hegemonya anlayışına göre Cezayirliler erdemsiz ve alt tabaka insanlardan oluşuyor.

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek yazılar:

Evimizdeki Konsomatris

İran dış politikası üzerinde Rusya etkisi var mı?